
Türkiye’de medya kuruluşları ve gazetecilik haklarını savunan kuruluşları, sonu gelmez gazeteci tutuklamaları ve medya özgürlüğünde gelinen kritik eşik itibariyla kamuoyunu, haber alma haklarına sahip çıkmaya çağırdı.
Gazetecilik, bir Dünya Basın Özgürlüğü Günü’ne daha Türkiye’de tek seslilik tehlikesi altında giriyor. Özellikle Alican Uludağ ve İsmail Arı’nın Merdan Yanardağ’dan sonra tutuklanması, yargıda siyasallaşmanın gazetecilik haklarına verdiği tahribatı son üç ayda daha keskin şekilde ortaya koydu.
Ocak - Şubat - Mart 2026 dönemini kapsayan BİA Medya Gözlem Raporu, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” (dezenformasyon) ile ilgili TCK’nın 217/A maddesinin, Alican Uludağ ve İsmail Arı yanı sıra, magazin habercisi Bilal Özcan ve Antalya Kemer’den gazeteci Murat Kemaneci’nin tutuklandığı ve Furkan Karabay’ın iki aylık süreyle ev hapsinde tutulduğu süreçte gazetecileri yargısal taciz altında tutmanın temel araçlarından biri olarak işlev gördüğünü gösteriyor. Nitekim, gazeteciler Yavuz Oğhan, Şaban Sevinç ve Ruşen Çakır’ın İBB davası kapsamında yurtdışına çıkış yasağı altında tutulduğu soruşturmada atıf yapılan düzenleme de 217/A’dan başkası değildi.
Geçen yıl 29 medya temsilcisi tutuklanırken, üçü ev hapsinde tutulmuş, 58’i de gözaltı yaşamıştı. 2026 başında, özellikle de Alican Uludağ ve İsmail Arı’nın hapsedilmesi, iktidarın yeni bir seçim sürecine yaklaşılırken eleştirel medyanın etkisini kıracak daha sert ve stratejik hamlelere bir kez daha tenezzül edebileceğini gösteriyor.
27 Ekim 2025’te tutuklanan gazeteci ve TELE1 genel yayın yönetmeni Merdan Yanardağ ise, 11 Mayıs’ta İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi’nde “Siyasal casusluk” iddiasıyla yargılanmaya başlayacak. Son üç ayda, gazeteciler Enver Aysever ve Nevşehir’den Can Taşkın tahliye edildi.
13 gazeteci ve bir karikatüriste gözaltı
Son üç ayda, en az 13 gazeteci ve bir karikatürist “Cumhurbaşkanına hakaret”, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma”, “Askeri Yasak Bölge Kanunu'na muhalefet”, “örgüt propagandası”, “suç işlemeye tahrik” ve “Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet” gibi gerekçelerle gözaltına alındı. Türkiye’de gözaltı işlemi, gazetecileri itibarsızlaştırma ve cezalandırma amaçlarına hizmet etmeye devam ediyor.
Örneğin; Fransız gazeteci Raphaël Boukandoura, DEM Parti’nin yaptığı çağrıyla İstanbul Sarıgazi’de düzenlenen eylemleri izlerken 19 Ocak akşamı gözaltına alındı, iki gün sonra Geri Gönderme Merkezi’nden serbest bırakıldı. Karikatürist Öznur Kalender de, çizdiği bir karikatüre yönelik “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlaması nedeniyle Ankara Tren Garı'nda gözaltı yaşadı.
Dört yerel haberciye saldırı; tehditler yaygın
2026 yılının ilk üç ayında en az dört gazeteci Aydın, Ankara ve Şanlıurfa Suruç’ta yerel siyasetçi ve emniyet görevlilerinin saldırısına uğrarken bir diğeri de Kocaeli’de saldırı girişimine uğradı. Bu gazetecilerden Durmuş Tuna, Aydın Söke’de yerel bir siyasetçinin silahlı saldırısında bacağından yaralanırken en az altı medya temsilcisi de çevrimiçi ve çevrimdışı alanda tehditlerle yüz yüze geldi.
Murat Ağırel ve Özlem Gürses’in yanı sıra, sürgündeki gazeteci Erk Acarer, Kocaeli Şehir gazetesi sorumlu müdürü Zehra Korucuoğlu, Bitlis’ten gazeteci Mücahit Tarlan, İzmir’den Evrensel gazetesi muhabiri Bahar Emreoğlu bu dönemde tehdit alan gazeteciler oldu. Özlem Gürses, Sözcü TV’de İsrail’in Gazze’ye yönelik saldırılarına dair haberi sunduğu yayın nedeniyle sosyal medyada sistemli bir linç kampanyasına maruz kaldığını açıklayarak suç duyurusunda bulundu.
Cezasızlıkla mücadeleyi devlet değil mağdur veriyor
Yargı ve yetkili kurumların aklına, araştırmacı gazeteci ve Cumhuriyet gazetesi yazarı Uğur Mumcu’nun aracına bombayı yerleştirip ölümüne neden olan bombacı ve ailesinin bulunduğu yerin araştırılması 32 yıl sonra geldi. Türkiye Ermenisi gazeteci Hrant Dink 2007 yılında öldürülmesiyle ilgili Trabzon’daki Pelitli Grubu ve “FETÖ adına cinayete yol veren güvenlik görevlileri” cezalandırılırken Dink’i eylem, program ve bildiriler yoluyla hedef göstererek cinayete zemin hazırlayanlara dokunulmadı.
Çevre haberciliği ve belgeselleriyle bilinen gazeteci Hakan Tosun’un 10 Ekim 2025 gecesi İstanbul Esenyurt’ta maruz kaldığı ölümcül saldırıyla ilgili iki sanık, 6 Mayıs’ta Bakırköy 17. Ağır Ceza Mahkemesi’nde “kasten insan öldürme” suçundan yargılanacak. Soruşturma, Tosun’un gazetecilik faaliyetlerinden hedef alınıp alınmadığını henüz ortaya koymadı.
Bu dönemde iki olumlu gelişme yaşandı: Bursa’dan gazeteci Yaman Kaya’ya karşı 2023'te düzenlenen silahlı saldırıdan ertesi yıl “delil yetersizliği” gerekçesiyle beraat eden iki sanık, Bursa Ağır Ceza Mahkemesi’nde 17 Haziran’da yeniden yargılanacak. Diğer yandan gazeteci Sibel Yükler, gözaltında çıplak aramaya maruz bırakıldığı için açtığı davada idareyi 22 bin TL tazminat ödemeye mahkum etti. Evrensel gazetesinin İzmir Temsilciliğine 13 Ağustos 2025 gecesi 10 el ateş ettiği gerekçesiyle tutuklu yargılanan İsa Can Biler’in, saldırının tüm yönleri soruşturulmadan üç ay sonra tahliye edilmesi gazete yetkilileri ve avukatlarının tepkisine neden oldu. Bir dinleyicinin “Ermeni soykırımı”na atıf yaptığı br yayın nedeniyle lisansına el konulan Açık Radyo yetkilileri de, girişimlerinden sonuç alamayınca Danıştay’a başvurdu.
Üç ayda 10 beraat, üç gazeteciye ceza
Son üç ayda, onlarca gazeteci, karikatürist ve medya temsilcisi, Türk Ceza Kanunu (TCK), Terörle Mücadele Kanunu (TMK) ve 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu uyarınca hapis istemiyle yargılandı.
Son üç ayda sekiz gazeteci (Elif Akgül, Engin Deniz İpek, Orhan Bursalı, Feyza Nur Çalıkoğlu, İnan Ketenciler, Dinçer Gökçe, Nilay Can ile Veysi Dündar) “kişisel verileri yaymak”, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak”, “örgüt üyeliği”, “Toplantı ve gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet” gibi gerekçelerle yargılandıkları davalardan beraat etti. Diğer yandan Sendika haber sitesi yetkilisi Ali Ergin Demirhan’a dokuz yıl önce yayımlanan Charlie Hebdo haberine duruşmasız verilen 3 ay 22 günlük hapis cezası, itiraz sonucu gerçekleştirilen duruşma sonunda beş ay hapse çıkarıldı.
İki gazeteci (Barış Terkoğlu ve Evrim Kepenek) kaleme aldıkları haberler nedeniyle ve “iftira” veya “hakaret” iddiasıyla mahkum edildi. Terkoğlu, “İmamoğlu’yu ortadan kaldırmaya hazırlanıyorlar” yazısından 1 yıl 15 gün hapse mahkum edilirken altı yaşındaki bir çocuğa yönelik istismar iddialarını gündeme getiren Kepenek’e İzmir Selçuk Asliye Ceza Mahkemesi kararıyla 3 bin TL adli para cezası verildi.
17 gazeteci ve çizere “Erdoğan” davası, 11 yılda 80 mahkumiyet
Türkiye’de gazetecilere yönelik “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla ilgili keyfi davalar, son üç ayda, en az 17 gazeteci ve karikatüristin (Deniz Yücel, Sedef Kabaş, Baransel Ağca, Erk Acarer, Julien Serignac, Gerard Biard, Laurent Sourisseau, “Alice”, Mehmet Tezkan, İbrahim Kahveci, Suat Toktaş, Ramazan Yurttapan, Haydar Ergül, Zafer Arapkirli, Hakkı Boltan, Doğan Pehlevan ve Rüstem Batum) yargılamaları ile sürdü.
Son üç aylık dönemde bu maddeden mahkumiyet kararı rastlanmazken gazeteci Zafer Arapkirli ilk yargılamada, Sedef Kabaş ise Yargıtay’ın bozma kararından sonra beraat etti. Nitekim Yargıtay 4. Ceza Dairesi de, sosyal medya paylaşımları nedeniyle Gerger Asliye Ceza Mahkemesi kararıyla 1 yıl 2 ay 17 gün hapse mahkum edilen gazeteci Özgür Boğatekin’e hak verdi.
Sonuçta TCK’nın 299. maddesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 11 yıllık görev süresinde 250’yi aşkın gazetecinin yargılanmasına, en az 80’inin de (kimisi ertelemeli olarak) hapis veya para cezalarına mahkûm edilmesine zemin oluşturdu. Ne 2016 yılına ait Venedik Komisyonu tavsiyesi, ne de AİHM’in Ekim 2021’de Türkiye aleyhine verdiği “Vedat Şorli” mahkûmiyeti, ne yazık ki, gazetecilerin aradan geçen zaman içerisinde de, keyfi davalarla taciz edilmesine engel olamadı.
Beş gazeteci ve üç medyaya 4 milyon 650 bin TL’lik dava
Yılın ilk üç ayında en az beş gazeteci ve üç medya kuruluşu, yayımlanan haber, araştırma ve köşe yazarları temelinde Selçuk Bayraktar, Serhat Albayrak, Bilal Erdoğan, Berat Albayrak, Halkbank ve İris İnşaat’ın başvurusu olduğu dosyalarda Asliye Hukuk veya Ticaret Mahkemelerinde toplam 4 milyon 650 bin TL tazminatla yargılanıyordu.
242 haber ve gazetecilik içeriğine sansür
Avrupa Birliği ülkeleri, son dönemde Avrupa Medya Özgürlüğü Yasası (EMFA) ile kamusal yayıncılığın ve Dijital Yasa ile medyanın dijital haklarının korunması için birçok pozitif düzenleme ve regülasyonla yol alırken Türkiye’de yetkililer, Ocak - Mart 2026 döneminde de kamuoyunu bilgilendirmeyi amaçlayan 242 haber ve gazetecilik içeriğini çevrimiçi alanda görünmez kılmak veya silmekle meşguldü. Bu dönemde en yaygın sansür, BirGün gazetesinden Timur Soykan’ın “Yeğen için devleti oyuncak ettiler” haberi ve ilgili gazetecilik paylaşımlarına yönelik oldu.
Kürt Sorunu kapsamında yürütülen müzakerelerin güçlük yaşadığı bu dönemde, gazeteci Mahmut Bozarslan, Yeni Yaşam Gazetesi ve VOA Kürtçe’ye ait X hesaplarına “milli güvenlik ve kamu düzeni” adına erişim engeli getirildi.
Ayrıca, İBB Davası’nda gazetecilere yönelik basın kartı ayrımcılığı, Nurettin Yıldız’a yönelik protestoların yargılandığı davada medya temsilcilerine yönelik duruşma engeli ve “savcılığın sözlü talimatı” üzerinden İstanbul Çağlayan Adliyesi’ne girişlerde başvurulan yasaklar, prosedür ve yetkilerin basın özgürlüğünün kısıtlanmasına dönük araçsallaştırılmasına dair örnekler arasındaydı.
AYM’ye başvuruldukça devlet mahkum
Haber verme görevine yönelik ağır baskılar karşısında bir çekim noktası olmayı sürdüren Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) gazeteci Alican Uludağ keyfi tutukluluğunu, Furkan Karabay da ev hapsi kararıyla gazetecilik faaliyetlerinin engellenmesini taşıyor.
Van Büyükşehir Belediyesi’ne kayyum atandığından beri 67 bin takipçili X sosyal medya hesabı erişime kapatılan gazeteci Ruşen Takva’nın tek çaresi, hakkını avukatı aracılığıyla AYM’ye başvurarak aramak oldu. Sürgündeki gazeteci- yazar Can Dündar da, 5 milyonu aşkın takipçisinin olduğu X hesabının Türkiye’den “milli güvenlik ve kamu düzeni” adına erişilmez kılınmasıyla ilgili 9 Aralık 2024’te başvurduğu AYM’den karar bekliyor.
Son üç ayda AYM, iki başvuru kapsamında, Kuzeyteve.com sitesi imtiyaz sahibi ve gazeteci Gençağa Karafazlı’ya 34 bin TL, KRT’ye de 2 bin 500 TL manevi tazminat ödenmesine hükmetti.
Ağırbaşlı RTÜK’ten de cezaya devam
Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Ekim 2025’ten beri Mehmet Daniş'in başkanlığı ve sözcülüğünde, özellikle halefi Ebubekir Şahin’in provokatif çıkışları dikkate alınırsa, daha ağırbaşlı bir kurum olarak yansıyor. Ancak bu durum, özellikle eleştirel kanallara ağır para cezaları verilmesinin önüne geçmiyor. RTÜK, Ocak, Şubat, Mart, döneminde haber ve program yayınlarından dolayı TV kuruluşlarına toplam üç kez idari para cezası ve bir kez uyarı cezası verdi. Kurul, TV kuruluşlarına toplam 1.472.177,00 TL idari para cezası verdi.
Ayrıca kurum, bu dönemde, Fatih Altaylı, Flu TV, Cumhuriyet TV ve BirGün TV’den sonra, 72 saat içerisinde lisans başvurusu yapması için TELE2 Haber’i uyardı.
Üç ayda 31 işsiz
Son üç ayda, yayın çizgisinde doğan dönüşüm ve anlaşmazlıklar gerekçe gösterilerek en az 31 gazeteci, programcı, sunucu ve yazı işleri çalışanının işine son verildi.
(EÖ/HA)






