Anadili, hafıza ve dijital alan: Rojda Aksoy’un Kürtçe yolculuğu
Sosyal medyada ctrl.log hesabıyla tanınan içerik üreticisi Rojda Aksoy, Kürtçe öğrenme sürecini paylaştığı videolarla biliniyor. Instagram ve TikTok’ta gündelik hayatını, üretimlerini, kadınlık deneyimini ve anadiliyle yeniden kurduğu bağı paylaşan Aksoy, hesabını “dijital günlük” olarak tanımlıyor.
1989’da Diyarbakır Lice’de doğan, çocuk yaşta ailesiyle Ankara’ya göç eden Aksoy’un Kürtçeyle ilişkisi göç, okul ve gündelik hayat içinde zamanla zayıfladı. Yıllar sonra Kürtçe ile yeniden ilişkilenmeye başlayan Aksoy, anadilini öğrenmenin kendisi için neden yalnızca bir dil meselesi değil; hafıza, kimlik ve politik özneleşmeyle ilgili bir süreç olduğunu bianet’e anlattı.
Ecem Ra: Kürt kadını böyle olamaz diyenlere müziğimle cevap veriyorum
“Bir dijital günlük tutmak istedim”
Aksoy, sosyal medyada hesap açarken amacının Kürtçe öğretmek olmadığını söylüyor. Başlangıçta İstanbul’da yaşayan Kürt bir kadın olarak gündelik hayatını, üretimlerini, yoksullukla ve patriyarkayla kurduğu ilişkiyi paylaşmak istedi.
“Büyük şehirde yaşayan Kürt bir kadın olarak nasıl bir hayat yaşıyorum? Yoksulluk insanları nasıl etkiliyor? Bir kadın olarak patriyarkanın hangi yönleriyle karşılaşıyorum? Bunların dijital olarak bir günlüğünü tutmak istedim.”
Ancak Kürtçeyi akıcı konuşanların sayısının azaldığını gösteren bir araştırmayla karşılaşması, kendi hikâyesi üzerine yeniden düşünmesine neden oldu. Bir zamanlar Türkçe bilmeyen bir çocukken bugün anadilini konuşamayan bir yetişkin olduğunu fark etti.
Bu konuda yaptığı ilk paylaşımlardan sonra çok sayıda ırkçı yorum aldı. “Kürtçe diye bir dil yok” diyenlere bu kez açıklamayla değil, eylemle cevap vermek istedi:
“‘Tamam, ben de o zaman Kürtçe öğrenmeye başlıyorum. Bakalım var mıymış yok muymuş, hep beraber görelim’ dedim.
“Sürecin kendisini anlattım”
Aksoy daha önce de Kürtçe öğrenmeyi denediğini ancak sürdüremediğini söylüyor. Bu kez fark, öğrenme sürecini en başından itibaren eksikleriyle ve zorlandığı yerlerle paylaşması oldu.
“Kürtçe öğrenirken ne kadar Kürtçe öğrendiğimi değil; internete girdiğimde ne buldum, ne bulamadım, YouTube’da ne vardı ne yoktu, bunları anlatmaya başladım.”
Zamanla hesabı yalnızca bir paylaşım alanı olmaktan çıktı; anadili, hafıza ve kadınlık deneyiminin konuşulduğu bir yere dönüştü. Aksoy, bu dönüşümde takipçilerinden gelen mesajların etkili olduğunu söylüyor.
Özellikle gençlerden gelen mesajlar onu şaşırtmış:
20-25 yaşındaki insanların Kürtçe öğrenmek gibi bir derdi olduğunu, Kürtçe bilmedikleri için üzgün olduklarını pek düşünmemiştim. Onlardan gelenleri gördükçe kendi hikâyemi daha filtresiz anlatmaya karar verdim.
Aksoy’a göre videoların karşılık bulmasının nedeni, süreci kusursuz göstermemesi:
“Bir şeye çok fazla şekil vermeden, onu bütün doğallığıyla, eksikleriyle, kusurlarıyla paylaşmak insanlara ulaştı.”
Anadilinde kahkaha: Zarok TV çocuklar için nasıl bir alan açıyor?
“Algoritma Kürtçeyi kendiliğinden göstermiyor”
Aksoy, dijital mecralarda Kürtçenin görünürlüğünün sınırlı olduğunu düşünüyor. Kürtçe içeriklerin karşısına ancak bilinçli olarak Kürtçe hesapları takip etmeye, kaydetmeye ve yorum yapmaya başladıktan sonra daha fazla çıktığını anlatıyor.
“Kürtçe öğrenmeye karar verdikten sonra Kürtçe olduğunu gördüm dijital alanda. Kendiliğinden karşıma çıkan bir şey değildi. Ne kadar kullanıyorsan o kadar karşına çıkıyor.”
Buna rağmen sosyal medyanın özellikle gençler için önemli bir imkân sunduğunu söylüyor. Çünkü Kürtçe artık yalnızca ders ya da kampanya dili olarak değil; şarkı, mizah, gündelik hayat ve kişisel deneyim üzerinden de dolaşıma giriyor.
“Burada bir komünite oluşuyor. Kendi anadilinde bir şeyler üreten ve bunu paylaşan kişilerin oluşturduğu bir alan var. Sadece üreticiler arasında değil, takip eden insanlar arasında da bir diyalog oluşuyor.”
“Mini etekle başladım, Kürtçe ile devam ettim”
Aksoy, paylaşımlarına çoğunlukla destekleyici yorumlar aldığını, özellikle kadın takipçilerinin çok olduğunu söylüyor. Ancak daha muhafazakâr çevrelerden eleştiriler de geliyor.
Feminist kimliğinden, metropolde yaşayan bir Kürt kadın olarak deneyimlerinden ve ailesindeki dönüşümden söz etmesi kimi zaman tepki çekiyor. Bir videosuna gelen “Kürtçe öğrenmekle başladın, mini etek giyerek mi devam ediyorsun?” yorumuna verdiği cevabı şöyle anlatıyor:
Ben de ‘Mini etekle başladım, Kürtçe ile devam ettim aslında’ dedim. Çünkü Kürt kimliğimle feminizmden sonra yeniden ilişkilenmeye başladım.
Aksoy’a göre Kürtçe öğrenmek, geçmişe dönmek kadar bugün nasıl bir özne olarak durduğunu sorgulamak anlamına da geliyor.
Anadilinde müzik eğitimi çocuğunuzun hayatında ne değiştirir?
“Anadilimi öğrenmek hobi değil”
Aksoy, Kürtçe öğrendikçe çocukluğuna, göç hikâyesine ve ailesinin hafızasına yeniden döndüğünü söylüyor. Bu nedenle anadili meselesini yalnızca kültürel bir başlık olarak görmüyor.
“Benim için anadilimi öğrenmek oldukça politik bir eylem. Bir özne olarak nasıl bir yerde durduğumu tekrar sorguluyorum. Bu benim için bir anlamda direniş, politik bir tavır.”
Anadili mücadelesinin uzun yıllardır sürdüğünü ancak gündelik hayatta karşılığının hâlâ sınırlı kaldığını düşünen Aksoy, meselenin slogan düzeyinden çıkarılması gerektiğini söylüyor:
Anadilimizi öğrenmemiz gerekiyor, bu bir haktır demekle olmuyor. Bunu yaşayan bir şeye dönüştürmek, hayatın parçası hâline getirmek gerekiyor.
Aksoy’un en çok sorduğu sorulardan biri şu: İnsanlar Kürtçeyi öğrendikten sonra nerede ve kiminle konuşacak?
Bu yüzden dijital alanın yanı sıra konuşma kulüplerinin, yüz yüze buluşmaların ve ortak öğrenme alanlarının önemli olduğunu düşünüyor. Kendi deneyiminde yüz yüze Kürtçe derslerinin özel bir yeri var:
“Etrafımda Kürtçe konuşan insanların olmasının nasıl bir duygu olduğunu unutmuşum. Kürtçeyi kendine dert edinmiş genç insanlarla yan yana gelince öğrenme hevesimin arttığını gördüm.”
“Beş yıl sonra izlediğimde ne hissedeceğim?”
Bu gönderiyi Instagram'da gör
Aksoy, dijital alanda üretmenin insanı tüketebileceğini söylüyor. Bu yüzden her video hazırlarken kendisine aynı soruyu soruyor:
“Beş yıl sonra açıp bu videoyu izlediğimde ne hissedeceğim?”
Bu soru, onun için bir pusula. Çünkü başlangıçta videoları yalnızca kendisi için çektiğini, bu kadar insana ulaşacağını tahmin etmediğini söylüyor.
Söyleşinin sonunda geriye bir Kürtçe kelime bırakması istendiğinde aklına önce “nakokî” geliyor: çatışma, uzlaşmazlık. Ardından gökkuşağı için kullanılan “keskesor” ve “heftreng” kelimelerini anıyor.
Bu dijital günlük de biraz bu iki uç arasında duruyor: Bir yanda çatışma, kayıp ve hafıza; diğer yanda renk, yan yana gelme ve yeniden öğrenme ihtimali.
(NÖ)
Bir parça peynir, bir açık kapı, bir ömürlük bağ: Bitter
Açlık grevindeki öğretmen: 11 yıllık öğretmenim, 40 bin lira maaşla geçinemiyorum
Cumhuriyet’in demokratik dönüşümü: “Kendi mahallemizden çıkmak gerekiyor”
CUMHURİYETİN DEMOKRATİK DÖNÜŞÜMÜ KONFERANSI
Tuncer Bakırhan: Cumhuriyetin demokratikleşmesi ertelenemez
Ecem Ra: Kürt kadını böyle olamaz diyenlere müziğimle cevap veriyorum