Açlık grevindeki öğretmen: 11 yıllık öğretmenim, 40 bin lira maaşla geçinemiyorum
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası ve mülakat mağduru öğretmenlerin çağrısıyla Ankara’da başlatılan eylem sürüyor. Kendilerine verilen sözlerin tutulmasını isteyen eğitim emekçilerinin taban maaş, özlük hakları ve insanca çalışma koşulları talebiyle başlattığı açlık grevi 3. gününde.
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Başkanı Eren Edebali ve sendika üyesi, matematik öğretmeni Burcu Çıra, Ankara’daki eylem sürecini, açlık grevine giden yolu ve taleplerinin karşılanmamasının öğretmenlerin yaşamında ne anlama geldiğini bianet’e anlattı.
"6-7 aydır tek öğünle yaşıyorum"
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyesi Burcu Çıra, 11 yıldır özel sektörde matematik öğretmenliği yapıyor. Sendikanın kuruluşundan bu yana da sendika üyesi.
Çıra, bir öğretmen olarak açlık grevine başlamak zorunda kalmanın “onur kırıcı” olduğunu söyledi. Açlık grevinin bir tercih değil, kendilerine dayatılan koşulların sonucu olduğunu belirten Çıra, “Bize açlık grevini mecbur ettiler, buraya ittiler” dedi.
“Biz açıklamamızı yaparken de söyledik: Bu bir çaresizlik ilanıdır. Başka çaremiz kalmadı. Çünkü biz zaten her gün açız. Ben hayatımın son 6-7 ayını özellikle tek öğüne düşürerek geçirmeye çalışıyorum. Zaten açım. O zaman bu daha ilanlı, kanıtlı bir hale gelsin.”
Sınıfta Marx, akılda kira: Özel okul öğretmenlerinin yaz kaygısı
"Yaşayamıyoruz, geçinemiyoruz"
Çıra’ya göre taban maaş, özlük hakları ve insanca çalışma koşulları talebi, öğretmenler için doğrudan bir yaşam meselesi.
“Bu talepler bizim doğrudan yaşam taleplerimiz. Çünkü biz şu an yaşayamıyoruz, geçinemiyoruz” diyen Çıra, İstanbul’da yaşadığını ve aldığı maaşın neredeyse kiraya denk geldiğini anlattı:
İstanbul’da en düşük kira şu an 35-40 bin lira. Ben 40 bin lira maaş alıyorum. Kıdemli olmama rağmen 40 bin lira maaş alıyorum. Yaşayabilecek bir alanım kalmadı. Ailemin, çevremin desteği olmadan ya da ek iş, özel ders bulmadan yaşayamıyorum.
Öğretmenlerin ek iş yapmak zorunda bırakılmasına tepki gösteren Çıra, “Ben öğretmenim. Neden ek işle çalışayım? Neden kafede, barda, otelde çalışmak zorundayım?” diye sordu.
Çıra, özel okullardaki sözleşme süreçlerinin de öğretmenleri düşük ücretlere mecbur bırakacak şekilde ilerlediğini söyledi.
Ağustos’a kadar bırakıyorlar bizi. Mecbur bırakıyorlar düşük ücretlere. Panik oluyorsun iş bulamadın, ne yapacaksın? Zaten organize olmuş durumdalar. Bulduğumuz işler de çok kötü çalışma koşullarına ve çok düşük ücretlere sahip.
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası’na Bursa’dan destek: “Direniş bir adım geri atmayacak”
“Öğretmenlerin aç kalmasına gönülleri razı”
“Milli Eğitim Bakanlığı öğretmenlerin yaşayamamasını önemsemiyor. Öğretmenlerin aç kalmasına gönlü razı” diyen Çıra, kamuoyuna ve meslektaşlarına da çağrı yaptı:
Öğretmenlerin çaresizliğini görmelerini, duymalarını, büyütmelerini istiyoruz. Öğretmenlerin sesini her yerde dillendirmelerini istiyoruz. Biz ne böyle eylemler yapmaya, ne direniş örgütlemeye, ne gözaltına alınmaya, dayak yemeye, ne de aç kalmaya meraklıyız. Ama mecburuz artık. Yaşayamıyorum zaten. Bu da bizim için somut kanıtı.
“Mahallelerde yürüyüşler başlayacak”
Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Başkanı Eren Edebali ise Ankara’daki eylemin yalnızca öğretmenlerin değil, toplumun tamamının meselesi olduğunu söyledi. Edebali, Ankara’nın mahallelerinde destek yürüyüşleri başlayacağını da duyurdu. İlk yürüyüşün Batıkent’te yapılacağını, ardından Mamak’ta devam edeceğini belirten Edebali, Ankara halkına şöyle seslendi:
Ankara halkından sadece yanımıza gelmelerini değil, semtlerinde, ilçelerinde, bölgelerinde yürüyüşlere katılmalarını istiyoruz. Öğretmenleri bir kaldırımın üzerine sıkıştıramadıklarını göstermelerini istiyoruz.
Öğretmenlere polis müdahalesi: "Ankara’yı terk etmiyoruz, açlık grevine başlıyoruz"
“Marjinal anlatı boşa düştü"
Edebali, Ankara’daki eylemler sırasında öğretmenlerin basın açıklaması yapmalarına ve bir araya gelmelerine izin verilmediğini söyledi. Öğretmenlerin ve ailelerinin birlikte görünmesinin, iktidarın kurmak istediği “marjinal” anlatıyı boşa düşürdüğünü belirtti.
“Türkiye’nin farklı yerlerinden gelen, bu meselede mağdur olan aileler, anneler, genç öğretmenler var. Bu birliktelik, bizi marjinalize etme çabalarını boşa düşüren bir görüntü” diyen Edebali, şöyle konuştu:
Geçen pazar günü buraya 300-350 kişi gelmiştik. Görüntümüz gerçekten böyle bir görüntüydü. Bunun ortaya çıkmasını istemediler. Annelerimiz yerlerde sürükleniyor. Başörtülü arkadaşlarımız gözaltına alınıyor. Bizi ayırmaya, bölmeye çalışıyorlar ama bunu başaramıyorlar.
“Resmi yazısı çıkmasına rağmen toplantı yapılmıyor”
Edebali, özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin taban maaş başta olmak üzere özlük haklarının görüşülmesi için Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından resmi toplantı çağrısı yapıldığını, ancak bu toplantının bir yıldır gerçekleşmediğini söyledi.
“Gerek Milli Eğitim Bakanlığı tarafından, gerek Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından, Milli Eğitim Komisyonu üzerinden özellikle AKP tarafından verilen sözler var” diyen Edebali, şöyle devam etti:
Çalışma Bakanlığı’nın sendikamıza, patron derneklerine ve ilgili bakanlıklara resmi toplantı çağrısı var. Bu toplantının içeriği de özel öğretim kurumlarında çalışan öğretmenlerin başta taban maaşı olmak üzere özlük haklarıyla ilgiliydi. Resmi yazısı çıkmasına rağmen toplantı bir senedir yapılmıyor. Çünkü patron dernekleri gelmek istemiyor, Çalışma Bakanlığı da onları ikna edemiyor.
Edebali, Milli Eğitim Komisyonu Başkanı ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin tarafından da sözler verildiğini belirterek, bu sözlerin hayata geçirilmediğini ifade etti.
Ankara'da özel sektör öğretmenlerine polis müdahalesi
“Kanun teklifinin Genel Kurul’a inmesini istiyoruz”
Edebali, mülakat mağduru öğretmenlerin yaklaşık bir buçuk yıldır mücadele yürüttüğünü hatırlattı. Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) tarafından verilen kanun teklifinin Meclis’e taşınmasının öğretmenlerde umut yarattığını söyleyen Edebali, teklifin ilerletilmediğini belirtti.
“Kanun teklifinin muhalefet dışındaki bir yerden gelmesi arkadaşlarımızı umutlandırmıştı. Ama bu da durduruldu” diyen Edebali, taleplerini şöyle sıraladı:
Milli Eğitim Komisyonu’nun toplanmasını istiyoruz. Kanun teklifinin Genel Kurul’a inmesini istiyoruz. Bize söz verenlerle, öğretmen temsilcilerinin bir masada toplanmasını istiyoruz. Sürecin nasıl ilerleyeceğini konuşmak istiyoruz. Bu şu an yapılmıyor.
Bahçeli’nin sözleri: “Karşılık bulmadı ama bulmasını istiyoruz”
Edebali’ye, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin gazetecilere verdiği “Ben yanlarındayım, siz de yanlarında olun” yanıtı da soruldu.
Bu sözlerin kendilerinde karşılık bulmadığını ancak bulmasını istediklerini söyleyen Edebali, “Yanımızda olmak, kanun teklifini Genel Kurul’a indirmek ve geçirmekle olur” dedi.
Dışarıdan geçen bir vatandaş da bizim yanımızda olabilir. Önemli olan karar vericilerin yanımızda olması değil, sorumluluk alması. Bu kanun tekliflerini Genel Kurul’a indirip geçirmek beş dakikalık iş. Sorumluluk alması gereken en önemli kişilerden biri de Bahçeli.
(NÖ)
Cumhuriyet’in demokratik dönüşümü: “Kendi mahallemizden çıkmak gerekiyor”
CUMHURİYETİN DEMOKRATİK DÖNÜŞÜMÜ KONFERANSI
Tuncer Bakırhan: Cumhuriyetin demokratikleşmesi ertelenemez
Ecem Ra: Kürt kadını böyle olamaz diyenlere müziğimle cevap veriyorum
12 HAZİRAN ÇOCUK İŞÇİLİĞİYLE MÜCADELE GÜNÜ
MESEM’li öğrenci: İş öğrenmek için gittiğimiz yerde köleleştiriliyoruz
Çocuk işçiliğiyle mücadele nasıl mümkün?