2025 yılının Mayıs ayında Diyarbakır'ın Lice ilçesine bağlı Dêrqam (Duru) kırsal mahallesindeki Işıktan Mezrası’nda dere yatağının yaklaşık 300 metre uzağında ve aralarında 4 metre mesafe bulunan iki taşın altında çbir çoban tarafından insana ait olduğu düşünülen kemikler bulundu.
İnceleme için Adli Tıp Kurumu’na (ATK) gönderilen kemiklere ilişkin Morg İhtisas Dairesi Kemik ve Diş İnceleme Şubesi tarafından bir rapor hazırlandı, kemiklerin biri çocuk, diğeri yetişkin olmak üzere en az 2 insana ait olduğu belirtildi.

Dargeçit'in çocukları: Davut, Seyhan ve Nedim
"Kemikler biri çocuk en az iki kişiye ait"
ATK raporunda, kemiklerde saptanan morfolojik değişimlerin; gömü şekli, hayvan müdahalesi ve çevresel koşullar gibi birçok etkene bağlı olarak değişebileceği belirtilirken, yaklaşık 30 yıl veya daha önce ölmüş kişilere ait olabileceği vurgulandı. Raporda ayrıca, kemiklerde ölüm nedenini açıklayabilecek herhangi bir travmatik ya da patolojik bulguya rastlanmadığı belirtildi.

Öldürülen çocukların faili: Cezasızlık kültürü
Kemiklerin bulunmasının ardından Diyarbakır Barosu, Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) ve İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır şubeleri üyesi avukatların başvurusu üzerine Lice Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatıldı.
Ancak başsavcılık, yürütülen soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına karar verdi. Kararda, suç ve suçlunun tespit edilemediği ve insan kemiği olduğuna ilişkin bir tespitin bulunmadığı yönündeki gerekçenin öne sürülmesi dikkat çekti.
"İncelemeler usüle aykırı yapıldı"
Kararı bianet'e değerlendiren Diyarbakır İnsan Hakları Derneği yöneticisi Avukat Berfin Elçi, geçmişle, faili meçhul cinayetlerle yüzleşmekten kaçınıldığını vurguladı.
Soruşturmanın başından itibaren yaşananlara değinen Elçi, kazı çalışmasında kurum temsilcilerinin hazır bulunduğunu ancak savcının gelmediğini usüle aykırı işlemler yapıldığını belirtti:
"İtirazlarımıza rağmen delillere, kemiklere zarar verecek şekilde kepçe ile çalışma yürütüldü, kemiklerin tamamı toplanmadı gözümüzün önünde bir kafatası kepçe ile parçalandı. Usüle aykırılıklar nedeniyle bu şekilde devam edilmesine müsaade etmek istemedik biz daha incelikli bir çalışma talep ettik onlar da çalışmayı tamamen durdurdu ve kalan kemiklerin üstünü kapattılar."

CUMARTESİ ANNELERİ/İNSANLARI 1023.HAFTA
“Dargeçit’te kaybedilenler için adalet sağlansın”
"Burası toplu mezar da olabilir"
Kemiklerin bulunduğu bölgedeki en yaşlı köylülerle dahi görüşüp burada eskiden mezarlık bulunup bulunmadığını araştırdıklarını söyleyen Elçi, alanda mezarlık olma ihtimaline dair hiçbir bulgu olmadığını açıkladı.
Bulunan kemiklerin faili meçhul cinayetlerde öldürülmüş kişilere ait olma ihtimali bulunduğunun altını çizen Elçi, "Bazı kayıp yakınları başvuru yaparak kemiklerin yakınlarına ait olup olmadıklarının tespit edilmesini istediler. Rapor 30 yıl önceyi işaret ediyor yani gözaltında kayıpların yoğun olduğu bir dönem. Bu kişiler zaten hiç kimseye söylenmeden gizli bir şekilde gömülüyordu. Toplu mezar da olabilir burası. Biz sadece iki kişinin kemiklerine ulaştık ama o alanın tamamının aranması, incelenmesi gerekiyordu" dedi.
.jpg)
Faili meçhul cinayet mi, faili meçhul siyaset mi?
Deliller neden toplanmıyor?
Konuyu Anayasa Mahkemsi'ne taşıyacaklarını duyuran Elçi, son olarak şunları ekledi:
"Bu geçmişle yüzleşmekten kaçınma durumu, çünkü ortada insan kemikleri var ve bunun eski bir mezar olmadığını bölgenin en eskileri söylüyor. Bu kemiklerin kime ait olduğu etkili bir soruşturmayla ortaya çıkarılabilecekken, neden çıkarılmıyor? Deliller neden toplanmıyor? Bunlar tabi ki bir şeylerin üstü mü örtülüyor sorusunu ortaya çıkarıyor."
Üç kurum savcılığın kararına karşı Diyarbakır Sulh Ceza Hakimliği’ne itirazda bulundu. Kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna yer verilen başvuruda, şu gerekçeler sıralandı:
- Kazının 17 Mayıs 2025’te usule aykırı yapıldığı, savcı ve adli tıp uzmanı olmadan iş makinesi kullanıldığı belirtildi.
- Kazıdaki özensizlik nedeniyle kemik parçalarının kaybolduğu ve bir kafatasının parçalandığı, bunun da delilleri zayıflattığı ifade edildi.
- Adli Tıp raporunda kemiklerin biri çocuk olmak üzere en az iki insana ait olduğu, ancak ölüm sebebinin belirlenemediği kaydedildi.
- Başvuruda, dere yatağına yakınlığın kemiklerdeki çözülmeyi etkilemiş olabileceği, bu yüzden raporun eksik incelemeye dayandığı savunuldu.
- Kemiklerin yaklaşık 30 yıl ya da daha eski olabileceği değerlendirilerek, olayın gözaltında kayıp vakalarıyla bağlantılı olabileceği belirtildi.
- Savcılığın takipsizlik kararının ATK raporuyla çeliştiği, dosyada yeniden inceleme yapılarak kamu davası açılması gerektiği talep edildi.
(NÖ)







