Ecem Ra: Kürt kadını böyle olamaz diyenlere müziğimle cevap veriyorum
Kürtçe, Türkçe ve İngilizce şarkılardan oluşan repertuvarını pop, funk, R&B ve synth-wave gibi modern türlerle buluşturan müzisyen Ecem Ra, yalnızca yeni bir müzikal alan açmaya çalışmıyor; genç bir kadın olarak sahnede, anadilinde ve kendi bedeniyle özgürce var olmakta ısrar ediyor.
Son günlerde sosyal medyada maruz kaldığı ırkçı ve cinsiyetçi saldırılar ise onun için bir geri çekilme nedeni değil: “Bundan rahatsız olsanız da rahatsız olmaya devam edeceksiniz. Beni dinlemeye devam edeceksiniz, görmeye de tahammül edeceksiniz.”
Diyarbakır’dan İstanbul'a ilk müzik yolculuğu
Ecem Ra’nın hikayesi Diyarbakır’da, eğitime önem veren sekiz çocuklu bir ailenin en küçük kızı olarak başlıyor. Müziğe ilk adımını henüz altı yaşındayken Diyarbakır’da aldığı piyano dersleriyle atıyor. Sesleri tanıma üzerine olan yeteneğinin fark edilmesi uzun sürmüyor.
10 yaşından sonra ailesiyle birlikte Denizli’ye taşınması, hayatındaki ilk büyük kırılmalardan biri oluyor. Çünkü bu taşınma yalnızca şehir değiştirmek anlamına gelmiyor, kimliği saklamayı, görünmez olmayı ve ev ararken bile Kürt olmanın ağırlığını hissetmeyi de beraberinde getiriyor.
Ancak müzikle kurduğu bağ burada daha da güçleniyor. Lisede okurken belediyenin konservatuvarında piyano eğitimine devam ediyor. Daha sonra eğitimini Marmara Üniversitesi Müzik Öğretmenliği Bölümü’nde tamamlıyor.
Anadilinde müzik eğitimi çocuğunuzun hayatında ne değiştirir?
İstanbul’a gelişi de müzikteki ısrarının bir sonucu oluyor. Boğaziçi Caz Korosu’na başvuruyor ve Borusan Filarmoni Orkestrası ile bir projede yer alıyor. Bu süreçte yarışmalara, projelere ve televizyon programlarına başvuruyor. Bir ses yarışmasında birinci oluyor ardından bir single yayımlanıyor ve tanıtım çalışması yürütülüyor. O dönem alternatif Türkçe şarkılar söylüyor ancak istediği karşılığı bulamıyor.
“Büyük bir beklentiye giriyorsun. Müzik yapacağım, paylaştığım zaman herkes dinleyecek sanıyorsun. Tabii öyle bir şey olmuyor” diyor.
“Ogit”le değişen yön
Zuhal Müzik’te çalışırken bir gün piyanonun başına geçiyor ve Bajar’ın “Ogit” şarkısını söylüyor. Bu, kimseye beğendirme kaygısı taşımadığı, tamamen içinden gelen bir yorum oluyor.
“Bunu kayıt altına alıp paylaşsam ne olacak ki?” diye düşünüyor ve kaydı YouTube’a yüklüyor. Bir hafta içinde şarkı milyonlara ulaşıyor.
Ecem Ra için asıl kırılma da orada başlıyor. O andan sonra Kürtçe, yalnızca ailesinden gelen ve konuşabildiği bir dil olmaktan çıkıyor müzikal bir alan, bir özgürlük imkanı ve gelecek tasavvuru haline geliyor.
Anadilinde kahkaha: Zarok TV çocuklar için nasıl bir alan açıyor?
Anadilin modern seslerle buluştuğu bir deneyim
Bu dönemde, müzik endüstrisindeki kadınları üretim süreçlerinde güçlendirmeyi amaçlayan Avrupa destekli bir projeye katılıyor. Kendi şarkısını yapıyor: “Diyarbakır.” Memleketine duyduğu özlemi anlattığı bu Kürtçe şarkının sözleri, müziği ve prodüksiyonu ona ait.
Yirmi yılı aşkın süredir müzik sektöründe üretim yapan Olcay Bozkurt da onu bu şarkı sayesinde fark ediyor. Böylece “Ecem Ra feat Olcay B.Project” ortaya çıkıyor.
Kürtçe yalnızca ağıtın dili değil
Ecem Ra’ya göre bu tercih tesadüf değil. Kürtçe ona hem tanıdık hem de şaşırtıcı derecede esnek bir alan açıyor.
“Anadilimde müzik yapmak bana özgürlük veriyor. Zaten konuşabildiğim, kendimi ifade edebildiğim bir dil. Ailemden, annemden gelen dilim bu.”
Ecem Ra, bu noktada Kürtçe müziğin yalnızca ağıt, arabesk, etnik ya da politik hafıza üzerinden düşünülmesine itiraz ediyor. Bu hafızayı reddetmiyor. Ciwan Haco’dan Xero Abbas’a uzanan repertuvarı modernize ederken melodiyi ve ruhu bozmamaya çalıştığını özellikle söylüyor. Ancak genç kuşak için başka bir kapı açmak istiyor.
Kürtçe etnik ve arabesk müzikle sıkışmış durumda. Hep bir ağırlık, hep bir duygusallık söz konusu. Dünyanın her yerinde her dilin birçok müzik tarzı var; cazı var, reggaesi var, funku var, popu var. Ama Kürtçede bunlar yok. Benim yapmak istediğim şey, benim gibi Kürt gençlerinin kendi dillerinde müzik dinleme fırsatı bulması.
Ecem Ra, Kürtçeyi yalnızca yasın, politik hafızanın ya da folklorik kodların dili olarak görmek istemiyor. Onu dansın, festival sahnesinin, pop estetiğinin, elektronik altyapıların ve gençliğin dili hâline getirmeye çalışıyor.
"Anadili kullanılmadıkça körelir ama ortadan kalkmaz"
Halayın ötesinde: Kürtçeyle dans etmek
Antep’teki bir konser görüntüsünün ardından Ecem Ra’nın sahnedeki kıyafeti, dansı ve müziği sosyal medyada hakaretlere varacak şekilde hedef alındı. Ancak onun için sahnede dans etmek de müziğin doğal bir parçası.
“Kürtçe demek sadece halay çekmek demek değil. Ben insanların dans edebileceği bir müzik yapmak istiyorum. Bunun için utanmalarına gerek yok.”
Kendisine yönelen sosyal medya mesajlarında onu en çok rahatsız eden şey, eleştirinin müzikten çok bedenine, kıyafetine ve kadın olarak sahnede var oluşuna yönelmesi.
“Kadın olmak, sahnede özgürce var olmak… İlk hakaretlerin buradan geliyor olması beni rahatsız ediyor” diyor.
Bu noktada Ecem Ra’nın cümleleri keskinleşiyor. Çünkü ona göre mesele yalnızca bir kıyafet tartışması değil; bir Kürt kadınının nerede, nasıl, hangi sesle ve hangi bedenle var olabileceğine dair çizilen sınırlar.
Beni müziğimle eleştirebilirsin. Ama giydiğim kıyafetle eleştiremezsin. Buna hakları olduğunu düşünmüyorum. Mevzu ilk başta kıyafetimden başladı, sonra müziğe, daha sonra da anadilde nasıl böyle bir şey yapabildiğime kadar geldi
bianet çalışanları Kürt Dili Gününü Kürtçe şarkılarla kutluyor
Sosyal medyada başlayan saldırılar kısa sürede müziğine, sesine, müzisyenliğine ve anadilinde modern türlerde üretim yapmasına kadar uzanıyor.
Ona yöneltilen itirazların bir kısmı, Kürtçenin ancak belirli kalıplar içinde söylenebileceği fikrine dayanıyor:
Anadilde müzik yapmak bu değil, Kürtçe müzik arabesktir, etniktir diye düşünüyorlar. Ama biz bundan daha fazlasıyız. Benim amacım dili olabildiğince ileriye taşımak. Neden devamlı geriden geliyoruz?
“Kürt kadını böyle olamaz” diyenlere itiraz
Ecem Ra’ya göre bir Kürt kadınının pop sahnesinde, modern kıyafetlerle, dans ederek ve eğitimli bir müzisyen olarak var olması, bazı kesimlere “fazla” geliyor. O ise “Kürt kadını böyle olamaz” denilen noktaya itiraz ediyor.
Bu süreçte kendisine destek verenler de olmuş. Ciwan Haco’nun, onun söylediği şarkıyı paylaşması kendisi için en önemli desteklerden biri. Ancak bir kırgınlığını da saklamıyor:
“Kadın sanatçılardan çok fazla destek alamadım. Kendi hemcinsim tarafından bunu görmemek beni çok üzdü.”
'Şirinler' artık Kürtçe konuşacak
Linçten geri adım değil, daha güçlü bir ses çıktı
Bütün bu sürecin ona ne öğrettiğini sorduğumda yanıtı net oluyor:
Vazgeçmemem gerektiğini. Ben bunu yapmaya devam edeceğim. Bundan rahatsız olsanız da rahatsız olmaya devam edeceksiniz. Beni dinlemeye devam edeceksiniz, görmeye de tahammül edeceksiniz.
Hakaretleri kabul etmediğini, eleştirilerden sonuç çıkarmaya çalıştığını ancak saldırıların onu durdurmadığını söylüyor.
Sınırların ötesinde kendi sesini kurmak
Ecem Ra’nın hayali yalnızca Türkiye’de Kürtçe pop yapan bir isim olarak anılmak değil. Kürtçeyi dünyaya açmak istiyor. Hedefini ise daha da büyütüyor:
Ben kendi dilimi var etmeye çalışıyorum. Kendi dilimi evrenselleştirmeye çalışıyorum. Ben kendi dilimle Grammy ödülü almak istiyorum. Bunu yaparken de insanların özellikle Kürtlerin beni anlamasını ve desteklemesini elbette çok isterim.
Ecem Ra ve ekibinin önünde şimdi hem yeni bir canlı performans kaydı var, hem de Rusya'da bir konser hazırlığı.
Onun hikayesi yalnızca bir müzik projesinin büyüme hikayesi değil. Diyarbakır’dan Denizli’ye taşınırken kimliğini gizlemek zorunda kalan bir kız çocuğunun, İstanbul’da kendi sesini arayan bir müzisyene oradan da Kürtçeyi pop, funk, R&B ve elektronik soundlarla dünyaya açmak isteyen genç bir kadına dönüşme hikayesi.
(NÖ)
12 HAZİRAN ÇOCUK İŞÇİLİĞİYLE MÜCADELE GÜNÜ
MESEM’li öğrenci: İş öğrenmek için gittiğimiz yerde köleleştiriliyoruz
Çocuk işçiliğiyle mücadele nasıl mümkün?
Sınıfta Marx, akılda kira: Özel okul öğretmenlerinin yaz kaygısı
CUMHURİYETİN DEMOKRATİK DÖNÜŞÜMÜ KONFERANSI
"Bu konferansla umutsuzluğu kırmak istiyoruz"
BİA ÇOCUK KİTAPLIĞI
Korkmak, kızmak, üzülmek, sevinmek serbest!