Gençler sosyal medya kısıtlamasına mesafeli: "Yasak çözüm değil, girmek isteyen yolunu bulur"
TBMM'de kabul edilen düzenlemeye göre sosyal ağ sağlayıcılar 15 yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunamayacak. Platformlar yaş doğrulama dahil gerekli önlemleri almakla yükümlü olacak ve yönetmelik altı ay içinde hayata geçirilecek. 15-17 yaş arasındaki üç gençle yapılan görüşmede, gençler küçük çocukların zararlı içeriklerden korunması gerektiğini ancak topyekûn yasağın çözüm olmadığını belirtiyor.
Gençler, yasağın aşılabileceğini, bunun yerine içerik denetimi, platform sorumluluğu ve ebeveyn rehberliğinin daha etkili olacağını vurguluyor. Instagram, TikTok ve Snapchat'i aktif kullanan gençler, sosyal medyanın haber, spor, hobi ve arkadaşlık ilişkileri için gündelik hayatın ayrılmaz parçası olduğunu, platformların veri güvenliği ve içerik filtreleme konusunda sorumlu tutulması gerektiğini söylüyor.
TBMM’de kabul edilen düzenlemeye göre sosyal ağ sağlayıcılar, 15 yaşını doldurmamış çocuklara hizmet sunamayacak. Platformlar yaş doğrulama dahil gerekli önlemleri almakla yükümlü olacak. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ise uygulama esaslarını belirleyecek yönetmeliğin 6 ay içinde hayata geçirileceğini açıkladı.
Türkiye’de 15 yaş altındaki çocukların sosyal medya kullanımına ilişkin düzenleme Meclis gündemine gelirken, 15, 16 ve 17 yaşlarındaki üç gençle sosyal medya alışkanlıklarını ve olası kısıtlamaları konuştuk. Gençler, küçük yaştaki çocukların zararlı içeriklerden, siber zorbalıktan ve istismardan korunması gerektiğini söylüyor; ancak çözümün topyekûn yasak değil, içerik denetimi, platform sorumluluğu ve ebeveyn rehberliği olduğunu vurguluyor.
Sosyal medyayı gündelik hayatlarının parçası olarak kullanan üç genç, yasağın yaratabileceği sonuçlara dikkat çekiyor. Görüşülen gençlerin isimleri çocuk odaklı habercilik ilkeleri gereği haberde yer almıyor.
"Çözüm yasak değil dijital okuryazarlık"
Sosyal medya gündelik hayatın parçası
Üç genç de en çok Instagram, TikTok ve Snapchat kullandığını söylüyor. Snapchat daha çok arkadaşlarla mesajlaşmak için kullanılıyor. Instagram ve TikTok ise arkadaşları takip etmek, video izlemek, gündemi, hobileri ya da ilgi alanlarını takip etmek için tercih ediliyor.
Sosyal medya ile tanışmaları ilkokul sonu ya da ortaokul yıllarına uzanıyor. Aile denetiminin yaşla birlikte azaldığını anlatan gençler, küçükken ekran süresi ya da hesap gizliliği gibi konularda ailelerinin daha fazla müdahil olduğunu söylüyor.
Gençlerden biri, TikTok hesabını ilk açtığında annesinin hesabı kontrol ettiğini; bir diğeri, YouTube’da kısıtlayıcı ayarlar kullanıldığını anlatıyor. Ancak sosyal medya hesaplarının şifreleri genelde ailelerle paylaşılmıyor.
Bir genç, “Hesap şifremi kimseyle paylaşmam. Biriyle tartışırsam, o şifre kötü amaçla kullanılabilir” diyor.
“Kısıtlama olmalı ama tamamen yasak işe yaramaz”
Gençlere göre küçük yaştaki çocuklar sosyal medyada özel bilgilerini paylaşma, yabancılarla iletişime geçme ya da zararlı içeriklere maruz kalma riskiyle karşı karşıya. Bu nedenle koruyucu önlemler gerekli.
Ancak üç genç de yasağın tek başına çözüm olmayacağını düşünüyor.
Bir genç, “Belli bir kesimi komple yasaklarsanız, o zaman başka yollar bulabilirler. Bu da yeni bir sorun oluşturabilir. Tamamen yasaklamak yerine velilerin ve içerik sağlayıcıların kontrolü olması lazım” diyor.
Bir diğeri de benzer biçimde, “Kısıtlama gelse bile buna bir yol bulacaklar. Girmek isteyen sosyal medyaya erişecek” sözleriyle yasağın aşılabileceğini söylüyor.
Çocuklar dijital dünyayı nasıl görüyor?
“Kullanıcıyı değil, içeriği denetleyin”
Gençlerin ortaklaştığı noktalardan biri, düzenlemenin yalnızca çocukların erişimine odaklanmaması gerektiği. Onlara göre platformların sunduğu içerikler, algoritmalar ve şirketlerin sorumluluğu da tartışılmalı.
Bir genç, çocukların müstehcen içeriklere, ağır küfür ve hakaretlere maruz kalmaması gerektiğini belirterek, “Sadece kullanıcılara değil, yaşı tutan bir kullanıcının paylaştığı şeylere de daha katı sınırlandırmalar getirilmeli. Tabii ifade özgürlüğünü kısıtlamadan” diyor.
Bir diğeri ise “Neden sadece kullanıcıyı kısıtlıyoruz? Orada paylaşılan içerikler ya da kullanıcının maruz kalabileceği şeyler denetlenmeli” diye konuşuyor.
Gençlere göre TikTok’ta risk daha çok sınırsız içerik akışından, Snapchat’te ise tanımadıkları kişilerle mesajlaşma ihtimalinden kaynaklanıyor. Bir genç, Snapchat’te yabancı bir kişiyi arkadaş sanarak kabul eden çocukların risk altında kalabileceğini söylüyor.
“Platformların sorumluluğu var”
Üç genç de TikTok, Instagram, Snapchat ve Meta gibi şirketlerin kullanıcılarına karşı sorumlu olduğunu düşünüyor. Çünkü veriler, içerik akışı ve öneri sistemleri bu şirketlerin kontrolünde.
Bir genç, “Bizim neyi görüp görmediğimizi filtrelemek onların sorumluluğunda” derken, bir diğeri, “Bütün verilerimizi bir şekilde onlara veriyoruz, bunun korunması lazım” diyor.
İFÖD: ‘Çocukları koruma’ ambalajıyla 'dijital panoptikon' kuruluyor
Sosyal medyasız hayat gerçekçi bulunmuyor
Gençler, sosyal medyanın yalnızca eğlence değil; haber, spor, hobi ve arkadaşlık ilişkileri için de kullanıldığını söylüyor. Bu nedenle tamamen sosyal medyasız bir hayatı gerçekçi bulmuyorlar.
Bir genç, “Hiç kullanmamak günümüzün standartlarına bakılırsa çok mümkün değil. İnsanların çoğu haberleri, hobilerini, sporu bu platformlardan takip ediyor. Bunu kullanmamak dünyayla iletişiminizi büyük oranda kesmek demek” diyor.
Yoğun sınav döneminde sosyal medyayı silmeyi denediğini anlatan bir başka genç ise sosyal medyayı bırakmanın zorluğunu şöyle ifade ediyor:
Futbolu farklı yerden, basketbolu farklı yerden, haberleri farklı yerden takip edeceksiniz. Biz bunların hepsini tek bir yerden takip etmeye alıştık. Sosyal medyayı bir anda hayatınızdan çekmek, sigarayı bir anda hayatınızdan çekmeye benziyor.
Üç gencin anlattıkları, sosyal medya tartışmasının yalnızca “yasak” ya da “serbestlik” ikiliğine sıkışmadığını gösteriyor. Gençler, küçük yaştaki çocukların korunmasını önemsiyor; ancak çözümün tüm erişimi kapatmak değil, içeriklerin denetlenmesi, platformların sorumlu tutulması, ailelerin rehberlik etmesi ve gençlerin dijital alanda özne olarak görülmesi olduğunu söylüyor.
(NÖ)
Ülkü Ocakları okullarda: Öfke kontrolü, zeka oyunları ve Kur’an eğitimi
"Gençler barışa inanıyor ama sürecin öznesi olduklarını düşünmüyor"
Anadili, hafıza ve dijital alan: Rojda Aksoy’un Kürtçe yolculuğu
Bir parça peynir, bir açık kapı, bir ömürlük bağ: Bitter
Açlık grevindeki öğretmen: 11 yıllık öğretmenim, 40 bin lira maaşla geçinemiyorum