İfade Özgürlüğü Derneği (İFÖD), 15 yaş altı çocuklara sosyal medya yasağı ve oyun platformlarına (Steam, Epic Games vb.) yönelik kısıtlayıcı düzenleme hazırlıkları ile sosyal medya hesaplarına “kimlik ve cep telefonu doğrulaması” getirilmesi planına karşı açıklama yaptı.
Dernek, söz konusu adımların “çocukları koruma” gerekçesiyle sunulsa da, esasen anonimliği ortadan kaldırarak toplumun tamamını kapsayan bir gözetim mimarisi kurmayı hedeflediğini savundu.
İFÖD açıklamasında, kısa süre önce yayımladıkları “Dijital İtaat Rejimi” raporuna atıf yaparak Türkiye’nin artık internet sansüründe “mutlak dijital denetim” aşamasına geçtiğini belirtti.

İFÖD: Sosyal medya platformları Türkiye’de devletin sansür aparatına dönüştü
Sosyal medya yasağı, oyun platformlarına dönük düzenlemeler ve zorunlu kimlik doğrulamasının bir araya gelmesiyle “herkesin izlendiği, fişlendiği ve denetlendiği devasa bir dijital panoptikon” kurulduğunu ifade etti.
"Anonimliğin sonu, dondurucu etki ve otosansür"
Derneğe göre zorunlu kimlik doğrulaması, internetin temel unsurlarından anonimliği hedef alıyor. İFÖD, kimlikle paylaşım zorunluluğunun “fişlenme” ve “yargılanma” korkusunu büyüteceğini, bunun da toplumda “dondurucu etki” yaratarak otosansürü artıracağını belirtti.
Açıklamada, bu ortamda boykot çağrıları, şirket ve kurumlara yönelik tepkiler ile yolsuzluk iddiaları gibi kamusal tartışmaların daha baştan bastırılacağı aktardı.
“Bu düzenleme, suçla mücadele etmekten ziyade, toplumsal itiraz mekanizmalarını felç etmek ve dijital kamusal alanı tamamen sterilize etmek için kurgulanmış bir siyasi mühendislik projesidir.” dedi.
“Truva atı” ve “dijital nüfus idaresi” eleştirisi
İFÖD, Adalet Bakanının “itibar suikastlarını önleme” ve “çocuk koruma” gerekçelerinin bir “Truva atı” işlevi gördüğünü savunarak, düzenlemelerin ifade özgürlüğünü idari bir prosedüre indirgeme ve platformları fiilen “dijital nüfus idaresine” dönüştürme riski taşıdığını da kaydetti:
“Adalet Bakanı'nın ‘itibar suikastlarını önleme’ gerekçesi, aslında bir Truva Atı işlevi görmektedir. Çocuk koruma ambalajıyla sunulan bu düzenlemenin içinden, devleti ve siyasi iktidarı her türlü eleştiriden yalıtmayı hedefleyen bir gözetim mekanizması çıkmaktadır.
Hükümet, sosyal medya platformlarını fiilen birer ‘dijital nüfus idaresine’ dönüştürerek, ifade özgürlüğünü idari bir prosedüre indirgemeye çalışmaktadır.”
“Açık internetten kapalı intranet’e”
Dernek, düzenlemelerin hayata geçmesi halinde küresel şirketlerin ya kullanıcıların hassas kimlik verilerini toplayan bir yapıya evrilmek ya da Türkiye pazarından dışlanma ve erişim kısıtlarıyla karşı karşıya kalmak gibi iki seçenek arasında bırakılacağını belirtti.
İFÖD, bu yönelimin Türkiye’yi “özgür ve açık internet”ten uzaklaştırıp devlet gözetimindeki “kapalı intranet” modeline yaklaştıracağını savundu ve şöyle dedi:
“Bu hamleler, Türkiye'yi küresel dijital ekosistemden koparma riskini taşımaktadır. Hedeflenen yapı, özgür ve açık İnternet değil; dijital itaatin mutlak olduğu, sadece devletin izin verdiği içeriklerin barınabildiği ve ifade özgürlüğünün "kimlik bildirme" şartına bağlandığı devlet gözetimindeki bir "İntranet" modelidir.
Tehlikenin farkındayız ve uyarıyoruz: İnşa edilen bu yapı, bir 'çocuk koruma kalkanı' değil; tüm toplumu kuşatan, dijital nefes alanlarını tamamen tıkayan ve Türkiye'yi açık dünyadan koparıp kendi içine hapseden bir 'dijital tecrit' projesidir.”
(HA)



