BİA MEDYA GÖZLEM | NİSAN-MAYIS-HAZİRAN 2026
Düzenlemeler, tepkiler, dayanışma, işsizlik
BİA MEDYA GÖZLEM | NİSAN-MAYIS-HAZİRAN 2026
Düzenlemeler, tepkiler, dayanışma, işsizlik
24 TEMMUZ BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN MÜCADELE GÜNÜ
Gazetecinin ağzını açması, hapis ve eziyet demek!
Son üç aylık dönemde ise Basın İlan Kurumu Teşkiline Dair Kanun’da, resmi ilan verilecek internet haber sitelerinin haber sayısından “ihlal” halinde verilecek ilan kesme cezalarına kadar birçok boyutta değişiklik yapıldı.
Ankara’daki NATO Zirvesi öncesinde geniş bir çevreden gazetecilerin akreditasyon taleplerinin reddedilmesi üzerine uluslararası boyuta taşındı. İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez; NATO Zirvesi'ni takip etmek için başvuruda bulunan, Cumhuriyet gazetesi dahil çok sayıda medya kuruluşunun akreditasyon taleplerinin reddedilmesi üzerine NATO yetkililerine yazdı. Yerel medyanın sorunlarını TBMM gündemine taşıyan İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu’nun diğer bir girişimi de, Mardin merkezli Gazete Sabro’nun, azınlık yayını olması gerekçesiyle resmi ilan yayımı ve gelirinden yararlandırılmamasıyla ilgiliydi.
Ulusal ve uluslararası gazetecilik kuruluşları, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü dolayısıyla yaptıkları çeşitli açıklamalarla, Merdan Yanardağ, İsramil Arı ve Alican Uludağ’ın tutuklu olduğu süreçte, basın özgürlüğünün kara bir tabloyla karşı karşıya olduğunu duyurdu. Hak kuruluşları, gazeteci Yıldız Tar’ın NATO Zirvesi öncesinde tutuklanmasının medya özgürlüğünün açık bir ihlali olduğunu bildirdi.
İhlallere tepkiler, 7-8 Temmuz tarihlerinde gerçekleşecek zirve öncesi geniş bir medya çevresinin akreditasyon taleplerinin reddedilmesi nedeniyle de uluslararası boyuta taşındı. Bu döneme özgü gazeteciliğe yönelik diğer bir müdahale de, mutlak butlan kararı sonrası, CHP toplantılarında yaşanan gerginliklere tanık olan medya temsilcilerine yönelik gelişti.
Avrupa Parlamentosu'nun (AP) İspanyol üyesi ve Türkiye raportörü Nacho Sanchez Amor’un kaleme aldığı ve eski İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek için de yaptırım isteyen raporu, 381 oyla kabul edildi.
RSF, Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye’yi 180 ülke içerisinde 163. sırada gösterdi. Dünyada sürgün gazetecileri ele alan RSF raporunda Türkiye ve Mısır, “çatışma bölgelerinden kaçan gazetecilere ev sahipliği yaparken iktidara yakın olmayan gazetecilerin sürgüne gitmesine yol açan ülkeler” olarak konumlandırıldı.
Düzenlemeler
İktidarın reformlar adına çıkardığı Yargı Paketleri’nde LGBT+'lara yönelik yayıncılığı bastıracak niteliği olan düzenlemeler TBMM gündemine getirilmese de pratikte LGBT+’ları hedef alan gazeteci gözaltıları ve online sansür devrede.
Son üç aylık dönemde ise Basın İlan Kurumu Teşkiline Dair Kanun’da, resmi ilan verilecek internet haber sitelerinin haber sayısından “ihlal” halinde verilecek ilan kesme cezalarına kadar birçok boyutta değişiklik yapıldı.
Haber sitelerine resmi ilan için “şartlar” var! Basın İlan Kurumu Teşkiline Dair Kanun'da yapılan değişiklikle internet haber sitelerinin vasıf ve ödevleri de kanun kapsamına alındı. Resmi ilan verilecek internet haber sitelerinin haber sayısı, içerik, kadro, okur sayısı ve en az yayın hayatı süresi gibi vasıfları Basın İlan Kurumu Genel Kurulunca belirlenecek. Belirlenen kurallara uymayan gazete, dergi ve internet haber sitelerine Basın İlan Kurumu Yönetim Kurulu tarafından ihlalin niteliği, ağırlığı ve süresi gözetilerek bir günden 10 güne kadar resmi ilan ve reklam kesme müeyyidesi uygulanacak. İhlalin tebliğden itibaren bir yıl içinde ilk tekrarında beş günden 15 güne, ikinci tekrarında 10 günden 20 güne, üçüncü ve daha fazla tekrarında 15 günden 25 güne kadar ceza verilecek. İhlal süresinin bir ayı aşması halinde gün sayısı bir kat artırılacak olup bir defada toplam uygulanabilecek müeyyide altmış günü aşamayacak. Kararlara karşı idari yargı yoluna başvurulabilecek (24 Haziran).
Soru ve araştırma önergeleri
Yılın ilk üç ayında CHP, DEM, İYİ Parti gibi partiler ve bağımsız İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, gazetecilik haklarındaki vahim aşınma ve sorunlarının araştırılması için Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne (TBMM) önergeler sundu. Ancak gazetecilik meslek kurumlarının yoğun çabaları ve Meclis'teki bu girişimler, dijital haklar ve gazetecilik standartlarının stratejik olarak yeniden düzenlenmesi konusunda yetkililerin harekete geçmesine yetmiyor.
Bu arada medyaya yönelik ihlaller, Ankara’daki NATO Zirvesi öncesinde geniş bir çevreden gazetecilerin akreditasyon taleplerinin reddedilmesi üzerine uluslararası boyuta taşındı. İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez; NATO Zirvesi'ni takip etmek için başvuruda bulunan, Cumhuriyet gazetesi dahil çok sayıda medya kuruluşunun akreditasyon taleplerinin reddedilmesi üzerine NATO yetkililerine yazdı. Yerel medyanın sorunlarını TBMM gündemine taşıyan İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu’nun diğer bir girişimi de, Mardin merkezli Gazete Sabro’nun, azınlık yayını olması gerekçesiyle resmi ilan yayımı ve gelirinden yararlandırılmamasıyla ilgiliydi.
NATO akreditasyon ayrımcılığı TBMM’de: İYİ Parti Grup Başkanvekili Turhan Çömez; NATO Zirvesi'ni takip etmek için başvuruda bulunan, Cumhuriyet gazetesi dahil çok sayıda medya kuruluşunun akreditasyon taleplerinin reddedilmesi üzerine NATO Parlamenter Asamblesi (NATO PA) Türk Delegasyonu Üyesi sıfatıyla NATO PA Başkanı Marcos Perestrello’ya mektup yazdı. Çömez, ayrıca konuyu TBMM'ye taşıdı (25 Haziran).
Yeneroğlu’ndan Cumhurbaşkanlığa “yerel medya” önergesi: İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, yerel basının yaşadığı ekonomik sorunları ve sektördeki daralmayı Türkiye Büyük Millet Meclisi gündemine taşıdı. Yeneroğlu, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz'ın yanıtlaması istemiyle verdiği soru önergesinde, yerel gazetelerin kapanması, resmi ilan sistemi ve basına yönelik destek mekanizmalarına ilişkin sorular yöneltti. Kâğıt ve mürekkep gibi temel girdilerin büyük ölçüde ithalata ve dövize bağlı olduğunu belirten Yeneroğlu, baskı ve dağıtım maliyetlerindeki artışların, personel giderlerindeki yükselişin ve reklam gelirlerindeki düşüşün yerel gazeteleri zor durumda bıraktığını kaydetti. Türkiye İstatistik Kurumunun Basın İlan Kurumu verilerinden derlediği 2024 yılı Süreli Yayın İstatistiklerine işaret eden Yeneroğlu, resmi ilan yayımlayan gazete sayısının bir önceki yıla göre yüzde 11,9 azalarak 753'e gerilediğini, bu gazetelerin yüzde 95,9'unu yerel gazetelerin oluşturduğunu hatırlattı. Yeneroğlu, aynı dönemde resmi ilan yayımlayan gazetelerin yıllık toplam tirajının da yüzde 27,5 azaldığını belirterek, sektördeki küçülmenin ağırlıklı olarak Anadolu'da yayın yapan yerel gazeteleri etkilediğini söyledi. Önergede, “Son on yılda yayın hayatına son veren yerel gazete sayısı yıllara ve illere göre nedir?” ve “Basın İlan Kurumu tarafından verilen resmi ilan ve reklam kesme cezalarına karşı açılan davaların son beş yıldaki sayısı kaçtır? Bu davaların kaçında verilen müeyyide kararları yargı mercilerince hukuka aykırı bulunarak iptal edilmiştir?” soruları da yer aldı (22 Haziran).
Yeneroğlu’dan Gazete Sabro’ya “basın ilan yasağı” sorusu: İstanbul Milletvekili Mustafa Yeneroğlu, Mardin merkezli yayın yapan Gazete Sabro’nun, “Yönetim yerinin İstanbul olması” şartı nedeniyle Basın İlan Kurumu’nun (BİK) azınlık gazetelerine yaptığı yardımlardan faydalanamıyor olmasını Meclis gündemine taşıdı. Azınlık gazetelerinin ağırlaşan ekonomik koşullar altında yayın hayatını sürdürmeye çalıştığını belirten Yeneroğlu, azınlık gazetelerine yapılan yardımlara dair yaşanan sorunlar ve Süryani toplumunun gazetesi Sabro’nun destek kapsamı dışında bırakılmasını, Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’a sordu. Önergede, “2012 yılından bugüne kadar azınlık süreli yayınlarına yönelik nakdi desteklerden hangi gazeteler ve dergiler yararlanmıştır? Destek kapsamına alınmayan yayın organları hangileridir ve bunların kapsam dışında bırakılma gerekçeleri nelerdir? Süryani toplumunun gazetesi olan Sabro, destek kapsamına neden alınmamıştır? Bu gazetenin kapsam dışında bırakılmasının hukuki ve idari gerekçesi nedir?” soruları da vardı (12 Haziran).
Önergeyle, “İlke TV hapishanelerde neden yayın listesinde yok?” sorusu: Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Mardin Milletvekili Beritan Güneş Altın, Türkiye’de kimi cezaevlerinde mahpusların “haber alma hakkının” kısıtlandığını belirttiği bir soru önergesi yoluyla Adalet Bakanı Yılmaz Tunç’a çeşitli sorular yöneltti. Güneş, özellikle Kocaeli 1 ve 2 Nolu F Tipi Hapishanelerinden yoğun başvuru aldıklarını belirtilerek, televizyon yayınlarının maksimum 30 kanal ile sınırlandırıldığı ve mahpusların yoğun talebine rağmen “İlke TV”nin bilinçli olarak yayın listesine alınmadığını” belirtti. (9 Haziran).
CHP’li Becan’dan “Cezasızlığa karşı” kanun teklifi: CHP milletvekili Tahsin Becan, “Gazetecilere yönelik artan şiddet ve tehdit eylemlerinin önüne geçilmesi amacıyla” bir kanun teklifi hazırladı.Gazetecilere yönelik suçların ağırlaştırıcı sebep olarak düzenlenmesi gerektiğini vurgulayan Becan, kanun teklifinin gerekçesinde, “Basın özgürlüğünün korunması, bireysel düzlemde temel bir hakkın korunmasının ötesine geçerek, bizzat demokrasinin korunması anlamına gelmektedir” ifadesini kullandı. Ülkenin dört bir yanındaki gazetecilerin ölüm tehdidi altında olduğunun altını çizen Becan, BirGün Gazetesi Muhabiri İsmail Arı ve DW Türkçe Muhabiri Alican Uludağ’ın haberleri nedeniyle tutuklu bulunduğunu söyledi. Kanun teklifine yönelik açıklamasında Uğur Mumcu, Hrant Dink, Ahmet Taner Kışlalı, Metin Göktepe, Abdi İpekçi ve görevi başında hayatını kaybeden tüm gazetecileri andığını belirten Becan, “Bu tür fiiller, bir yandan muhalif gazetecileri sindirmeyi amaçlarken öte yandan da genel olarak gazetecilik faaliyetini özgür ve bağımsız şekilde icra eden tüm gazetecilere gözdağı vermeyi hedeflemektedir. Üstelik ‘Dezenformasyonla Mücadele’ adı altında iktidarın çıkardığı yasayla neredeyse tüm gazetecilerin faaliyetleri hapis cezasıyla korkutularak ifade özgürlükleri ellerinden alınıyor” ifadelerine de yer verdi (6 Nisan).
Cumhurbaşkanlığı, Bakanlıklar ve muhalefetten mesajlar
Türkiye iktidarına neredeyse çeyrek yüzyıldır Başbakan ve Cumhurbaşkanı olarak yön veren Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye’de geçmişe göre “daha özgür, çoğulcu ve renkli bir basın iklimi” olduğunu ileri sürdükten sonra şimdi de TRT’nin “tarafsız” yayın yaptığını ileri sürdü.
Erdoğan’a kalırsa “TRT” tarafsız: “Türkiye’nin sesini, değerlerini, tarihini ve kültürünü tüm dünyaya yansıtan; sorumlu, tarafsız, ilkeli habercilik anlayışıyla vatandaşlarımıza önemli bir hizmette bulunan TRT’mizin 62. kuruluş yıldönümünü canıgönülden tebrik ediyorum. TRT çalışanı her bir kardeşime Allah’tan muvaffakiyetler niyaz ediyorum” (Cumhurbaşkanı Erdoğan, 62. kuruluş yıldönümünü kutladığı TRT’nin tarafsız yayın yaptığını ileri sürdü; 1 Mayıs).
Tepkiler
Ulusal ve uluslararası gazetecilik kuruluşları, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü dolayısıyla yaptıkları çeşitli açıklamalarla, Merdan Yanardağ, İsmail Arı ve Alican Uludağ’ın tutuklu olduğu süreçte, basın özgürlüğünün kara bir tabloyla karşı karşıya olduğunu duyurdu. Hak kuruluşları, gazeteci Yıldız Tar’ın NATO Zirvesi öncesinde tutuklanmasının medya özgürlüğünün açık bir ihlali olduğunu bildirdi. İhlallere tepkiler, 7-8 Temmuz tarihlerinde gerçekleşecek zirve öncesi geniş bir medya çevresinin akreditasyon taleplerinin reddedilmesi nedeniyle de uluslararası boyuta taşındı. Bu döneme özgü gazeteciliğe yönelik diğer bir müdahale de, mutlak butlan kararı sonrası, CHP toplantılarında yaşanan gerginliklere tanık olan medya temsilcilerine yönelik gelişti.
Sendikalar LGBTİ+ habercilerine dönük yasakları kınadı: DİSK Basın İş ve TGS sendikaları, LGBTİ+ haberleri yapan gazeteciler Yusuf Çelik, Esra Ece Kutlu, Zilan Azad, Oğulcan Özgenç ve Nisan Çıra’nın X hesaplarına dönük “millî güvenlik ve kamu düzeni” gerekçesiyle getirilen yasağı kınadı. DİSK Basın İş açıklamasında, “Özellikle LGBTİ+ haberciliğini hedef alan bu erişim engelleri, basın özgürlüğü açısından kabul edilemez. Gazetecileri erişim engelleriyle, sansürle durduramazsınız” dedi (28 Haziran).
Tar’ın tutukluluğuna tepki: RSF Türkiye temsilcisi Erol Önderoğlu, Kaos GL sitesi yayın yönetmeni Yıldız Tar’ın NATO Zirvesi öncesi girişilen operasyonlar kapsamında “örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklanmasının keyfiyet oluşturduğunu savundu. Önderoğlu, “Doğrusu, gazeteci Yıldız Tar’ın tek somut yönüyle “Aile Yılı”na atıf yapılan bir sorgu üzerinden nasıl “TKP/ML üyeliği”nden tutuklanabildiğini anlayamadık. Tar, NATO Zirvesi öncesi, güvenlik şovu altında hiçbir somut isnat ve delil olmadan alıkonuluyor” dedi (26 Haziran).
NATO akreditasyon ayrımcılığına yoğun kınama: Türkiye’de DİSK Basın İş, ÇGD, Basın Konseyi, Gazeteciler Cemiyeti gibi birçok gazetecilik meslek örgütü ve gazeteci, 7-8 Temmuz tarihlerinde gerçekleştirilecek NATO Zirvesi için iletilen akreditasyon taleplerinin reddedilmesini kınadı. TGC Yönetim Kurulu da, birçok başvurunun kabul edilmemesi üzerine NATO Genel Sekreteri Mark Rutte’ye bir mektup gönderdi. Mesajda, “uygulamanın NATO’nun demokrasi, bireysel özgürlükler ve hukukun üstünlüğü ilkeleriyle bağdaşmadığı” ifade edildi. RSF’den Erol Önderoğlu da, “NATO zirvesini Türkiye medyasının önemli bir bölümüne kapatan akreditasyon anlayışını anlamakta güçlük çektiklerini” belirterek “Ret gerekçesini ortaya koymayan, itiraz hakkına peşinen sırt çeviren bu prosedürü kabul etmiyor, şeffaf ve pozitif bir prosedür istiyoruz” açıklaması yaptı. TGC Yönetim Kurulu da, “Akreditasyon talebinin reddedilmesi basın özgürlüğü açısından endişe vericidir. NATO’nun bağımsız medyaya ambargosu kabul edilemez. NATO bu kararla kendi kuruluş anlaşmasında altını çizdiği ‘demokrasi, bireysel özgürlük ve hukuk devleti’ ilkelerini de çiğnemiştir” şeklinde açıklama yaptı (24 - 25 Haziran).
Çakırözer’den “NATO akreditasyonsuzluğu” tepkisi: CHP Eskişehir Milletvekili Utku Çakırözer, Ankara’da yapılacak NATO Zirvesi için gazetemiz Cumhuriyet ve bazı basın kuruluşlarına akreditasyon verilmemesine tepki gösterdi. Çakırözer, uygulamanın basın özgürlüğü ve halkın haber alma hakkının ihlali olduğunu ifade etti (25 Haziran).
İki gözaltıya tepki: DİSK Basın İş, 12. İstanbul Trans Onur Yürüyüşü’nü izleyen gazetecilerden Yusuf Çelik ve Doğa Tekneci’nin gözaltına alınmasını eleştirdi. Açıklamada, “Barışçıl bir şekilde gerçekleştirilen bir yürüyüşü takip eden gazetecilerin gözaltına alınması kabul edilemez. Basın ve ifade özgürlüğü, demokratik toplumun temelidir ve hiçbir gerekçeyle sınırlandırılamaz” denildi (21 Haziran).
RSF Arı’nın basın kartı iptalini kınadı: RSF Türkiye temsilcisi Erol Önderoğlu, BirGün için çalışan gazeteci İsmail Arı'nın basın kartının İletişim Başkanlığınca “adli sicil kaydı” gerekçe gösterilerek iptal edilmesini “keyfi, hukuk tanımaz, masumiyet karinesi ve gazetecilik temellerini hiçe sayan yaklaşımının en bariz örneklerinden biri” olarak eleştirdi. Önderoğlu kararın geri alınması gerektiğini bildirdi (18 Haziran).
TGC’den gazetecilere müdahalelere kınama: TGC, CHP’nin kurultay davasına ilişkin mutlak butlan kararının ardından düzenlenen toplantılarda yaşanan gerginliklerde gazetecilere yönelik müdahaleleri kınadı. TGC açıklamasında gazetecilere yönelik “müdahalelerin ve saldırıların artmasını basın ve düşünceyi ifade özgürlüğü açısından kaygıyla” izlediklerini bildirdi. Açıklamada, “Siyasi partilerin, yöneticilerinin, üyelerinin ve destekçilerinin gazetecilerin görevlerini serbestçe yerine getirebilmeleri için gerekli duyarlılığı göstermeleri; haber takibi yapan basın mensuplarının güvenli çalışma koşullarına sahip olmalarına katkı sunmaları demokratik kültürün önemli bir gereğidir” ifadelerine yer verildi (9 Haziran).
Bingöl’ün hedef yapılmasına tepki: Dicle Fırat Gazeteciler Derneği ve Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği, Ankara’da 1 Haziran’da yapılan Ethem Sarısülük anmasında gözaltına alındıktan sonra serbest bırakılan Mezopotamya Ajansı muhabiri Sema Bingöl’ün Ensonhaber sitesi ve Yeni Akit tarafından hedef yapılmasına tepki gösterdi. Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği de “Haber takibini ‘suç kaydı’ gibi sunmak halkın haber alma hakkını da hedef almaktır” açıklaması yaptı (8 Haziran).
İZ Gazete’ye saldırıya kınamalar: Aralarında İzmir Gazeteciler Cemiyeti ve RSF’nin de olduğu gazetecilik meslek örgütleri, İzmir’de İZ Gazete bürosunun giriş kapısına zarar verilmesini kınadı. Olayın tüm yönleriyle aydınlatılmasını talep eden kuruluşlardan İzmir Gazeteciler Cemiyeti, “Basın kuruluşlarına yönelik her türlü tehdit, baskı ve gözdağı girişimi, halkın haber alma hakkını ve ifade özgürlüğünü hedef almaktadır. Gazetecilerin güvenli koşullarda görev yapabilmesi, demokratik toplum düzeninin temel unsurlarından biridir. Olayın tüm yönleriyle aydınlatılması, sorumluların tespit edilerek gerekli işlemlerin yapılması büyük önem taşımaktadır. Yetkili kurumları konuyla ilgili etkin bir soruşturma yürütmeye davet ediyoruz” şeklinde açıklama yaptı (6-7 Haziran).
Cumhuriyet’in X hesabına yasağa tepki: RSF Türkiye temsilcisi Erol Önderoğlu, Cumhuriyet gazetesinin X hesabının, “millî güvenlik ve kamu düzenini bozduğu” gerekçesiyle erişime engellenmesini “gerçeklikten kopmuş veya keyfiyete teslim bir zihniyet var” diyerek eleştirdi. Elazığ 2. Sulh Ceza Hakimliği’nin yasak kararını “skandal” olarak nitelendiren Önderoğlu “karar ivedi şekilde geri alınmalı” dedi (2 Haziran).
Kısa Dalga’ya “milli güvenlik” sansürüne kınamalar: IPI ve RSF gibi uluslararası gazetecilik kuruluşları, Kısa Dalga’nın “Vize İmparatorluğu” araştırma dosyasına “millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması” adına getirilen erişim engeli kararını eleştirdi. IPI, “keyfi mahkeme kararlarının kullanımına son verme” çağrısında bulundu. RSF’den Erol Önderoğlu da, karar için, “sansürün Türkiye’de vardığı acınası trajikomik halini yansıtıyor. Anlaşılan gazeteciliği durdurmak için her yol mübah!” dedi (2 Haziran).
Şiddete tepkiler: TGC, mutlak butlan kararının açıklanmasının ardından CHP Genel Merkezi önünde yaşanan olaylarda görev yapan CNN TÜRK muhabiri Murat Bekmezci’ye yönelik müdahaleyi; TGRT Haber muhabiri Sait Kahraman ve kameraman Burak Taştan’ın öfkeli kalabalığın fiziki saldırısına uğramasını “basın özgürlüğü açısından kaygıyla” karşıladı; “yaşananları kınıyoruz” dedi. DİSK Basın İş de tepkisini, “Basın emekçilerinin kamuoyunu bilgilendirme görevini engellemek hiçbir makamın, hiçbir siyasi yapının ve hiçbir kolluk gücünün hakkı ve haddi değildir. Polisin varlık nedeni, gazetecileri hedef almak, hakaret etmek ya da görev yapmalarını engellemek için değil; kamu düzenini sağlamak içindir. Basın emekçilerine yönelik baskılar, saldırılar ve engellemeler hangi güç odaklarından gelirse gelsin karşısında olmaya devam edeceğiz. Haber alma hakkı engellenemez. Meslektaşlarımızın yanındayız” ifadeleriyle gösterdi (24 Mayıs).
Uludağ’a tahliye sevindirici ama…: TGS Ankara Şube Başkanı Sinan Tartanoğlu, ÇGD Ankara Şube Başkanı Demet Aran ve Alican Uludağ’ın avukatı Abbas Yalçın, Uludağ’ın 90 günlük tutukluluktan sonra tahliye edildiği duruşmanın ardından Ankara Adliyesi önünde basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Bütün hukuksuzluğa rağmen bugün bu haberi aldığımız için mutluyuz. Ama tabii ki bizim gazetecilerin mücadelesi burada bitmiyor. Cezaevinde tek bir gazetecinin kalmadığı güne kadar mücadelemizi sürdüreceğiz” denildi. RSF’den Erol Önderoğlu da tahliye dolayısıyla memnuniyetini paylaşırken ekledi: “Tahliyesi bizleri sevindirmekle birlikte mahpusluğu, bir araştırmacı gazeteciye reva görülen 90 günlük bir kötü muamele olarak kalacaktır. Ne haberleri ne de yorumları nedeniyle bir gün bile tutuklu kalmamalıydı. Geçmiş olsun Alican!” (21 Mayıs).
TGC Mecliste “soru yasağı”nı kınadı: TGC Yönetim Kurulu, Ocak 2020’de işlenen Gülistan Doku cinayetine ilişkin soruşturmasıyla ilgili TBMM’de eski İçişleri Bakanlarından Süleyman Soylu’ya NOW TV Muhabirinin sorduğu sorunun ardından gelen fotoğraf ve görüntü yasağıyla ilgili açıklama yaptı. “TBMM, halkın meclisidir. Halkın gözü ve kulağı olan basını kapı dışında bırakmak, milleti kendi meclisinden dışlamaktır” diyen TGC, Türkiye Gazetecileri Hak ve Sorumluluk Bildirgesi’ne de atıf yaparak gazetecinin “halka ve gerçeğe olan sorumluluğunun, kamu otoritelerine olan sorumluluğundan önce geldiğini vurguladı. Açıklamada, “Gazeteci, tüm bilgi kaynaklarına serbestçe ulaşma hakkına sahiptir. Bu hakların yasal dayanaktan yoksun biçimde kısıtlanması, meslek ihlali değil; gazeteciye yönelik doğrudan bir saldırıdır" denildi (20 Mayıs).
Ayaz’a tutuklamaya Aydın’da kınama: RSF’den Erol Önderoğlu, Aydın’da gazeteci Yelis Ayaz’ın bir AKP milletvekilinin oğlunun okula silahla girdiğini gündeme getirdiği için tutuklanmasını kabul edilemez olarak değerlendirdi. RSF açıklamasında, “Muktedirlerle ilgili boyutu olan her bir haberden gazeteciyi “dezenformasyon”dan tutuklamak ve gündeme müdahale etmek yargının endişe verici bir alışkanlığı haline geldi” tespitine yer verildi. Aydın Gazeteciler Cemiyeti, tutuklamanın gözden geçirilerek Ayaz’ın serbest bırakılmasını talep ettiği açıklamasında, “Gazetecilerin dahil olduğu bu tür süreçlerde, tutuklama tedbirinin en son ihtimal ve çok ağır bir karar olduğu unutulmamalıdır. Bu süreçte en büyük beklentimiz, tüm hukuki adımların yasalara tam uygun ve açık bir şekilde atılmasıdır” dedi (16-18 Mayıs).
ÇGD’den Ayaz’a tutuklamaya tepki: ÇGD Ege Şubesi, Aydınpost internet haber sitesinin imtiyaz sahibi gazeteci Yelis Ayaz’ın haberinde bir AKP milletvekilinin oğlunun okula silahla girdiğini savunduğu için “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” iddiasıyla tutuklanmasını eleştirdi. ÇGD Ege’den yapılan açıklamada, “Yelis Ayaz’ın yaptığı haber ve kaleme aldığı yazılar nedeniyle tutuklanması; basın özgürlüğü, halkın haber alma hakkı ve gazetecilik mesleği adına ciddi bir kaygı yaratmıştır” denildi (16 Mayıs).
RSF’den Gösteri Yasası’ndan keyfi davalara tepki: RSF, Mart 2025’teki İstanbul Saraçhane eylemlerini takip ettikleri gerekçesiyle gözaltına alınan ve yargılanan gazeteciler hakkında peş peşe beraat kararları çıkarken, Evrensel gazetesi muhabiri Nisa Sude Demirel için de beraat çağrısı yaptı. Demirel, 15 Mayıs Cuma günü İstanbul 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkacak. “İzinsiz gösteriye katılmak” suçlamasıyla yargılanan gazeteci, üç yıla kadar hapis istemiyle karşı karşıya bulunuyor (15 Mayıs).
Yanardağ’a tutukluluğa devam kınandı: Basın Konseyi, TGS, TGC ve RSF gibi birçok kuruluş, tutuklu TELE1 genel yayın yönetmeni Merdan Yanardağ’ın “Siyasal casusluk” iddiasıyla yargılandığı davadan tutukluluğunun uzatılmasını kınadı. Örneğin Basın Konseyi açıklamasında, “Yönettiği TELE1'in, önümüzdeki Haziran ayında apar topar açık artırma yoluyla satışa çıkarılmasına ilişkin işlemlerin başlatılmasının ardından ikinci duruşmanın ileri bir tarihe bırakılmış olmasının, yaşanan haksızlığı daha da pekiştireceğine dikkat çekmek isteriz. Yaşanan bu haksızlıktan bir an önce vazgeçilmesini bekliyoruz” dedi (13 Mayıs).
Toprak’ın hedef gösterilmesi kınandı: Gazetecilik faaliyetleri nedeniyle Yeni Akit tarafından kendisi ve ailesi hedef gösterilen BirGün gazetesi muhabiri Sarya Toprak'ın, 30 yıllık kamu emekçisi ve KESK üyesi babasının görevden uzaklaştırılmasına sendikalar, meslek örgütleri ve çok sayıda siyasetçi tepki gösterdi. Açıklamalarda gazetecilik faaliyetinin kriminalize edilmesinin ve bunun üzerinden ailenin hedef alınmasının hiçbir hukuki açıklamayla bağdaşmayacağı ifade edildi. DİSK Basın İş Sendikası, gazetecilerin faaliyetlerinin kriminalize edilemeyeceğini açıklayan DİSK Basın İş, “Gazetecinin haberinden dolayı ailesinin hedef alınması, hukuk devleti ilkeleriyle bağdaşmadığı gibi, temel hak ve özgürlüklere yönelik ağır bir ihlaldir” sözleriyle tepki gösterirken TGC Yönetim Kurulu da, Yeni Akit Gazetesi’nin yayınını kınadı (4 Mayıs).
3 Mayıs için yedi örgütten gazetecilik uyarısı: Avrupa Gazeteciler Birliği Türkiye Temsilciliği, DİSK Basın-İş Sendikası, Çağdaş Gazeteciler Derneği, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği, Güneydoğu Gazeteciler Cemiyeti, KESK Haber-Sen ve Mezopotamya Kadın Gazeteciler Derneği, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü nedeniyle ortak açıklama yaptı. Ankara Mülkiyeliler Birliği’nde düzenlenen toplantıda ortak açıklamayı gazeteci Diren Yurtsever okudu. Yurtsever, Türkiye’nin basın ve ifade özgürlüğü açısından her geçen yıl daha ağır bir tabloyla karşı karşıya kaldığını ve 3 Mayıs’ın Türkiye’de basın özgürlüğü açısından “derin bir krizin sembolüne” dönüştüğünü dile getirdi (3 Mayıs).
3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü mesajları: Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Yönetim Kurulu, “Cezaevindeki gazetecileri serbest bırakın, haberin serbest dolaşımını engellemeyin” çağrısında bulundu. “Dezenformasyon” düzenlemesi dahil yasal baskılara vurgu yapan, Merdan Yanardağ, İsramil Arı ve Alican Uludağ’ın tutukluluğunu hatırlatan TGC, ekonomik baskıların oluşturduğu ağırlığı şu şekilde aktardı; “Medya sahipliğinin büyük kısmının iktidar kontrolünde olması, bağımsız medyanın ekonomik olarak zorlanmasına yol açmaktadır. Bağımsız medyaya reklam veren kuruluşlar kara listeye alınmaktadır. Basın İlan Kurumu’nun ilan kesme yaptırımları ile Radyo ve Televizyon Üst Kurulu tarafından verilen yayın durdurma ve yüksek para cezaları, bağımsız gazetecilik üzerinde ciddi baskı oluşturmaktadır. İktidarın kamu yararını ihlal eden faaliyetlerini haberleştiren gazetecilerin basın kartlarının Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından verilmemesi, ya da iptal edilmesi mesleki faaliyetlerin önünde önemli bir engel olarak karşımıza çıkmaktadır”. İzmir Gazeteciler Cemiyeti de, basın ve ifade özgürlüğünün evrensel değerler çerçevesinde güvence altına alındığı, gazetecilerin özgürce çalışabildiği bir ülke için mücadeleyi sürdürmeye devam edeceklerini açıkladı; “Meslektaşlarımızın yalnız olmadığını biliyor, dayanışmanın gücüne inanıyoruz” dedi (3 Mayıs).
TGS Raporunda “Basın Özgürlüğü” yok! Türkiye Gazeteciler Sendikası, yedinci kez yayımladığı ve Nisan 2025-Nisan 2026 dönemini kapsayan Basın Özgürlüğü Raporu’nda, 1 Nisan 2026 itibarıyla 14 gazetecinin cezaevinde olduğunu, 22 gazetecinin sözlü tehdit ve saldırıya maruz kaldığını, 53’ü hakkında soruşturma açıldığını ve 67’sinin de gözaltı yaşadığını bildirdi. Türkiye’yi 180 ülke içerisinde 163. sırada gösteren RSF Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’ne de atıf yapılan raporda, gazetecilerin keyfi şekilde tutuklanması ve yargılanmasına zemin oluşturan “halkı yanıltıcı bilgi yaymak” suçlamasına ilişkin TCK’nın 217/A düzenlemesi de eleştirildi (3 Mayıs).
Arapkirli’ye cezaya tepkiler: Basın Konseyi, gazeteci Zafer Arapkirli'ye sosyal medyada yaptığı bir paylaşım nedeniyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” iddiasıyla 2 yıl 6 ay hapis cezası verilmesine tepki gösterdi. Açıklamada, “Sansür yasası gazetecileri susturmayı amaçlamaktadır” denildi. RSF’den Erol Önderoğlu da, cezaya, “Zafer Arapkirli’ye ‘dezenformasyon’ bahanesiyle verilen ve 42 yıllık bir gazeteciyi toplumsal rolünden tasfiye etmeyi amaçlayan ağır hapis cezasını kınıyoruz. Hukukun araçsallaştırılmasına son verilmeden gazetecilik tehlikeli meslek olmaktan çıkarılamaz!” sözleriyle tepki gösterdi (14 Nisan).
RSF’den sürgün gazeteciler için çağrı: RSF, yargıdan kaynaklanan keyfi davalardan sonra sürgündeki gazetecilere yönelik özellikle 2025 yılından itibaren ivme kazanan online sansürü kınadı (7 Nisan).
Dayanışma
IPI, 75. yılı sebebiyle İstanbul’da Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi'nde bir Türkiye Gazetecilik Zirvesi düzenledi. Mesleğe uzun yıllar emek veren ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ne 1959-1966 döneminde üye olan 28 duayen gazeteci, TGC Onur Plaketi ile ödüllendirildi.
ÇGD, sosyal medya hesabı üzerinden sanatçıların ve aydınların tutuklu gazetecilere yönelik destek mesajlarını paylaştı. İstanbul’da gazeteciler, tutuklu ETHA Ajansı çalışanları Pınar Gayıp, Elif Bayburt, Nadiye Gürbüz ve Müslüm Koyun için Taksim Tünel Meydanı’nda bir basın açıklaması düzenledi. Diyarbakır’da 8 Haziran 1992’de öldürülen Özgür Gündem Gazetesi muhabiri Hafız Akdemir anıldı.
Diyarbakır’da Amed Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde beş gün süren ve programında Barış Gazeteciliği atölyesi de olan bir Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu gerçekleştirildi.
28 duayen gazeteciye TGC Onur plaketi: Mesleğe uzun yıllar emek veren ve Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’ne 1959-1966 döneminde üye olan 28 duayen gazeteci, TGC Onur Plaketi ile ödüllendirildi. Törende Adnan Özyalçıner, Ahmet Şenova, Aydın Öztürk, Demir Feyizoğlu, Doğan Özgüden, Erdoğan Arıpınar, Ergüder Tırnova, Erkan Göksel, Gündüz Serdengeçti, Günsel Çeliker, Hasan Çeliker, Hilmi Yavuz, Hulusi Yavaşlar, İbrahim Dinçer, Kemal Şener, Naci Yener, Okşan Atasoy, Orhan Ayhan, Rahmi Turan, Selami Turgut Genç, Seraciddin Zıddıoğlu, Sökmen Baykara, Suat Türker, Şevket Uygun, Ünal Sakman, Turgay Olcayto, Yalçın Kamacıoğlu ve Yalçın Toker de onurlandırıldı (10 Haziran).
Tutuklu ETHA çalışanları için eylem: İstanbul’da gazeteciler, tutuklu ETHA Ajansı çalışanları Pınar Gayıp, Elif Bayburt, Nadiye Gürbüz ve Müslüm Koyun için Taksim Tünel Meydanı’nda bir basın açıklaması düzenledi. Çağrıda, Ezilenlerin Sosyalist Partisi’ne (ESP) yönelik 3 Şubat’ta düzenlenen operasyonlarda tutuklanan Gayıp, Bayburt, Gürbüz ve Koyun hakkında, üzerinden beş ay geçmesine rağmen iddianame düzenlenmediği ifade edildi. Gayıp’ın cezaevinden gönderdiği mektubun okunduğu eylemde, öldürülen belgeselci Hakan Tosun'un ablası Öznur Tosun, Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) adına Hayri Tunç DİSK Basın-İş adına Zana Kaya, TGS adına Evrim Kepenek söz alarak tutuklulukları eleştirdi. Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) ve Emek Partisi (EMEP) İstanbul Milletvekili İskender Bayhan da kısa birer konuşma yaptı (10 Haziran).
Akdemir Diyarbakır’da anıldı: Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) ve DİSK Basın-İş Diyarbakır Temsilciliği’nin de aralarında olduğu kuruluşlar, Diyarbakır’da 8 Haziran 1992’de öldürülen Özgür Gündem Gazetesi muhabiri Hafız Akdemir’i, hedef alındığı Sur ilçesinde andı. Cinayetin işlendiği sokaktan başlayan yürüyüşte, Akdemir’in fotoğrafları taşınırken sık sık “Şehit Namirin”, “Özgür basın susturulamaz”, “Hafız’dan Nazım’a Özgür Basın yazıyor” sloganları atıldı (8 Haziran).
IPI’dan İstanbul’da 75. yıl zirvesi: Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) 75. yılı sebebiyle İstanbul’da Koç Üniversitesi Anadolu Medeniyetleri Araştırma Merkezi'nde bir Türkiye Gazetecilik Zirvesi düzenledi. 21 ve 22 Mayıs günlerinde düzenlenen etkinlikte, gazetecilikte güncel konulara ilişkin paneller gerçekleştirildi. Program, IPI Türkiye Program Koordinatörü Emre İlkan Saklıca’nın açılış konuşması ile başlarken IPI Türkiye Ulusal Komitesi Başkanı İpek Yezdani’nin moderatörlüğünde “Türkiye’de gazetecilerin iş güvencesi” konulu panelle devam etti. Etkinliğe medya ombudsmanı Faruk Bildirici, gazeteciler Çiğdem Toker ve Kadri Gürsel, MLSA’dan Semra Pelek ve RSF’den Erol Önderoğlu da katıldı (21-22 Mayıs).
ÇGD’den tutuklu gazeteciler için kampanya: Çağdaş Gazeteciler Derneği (ÇGD), sosyal medya hesabı üzerinden sanatçıların ve aydınların tutuklu gazetecilere yönelik destek mesajlarını paylaştı. Matematikçi Ali Nesin, “Türkiye’de okumuş; okuyan, yazan, çizen ve hapse girmemiş, belli bir yaşa gelmiş kaç kişi tanıyorsunuz? Kemal Tahir, Nazım Hikmet, Aziz Nesin daha niceleri. Kaç yıldır devam ediyor bu? Başka türlü bir Türkiye mümkün değil mi, yazgımız mı bu? Hep böyle mi olacak?” diye sordu (18 Mayıs).
Diyarbakır’da “barış gazeteciliği” atölyesi: Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu Diyarbakır’da Amed Büyükşehir Belediyesi’nin ev sahipliğinde beş gün süren bir Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu gerçekleştirildi. 12-16 Mayıs 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilen etkinlik kapsamında, 67 panel, söyleşi, atölye ve serginin yanı sıra bir de Barış Gazeteciliği Atölyesi yer aldı. Etkinliklere Sevda Çetinkaya, Cengiz Çandar, Burcu Karakaş, Hasan Cemal, İrfan Aktan ve Tuğçe Tatari de katıldı (12-16 Mayıs).
TGC’den Bakana 1 Mayıs çağrısı: TGC, 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü etkinliklerini takip edecek gazetecilerin çalışma ve can güvenliklerinin sağlanması amacıyla İçişleri Bakanlığı’na çağrıda bulundu. Açıklamada “Anayasa’nın basın ve düşünceyi ifade özgürlüğünü güvence altına alan hükümleri uyarınca gazetecilerin haber takibi sırasında çalışma ve can güvenliklerinin korunması devletin temel yükümlülükleri arasındadır. Basın özgürlüğünün etkin biçimde kullanılabilmesi ancak gazetecilerin herhangi bir baskı, engelleme, fiziksel müdahale ya da özgürlüklerinden yoksun bırakılma riskiyle karşılaşmadan görev yapabilmelerine bağlıdır” denildi (30 Nisan).
6 Nisan Öldürülen Gazeteciler Günü etkinlikleri: Aralarında TGC’nin de olduğu yedi basın-yayın-yazar meslek örgütü, Öldürülen Gazeteciler Günü dolayısıyla TGC Burhan Felek Konferans Salonu’nda bir araya gelerek, halkın haber alma hakkına getirilen engellemelere, gazetecilere, yayıncılara, yazarlara yönelik baskı ve tutuklamalara karşı itirazlarını dile getirdi. Basın-yayın-yazar örgütleri gazetecilere, yayıncılara, yazarlara yönelik baskılara, haksız gözaltı, tutukluluk uygulamalarına ve halkın habere erişim hakkına getirilen engellemelere tepki gösterdi. Etkinlikte açıklama yapan TGC Genel Sekreteri Sibel Güneş, “Abdi İpekçi’den Uğur Mumcu’ya, Hrant Dink’ten, en son gazeteci cinayeti olan Kocaeli’de öldürülen Güngör Arslan’a kadar gazeteci davaları sahipsiz kaldı. Hakan Tosun’un cinayeti aydınlatılmaya çalışılıyor. Tetiği çektirenler bulunamadığı için ailelerin acıları hafifletilemedi. Bugün ülkemizde yerelde ve yaygın medyada gazetecilerin, muhabirlerin, foto muhabirlerinin, kameramanların, editörlerin, yöneticilerin, gazete sahiplerinin can güvenliği bulunmuyor” dedi. Ortak girişimde, TGC'nin yanı sıra, Türkiye Gazeteciler Sendikası, Türkiye Yayıncılar Birliği, Türkiye Yazarlar Sendikası, PEN Yazarlar Derneği, DİSK Basın İş ile Çağdaş Gazeteciler Derneği de vardı. İzmir Gazeteciler Cemiyeti'nin Basın Müzesi’nde düzenlediği anma törenine ise; Karabağlar Belediye Başkanı Helil Kınay, Musa Anter’in kızı Rahşan Anter, Uğur Mumcu’nun kızı Özge Mumcu, Turan Dursun’un oğlu Abit Dursun ile Çiğdem Toker, Zafer Arapkirli, Hakkı Özdal, Mehmet Şakir Örs başta olmak üzere çok sayıda gazeteci katıldı (6 Nisan).
RSF’den Öldürülen Gazeteciler Günü mesajında cezasızlık vurgusu: RSF Türkiye temsilcisi Erol Önderoğlu, “Öldürülen Gazeteciler Günü sadece trajik bir geçmişe işaret etmiyor, gazetecileri katleden ve cinayetleri azmettirenlere yönelik acınası bir hukuksal merhamet ve korumanın yerleşikliğini de tescil ediyor. Cezasızlıklarla her 6 Nisan, kapanmayan bir yaradır” dedi (6 Nisan).
Agos 30. kuruluş yılını kutladı: Türkçe-Ermenice haftalık yayımlanan gazete Agos 30 yaşını kutladı. Cumhuriyet döneminin Türkçe-Ermenice olarak yayımlanan ilk gazetesi Agos’un ilk sayısı 30 yıl önce, 5 Nisan 1996’da yayımlandı. Ermenice “içine fidenin dikildiği çukur" anlamına gelen Agos’un kurucuları arasında Hrant Dink, Harutyun Şeşetyan, Anna Turay yer aldı. İstanbul Şişli’de 19 Ocak 2007'de suikastle öldürülen gazetenin Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink’ten sonra sırasıyla Etyen Mahçupyan, Rober Koptaş ve Yetvart Danzikyan yayın yönetmenliği görevini üstlendi. Danzikyan 30’uncu yıllarını “Hrant Dink’i aramızdan aldılar, ama vazgeçmedik. Vazgeçmeyenlere selâm olsun” diyerek kutladı (4 Nisan).
Raporlar
Avrupa Parlamentosu'nun (AP) İspanyol üyesi ve Türkiye raportörü Nacho Sanchez Amor’un kaleme aldığı ve eski İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek için de yaptırım isteyen raporu, 381 oyla kabul edildi.
RSF, Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye’yi 180 ülke içerisinde 163. sırada gösterdi. Dünyada sürgün gazetecilere ele alan RSF raporunda Türkiye ve Mısır, “çatışma bölgelerinden kaçan gazetecilere ev sahipliği yaparken iktidara yakın olmayan gazetecilerin sürgüne gitmesine yol açan ülkeler” olarak konumlandırıldı.
RSF’den Dünya Mülteciler Günü’nde sürgün gazeteciler raporu: RSF, 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, gazetecilere yönelik sürgünlerin küresel ölçekte ciddi bir artış gösterdiğini duyurdu. RSF tarafından yayımlanan verilere göre, 2021-2025 yılları arasında 60'ı aşkın ülkeden en az bin 468 gazeteci tehdit, hapis veya ölüm riskinden kaçarak örgütten destek aldı. Raporda Türkiye ve Mısır, çatışma bölgelerinden kaçan gazetecilere ev sahipliği yaparken iktidara yakın olmayan gazetecilerin sürgüne gitmesine yol açan ülkeler olarak konumlandırıldı (20 Haziran).
AP’den “Akın Gürlek” yaptırım talebi: Avrupa Parlamentosu'nun (AP) İspanyol üyesi ve Türkiye raportörü Nacho Sanchez Amor’un kaleme aldığı ve Adalet Bakanı Akın Gürlek için de yaptırım isteyen raporu, 381 oyla kabul edildi. Oylamada 107 üye karşı, 171’i çekimser oy kullandı. Türkiye raporunun taslak metnine eski İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı ve Adalet Bakanı Akın Gürlek’in yaptırım listesine alınması önerisi girmişti. Bağlayıcılığı olmayan ve tavsiye niteliğinde olan metnin 21. paragrafında, "insan hakları ve temel özgürlüklerin ciddi ve kasıtlı ihlallerinden sorumlu Türk yetkililerinin", AB'deki varlıkların dondurulmasını da içeren yaptırımların uygulanması talep ediliyordu (17 Haziran).
RSF Endeksi ve Türkiye: RSF, Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nin 25. yılında, dünya genelinde basın özgürlüğü durumunun son çeyrek yüzyılda dibi gördüğünü duyurdu. Geçen yıla göre 4 sıra gerileyen Türkiye de sıralamada 180 ülke içerisinde 163. sırada gösterildi. Endeks tespitinde, Türkiye’de baskının terörle mücadele mevzuatının kötüye kullanılmasının ötesine geçtiği belirtildi; “Recep Tayyip Erdoğan’ın ülkesinde, gazeteciliği bastırmak ve habercileri hapse atmak için düzenli olarak “Dezenformasyon”, “Cumhurbaşkanına hakaret” veya “Devlet kurumlarını karalama” gibi suçlamalar araçsallaştırılıyor” deniyor (30 Nisan).
İşten çıkarmalar / ayrılmalar
Son üç ayda en az 8 gazeteci, programcı, sunucu ve yazı işleri çalışanı, yayın çizgisinde doğan dönüşümler veya yayın çerçevesinde yaşanan anlaşmazlıklar nedeniyle işinden oldu. Halk TV program sunucusu Seda Selek kanaldan “haklı sebepleri olduğunu” ifade ederek ayrılmasından sonra, özellikle kanalın sahibi Cafer Mahiroğlu’na dönük tepkilerden sonra, dört ayrılık yaşandı. Diyarbakır merkezli SurAjans yayın yönetmeni ve TGS Diyarbakır temsilcisi Mahmut Oral, hapisteki PKK lideri Abdullah Öcalan’ın İmralı’daki görüşmeye ilişkin notları haberleştirdikten sonra gelen tepkiler üzerine “sürece zarar vermemek” adına istifa etmek zorunda kaldı.
Demirören Medya’da Bayramoğlu’nun işine son: Demirören Medya Grubu bünyesinde yayın yapan Kanal D’de Ana Haber sunuculuğu yapan Deniz Bayramoğlu'nun görevine son verildi. Bayramoğlu yaklaşık altı yıldan beri bu görevde bulunuyordu (29 Haziran).
TELE1’in satış ihalesi durduruldu: Tutuklu gazeteci Merdan Yanardağ'ın yıllarca Yayın Yönetmenliğini üstlendiği, Nisan’da TMSF’nin 28 milyon TL'ye satışa çıkardığı TELE1’in ihalesi durduruldu. Açık teklif usulüyle 19 Haziran’da gerçekleşmesi beklenen ve 28 milyon TL bedelle yapılacak ihalede son teklif verme tarihi 16 Haziran 2026 olarak belirlenmişti. TMSF’nin satışı geri çekmesine neden olan durdurma kararına, satışın tatili veya ertelenmesini öngören satış yönetmeliğinin 28. maddesi gerekçe gösterildi (5 Haziran).
TELE1 çalışanlarına işe iade: Gazeteci Seda Taşkın, X hesabından yaptığı açıklamada, “TELE1'de kayyım sürecinde işsiz bırakıldığımız Ankara Büro çalışanları olarak açtığımız “işe dönüş” davasında karar çıktı. Mahkeme, çalışanları haklı buldu ve işe iade kararı verdi” dedi (26 Mayıs).
Oral’dan zorunlu istifa: Diyarbakır merkezli SurAjans yayın yönetmeni ve TGS Diyarbakır temsilcisi Mahmut Oral, hapisteki PKK lideri Abdullah Öcalan’ın İmralı’daki görüşmeye ilişkin notları haberleştirdikten sonra gelişen tepkiler üzerine “sürece zarar vermemek” açısından istifa ettiğini açıkladı. Gazeteci, görevi bırakmasına götüren süreci, DEM Parti yetkilileriyle görüşmelerin yaşandığını da ifade ederek “Haberin, sürecin ruhuna zarar verdiği sözleri, beni haberin kaldırılması için ikna etti. İktidar cephesinin, bu haber nedeniyle İmralı ile görüşmeleri kısıtlayabileceği iletildi. Bunun üzerine haberi kaldırdım. Ancak haberin SurAjans’ın müktesebatını da etkileyeceğini öğrenmiş bulunmaktayım. Ajansın zarar görmemesi için Genel Yayın Yönetmenliği görevinden ayrılıyorum“ sözleriyle açıkladı (13 Mayıs).
Halk TV’de işten çıkarma ve zorunlu istifalar: Halk TV program sunucusu Seda Selek kanaldan ayrıldığını bunun için de haklı sebepleri olduğunu açıkladı. Ardından gazeteci Sorel Dağıstanlı da bir açıklamayla, Seda Selek’e destek verdiği için işsiz bırakıldığını belirtti. Kanal sahibi Cafer Mahiroğlu, “Bana ulaşabilirlerdi ama kimse bana ulaşmadı” deyip aynı açıklamada “istifa edenlerin başka kanallarla anlaştıklarına dair duyumlarımız var” sözlerine yer verirken istifalar 10 Mayıs’ta da Buket Güler Ozan, ertesi günlerde de Remziye Demirkol ve Gözde Şeker de kanaldan ayrıldıklarını duyurmasıyla devam etti (9 Mayıs).
Öztürk’ten Özdil’in peşinden istifa: Sözcü TV’de Yılmaz Özdil’in istifasının ardından onunla birlikte kanala Genel Müdür olarak atanan Güney Öztürk istifa etti. Güney Öztürk, Sözcü TV'ye genel müdür olarak getirilmiş ve kanalda çeşitli siyasi analiz ve yorum programlarına katılmıştı. Sözcü TV'nin yönetim süreçlerinde aktif rol alan Öztürk, Özdil’in görevi bırakmasının ardından istifa etti (7 Nisan).
Özdil’den istifa: Dört ay önce Sözcü TV’nin başına getirilen Yılmaz Özdil Sözcü Medya Grubu Başkanlığı görevinden istifa etti. İstifasını kanalın sahibi Burak Akbay’a sunan Özdil, istifasından önce, X hesabından yaptığı paylaşımda, CHP Medya ve Halkla İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Burhanettin Bulut ve CHP Grup Başkan Vekili Gökhan Günaydın'a sitem etmişti. Özdil, “Burhanettin Bulut ve Gökhan Günaydın'ı tebrik ederim… Uğruna mücadele ettiğimiz insanlar tarafından taşlanmayı göze alarak, bağımsız gazeteciliği savunmak için elimden geleni yaptım, doğruyu dosdoğru anlattım, anlatmayı beceremediğimi hayat mutlaka anlatır” diye yazmıştı (6 Nisan).
(EÖ/HA)
BİA MEDYA GÖZLEM | NİSAN-MAYIS-HAZİRAN 2026 | TAM METİN
Gün gün üç aylık medya/ifade özgürlüğü ihlalleri
24 TEMMUZ BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN MÜCADELE GÜNÜ
Gazetecinin ağzını açması, hapis ve eziyet demek!
BİA MEDYA GÖZLEM | OCAK-ŞUBAT-MART 2026
Düzenlemeler, tepkiler, dayanışma, işsizlik
BİA MEDYA GÖZLEM | Ocak-Şubat-Mart 2026
Gün gün üç aylık medya/ifade özgürlüğü ihlalleri
3 MAYIS DÜNYA BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ GÜNÜ
Gazetecilik hakları okur desteğiyle gelişir!