Tuncer Bakırhan: Umut hakkı olmadan barış olmaz
Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) ve Kadın Özgürlük Hareketi (Tevgera Jinen Azad -TJA), “Özgür Önderlikle Özgür Topluma” sloganıyla İstanbul Bağcılar Meydanı’nda miting düzenledi.
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, mitingde yaptığı konuşmada, Kürt meselesinin demokratik çözümü için çerçeve yasa çağrısı yaparak, “Umut hakkı tanınmadan barış olmaz. Umut olmadan toplumsal barış olmaz” dedi.
GÜNCELLENİYOR
İstanbul ve Diyarbakır'da Öcalan için ‘Özgürlük Mitingi’
Mezopotamya Ajansı’nın aktardığına göre, Bakırhan, konuşmasına yaşamını yitiren Kadir İnanır’ı anarak başladı. İnanır’ın ailesine, sevenlerine ve Türkiye’ye başsağlığı dileyen Bakırhan, “Bir gün ama bir gün mutlaka Türklerin, Kürtlerin, Alevilerin, emekçilerin, kadınların eşit yurttaşlar oldukları, onurlu bir yaşam sürdükleri demokratik bir Türkiye yaratacağımıza dair sözümüzü bir kez daha yineliyoruz” diye konuştu.
“Bu meydanlara kulak verilmeli”
Türkiye’nin dört kentinde “Özgürlük Mitingleri” düzenlediklerini belirten Bakırhan, “Neden özgürlük diyoruz?” diye sorarak, ülkenin son 50 yılını Kürtlerin demokratik hak ve özgürlüklerini bastırmakla geçirdiğini söyledi.
Bakırhan, şunları kaydetti:
Bu ülke 3 trilyon dolarını Kürt anadilini konuşmasın diye, siyasi iradesini seçmesin diye, insanca, eşitçe yaşamasın diye harcadı. Bugün eğer emekçiler geçinemiyorsa, eğer asgari ücretle çalışan emekçi kardeşlerimiz ailelerini geçindiremiyor ve zorlanıyorsa sebebi bu 50 yıllık çatışmadır ve şiddettir. İşte bugün bu meydanlarda bu çatışmanın ve şiddetin bitmesi için; Kürt ve Türk evlatlarının yaşamını yitirmemesi için; siyasi iradelerimizin cezaevleri yerine bugün bu alanda olması için; Selahattinlerin, Figenlerin, Leylaların, Ayşe Gökhanların, Nazmi Gürlerin, Ali Ürkütlerin bugün bizim olduğumuz bu alanlarda olması için; süren sürecin başarıya ulaşması için buradayız.
Meydanların barış talebini her koşulda dile getirdiğini söyleyen Bakırhan, iktidara “bu meydanlara kulak verin” çağrısı yaptı.
“Eski dille süreci yönetemeyiz”
Ortadoğu’da ve dünyada değişim yaşandığını ifade eden Bakırhan, Türkiye’nin de bu değişimi demokrasi, eşit yurttaşlık ve barış temelinde karşılaması gerektiğini söyledi.
Bakırhan, “Dünya değişiyor, Ortadoğu değişiyor, yönetimler değişiyor. Tekçi, inkârcı, demokratik olmayan yönetimler çözülüyor. Dünya yeniden şekilleniyor. Bütün ülkeler artık geçmişini gözden geçirerek daha demokratik bir düzen ve zemin yaratmak zorundadır” dedi.
Türkiye’nin “değişime gebe bir süreçten geçtiğini” belirten Bakırhan, şöyle devam etti:
Artık Kürt’ün inkâr edildiği, Alevilerin inancının reddedildiği, gençlerin geleceğinin çalındığı, kadın haklarının yok edildiği bir düzeni Türkiye bu süreçte kaldıramaz. Onun için barış diyoruz. Onun için demokrasi diyoruz. Artık ülke olarak eski korkularla, yasaklarla, eski dille bu süreci yönetemeyiz. Ortadoğu’nun değiştiği bu süreçte biz de demokrasiyle, kardeşlikle, eşit yurttaşlıkla bu ülkeyi yeniden, daha güçlü ve kardeşçe kurmak durumundayız.
“Çerçeve yasa açık, net ve cesur olmalı”
Bakırhan, Türkiye’nin içinde bulunduğu krizden çıkışın yolunun “eşit, adil ve demokratik bir düzenden” geçtiğini belirterek, Kürt meselesi çözülmeden demokrasinin eksik kalacağını söyledi.
“Kürt meselesi çözülmeden hukuk eksik kalır, demokrasi yarım kalır, ekonomi kırılgan olur. Türkiye’nin içeride ve dışarıda itibarı gittikçe kaybolur” diyen Bakırhan, siyasetin en acil görevinin çerçeve yasa çıkarmak olduğunu ifade etti.
Bakırhan, çerçeve yasa çağrısını şu sözlerle dile getirdi:
Bakın, bugün siyasetin en acil görevi nedir? Çerçeve bir yasa çıkarmaktır. Çerçeve yasa açık olmalıdır, net olmalıdır, cesur olmalıdır. Herkesin güvenle dönebileceği, kimsenin kapıdan çevrilmeyeceği; ayrımcılığa, keyfiliğe yer bırakmayan bir hukuk kurmalıdır. Yasa dağdan, cezaevinden, sürgünden demokratik siyasete dönüşün yolunu açmalıdır.
“Silah yakanlar hâlâ dönemedi”
Bakırhan, bir yıl önce Süleymaniye’de silahların yakıldığı törene katıldıklarını hatırlatarak, aradan geçen süreye rağmen silah yakanların ülkeye dönemediğini söyledi.
“Bir yıl önce silahlar yakıldı ama o silahı yakanlar hâlâ ülkeye dönemediler. Bir yıl kaybettik. Artık bu süreci daha fazla ertelemeden, daha fazla oyalamadan, daha fazla uzatmadan bir çözüme kavuşturmamız gerektiğini bir kez daha dile getiriyoruz” diyen Bakırhan, “Hiç kimse barışın kapısından çevrilmemelidir” ifadelerini kullandı.
Bakırhan, şöyle konuştu:
Hiç kimse ‘şu döner, bu dönemez’ dememelidir. Barışın kapısı gelmek isteyen herkese açık olmalıdır. Çerçeve yasa demokratikleşmenin anahtarıdır. Çerçeve yasa yerel demokrasinin, eşit yurttaşlığın, anadilin, özgür yaşamın kapısını açmalıdır. Bu yasayla eğer ilk düğmeyi doğru iliklersek yolumuz demokratik bir düzene, demokratik bir cumhuriyete çıkar. Ama daha yasa çıkmadan ‘şu döner, bu gelir, diğeri gelemez, diğeri yargılanır, diğeri barışın kapısından geçemez’ dediğimiz zaman en baştan düğmeyi yanlış ilikleriz.
“Savaştan beslenenler var”
Barış süreci geciktikçe sabotajlara ve risklere açık hâle geleceğini söyleyen Bakırhan, “Savaşın gölgesinden beslenenler var. Halkların barışından, halkların buluşmasından korkanlar var. Kürt ve Türk barışınca oy kaybedeceğini, siyasi zeminini yitireceğini düşünenler var” dedi.
Bakırhan, barış karşıtlarına verilecek en iyi yanıtın, barış kapısını sonuna kadar açmak olduğunu belirterek, “Halkların buluşmasından korkanlara verilecek en iyi yanıt; barış kapısını sonuna kadar açarak dağdakilerin, sürgündekilerin, cezaevindekilerin dönmesini sağlamaktır” ifadelerini kullandı.
"Kök hücre yasası" bünyeye nasıl etki edecek?
“Bu sürecin kalbinde Abdullah Öcalan var”
Konuşmasında Abdullah Öcalan’a da değinen Bakırhan, sürecin muhatabının Öcalan olduğunu söyledi.
Bakırhan, “Biraz önce sinevizyonda Sayın Abdullah Öcalan’ın mesajını da gördünüz. Bu sürecin kalbinde bir isim var; savaşı durduracak, silahları devreden çıkaracak tek bir muhatap var. O da Sayın Abdullah Öcalan’dır” dedi.
Öcalan’ın 27 yıldır cezaevinde olduğunu belirten Bakırhan, sözlerini şöyle sürdürdü:
Sayın Abdullah Öcalan cezaevinde 27 yıl geçirdi. Bu 27 yıl içinde ısrarla barıştan, diyalogdan, Türkiye’nin demokratik geleceğinden bahsetti. Elinden gelen bütün çabayı ortaya koydu. Israrla Türkiye çözümünü savundu. Israrla bu savaşın bitmesini, Kürtlerin demokratik hak ve özgürlüklerinin artık kabul edilmesini savundu. Dolayısıyla bu savaşı durdurabilecek, bu sorunun tek muhatabı olan Sayın Öcalan’ın bu saatten sonra tecritte olması, 12 metrekarelik bir hücrede olması kabul edilemez.
Bakırhan, Öcalan ile Türkiye halkları arasındaki duvarların kaldırılması gerektiğini belirterek, “Sayın Öcalan’ın Türkiye halklarıyla buluşmasını sağlayacak bir sürecin içerisindeyiz” dedi.
DEM Parti Eş Genel Başkanlarından Avrupa Konseyi’ne ‘Umut Hakkı’ mektubu
“Bu çok önemli bir test”
Bakırhan, Öcalan’ın “özgür yaşam, özgür çalışma ve toplumla buluşma koşullarının” ertelenmemesi gerektiğini belirterek, “Bu aynı zamanda Türkiye’nin barış iradesinde ne kadar samimi olduğunu gösterecek çok önemli bir testtir” dedi ve sözlerini şöyle sürdürdü:
Umut hakkı tanınmadan barış olmaz. Umut olmadan toplumsal barış olmaz. Umut hakkı, bu halkın geleceğe yürüme hakkıdır. Dolayısıyla bu süreci oyalamadan, yokuşa sürmeden, Meclis’te özel yasa için atılacak adımları hızlandırıp; kaos ve kriz yaratmak isteyen, bu süreç karşıtı provokasyonlar yaratmak isteyenler karşısında barışı inşa etmemiz gerekiyor.
Bağcılar Meydanı’nın barışa hazır olduğunu söyleyen Bakırhan, “Amed Meydanı barışa hazır. Barış anneleri barışa hazır” dedi.
(VC)