Özgür Kırgızistan’ın özgür kızı Zere
Sovyet döneminin sona ermesiyle hür demokratik bir düzen beklentisi içine girilmiş Kırgızistan’da ne yazık ki gericiler din faktörüne dayanarak bilhassa kadınları baskı altında tutmayı sürdürebiliyor.
Kadınların halen erkeğe hizmet etmesi beklenen varlık muamelesine tabi tutulması yetmezmiş gibi, toplumsal cinsiyet eşitliği talepleri muhafazakârların adeta asabını bozuyor.
Ev içi şiddet vakaları sık sık tekrarlanırken sokakta yürüyen bir kadının güpegündüz kaçırılması ve defalarca tecavüze uğramış bedeninin katledilmiş olarak bulunması vaziyetin ne kadar vahim olduğunu ispatlıyor.
Farkındalık düzeyi gayet yüksek, isyankâr genç kadın Zere Asilbek erken yaşta gidişata dur diyebilmek amacıyla müziğe sarılmış ve pop müzik aracılığıyla ister istemez feminist bir provokatöre dönüşmüş.
Tabii ki cesaretinde iyi eğitimli, aydın görüşlü ve köklü bir Kırgız ailesinin ferdi olarak yetişmiş olmasının payı yüksek, lakin bu imtiyazlı durum tutucular tarafından Zere’nin “Batı Ajanı” klişesiyle damgalanmasına yol açmış.
Ülkede eski kafalılığın siyasi iktidar tarafından da sömürülmesi sonucunda başına buyruk cüretkâr bir kadının kadın haklarından bahsetmesi, kadınlara reva görülenleri ön plana çıkarması, kadınlar arası bir dayanışma hareketine ilham vermesi yalnız Zere’nin lanetlemesine yol açmamış, şiddetin sıradanlaştırıldığı çağımızda ölüm tehditleri almasına da sebep olmuş.

Müzik siyasidir
"Özgür Kırgızistan’ın Özgür Kızı (A free daughter of free Kyrgyzstan)" adlı belgesel mütevazı tavrıyla, özgürleşmesi beklenen Orta Asya Türki Cumhuriyetlerinden birine usulca nüfuz etmemize imkân tanıyor. Filmin yönetmen, senaryo yazarı, sinematografi hanelerinde adını gördüğümüz kadın sinemacı Leigh lacobucci aynı zamanda belgeselin montajı ve müziğine de katkıda bulunmuş. 2025 İsviçre yapımı 65 dakikalık belgesel DOC NYC festivalinde dünya prömiyerini gerçekleştirdikten sonra Slamdance, Solothurn, One World Prag, Lahey Movies that Matter, Berlin İnsan Hakları Film Festivali ve Raindance’e dahil oldu.
Cinsiyetler arası eşitliğe direnen ücra diyarın kısmi de olsa röntgenini çeken belgeselde Zere’nin müzik videolarıyla harmanlanmış gündelik hayat sekansları kahramanımızın samimiyetine inancımızı sağlamlaştırırken dayanışmanın gücünü bir kez daha tenimizde hissediyoruz.
16 yaşından itibaren muhtelif STK’lerde aktif rol alarak küresel haksızlıklara karşı mücadeleye dahil olmuş Zere içindekileri dışa vurabilmek için akabinde müziğe sarılmış.
Sevimli kahramanımız Türkiye Cumhuriyeti ile Kırgızistan’ın ortak projesi Manas Üniversitesi'ndeki eğitimini üçüncü senesinden itibaren terk etmiş, aktivizmiyle sanatsal dışavurumlarını birleştirmeye endekslenmiş.
Cüretkâr sayılan kostümüyle yer aldığı "Kız" adlı ilk videosu yayınladığında izlenme rekorları kırmış, lakin klip gericilerin millî hassasiyetlerini zedelemiş ve muhakkak ki utanç verici bulunmuş. Zere’nin polise ihbar ettiği ölüm tehditlerinin birinde kendisinden videoyu derhal yayından kaldırması ve Kırgız halkından özür dilemesi bekleniyormuş.
Bu arada Zere hem peformanslarını sergilemek hem de eğitimini pekiştirmek için Avrupa’daki muhtelif memleketler dahil dünyanın birçok köşesine seyahat etmiş.
Yemezler!
Zamanla kendini geliştiren Zere’nin popüler müzik stilleriyle geleneksel Kırgız motiflerini iç içe geçirdiğini de görüyoruz.
Orta Asya bağımsız müzik piyasasında kendine yer edinmiş olan, cesur olduğu kadar kırılgan kahramanımız kadına yönelik şiddeti afişe ederken sokakta erkeklerin kadınlara sarkıntılık etme alışkanlığının altını çizmeyi de ihmal etmiyor.
Belgeselde ebeveyninin kendisine nasıl destek olduğunu, bilhassa zor anlarında koşulsuzca yanında durduğunu gördükçe dünyanın sadece kötü niyetli örümcek kafalılardan müteşekkil olmadığını hatırlayıp rahatlıyoruz.

8 Mart Kadınlar Günü için Bişkek’in geniş bir meydanında barışçıl mesajlarını iletmeye girişmiş, Zere dahil küçük bir kadın grubunun başına gelenler baskıcı iktidarların ezikliğini de layıkıyla ispatlıyor.
Kadınların aydınlık saçan faaliyetlerine yüzü maskeli iri yarı bazı çapulcuların kaba kuvvetle müdahale etmesi ve klasik provokatör tavırları takınarak savunmasız kadınları hırpalamasının ardından sahneye güvenlik kuvvetleri çıkıyor.
Sanki kabahatli olanlar kadınlarmış gibi saldırganları boşvererek polisin kadınları yaka paça götürmesi aslında gezegenin muhtelif diyarlarından herhangi bir farkı olmayan baskıcı Kırgızistan iktidarının iktidarsızlığını bir kez daha gözümüze sokuyor.
Erkek egemen statükoyu devirmek için nice tehlikelere göğüs geren başına buyruk kahramanımız Zere dahil dünyanın direnişçi kadınlarıyla gücümüzü birleştirmemizin zamanı geldi de geçiyor.
(RL/EMK)