Gazeteciler Alican Uludağ için Ankara Adliyesi önünde
Basın meslek örgütleri ve gazeteciler, tutuklu meslektaşları Alican Uludağ için Ankara Adliyesi önünde bir araya geldi.
Uludağ’ın yarın başlayacak yargılamasında rıza dışı Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) uygulamasını protesto etti. Uludağ'ın savunmasını İstanbul’dan internet üzerinden değil duruşmada yüz yüze yapmasını talep etti.
Eyleme Basın Konseyi, DİSK Basın-İş, Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), Gazeteciler Cemiyeti, KESK Haber-Sen ve Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS) katıldı. Ayrıca çok sayıda gazeteci ve siyasetçi de destek verdi.
Eylem öncesinde alanda bulunan polisler, gazetecilerin adliyeyi görüntülemesine ve burada açıklama yapmasına “Arşivden görüntülerinizi kullanırsınız” diyerek engel olmaya çalıştı.
Gazeteciler de buna karşılık “Özgür basın susturulamaz” ve “Alican çıkacak yine yazacak” sloganları attı. “Gazetecilik suç değildir” pankartı açtı.
Adliye önünde konuşan DW Türkçe muhabiri ve ÇGD Başkanı Kıvanç El, Alican Uludağ'ın duruşma için Ankara'ya getirilmesini istediklerini ve bütün tutuklu gazetecilerin tahliye edilmeleri gerektiğini belirterek şunları söyledi:
"Bizim birinci öncelikli talebimiz, -onun da talebi bu yönde-, Alican’ın Ankara’ya getirilerek yüz yüze hâkimin karşısında savunmasını yapması. Alican savunma yapmaktan kaçan birisi değil. Temel talebimiz hiçbir gazetecinin haber nedeniyle tutuklu yargılanmaması. Alican, İsmail, Merdan, Pınar… 10'dan fazla gazeteci şu an cezaevinde. Hepsinin tahliye edilmesini ve savunmalarını yüz yüze yapmalarını istiyoruz. İsmail'in 5 Haziran'da duruşması var onun da derhal tahliyesini istiyoruz."
Dedeoğlu, Uludağ'ın sözlerini hatırlattı
El’in ardından söz alan DİSK Basın İş Başkanı Turgut Dedeoğlu, Uludağ’ın “Bugün Türkiye’de gazetecilik mayın tarlasında hakikat aramaya benziyor. Ama umutsuzluğa yer yok, korku iklimine karşı yapılacak tek şey cesareti büyütmek ve gazetecilikte ısrar etmektir” sözünü hatırlattı.
“Bizlere uygulanan bir adalet sistemi değil, bir ceza sistemi. Sarayın ve sermayenin gazeteciliğini yapmak bu ortamda, bu ülkede gayet rahat ve konforlu. Ama biz diyoruz ki, selam olsun cezaevlerinde tutsak olan bütün gazeteci arkadaşlarımıza. Selam olsun bu halk için, gerçekler için bedel ödeyen gazeteci dostlarımıza diyoruz” diye konuştu.
"Gazetecilik, gazetecilere bırakılmalı"
TGS Ankara Şubesi Başkanı Sinan Tartanoğlu, “Neredeyse ayda bir kere bir gazeteci arkadaşımızın haklarını savunmak için biz bir araya geliyoruz. Her seferinde diyoruz ki gazetecilik; hakimlerin, savcıların, polislerin dediği gibi yapılmıyor. Türkiye’de de dünyada da gazeteciliği yapmanın belli çok net kuralları var. Bugün hapiste olan, yargılanan bütün gazeteci arkadaşlarımız da bu kurallara uygun olarak gazetecilik yapıyorlar.” dedi. Tartanoğlu “Artık gazeteciliğin gazetecilere bırakmalarını talep ediyoruz.” diye de ekledi.
"Meslek örgütleri tutuklu gazetecilerle görüştürülmüyor"
Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu Üyesi Özlem Akarsu Çelik de meslek örgütleri olarak tutuklu meslektaşlarına yönelik ziyaret taleplerinin gerekçe gösterilmeden reddedildiğini hatırlattı.
“Gazeteciler hapiste tecrit altında tutulmaya devam ediyorlar. Bizler de meslektaşlarından uzakta tutulmaya devam ediyoruz. Bunun bir uzantısı da Alican’ın savunması SEGBİS’le yapması. Alican buraya gelmeli, salonda bizimle birlikte hâkimin yüzüne bakarak konuşmalı” ifadelerini kullandı.
Af Örgütü: Bu üç madde iptal edilsin
Öte yandan Uluslararası Af Örgütü de ayrı bir yazılı açıklama ile Alican Uludağ için özgürlük çağrısı yaptı.
Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Direktörü Ruhat Sena Akşener, "Yalnızca gazetecilik faaliyetleri yüzünden hak ihlallerine maruz bırakılan, kriminalize edilen ve özgürlüklerinden yoksun bırakılan bütün gazeteciler ve diğer medya çalışanları derhal serbest bırakılmalı" dedi.
Örgüt, "halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma", "cumhurbaşkanına hakaret", "Türk milletini ve devletin organlarını aşağılamayı" suç sayan düzenlemelerin yürürlükten kaldırılmasını da talep etti.
Bu üç maddenin, Türkiye'nin uluslararası insan hakları hukuku ve standartları kapsamındaki yükümlülükleriyle bağdaşmadığı vurgulanan açıklamada, Adalet Bakanlığı istatistiklerine göre, 2024'te 55 binden fazla kişi hakkında "cumhurbaşkanına hakaret" ve "Türk devletini aşağılama" suçlarından soruşturma açıldığı hatırlatıldı.
(HA)