Muş’un Varto (Gimgim) ve Bingöl’ün Karlıova(Kanîreş) ilçelerinde ABD merkezli IGNIS H2 Enerji Üretim A.Ş. tarafından iki ayrı Jeotermal Enerji Santralleri (JES) projesi hayata geçirilecek. Bu projelerin sadece doğal yaşamı değil yerleşik yaşamı da yok edeceği belirtiyor. Proje Karlıova ve Varto arasındaki bölgede bulunan 22 köyü etkileyecek.
Varto’da JES projesinin etkileyeceği köyler:
Tanzik(Armutkaşı), Tatan(Güzelkent), Hemug (Küçüktepe), Çorsan(Yeşildal), Xwarik(Çallıdere) ve ona bağlı Dewreşêli mezrası, Qasiman, Ameran (Onpınar), Zengena (Güzeldere), Mengel (Alabalık), Kuzik (Gölyayla), Civarkan (Kartaldere), Caneseran (Dağcılar), Xaşxaş (Eryurdu), Uskira (Çaylar), Şorik (Tuzlu), Şeman (Taşlıyayla), Gadizan (Ozankent), Badan(Teknedüzü).
Kanîreş’te JES projesinin etkileyeceği köyler:
Kızılağaç (Aynik), Kaynarpınar (Licik), Kantarkaya (Şorik), Ilıpınar (Çêrmûk), Sakaören(Siqavêlan) ve Kargapazar (Qerxabazar)
Karlıova ve Varto halkı, projenin hayata geçirilmesi durumunda yaşam alanlarının zarar göreceğini belirtiyor. Köylüler ve ekolojik yaşam savunucularının verdiği bilgilere göre, proje alanı hayvancılık ve tarımın yoğun olarak yapıldığı bölgeleri kapsıyor. Bu durumun ekonomik ve sosyal etkilerinin büyük olabileceği vurgulanıyor.

Yerel temsilciler, projenin yalnızca çevresel değil, kültürel ve demografik sonuçlar da doğurabileceğini savunuyor. Projelere karşı şimdiye kadar hem Karlıova hem de Varto’da basın açıklamaları yapıldı. Bu açıklamalarda, bölgedeki yerleşimlerin tarihsel ve inançsal açıdan da önemli olduğu ifade edildi.
Öte yandan söz konusu Jeotermal Enerji Santrali (JES) projelerine karşı toplumsal ve hukuki bir mücadele yürütmek amacıyla Varto ve Kanîreş Ekolojî Platformları kuruldu. Bu platformlar, projelerin doğal yapı üzerinde geri dönüşü olmayan tahribatlar yaratacağını vurguluyorlar. Ayrıca, bölge halkını bilgilendirme toplantıları ve basın açıklamalarıyla sürece dair farkındalık yaratmak için aktif bir şekilde çalışmalar yürütüyorlar.
Proje kapsamında ilk sondaj çalışmalarının Mayıs 2026’da başlatılacağı bildirildi. Bölgede hayvancılıkla uğraşan yurttaşlar, çalışmaların doğayı ve geçim kaynaklarını yok edeceğini dile getiriyor.
Fay hattı üzerinde kurulacak
Projenin en çok tartışılan yönlerinden biri ise fay hattı üzerinde planlanması. Uzmanlar ve bölge halkı, jeotermal sondaj çalışmalarının deprem riskini artırabileceği uyarısında bulunuyor.
Sondaj çalışmalarının Karlıova fay hattı üzerinde olması endişe yaratıyor. Jeotermal faaliyetlerde kullanılan yüksek basınçlı akışkan enjeksiyonunun sismik hareketliliği tetikleyebileceği yönünde bilimsel uyarılar da gündeme geliyor. Ayrıca yeraltı sularının kirlenmesi ve tarım alanlarının çoraklaşması riskine dikkat çekiliyor.
Muş Valiliği İl Komisyon Başkanlığı, Mûş’un Gimgim (Varto) ilçesini kapsayan, toplam yüz ölçümü 453 bin 494.83 metrekare olan mera vasıflı alanın 5 bin 560.13 metrekarelik kısmı üzerinde, IGNIS H2 Enerji Üretim Anonim Şirketi tarafından, “Jeotermal kaynak arama projesi kapsamında sondaj çalışması” yapılmasına onay verdi.

24 Mart’ta Varto merkezde konuya dair yoğun katılımlı bir basın açıklaması yapıldı ve ayın 24’ünde de batı şehirlerinde yaşayan Vartoluların katılımıyla geniş katılımlı bir yürüyüş planlanıyor.
Karlıova ve Varto’da yapılacak olan JES projeleri ile ilgili olarak DEM Parti Bingöl Milletvekili Ömer Faruk Hülakü, DEM Parti Muş Milletvekili Sezai Temelli ve Sümeyye Boz ve CHP İstanbul Milletvekili Doğan Demir TBMM’ye soru önergesi verdiler.

Konuyla ilgili olarak bölge halkından Mehmet Harmancı, Varto Ekoloji Platformundan Ali Rıza Vural ve köylülerin avukatlarından Bahar Koç bianet’e konuştu.
Vural: Firma 2023’ten bu yana bölgede araştırmalar yürütüyor
2023 yılında sondaj yapılması planlanan beş köyden birinin muhtarını haberi olmadan Mera Komisyonu’na yazdırıldığını belirten Varto Ekoloji Platformu Üyesi Badan Köyünden Ali Riza Vural şöyle konuştu:
Muhtar arkadaşımızı imza atması için çağırmışlar. Kendisi gidiyor ama önüne konulan evraklardan pek bir şey anlamıyor. Ortamın da oldukça telaşlı olduğunu, bir an önce belgeleri imzalaması için acele ettirildiğini fark ediyor. Bunun üzerine diğer muhtarlardan birini arıyor ve ‘Tarımdayım, beni çağırdılar. Bir evrağa imza attırmak istiyorlar ama aceleye getiriyorlar, gelir misiniz?’ diyor.
Arkadaşları gidiyor ve evraklara baktıklarında konunun bir jeotermal projesiyle ilgili olduğunu anlıyorlar. Bunun üzerine belgeleri imzalamıyorlar, duruma ilişkin bir tutanak tutup oradan ayrılıyorlar.
Biz de bu olaydan sonra firmanın ismini öğrendik ve araştırmaya başladık. Araştırdığımızda firmanın beş köyde alan ruhsatı aldığını öğrendik. Bu beş köyde toplam 10 tane sondaj yapılması planlanıyor. Meğerse firma 2023’ten bu yana bölgede araştırmalar yürütüyormuş.
Firma yetkilileri bölgede araştırma yaparken köylüler de ne yaptıklarını sormuş. Onlar da ‘deprem fay hattını araştırıyoruz’ gibi cevaplar veriyorlarmış. O dönem insanlar da buna inanmış ve üzerinde durmamış. Bu süreçte gelip toprak ve sudan numuneler almışlar. Yani aslında burada ciddi bir çalışma yürütmüşler ve bir rezerv tespit etmişler.
Bu arada bazı kişi ve kurumlarla da görüşmüşler. Onlara da Varto’nun Çaylar bölgesinde sıcak su rezervi bulduklarını söylemişler. Amaçlarının seracılığı geliştirmek, kaplıca ve oteller kurarak turizmi canlandırmak ve bölgeyi kalkındırmak olduğunu anlatmışlar.
Sonrasında firmanın 20 Mayıs’ta sondaj çalışmalarına başlayacağını öğrendik. Bunun üzerine hemen harekete geçtik. Hukuki açıdan başvurularımızı yaptık. Her köyden iki temsilci avukatlara vekalet verdi. Bir yandan hukuki süreci yürütürken, diğer yandan da toplumsal refleksi güçlendirmek için sivil bir hareket oluşturduk. Bu tamamen muhtarlar ve köylülerden oluşuyor. Herhangi bir siyasi yapının güdümünde olmayan, tamamen halkın kendi öz gücüne dayanan bir örgütlenme kurduk. Köy komiteleri oluşturarak demokratik ve katılımcı bir mücadele zemini yarattık, bu doğrultuda sistemli ve kararlı bir çalışma yürütüyoruz.

“Ekokıyıma karşı mücadelemizi sürdüreceğiz”
Vural firmanın 16 köyün tamamı için ‘ÇED raporuna gerek yoktur’ yazısını aldığını belirterek şöyle devam etti:
"Bu köylerin bazı alanlarında maden araması da yapılacak. JES projesi ile birlikte nadir toprak elementlerinin peşine düşmüşler. Biz buna asla izin veremeyiz. Çünkü bu proje yaşam alanlarımızı doğrudan tehdit ediyor. Buradaki ekosistemi tamamen ortadan kaldırma riski taşıyor.
Biz bu projelerin bölgeyi insansızlaştırma gibi bir amacı olduğunu düşünüyoruz. Büyük sermaye grupları, özellikle yabancı şirketler eliyle bu bölgenin yok edilmek istendiğini düşünüyoruz. Her şeyimizi kaybetsek bile bu projeye izin vermeyeceğiz. Hukuki olarak kaybetsek bile sahada mücadelemizi sürdüreceğiz.
Şu ana kadar firmaların alan ruhsatı aldığını biliyoruz. Bu ruhsat, bölgenin araştırılması için verilen bir ruhsat. Ancak sondaj yapabilmeleri için işletme ruhsatı almaları gerekiyor. Henüz bu ruhsat alınmış değil ama girişimlerin sürdüğünü biliyoruz.
Ayrıca edindiğimiz bilgilere göre sadece IGNIS firması değil, MRT adlı bir Türk firması da Çayçatı ve Kaynarca bölgesinde maden arama ruhsatı almış. Yakın zamanda onların da çalışmalara başlaması bekleniyor.
Jeotermal arama yapılacak alanların Kuzeydoğu Anadolu Fay Hattı üzerinde olması da bizi ayrıca endişelendiriyor. Bu hat Varto, Karlıova, Yedisu ve Erzincan’a kadar uzanıyor. Sondajların yaklaşık 3 bin metre derinliğe kadar ineceği söyleniyor. Bu derinlikten alınacak sıcak su buharı borularla türbinlere aktarılacak. Olası bir depremde bu boruların zarar görmesi halinde çok ciddi riskler oluşabilir.
Ayrıca çıkarılan akışkanın tekrar yer altına basınçla verilmesi de deprem riskini artırabilir. Bu konuda Türkiye Mimarlar ve Mühendisler Odası’nın hazırladığı bilimsel raporları esas alıyoruz. Halkı bilgilendirirken de bilimsel veriler üzerinden konuşuyoruz.
Jeotermal faaliyetlerden açığa çıkabilecek gazların atmosfere yayılması, su kaynaklarının kirlenmesi ve ekosistemin zarar görmesi gibi ciddi riskler söz konusu. Bu nedenle biz, kadın, genç, yaşlı herkesle birlikte bu projeye karşı mücadelemizi sürdürüyoruz.”
Bahar Koç: Kararı temin etmeyi bekliyoruz
Köylülerin avukatlarından Bahar Koç, Muş Valiliğinden idari kararı temini etmeye çalıştıklarını belirterek, “İdari kararın temini için, yani bu ‘ÇED gerekli değildir’ kararı ve aynı zamanda ruhsata ilişkin verilen kararın idareden teminiyle birlikte davalar açılacak” dedi. Koç şöyle devam etti:
"15 günlük yasal süre içerisinde idarenin de, yani Valiliğin de bu başvuruya cevap vermesi gerekir. Henüz o süre dolmadığı için dava açma süremiz de dolmadı. İdari kararların teminiyle birlikte bizim de bu süreçten haberdar olduğumuz; normalde tebliğ, yayın veya ilan şeklinde bu karar tebliğ edildiğinde, ilan edildiğinde veya bir askıya asıldığında, yayınlandığında muhatapların haberi olur ve dava açma süreleri başlar. İvedi yargılama usulüne tabidir, 30 gün içerisinde dava açmak gerekir. Henüz bu aşamada değiliz. Bize idarenin verdiği karar geldikten sonra dava açma sürelerimiz başlayacak. Avukat arkadaşımız bununla ilgili başvurusunu yaptı, kararı temin etmeyi bekliyoruz. Daha sonra yürütmenin durdurulması istemli iptal davaları açılacak; "ÇED gerekli değildir" kararına ve ruhsat olayına ilişkin.
Bizim Varto ile ilgili şu an 19 köyü kapsayan bir projeden bahsediliyor. Bizim mera alanımız, ben de o köylerden biriyim, Çalıdere köylüyüm ben de; 453 bin metrekarelik bir mera alanının 5 bin metrekaresine yakın bir alanında şu an sondaj kuyusu yapılması planlanıyor. Ama daha sonra bu projenin daha geniş bir alana yayılacağına ilişkin de bizim de duyumlarımız var. Sebebini şu şekilde açıklıyorlar: Öncelikle birkaç kuyu açılacak, istedikleri sıcaklık derecesinde su bulunursa ancak ondan sonra termik santral kurulacak ve belki de alan genişletilecek şeklinde bir politikaları olduğunu sadece duyuyoruz.”

"Projenin gerçekleşmesi durumunda binlerce hayvanın yaşam alanı ortadan kalkacak"
Karlıova’ya bağlı Kargapazarı Köyü sakinlerinden Mehmet Harmancı ise Karlıova’da sadece Kargapazarı Köyünde JES projesi için 18 sondaj kuyusu 8.139 metre karede yapılacağını belirterek şunları ifade etti:
Kanîreş’te 6 köy proje kapsamına giriyor ama bununla sınırlı kalmayacak. Bu proje onlarca köyü ve büyük bir bölgeyi etkisi altına alacak. Sadece Kargapazarı Köyün’de büyük ve küçük baş olmak üzere yüzbin civarında hayvan yaşıyor ve endemik bitki türleri açısından zengin bir bölge. Bölge halkanın neredeyse tamamının geçim kaynağı hayvancılıktır. Bu santrallerin buralarda kurulması demek yüzbinlerce canlının telef olması demektir. Endemik bitki zengini olan bu bölgenin ekolojik kırıma uğraması demektir. Yani bölgede yapılmak istenen tek kelimeyle katliamdır. Canlı kıyımıdır, ekolojik talandır. İki ilçe arasındaki tüm bölgeyi insansızlaştırıp çölleştirmek istiyorlar. İnsanları göçe zorluyorlar. Bölgede yüzbinlerce canlı yaşıyor. JES projesinin hayata geçirilirmesi tüm bu canlıların yok olması anlamına geliyor. Suların zehirlenmesi, kirlenmesi birçok canlının ölmesine sebep olacak. Biz Gimgim halkıyla birlikte bunların gerçekleşmesine izin vermeyeceğiz. Havamızın, suyumuzun kirlenmesine, hayvanlarımızın kıyımına, doğamızın talanına izin vermeyeceğiz. Doğamız, suyumuz bizim herşeyimizdir, varlığımızdır, onurumuzdur, kimliğimizdir. Biz buna sahip çıkacağız.
Hukuki girişimlerimiz olacak bununla sonuç almazsak bile direneceğiz. Tüm varlığımızla her şey pahasına buna karşı duracağız bunu herkes bilmeli. Köy köy çalışmalarımız devam ediyor. Bölgede hiç kimse bu projeleri istemiyor. Şu bilgiyi de eklemek istiyorum. Dün itibarıyla Kargapazarı, Kantarkaya ve Ilıpınar köylerinin ÇED projesi onaylandı, itiraz için 30 günlük süre verilmiş.

İgnis'in odağı deprem bölgeleri
Ignis O2 Energy Inc. firması Kargapazarı Köyü'nde yapmayı planladığı projeye dair aşağıdaki açıklamayı yayınlamış bulunuyor.
Ignis H2 Energy Inc., 2023 yılının dördüncü çeyreğinde Ignis Türkiye (IGNIS) şubesini kurmuş ve Doğu Anadolu’da dört jeotermal arama ruhsatı edinmiştir. Bu ruhsatlardan biri olan Kargapazarı ruhsat sahası, Karlıova Üçlü Eklemi olarak adlandırılan bölgede yer almaktadır. Karlıova bölgesindeki doğrultu atımlı ve genişlemeli rejimler, Doğu Anadolu’da Arap ve Avrasya plakalarının Anadolu bloğuyla çarpışmasıyla tetiklenmiş ve bu da Karlıova Üçlü Eklemi’nde (KTJ) karmaşık bir volkan-tektonik ve orojenik ortam yaratmıştır. Kargapazarı ruhsatında yürütülen çalışmalar, ağırlıklı olarak yüzey jeolojisi, stratigrafik ve jeolojik araştırmalar ile su ve kaya örneklemesi şeklinde gerçekleşmiştir (Resim 4).
Kuzey Anadolu Fay Zonu (KAFZ) ve Doğu Anadolu Fay Zonu (DAFZ) gibi önemli fay hatları (San Andreas Fayı gibi kıtasal transfer fayları), jeotermal akışkan sirkülasyonu için önemli bir dolaşım alanı oluşturmakta ve ikincil geçirgenliği yüksek jeotermal rezervuarlar meydana getirmektedir. Kargapazarı Segmenti, jeotermal aktivite gösteren çeşitli yüzey belirtileri ile lisans alanlanının en önemli fay segmentidir. (Resim 5).

Ignis, 2024 yılının son çeyreğinde ruhsat alanında kavramsal bir yeraltı modeli oluşturmak için manyetotellürik (MT) araştırmalar yapmayı planlamaktadır.
Ignis H2 Energy hakkında
Ignis H2 Energy, 2021 yılında kurulmuş. Genel merkezi Houston, ABD'dedir. Geolog International altyapısıyla destekleniyor ve jeotermal enerji arama, sondaj ve geliştirme üzerine uzmanlaşmış bir yenilenebilir enerji firmasıdır. Türkiye'de, özellikle Bingöl / Karlıova- Yedisu ve Muş/Varto gibi bölgelerde jeotermal santral projeleri yürütüyor. Firma, temiz enerji üretimi ve petrol/gaz sektöründen aktarılan tecrübeyle jeotermal enerjiyi temel yük kaynağı olarak kullanmayı hedefliyor. Türkiye (İzmir ofisi dahil), Avrupa ve dünya genelinde sürdürülebilir enerji projeleri geliştiriyor.
.jpg)







