CHP, "mutlak butlan"ı Yargıtay'a taşıdı
Cumhuriyet Halk Partisi (CHP), Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin kurultay davasına ilişkin verdiği “mutlak butlan” kararını Yargıtay’a taşıdı. CHP tarafından sunulan temyiz dilekçesinde, istinaf mahkemesinin kararının hukuka aykırı olduğu belirtilerek kararın bozulması ve uygulanan ihtiyati tedbirin kaldırılması talep edildi.
‘Mutlak butlan’ nedir?
CHP lideri Özel: Müesses nizamın makbul muhalefet partisi olmayacağız
Dilekçede, Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ilk derece yargılamasında davanın bazı davacılar yönünden reddine, diğer davacılar açısından ise konusuz kalması nedeniyle düşmesine karar verdiği hatırlatıldı. Buna rağmen Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi’nin istinaf başvurusunu kabul ederek ilk derece kararını kaldırdığı ve davayı kabul ettiği ifade edildi.
CHP için 'mutlak butlan' kararı çıktı
CHP, söz konusu kararla partinin siyasi faaliyet yürütme hakkının ihlal edildiğini ve Anayasa’ya aykırı bir durum ortaya çıktığını belirtti. Dilekçede, temyiz incelemesi sonucunda kararın mutlaka bozulması gerektiği vurgulandı.
Başvuruda ayrıca Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına dikkat çekildi. Daha önceki kararlarında adliye mahkemelerinin siyasi parti kongre seçimlerine ilişkin uyuşmazlıklarda görevli olmadığına hükmettiği belirtilen Yargıtay’ın, CHP’nin olağan kurultayına ilişkin daha önce açılan bir davada da seçim işlemlerine yönelik itirazların seçim hakimine yapılması gerektiğine karar verdiği anımsatıldı.
CHP’nin dilekçesinde, verilen ihtiyati tedbir kararının seçilmiş parti yönetimini fiilen görevden uzaklaştırdığı ve mahkeme tarafından görevlendirilen kişilerin partiyi yönetmesi sonucunu doğurduğu ifade edildi. Görevlendirilen kişilerin hangi amaçla atandığının ve görev sınırlarının açık şekilde belirtilmediği kaydedilerek, “Siyasi partiler siyasi kararlar alırlar. Bu tedbir kararıyla parti içi ve ülke siyasetine ilişkin kararların mahkeme tarafından atanan kişilerce alınması beklenmektedir” değerlendirmesine yer verildi.
Dilekçede son olarak, siyasi partilerin kongreleri ve seçilmiş organları aracılığıyla yönetilmesinin demokratik siyasi hayatın temel unsurlarından biri olduğu vurgulandı. Mahkeme eliyle, belirsiz bir süre boyunca seçilmiş kişiler dışında isimlerin parti yönetimine getirilmesinin Anayasa’ya ve demokratik hukuk devleti ilkelerine aykırı olduğu savunuldu.
(EMK)