*Taiwan Meclisi’nde yasama reformu tartışması sırasında milletvekilleri arasında boğuşmalar ve itişmeler yaşandı; bazı vekiller hafif yaralandı. 17 Mayıs 2024
*Bulgaristan parlamentosunda bütçe tartışması sırasında muhalefet ve iktidar vekilleri arasında fiziksel kavgaya varan gerginlik yaşandı. 17 Aralık 2025
*Maldivler parlamentosunda güven oylaması öncesinde milletvekilleri arasında arbede yaşandığı bildirildi. 1 Ocak 2024
Dünyanın hangi ülkesine giderseniz gidin Meclis’te birçok sözlü ve fiziki gerginliğe, kavgaya tanık olursunuz. Üstelik, siyasette kadınların artmasına rağmen bunlar olur. Son olarak dün de Türkiye’de “AKP’li Gökçek’ten CHP’li Tanal’a yumruklu saldırı” haberleri medyaya yansıdı.
Tüm bu siyasi tartışmalarda sözlü sınır aşımları “erkekliğin” göstergesi olarak okunabilir. Aynı zamanda “gücün” kimde olduğunu ifade etmek amacıyla kontrol altına alma stratejisi olarak da görülebilir. Bu durum kadınların siyasette söz sahibi olmasını ve aktif katılım sağlamasını zorlaştırabilir.
Siyasete kadının katılımı
Bugün hala kadınların aktif siyasi katılımlarını engelleyen yapısal problemlerden biri siyasetin “erkek” alanı olduğu yönündeki kanı ve erkekler arasındaki kavgalar.
World Population Review’un küresel ölçekte kadınların siyasi temsiline dair haritasına göre, 14 ülkede kadınlar cumhurbaşkanıyken, 10 ülkede kadın başbakan var. 8 ülkede kadın bakanlar kurulu başkanı bulunurken, 2 ülkede hem başbakan hem cumhurbaşkanı pozisyonlarında kadınlar bulunuyor. Avrupa kadın siyasi temsilinde önde görünüyor fakat erkek siyasetçi oranına göre oldukça az.
Ayrıca Birleşmiş Milletler Toplumsal Cinsiyet Eşitliği ve Kadının Güçlendirilmesi Birimi’nin (UN Women) 2025 yılında kadınların siyasetteki katılımını gösterdiği haritaya göre, kadın siyasetçiler insan hakları ve toplumsal cinsiyet eşitliği gibi alanlarda aktifken erkek siyasetçiler ise savunma, sanayi ve maliye gibi alanlarda yer alıyorlar. Kadınlar üst düzey liderlik alanında temsil edilmiyorlar ve parlamentodaki oranları da düşük.
Kadınları hem Türkiye’de hem dünyada aktif siyaset yapmaktan alıkoyan sebeplerden birisi de kadınların toplum içerisindeki rolüne ek olarak sosyal ve siyasi alanlarda yer açılmaması. Siyasetin “erkek” bir alan olarak kodlanması ve o alanda erkekliğin sürekli olarak yeniden üretilmesi.
Bu alanda dil sınırlarının aşılması, hedef göstermekten çekinilmemesi ve aşağılayıcı ifadelerin yaygın biçimde kullanılması.
Dijital linç olgusu
Hedef gösteren söylemlerden en çok etkilenenlerin kadınlar olduğunun altını çizen Ben Seçerim Derneği Başkanı Ayşe Nilden Bayazıt 'a göre:
“Kadın siyasetçilere yönelik hedef gösterici söylemlerin etkileri sadece Türkiye’de değil dünyada üzerinde çok çalışılan bir konu. Özellikle son 7-8 senedir. Araştırmalar çok fazla ancak en gözle görünür sonuç kadınların siyasete girmeye çekinmeleri. Özellikle kadınlar fiziksel görünümleri ve ‘ahlaki kimlikleri’ üzerinden hedef alınmaktalar. Bu önemli bir sorun, zira siyasette kadınlar açısından gördüğümüz en büyük duvar güveli bir alan yaratılmaması.
Günümüzde dijital linç diye bir olgu var bu en çok kadın siyasetçilerin etkilemekte. Özellikle başarılı kadın siyasetçilerin bir erkekle ilişkilendirilmesi çokça görülen bir şiddet türü. Bunun yanı sıra geçtiğimiz senelerde İngiltere’de bir kadın milletvekilinin (Jo Cox) bıçaklanarak öldürülmesi kadın siyasetçiye yönelik şiddetin boyutunu gayet açık gösteriyor.
Çözüm yolları siyasi mekanizmalardan geçiyor şüphesiz. Gerek TBMM’de gerek parti iç kurullarında bu söylemlerin yaptırımları arttırılmalı. Dijital şiddet ve nefret söylemine karşı etkili başvuru mekanizmaları oluşturulmalı.”
Çözüm: Feminist siyaset
Ayrımcı söylemlerin siyasal alanda yaygınlaşmasının mevcut ve potansiyel tehlikelerine de değinen Postalcı, söylem ve iktidar ilişkisi bağlamında şunları ekliyor:
“Kadın siyasetçi “duygusal”, “yetersiz” ve ahlaki olarak gösteren dil, erkek egemen iktidarı yeniden üretir. Mevcut sistemi normalleştirir ve doğal gibi önümüzde koyar. Bu söylem adeta kimleri ciddiye alınıp alınmayacağını belirler. Bu bağlamda feminist siyasete geçmek önemlidir, yanı sıra farklı bir medya pratiği geliştirmek gerekir.”
“Suçlayıcı anlatı”

Siyasette yaygın kullanılan aşağılayıcı ifadelerin sebeplerine değinen Dr. Öğr. Üyesi Tuğçe Erçetin’e göre “Kişinin yaptığı fiilin ya da düşüncesiyle ilgili itirazın yerine o kişinin ya da grubun itibarsızlaştırılması çabası öne çıkıyor.”
“Tartışmayı kişiselleştirerek çerçeveyi değiştirmek tartışma konusunu fikirlerden ya da olayın kendisinden kişiye kaydırıyor. Amaç çoğunlukla karşı tarafın argümanını çürütmek değil meşruiyetini zayıflatmak üzerine kurgulanıyor. Kişinin yaptığı fiilin ya da düşüncesiyle ilgili itirazın yerine o kişinin ya da grubun itibarsızlaştırılması çabası öne çıkıyor.
Özellikle seçim dönemlerinde de sıklıkla karşımıza çıkan bir durum; kendi vaatlerinden ziyade siyaset rekabetinde rakibinin kampanyasına, sözlerine yönelmek gibi.
Duygu siyasetinin baskın olduğu rejimlerdeki genelde popülistlerin yönettiği bir siyasi durumdan bahsediyoruz, bu sıklıkla kullanılabilir. İktidar tarafından da muhalefet tarafından da. Suçlayıcı anlatıyı aktaran ve duyguları öne çıkaran içeriklerde; “mağdur-suçlu”, ‘yozlaşmış-ahlaklı’ veya “güvenli-güvensiz” ikiliğini yaratmanın bir yöntemi bu. Kutuplaşmanın yoğun olduğu yerlerde de bu dili görmek mümkün. Siyasetçinin ‘öteki’ne yönelttiği aşağılayıcı söz-cümle kitle tarafından da onaylanabilir. Çünkü kullanılan var olan düşüncelerini onaylayan bir dil ise dinleyici tarafından kabul edilebilir ve bu toplumsal kutuplaşmayı derinleştirir.”
Kişilerin doğrudan hedef alınması bir siyasi dili kurmaktan ya da durum açıklamaktan daha kolay, hızlı ve sonuç alıcı da görülebilir. Karşıdaki sadece hatalı değil, ahlaken kusurlu biri olarak sunulur.
Dil burada popülizmde sık rastladığımız bir hiyerarşi kurar: “Biz” ve “onlar”. Bu çerçevelemenin ardından ‘öteki-onlar-karşı taraf’ normal saygı dilinin dışını da hak eden-edebilen şekle çevrilmeye çalışılır. Böylece sert dil meşrulaşır.
Yapılmak istenen, sadece hedef alınan kişiyi-grubu ahlaki olarak çerçevelemek değil aynı zamanda kendi ‘kitlesi-grubu’ içinde bir dayanışmayı da ortaya koymaktır. Beğenilen-desteklenen çoğu zaman argüman değil üretilen dilin sonuç alıcılığıdır.
Duygusal kutuplaşmayı derinleştirmek işe yarayabilir. İster siyasi parti olsun ister farklı yapılar kendilerine yönelik tehdit algısı hissettiğinde dil konusunda sertleşmeler görülebilir.
“Etik sınırları aşan dil demokratik zemini zayıflatır”
Bu söylemlerin sosyal medya kullanımı ile toplumda daha “meşru” hâle gelebildiğini ifade eden Erçetin şunları ekliyor:
“Sosyal medya kullanımının yaygınlaşmasıyla beraber, algoritmaların çatışmayı-tartışmayı öne çıkardığı ortamlar da aslında dilin kullanımındaki pervasızlığa varan durumu da yaratır. Ancak dilin aynı sertlikte ya da sert dilin sık kullanılması da bir süre sonra sıradanlaşma potansiyeli taşıyabilir. Sert ya da etik sınırları aşan dil demokratik müzakere kapasitesini zayıflatır. Ya da söz konusu bir olaysa ne olduğunu anlamak yerine sloganların etkisinde kalabilir. Kitleler gerçek konudan uzaklaşarak ana fikrin dışında bir yerde kaybolabilir. Ama paradoksal biçimde, bunu kullanan aktörler açısından kısa vadede etkili olabilir.”
“Aileden biri – bizden biri”
“2018 seçimlerini hatırlayalım, Meral Akşener’in seçim mitinglerinde anonsu bu şekilde yapılıyordu, seçmene “Meral Abla” olarak yerleşti. Bu dil de siyasi kimlikten çok aile ya da ev içi roller üzerinden bir alan tanımaya-tanımlamaya çalışır kadın için.
“Aileden biri – bizden biri” imajını seçmene aktarmak için üretilen, toplumsal cinsiyet eşitliğini zedeleyen aslında… Kadınların bir yandan da kullandıkları dillerden-giyimlerine ‘erkeklerin şekline’ bürünmeleri beklenir.
Siyasal dil, aynı eylemi icra edenin cinsiyetine / cinsel yönelimine göre farklı kelimelerle tanımlayarak eşitsizliği yeniden üretir. Erkek siyasetçi duruşu-konuşması ‘kararlı, sert, otoriter’ olarak tarif edilirken aynı durum-aynı söylem kadınlar söz konusu olduğunda ‘duygusal ya da agresif’ şeklinde tarif edilebilir. “Makul” olanın yeniden inşa edilmesi bu sorunu sistematik biçimde yeniden üretiyor.”
(HO/EMK)













