"Kök hücre yasası" bünyeye nasıl etki edecek?
Temmuz ayında tatile girmesi gereken Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kapanmasının ertelenmesi kamuoyunda barış sürecinde yeni bir adım anlamına gelen çerçeve yasaya ilişkin beklentiyi artırdı. Çerçeve yasa olarak nitelendirilen tasarının Sakarya'da toplanacak AKP istişare ve değerlendirme toplantısında Cumhurbaşkanı Erdoğan'a sunulması bekleniyor. Taslak uygun görülürse daha sonra da diğer siyasi partiler ile paylaşılacak.
DEM Parti temsilcileri dün bir kez daha gazeteciler ile bir araya geldi. Toplantıda TBMM Başkan Vekili ve İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan, HDP Eş Genel Başkanı Sultan Özcan, parti sözcüsü Ayşegül Doğan ve DEM Partili Milletvekili Saruhan Oluç vardı. Sadece gazeteciler ile değil, barıştan yana olan herkes ile bir araya geldiklerini, hem süreç hakkında bilgi verdiklerini hem de eleştiri ve önerileri dinlediklerini anlattılar.
Sohbetin en ilgi çeken yanını aktararak başlayayım.
Pervin Buldan, 'Çerçeve Yasa'nın çıkmasının temmuz ayına yetişecek gibi göründüğünü söyledi. Oluç da Adalet Komisyonu ve Genel Kurulda yapılacak mesai ile bunun mümkün olduğunu dile getirdi. AKP tarafından hazırlanan taslağın yarın Sakarya'da yapılacak AKP toplantısında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a sunulması bekleniyor. Adalet Bakanlığı, Milli İstihbarat Teşkilatı ve Milli Savunma Bakanlığı öncülüğünde hazırlanan taslak Erdoğan tarafından kabul edildiği taktirde daha sonra diğer siyasi partilere de iletilecek. Henüz kimse taslakta neler olduğunu bilmiyor ancak, diğer siyasi partilerin de olumlu bakması halinde kısa bir sürede taslağın yasalaşması mümkün.
Öcalan'ın "kök hücre yasası" olarak adlandırdığı taslak İmralı'ya da iletilecek. Bu noktada Öcalan'ın taslağa yaklaşımı önemli olacak. Buldan konuya ilişkin görüşünü aktarırken " Öcalan son görüşmede yasa taslağı önüne geldiğinde bir yol haritası çıkaracağını söyledi. Kimler gelecek, kimler başka ülkeye gidecek, örgütün yöneticileri ne yapacak? sorularının yanıtı Öcalan'ın hazırladığı yol haritasında olacak. Öcalan'ın ve hareketin yasayı kabul edip etmemesi önemli. Öcalan'ın kabul ettiği bir yasaya hareket itiraz etmez. Hareketin kabul ettiği bir yasaya da biz karşı çıkmayız" dedi. Oluç ise asıl mesainin taslağın yasalaşması sonrası başlayacağını "Yasa bir haftada çıkabilir, infaz yasasında değişiklik yapılması gerekiyor ama bunda eşitlik önemli. Terörle Mücadele Yasası'nda değişiklik yapılması gerekir, kayyım derdinden kurtulmak gerekir. Yasanın çıkmasından daha önemli uygulanması olacak. Kaç kişi gelecek, hangi yoldan gelecek, gelenler nerede kalacak? Bu soruların hepsinin yanıtının olması gerekir." sözleri ile aktardı.
Kamuoyunda 'çerçeve yasa" olarak adlandırılan, Öcalan'ın "kök hücre yasası" diye adlandırdığı hukuksal düzenleme tek başına yeterli olmayacak. Bu düzenleme sadece öncül olacak ve ardından demokratikleşmenin önünde engel teşkil eden yasaların değişmesi hedefleniyor. Bu yasal düzenlemeler sürerken Öcalan'ın hukuksal statüsünün önemine dikkat çekiliyor. Buldan, "Öcalan daha önce de kendi durumu ile ilgili düzenlemeyi görmek istediğini söylemişti." diyerek konunun altını bir kez daha çizdi.
Sohbet sırasında öne çıkan olgulardan biri de parti tabanının Cumhur İttifakına, Cumhur İttifakının örgüte güvenmemesi oldu. Oluç, "İktidarın planı elbette bizi demokratik kulvarda zayıflatmak. Bizim planımız da demokratik olarak güçlenmek. İktidar bize güvenmiyor, biz iktidara güvenmiyoruz, kimse kimseye güvenmiyor. Taslağı görmedik, biz hazırladığımız taslağı onlara vermedik, onlar da bize vermedi." dedikten sonra ekliyor: "Süreci bitiren ciddi zarar görür." Buldan ise güvensizlik konusunu "Bir güven sorunu bizim tabanımızda da var. Artık devlet adım atmalı diyorlar. Öcalan'ın sadece devlete değil harekete de bazı şeyleri kabul ettirmekte zorlandığını söyleyebilirim." sözleriyle ifade etti.
İktidarın güvensizliğinin sıklıkla "Örgütün yeniden silahlı mücadeleye dönmesi" kaygısı ile dile getirilmesi yönündeki bir soruya ise Buldan, "Öcalan sunulan yasayı kabul etmese de mutlaka bir B ve C planı vardır. Ama bu yeniden silahlı mücadele olmayacaktır. Silahlı mücadelenin sonlandırıldığı, çözüm sağlamadığı ifade edildi zaten. Belki zaman kaybederiz, ama yine demokratik siyasete yönelik bir plan olacaktır" yanıtını verdi.
Sohbette merak ettiklerimden biri de Buldan'ın söylediği "AKP ile de MHP ile de devlet yetkilileri ile de görüşüyoruz" sözleri oldu. Malum bir süredir her salı günü televizyon karşısına geçip "bakalım süreç ne durumda" diye MHP Grup Toplantısında Devlet Bahçeli'yi dinliyoruz. Yapılan görüşmelerde kimin daha 'ileride' durduğunu, motor güç olarak kimin göründüğünü sordum. Buldan'ın soruya yanıtı Devlet Bahçeli oldu; "Bahçeli hepimizin önünde, hatta bizim de önümüzde. Bu meselenin çözümü konusunda Erdoğan'ın da samimi olduğuna inanıyorum. Çok fazla içine girmese de onun görüş bildirmesi önemli"
Çözüm sürecinin ardından merak edilen bir diğer konu ise Selahattin Demirtaş'ın durumu ve CHP'de yaşananlar oldu. Parti Sözcüsü Ayşegül Doğan, "mutlak butlan" kararının ardından eş başkanların Özgür Özel'i ziyaret ettiğini hatırlattı. Doğan, "Bizim için muhalefetin zayıflamaması, parçalanmaması önemli. Bu nedenle Özgür Özel'e Kılıçdaroğlu ile aralarında yapılacak görüşmeler için kolaylaştırıcılık da yapabileceğimizi ifade ettik. O dönemde Kılıçdaroğlu, Özgür Özel'in grup başkanı olmasını tebrik etti. Ancak sonrasında yaşananlar zaten bu öneriyi pratikte ortadan kaldırdı." dedi. Pervin Buldan ise Demirtaş'ın durumunu sürekli olarak gündeme getirdiklerini belirtti ve ekledi; "Erdoğan, Demirtaş CHP, kayyum konuları konuşulurken yorum yapmıyor, sadece dinliyor. Yasa çıktığı zaman ilk adım onların özgürlüğü olacak diye düşünüyorum. Öcalan da Demirtaş için 'Dışarıda olması çok katkı sağlar' diyor."
Parti bu tür toplantıları devam ettirmek ve "süreç kapalı yürüyor" eleştirilerine en azından kendi cephelerinden yanıt vermeyi amaçlıyor. Artık gözler AKP tarafından hazırlanan taslağın kamuoyu ile paylaşılmasında.
(Mİ)