Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Cem Say, 2024 yılında Dekan Fazıl Önder Sönmez’in talimatıyla bölüm başkanlığı görevinden alındı. Karara gerekçe olarak Say’ın “bir öğretim üyesi hakkında gerçeğe aykırı beyanlarda, haksız isnatlarda ve yersiz şikâyetlerde bulunduğu” iddia ediliyordu.
Cem Say, Boğaziçi’nde ‘paraşüt atama’ olarak adlandırdığı tepeden inme atamalara karşı çıkıyordu. Haziran 2023’te 30 civarında olan ‘paraşüt’ akademisyenlerin sayısı Ocak 2024’te 70’i geçti. Sonraki yıllarda ise daha da arttı.
Say, kendisine yönelik haksız uygulamalara karşı kararlılıkla hukuk mücadelesi yürüttü. Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Bilgisayar Bilimleri Anabilim Dalı Başkanlığından hukuksuzca alınmasının ardından mahkeme kararıyla görevine döndü. Okula dönmesinin ertesi günü yeniden görevden alındı; bir kez daha dava açtı ve tekrar görevine döndü. Okul yönetimi bu kez de bir sosyal medya paylaşımını gerekçe göstererek Say’a disiplin cezası verdi. Ceza, “anabilim dalı başkanı ve rektör olamamayı” da kapsıyordu. Say’ın Haziran 2025’te açtığı dava geçtiğimiz günlerde sonuçlandı ve mahkeme, disiplin cezası veren kurulun yasaya göre böyle bir yetkisi olmadığını tespit ederek “maaştan kesme ve anabilim dalı başkanı, dekan, rektör vb. olamama” cezasını iptal etti. Say’ın maaşından yapılan kesinti de kendisine iade edildi.
Prof. Dr. Cem Say ile yürüttüğü hukuk mücadelesi üzerine konuştuk.

Prof. Dr. Cem Say: Paraşüt atamalara itiraz ettiğim için görevden alındım
Uzun zamandır bıkmadan hukuk mücadelesi veriyorsunuz. Hakların giderek tırpanlandığı bir ortamda böylesi kararlar nasıl bir duygu yaratıyor?
Dava açmak zahmetli, zaman alan, sonunda kaybederseniz de masraflı bir iş olacağından ben sadece yüzde 100 haklı olduğum, kazanacağımdan emin olduğum durumlarda dava açıyorum. Bu olayda da kanun apaçık o kurulun yetkili olmadığını yazdığı için kazanacağımdan emindim. Tabii yine de böyle bir kararla karşılaşmak güzel bir duygu.
Okuldan uzaklaştırılmanız şüphesiz ekonomik bir sıkıntıyı beraber getiriyor. Zararınızın tazminini de isteyecek misiniz? Sizinle ilgili hukuksuz işlem yapanlar hakkında bir işlem yapılmasını bekliyor musunuz?
Boğaziçi'nde o kadar çok hocanın başına o kadar çok hukuksuzluk geldi ki bu konu bazen karıştırılıyor; netleştireyim. Ben okuldan uzaklaştırılmadım, yani kapıdan içeri girmem yasaklanmadı (maalesef bunu yaşayan hocalarımız da var, yıllardır okuldan uzak olan, mahkemelerle uğraşan, verdikleri maaşları geri istedikleri Can Candan hocamız var mesela), bana olan, görevimden alınmam ve hukuksuz disiplin cezası kapsamında bir aylık maaşımın bir kısmının kesilmesi idi. O anlamda ben ekonomik bir sıkıntıya girmedim; benim maaşımdan kestikleri parayı tıkır tıkır geri yatırdılar davayı kazanınca. Bu gibi hukuksuz işlemlerden doğan büyük bir zarar var ve tazmin edilmesi gerektiği konusunda çok haklısınız. Mesela benim kazandığım davalara ilişkin dava masraflarını bu hukuksuzlukları yapan bireyler değil devletimiz, yani yine siz ve ben gibi vergi mükellefleri ödüyor. Bir de tabii mahkeme kararının çıkmasına rağmen uygulanmadığı durumlar var; "fakülte kurulu seçimi hemen yapılsın" konulu kararı uygulamayan dekan var mesela. Onun günün birinde başka hukuki sonuçlara yol açacağını tahmin ediyorum.
Öğrenciler nasıl karşılıyor yaşananları? Onlar da sizden alacakları bilgiden yoksun kalıyor. Onların zararı da tazmin edilebilir mi?
Öğrencilerin de başına bir şey gelmesin diye bu konuları öğrencilerle konuşmuyorum fakat tabii en mağdur durumda olan onlar. Alınamayan ders, kapatılan kulüp odası, yaşanamayan gençlik, bunun telafisi olabilir mi? Ben bu yaşımda bilimsel araştırmamdan ayırıp kanun okumak, avukatla konuşmak, soruşturmacıya ifade vermekle heba ettiğim zamana acıyorum, gençlerin zamanının kaybının telafisi olabilir mi?
Adeta satranç gibi karşılıklı hamleler geliyor. Sırada nasıl bir hamle var?
Satrancın birinci kuralı, karşıdakine ipucu vermemektir:)
(Mİ)









