DEM Parti Diyarbakır Milletvekili Cengiz Çandar, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü nedeniyle Meclis Başkanlığı’na ‘basın özgürlüğünün önündeki engellerin araştırılması amacıyla araştırma komisyonu kurulması önergesi’ sundu.
DEM Parti Grubu tarafından Genel Kurul’a getirilen önerge üzerine söz alan Çandar, Türkiye’de basının özgürleşeceğine dair hiçbir emare görülmediğini ifade etti ve basının tekel altına alınmasının basın özgürlüğünü gerilettiği değerlendirmesinde bulundu.
AKP’ye tekelci tavır eleştirisinde bulunan Cengiz Çandar, 22 Nisan’da Brüksel’de gerçekleşen Küresel Sumud Parlamenterler Kongresi’ne Türkiye’den 10 milletvekili katılmasına ve katılanlar arasında Ekim 2025’te İsrail tarafından rehin alınan milletvekilleri de bulunmasına rağmen, Türkiye’den gelenler arasında söz verilen üç milletvekilinin tamamının AKP’li olmasını da bu tekelci tavrın önemli bir sonucu olarak yorumladığını vurgulayarak, “Brüksel’deki Sumud Filosuyla dayanışma kongresinin kürsüsü, AK Partililerin şovu için ayrılmıştı” diye konuştu.
Türkiye’nin içinde bulunduğu Trump başkanlığındaki Gazze Barış Konseyi’nin, İsrail’in Sumud Filosu’na saldırısını desteklediğinin altını çizen Çandar, Cumhurbaşkanı ve Dışişleri Bakanı’na, “Türkiye’yi bu ayıptan kurtarın, Trump’ın kuyruğuna takılmayın, derhal o konseyden çıkın!” çağrısında bulunan ilk milletvekilinin kendisi olduğunu belirtti. “Şimdi, bu kez Brüksel kongresine katılmış olan AKP’li milletvekili arkadaşlara sesleniyorum” diyen Çandar, “Hadi kalkın genel başkanınıza söyleyin, Türkiye Trump başkanlığındaki, Netanyahu patentli Gazze Konseyi’ni derhal terk etsin! Bunu yaptığınız takdirde işte o zaman boynunuza Filistin kefiyesi takıp orada burada İsrail’i kınamaya hak kazanırsınız” diye konuştu.
“Türkiye’de basının özgürleşeceğine dair hiçbir emare görülmüyor”
Çandar’ın konuşmasından satırbaşları şöyle:
"3 Mayıs, Birleşmiş Milletler Dünya Basın Özgürlüğü Günü’ydü. Türkiye’de basın özgürlüğünün önündeki engellerin araştırılması önergesini vereli ve üzerinde konuşalı çok zaman geçmedi. 25 Mart’ta topu topu kırk gün önce önerge vermiştik ve ben söz almıştım. Önergemiz ve bizim önergemizden bir gün önce aynı mahiyette verilmiş olan bir önerge, sayın AKP’li milletvekili arkadaşlarımızın oylarıyla her zaman olduğu gibi reddedilmişti.
Peki bu kadar kısa bir süre sonra, bir kez daha Türkiye’de basın özgürlüğünün durumunun araştırılması önergesini niye veriyoruz ve ben niçin tekrar aynı konuda bu kürsüyü işgal ediyorum? Çünkü aradan geçen kısa süre içinde Türkiye’de basının özgürleşeceğine dair hiçbir emare görülmediği için 3 Mayıs’ın ardından gelen ilk TBMM birleşiminde bugün Türkiye’de basın özgürlüğünün durumu hakkında bir araştırma önergesi açılmasını gerekli görüyorum.
Bu arada Türkiye’de basının tekel altına alınmasının basın özgürlüğünü nasıl geriletmiş olduğunun yanı sıra AKP iktidarının her konudaki tekelci tavrının doğurduğu vahim sonuçlara ilişkin çok önemli bir konuya da tutanaklara geçmesi için bu kürsüden dikkatinizi çekmek istiyorum.
“Filodaki milletvekilleri değil AKP’liler kürsüdeydi”
22 Nisan’da yani iki hafta önce Brüksel’de Küresel Sumud Parlamenterler Kongresi toplandı. İsrail’in Gazze’de yürüttüğü soykırımı teşhir etmek için ve Gazze’ye deniz yoluyla insani yardım götüren konvoya destek olmak amacıyla dünyanın dört bir yanından gelen parlamenterler ve insan hakları savunucuları Brüksel’de bir araya geldi. Toplantıya Türkiye’den aralarında benim de bulunduğum dördü AKP’li, üçü YENİ YOL Grubu’ndan, biri HÜDA PARlı, biri Yeniden Refah Partili 10 parlamenter katıldı.
Gelgelelim, söz konusu Gazze’ye yapılacak yardım ve dayanışma kongresi perde arkasından öyle ayarlanmıştı ki konuşma yapmaları için Türkiye’den gelenler arasında söz verilen üç vekilin üçü de AKP’liydi.
Oysa aramızda Ekim 2025’te İsrail’in Sumud Filotillosu’na saldırıp rehin almış olduğu üç parlamenter arkadaşımız vardı: Sema Silkin Ün, Necmettin Çalışkan ve Mehmet Atmaca.
Bu üç arkadaşımızdan hiçbiri kürsüye davet edilmedi, hiçbirine hak etmiş oldukları kadirşinaslık gösterilmedi. Brüksel’deki Sumud Filosu’yla dayanışma kongresinin kürsüsü, Türkiye’den gelenler arasında AKP’lilerin şovu için ayrılmıştı sanki.
Brüksel’deki Sumud Parlamenter Kongresi’nden tam bir hafta sonra İsrail, bir kez daha Gazze’ye yardım götürmekte olan konvoya üstelik Yunan karasularında saldırdı ve İsrail’in bu saldırısına Başkanlığını Trump’ın yaptığı adını Barış Konseyi koyduğu yapı arka çıktı ve Sumud Filosu’nu gösteriş yapmak amacı taşıyan sahte eylemcilik olarak niteledi. İsrail saldırısına arka çıkan bu yapının içinde Türkiye’de yer alıyor.
“Trump’ın kuyruğuna takılmayın, Türkiye’yi bu ayıptan kurtarın”
‘Türkiye’nin orada ne işi var?’ diye bu kürsüden Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’a çağrıda bulunarak, ‘Türkiye’yi bu ayıptan kurtarın, Trump’ın kuyruğuna takılmayın, derhal o konseyden çıkın’ diye haykıran, davette bulunan ilk kişi benim. Açın tutanaklara bakın göreceksiniz.
Şimdi, bu kez Brüksel kongresine katılmış olan AKP’li milletvekili arkadaşlara sesleniyorum: Hadi kalkın genel başkanınıza söyleyin, Türkiye Trump başkanlığındaki, Netanyahu patentli Gazze Konseyi’ni derhal terk etsin! Bunu yaptığınız takdirde işte o zaman boynunuza Filistin kefiyesi takıp orada burada İsrail’i kınamaya hak kazanırsınız. Bu arada siz AKP milletvekilleri, pek umudum yok ama verdiğimiz Türkiye'de basın özgürlüğünün durumu konusundaki Meclis araştırması açılması önergesine de destek olun.”
(HA)











