12. Yargı Paketi: LGBTİ+’lar, sosyal medyada kimlik doğrulama, çocuk cezaları ve nafaka, tekliften çıkarıldı
AKP’nin Adalet Bakanlığında 59 madde olarak hazırladığı 12. Yargı Paketi, TBMM’ye 29 maddelik bir kanun teklifi olarak sunuldu.
Gürlek'ten "12. Yargı Paketi" açıklaması: TCK ve infaz sisteminde değişiklikler düşünüyoruz
En sert tepkilerle karşılaşan ya da en çok tartışma doğuran maddeler —LGBTİ+’ları hedef alan düzenlemeler, sosyal medyada kimlik doğrulama zorunluluğu, suça sürüklenen çocuklara yönelik ceza artırımları, kadınların aleyhine nafaka düzenlemesi ve IBAN kullandırmaya ilişkin yeni suç tipi— teklif metninden çıkarıldı.
DW Türkçe’den Alican Uludağ’ın haberine göre tekliften 30 maddenin çıkarılması, iktidar adına bir geri adım olarak okunmakla birlikte, bu tartışmalı konuların bütünüyle AKP gündeminin dışına düştüğü anlamına gelmiyor.
AKP kulislerinden yansıyan bilgilere göre, 12. Yargı Paketi’nden çıkarılsalar bile bazı düzenlemeler ileride ayrı paketlerde ya da yeni kanun teklifleriyle yeniden Meclise getirilebilecek.
LGBTİ+’ların yaşamını doğrudan etkileyen düzenlemeler
Paketten çıkarılan en kritik hükümler arasında ilk taslakta bulunduğu ifade edilen “cinsiyet uyum sürecine ilişkin koşulların ağırlaştırılması, başvuru yaşının 18’den 25’e çıkarılması ve çocuk sahibi kişilerin cinsiyet değişikliği başvurusunun engellenmesi” gibi başlıklar var. Ayrıca “hayasızca hareket” suçunun genişletilmesi ve aynı cinsiyetten kişilerin nişan ya da evlilik töreni düzenlemesinin suç kapsamına alınması gibi hükümler de tartışma yaratmıştı. Meclise sunulan metinde bu hükümlere yer verilmedi.
212 kurumdan LGBTİ+ karşıtı 12. Yargı Paketi’ne karşı açıklama
Bu geri çekilme, hak örgütleri ve LGBTİ+ toplulukları açısından fark yaratsa da kalıcı bir güvence anlamına gelmiyor. LGBTİ+ haklarını ceza hukuku, aile hukuku ve kamu düzeni kapsamında sınırlama eğilimi son yıllarda hemen her yargı paketiyle kendisini tekrarlıyordu. Ancak, özellikle cinsiyet uyum sürecini zorlaştıran hükümlerin hem özel hayata saygı hakkı hem de beden bütünlüğü ve ayrımcılık yasağı bakımından taşıdığı ciddi hak ihlali riskinin AKP'de bir yeniden değerlendirme zorunluluğu yarattığı görülüyor.
Sosyal medyada kimlik doğrulama zorunluluğu
İlk taslakta Instagram, X, TikTok ve YouTube gibi platformlara kullanıcılar için kimlik doğrulama sistemi kurma ve bu bilgileri Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na bildirme yükümlülüğü getirilmesi öngörülüyordu. Ayrıca taslaktaki hüküm VPN servislerinin 5651 sayılı yasa kapsamına alınmasını ve erişim engeli kararlarına uymayan platformlara bant daraltma yaptırımı uygulanmasını da içeriyordu.
Adalet Bakanı "sosyal medya terörü" dediği şeyi "milli güvenlik tehdidi" ilan etti
Bu hükümlerin tekliften çıkarıldığı bildiriliyor. Bu, dijital haklar açısından önemli. Çünkü kimlik doğrulama zorunluluğu, “sahte hesaplarla mücadele” gerekçesiyle kolayca getirilebilecek bir teknik önlem olmanın ötesinde, anonim ifade hakkını, gazetecilerin kaynak koruma imkânını, muhaliflerin güvenliğini, kadınların ve LGBTİ+’ların çevrimiçi görünürlüğünü doğrudan etkileyebilecek bir gözetim düzenlemesi olarak kişisel verilerin korunması ilkesini doğrudan çelen yönler içeriyordu. Teklifi eleştirenler, Türkiye’de ifade özgürlüğü üzerindeki yargısal ve idari baskılar dikkate alındığında, sosyal medyada kimlik belirtme zorunluluğunun muhalif kullanıcılar için açık bir caydırma mekanizmasına dönüşebileceğinde ısrarlıydı.
Suça sürüklenen çocuklara yönelik ceza artırımları
İlk taslakta 12-15 ve 15-18 yaş gruplarında ağır suçlar bakımından ceza üst sınırlarının artırılması, bazı durumlarda hâkime indirim uygulamama yetkisi verilmesi ve çocuk hükümlüler için infaz rejiminin ağırlaştırılması öngörülüyordu. Ayrıca taslakta ebeveyn ihmaline bağlı olarak çocukların ağır suçlara yönelmesi halinde ailelere yönelik yaptırımlar da yer alıyordu.
Bu düzenlemelerin mevcut tekliften çıkarılması, çocuk hakları açısından olumlu bir gelişme olarak karşılandı. Ancak iktidarın çocuk adalet sistemini sosyal koruma, eğitim, yoksullukla mücadele ve rehabilitasyondan ziyade ceza artırımı ekseninde ele alma eğiliminde değişen bir şey yok.
Çocuk suçlulara ilişkin düzenlemelerin Meclis’te kurulan araştırma komisyonu raporundan sonra ayrı teklif olarak getirilebileceği belirtiliyor. Bu da, çocuk hakları savunucuları açısından tartışmanın ertelendiği, fakat bitmediği anlamına geliyor.
Nafaka ve boşanma düzenlemeleri
İlk taslakta yoksulluk nafakasının süreye bağlanması, sürenin evlilik süresine göre belirlenmesi ve boşanma sonrası ekonomik yükümlülüklerin yeniden düzenlenmesi gibi başlıklar tartışılıyordu. Meclis’e gelen metinde bu hükümlere yer verilmedi. Kadın örgütleri açısından bu başlık, özellikle boşanma sonrası kadın yoksulluğu, ekonomik şiddet ve bakım emeğinin görünmezliği açısından kritik önem taşıyordu. Aile hukukuna ilişkin düzenlemelerin başka bir yargı paketinde ele alınması öngörülüyor.
Kadın örgütleri 12. Yargı Paketi’ne karşı 20 kentte eylemde
“IBAN mağdurları”
İlk taslakta, banka hesabını ya da IBAN bilgisini üçüncü kişilere kullandıranların “nitelikli dolandırıcılık” yerine ayrı bir suç kapsamında yargılanması ve bu fiil için 3 yıla kadar hapis cezası öngörülüyordu. Ancak bu düzenleme de 29 maddelik nihai metinde yer almadı.
Geriye neler kaldı?
Meclise gelen 29 maddelik teklif daha sınırlı bir çerçeveye çekilmiş görünüyor. Haberlerde, teklifin ağırlıklı olarak “yargının etkin ve verimli işlemesi” gerekçesiyle ceza, hukuk ve idari yargıya ilişkin teknik düzenlemeler içerdiği aktarılıyor. Bunlar arasında kamu kurumları aleyhine verilen para alacakları için doğrudan icra takibi yapılmasının kaldırılması, bazı yargısal süreçlerin hızlandırılması ve Anayasa Mahkemesi’nin iptal ettiği hükümlere ilişkin düzenlemeler bulunuyor.
İktidarın 12. Yargı Paketi’ni daraltması, LGBTİ+ örgütleri, kadın örgütleri, çocuk hakları savunucuları, dijital hak aktivistleri ve hukuk çevrelerinin tümünü birden bir yasa kapsamında karşısına almaktansa paketi teknik-yargısal bir metne indirerek tartışmayı yatıştırmaya yönelik bir manevra olarak görünüyor. Çünkü yasa teklifi metnine egemen olan “yargı reformu” gerekçesiyle temel hak ve özgürlükleri sınırlayan güvenlikçi-cezacı zihniyette bir değişim söz konusu değil. Özellikle LGBTİ+ hakları, nafaka, çocuk adalet sistemi ve dijital kimlik doğrulama konularının yeni yasama yeni paketler kapsamında ya da ayrı kanun teklifleri halinde yeniden gündeme gelmesi olasılığı yerinde duruyor.
(AEK)