Kennedy olmak kolay değil!
ABD’de adeta bir hanedan muamelesi gören imtiyazlı Kennedy sülalesinin üzerindeki lanet günün birinde sona erebilecek mi?
Çocuk yaştayken ülkenin başkanı olan amcası John Fitzgerald Kennedy’nin hayatına mâl olan suikast, ergenken senatör ve başkan adayı olan babası Robert Francis Kennedy’nin öldürülmesi, narkotiklere bizzat alıştırdığı bilinen kardeşi David Anthony Kennedy’nin overdosedan vefat etmesi ve defalarca aldattığı ayyuka çıkmış ikinci eşi ve dört evladının annesi Mary Richardson Kennedy’nin kendini asarak intiharı Robert Francis Kennedy Jr.’ın çalkantılı yaşamına damga vuran travmatik hadiselerden bazıları.
Her biri ruhunu derinden sarsan trajediler bir süre içine kapanmasına, uyuşturucu ve uyarıcılardan medet ummasına, başının defalarca belaya girmesine ve sansasyonel skandalların merkezinde olmasına yol açsa da Kennedy soyadının mesuliyetini taşıyıp ülkeye yararı dokunmak, hatta kahramanca aksiyonlarda bulunmak, tarihe adını altın harflerle kazımak adına R.F.K.Jr.’ın her defasında ayağa kalkıp küllerinden tekrar doğmuş olduğu da inkâr edilemez bir hakikat.
Ne de olsa kahramanımız çocukluğundan itibaren ABD’nin en popüler ailelerinden birinin ferdi özelliğiyle daima ilgi odağı olmaya alışmış, Kennedy ayrıcalıklarından fazlasıyla yararlanmış, liderlik sevdasıyla yüklendiği misyonlarda genelde talihsiz olmasına rağmen pohpohlanmanın müptelası olmaktan kurtulamamış.

Muhtelif aşı karşıtlığıyla kendine geniş bir takipçi kitlesi edindikten sonra Başkanlık yarışına bile soyunmuş, lakin başarısız olacağını anladığında ailesinin Demokrat Parti geleneğine ihanet ederek iktidar sevdasından Donald Trump’a yanaşmış ve Cumhuriyetçiler’in giriştiği ABD’nin mihenk taşlarını yerle yeksan etme planına alet olma pahasına ülkenin şu andaki Sağlık ve Sosyal Hizmetler Bakanı koltuğuna oturuvermiş!
R.F.K. Jr.’ın Yükselişi (The Rise of RFK Jr.) adlı belgesel hayatı boyunca kendini kanıtlamaya adeta ant içmiş kahramanına geniş spektrumlu bir bakış atıyor. Yönetmen ve prodüktör hanelerinde adını gördüğümüz Michael Kirk’ün imzasını taşıyan 2025 ABD yapımı 114 dakikalık film YouTube’dan izlenebiliyor.
Filmin meşhur kahramanı R.F.K. Jr. ile aralarına mesafe koymayı tercih eden aile fertlerinden eski dostlarına, gazetecilerden ve yazarlardan siyasetçilere, gözlemcilerden analistlere, gayet geniş bir yelpazedeki katılımcılar belgesele yeterli inandırıcılık katıyor. Her ne kadar araştırmacı gazetecilik klişelerine ve televizyon estetiğine hapsolup konuşan kafalara epeyce yer verse de sürükleyici belgesel izlenmeyi muhakkak ki hak ediyor.

Kurban psikolojisi ziyadesiyle sömürülür!
Bilhassa siyasi kariyeri boyunca nedense ikide birde suikast teşebbüslerine maruz kalan Trump’ın 2024’te uğradığı saldırı, kanlı suratına rağmen yumruğunu havaya kaldırarak cesareti ve gücü hususunda halkı ikna eden ve kısa bir süre sonra seçimleri tekrar kazanmasına yol açan anekdot olarak bilinir.
Kendi başkanlık hülyaları suya düşmek üzereyken R.F.K. Jr. muhafazakâr siyasi yorumcu Tucker Carlson’ın tavsiyesiyle Trump’a yönelik suikastlarla Kennedy ailesindeki travmaların müşterekliğine istinaden harekete geçmiş ve Cumhuriyetçi lidere geçmiş olsun telefonu açmış. Meğerse Trump da onunla konuşmak ve işbirliğine girmek için fırsat kolluyormuş!
R.F.K. Jr. böylece Sağlık Bakanı sıfatıyla hayatı boyunca ulaşmaya çalıştığı, hayran kitlesi geniş, takdir edilecek, sevilecek, hatta tapınılacak şahsiyet mertebesine nihayet yükselmiş.
Arşiv görüntülerini layıkıyla kullanan belgesel Kennedy ailesinde çocuk olmanın ne kadar eğlenceli ve istisnai olduğunu, R.F.K. Jr.’ın bilhassa babasının öldürülmesiyle ruhen ne kadar yaralandığını ve akabinde uyuşturucu ve uyarıcılara dadandığını teferruatıyla aktarıyor. Dönemin modası hint keneviri bir yana, kokain, amfetamin, kokainle karışık eroin kullanması bir yana, soyadının sağladığı koruma kalkanından yararlanarak “kanunsuzluk performansı”na giriştiği de anlatılıyor. Üstelik kullandığı bazı ağır maddelerin sosyalliği azaltması bir yana intihari dürtüleri tetiklediği de biliniyor.
Kendisi nazik, hassas, ayrıca uzun boylu, yakışıklı ve karizmatik bir Kennedy olmasına rağmen, değerli varlığını mahvederken sanki yalnızlığı seçmiş, kendinden nefret eden nemrut birine dönüşmüş. Mevzunun The New Yorker, Vanity Fair, The New York Times, Washington Post ve New York Magazine gibi ABD’nin hürmet edilen medya kuruluşlarına mensup mütehassısları belgeselin kahramanının adeta röntgenini çekerken psikolojik analizlerle de seyirciyi doyuruyor.
Babasının öldürülmesiyle zor bir ergenlik geçirmekte olan R.F.K. Jr. önce yatılı okula yollanmış, orada başı belaya girip kovulmuş, 16 yaşında tutuklanmış; aile geleneğine uyarak üniversiteyi Harvard’da okurken isyankârlık çıtasını şımararak iyice yükseltmekten imtina etmemiş.
Lakin fazlasıyla politik bir ortamda yetişmiş olduğu için çok genç yaştan itibaren herkesin büyük bir Haçlı Seferi’ne dahil olduğuna, dünyanın iyi ile kötü arasındaki büyük bir savaş alanı olduğuna ve hayatını bu uğurda feda etmenin zaruretine inandığı için daima doğru yolu bulmaya çalışmış.

O kadar da kötü değil!
Belgeselde tabii ki R.F.K.Jr.’ın pozitif yanlarına da yer veriliyor. Irkçılık karşıtlığı hususunda Kennedy ailesinin pozisyonunu koruması kadar aile fertlerine yönelik suikastlarda CIA’in parmağının olduğuna dair beyanatları da dikkat çekici.
Çocukluğunda ailenin tüm evlatları gibi tabiatla derin bir irtibat kurmuş olmanın ayrıcalığından yola çıkarak, Kennedy adının lekelenmesine yol açan muhtelif lanetlenme episotlarından birinin tesirinden doğa sevgisini ve aşinalığını yararlı bir çevre faaliyetine dönüştürmesi sayesinde kurtulduğunu da unutmamak lazım.
Belgesel ayrıca, Hollywood simalarının önde gelenleriyle çekilmiş muhtelif fotoğraflar resmigeçidiyle ABD yüksek sosyetesinin ferdi olmanın imtiyazını eğlenceli bir sekansta tekrar gözümüze sokuyor.
Yan tesirleri halen tam olarak bilinmeyen, alelacele piyasaya sürülmüş Covid-19 aşılarına ve pandeminin bir itaat müteahhitliğine dönüşmesine karşı çıkması, besinlerdeki kimyasalların tehlikelerine dikkat çekmesi ve demokrasinin gereği olarak otoriteye güvenmekten herkesin imtina etmesi gerektiğini ileri sürmesi kahramanımıza atfedilen kabul edilebilir duruşlardan bazıları.
Wi-Fi ve cep telefonlarının üzerimizdeki radyoaktif tesirleri hakkındaki açıklamaları da cabası.
Lakin gençliğinde kullandığı maddelerle pekiştirdiği, imajını koruma zorunluluğundan kaynaklanan yalan söyleme kapasitesinin üst seviyelere ulaştığı da malum. Üstelik haklı olarak komplo teorilerine meyilli, bilimsel verileri çarpıtmaktan çekinmeyen, susturulduğuna inandığından kurban psikolojisine sığınan bir yanlış malumat makinesiyle karşı karşıyayız. Tartışma arenasından çok uzak olan, R.F.K. Jr.’ın da medet umup sayesinde bir ara tekrar gündemi işgal etmeyi başardığı podcastlerde propaganda yapmanın basitliği hepimizce malum zaten.
Trump’ın desteğini arkasına aldıktan sonra, ABD’deki Kennedy fetişizminin sayesinde de Cumhuriyetçi seçim arenalarında aşırı bir alaka ve tezahüratla karşılandığını görüyoruz. Karşı saftan birini devşirmiş olmanın zafer duygusu mu bu acaba? diye düşünürken R.F.K.Jr.’ın pohpohlanma ihtiyacı sonunda layıkıyla karşılanmış oluyor.

Yetmiyor!
“Güç sahibi olmayı hak ediyorum” ve “Daha fazlasını istiyorum” tavrıyla ömrü boyunca kösteklendiğinden öfkeli bir karaktere dönüşmüş, intikamdan da imtina etmeyen R.F.K. Jr.’ın travmatik ruhuna nüfuz ederken seyirci sanki Cumhuriyetçiler’e niçin sığındığını daha iyi anlıyor.
Yıllar önce tıbbi bir makalesinin bilimsel geçerliliğe sahip olmadığı ilan edilmesine rağmen günümüzde sağlık sektörünün başında, üstelik ABD’nin en saygın tıp araştırmaları kurumlarını ve tıbbi destek programlarını yerle bir eden; dahil olduğu hükümetle armoni içinde, ezik ve çaresiz, lakin fazlasıyla hırslı ve tehlikeli bir yıkım makinesini belgesel sayesinde yakından tanıma şansına erişiyoruz.
Yalnız ABD’de değil, tüm gezegende, bilhassa sağlık sektörü kapsamındaki yardımların kesilmesi şimdiden büyük acılara sebebiyet vermiş durumda.
Şan ve şöhret peşindeki R.F.K. Jr.’ın ise amacına ulaşmak üzere müteveffa amcasının arşiv görüntülerini arsızca kullanmaktan imtina etmemiş olması da cabası! Ne de olsa “Ne yapsam affediliyor!” kaşarlanmışlığı, hayatı boyunca defalarca sağlamasını yapmış olduğu dinamikler silsilesinden besleniyor.
Kendini dev aynasında gören, mutlak kudret sahibi olduğuna inanan bir budala adeta!
Ya Trump dahil, muhafazakâr olduğunu iddia eden riyakâr ABD hükümetinin önde gelen figürlerinin birçoğu gibi arada homoerotik bir imaj sergilemekten geri durmamasına ne demeli?
Bilimsel bir asparagas olarak “AIDS’ten ölenlerin hepsi poppers müptelasıydı” diyebilmiş, “Amerikan değerleri”nin bayraktarlığını üstlenen gerici zihniyetin manipülatif dışavumcularından manidar bir şahsiyet R.F.K. Jr. Kennedy etiğine ondan daha fazla inanmış ikinci eşi, yengesi Jackie’yi andıran Mary’yi intihara sürüklemiş başlıca unsurlardan, “kutsal aile”ye sadakat namına giriştiği arınma sürecinde zevcesini defalarca aldattığına dair teferruatlı seks günlüğünün yazarı, bir zamanların “çiçek çocuğu” R.F.K. Jr.’ın engin cinsel tecrübesinden daha iyisini beklerdik!
Siyasete daha yeni soyunmuş, J.F.K.’nin torunu ve kahramanımız R.F.K. Jr.’ın kuzeni Jack Schlossberg’in daha tutarlı bir imaj çizmesi dileğiyle… (RL/TY)