Bir ulusal değer olarak Topp ikizleri
Geçtiğimiz Mayıs ayında vefat eden Topp ikizlerinden Jools’u anma konserinde ağlamaklı başladığı konuşmasında seyirciyi güldürmekten kendini alamayan ikizi Lynda zımba gibi sözlerle radikal aktivizmini de bir kez daha ispat etti.
Savunma sanayiine devletin ayırdığı devasa bütçeye kinayeli laflarla işaret ederken müziğe herhangi bir ödenek ayrılmamış olmasını esefle kınadı. Bir zamanlar memlekette müzisyenlerin sanatlarını icra edebilecekleri envaiçeşit mekânın günümüzde neredeyse yok olduğunu belirtirken müzisyenlerin en ufak bir destek için bile devlet kapısını aşındırması gerektiğinin altını çizdi.
Ülkenin sevilen müzik şahsiyeti Tami Neilson en başta olmak üzere çeşitli sanatçıların onurlandırdığı dokunaklı gecede 40 yılı aşkın bir süredir ülkenin adeta millî değeri sayılan Topp ikizlerinden Lynda insanı insan yapanın müzik olduğunu hatırlatttğında gözyaşlarına coşkulu alkışlar karıştı.
Kırsal kesimde tabiat ve hayvanlarla iç içe büyümüş olmanın avantajını güçlü fizikleri ve gür sesleriyle birleştirmiş olan Topp ikizleri genelde muhafazakârların sahiplendiği country ve folk müzik aracılığıyla ülke çapında sevilmiş, sahnede ve televizyonda canlandırdıkları muhtelif karakterlerle halkı candan güldürmüş, ayrıca beyaz olmalarına rağmen coğrafyanın kadim haklarının yanında durarak aktivizmlerini de ustalıkla kabul ettirmişlerdi. Lezbiyenlik onlar sayesinde otomatikman kabul edilen bir dinamiğe dönüşmüş, Topp ikizleri ömürleri boyunca haksızlığa uğrayanların yanında durmuş.
Topp ikizleri: Dokunulmaz kızlar (The Topp Twins: Untouchable Girls) adlı belgesel bizi ikizlerin komik olduğu kadar provokatif evrenine muvaffakiyetle taşırken seyircinin yelkenleri de ister istemez suya iniyor.
Aktivizm şahikaları

14 Mayıs 1958 yılında Yeni Zelanda’nın Huntly kasabasında doğmuş olan, her açıdan güçlü kahramanlarımız çocukluklarından itibaren ziyadesiyle ahenkli bir çift olarak şarkı söylemeye başlamış. Kırsal kesimden anne babanın gözü önünde gelişen kendine has dinamiği kabul etmesi zaman almış, lakin evlatlarına duydukları sevgi tabii ki ağır basmış. 70’li yılllardan beri bilhassa dinamizmleriyle tanınan ikizler esasen siyasi protesto içerikli eserler icra ediyormuş.
Coğrafyanın yerlileri Maoriler’in toprak hakları için protestolara katılmışlar, Yeni Zelanda’nın nükleer enerjiden azade olması için çabalamışlar; lezbiyenliklerini açıkça yaşadıkları gibi eşcinsel hakları için de mücadele etmişler. Güney Afrika’daki Apartheid rejimi ve iklim değişimi de direnişlerinin vücut bulduğu alanlar olmuş, mizahla harmanladıkları mesajları geniş halk kesimleri tarafından kale alınmış. Yarattıkları muhtelif karakterlerle sahne ve televizyon seyircisinin gönlünde taht kurmuşlar, ulusal değer seviyesine yükselmişler. Kılıktan kılığa girmişler, lakin kimseyi aşağılamadan, kendilerini gülünç hallere düşürerek gayet tesirli parodi ve televizyon programlarına imza atmışlar. Muhtelif ödüller kazanmış olduklarını da hatırlamakta fayda var.
Mizah her derde deva!

Jools’un uzun bir kanser mücadelesinin ardından gelen ölümü adeta tüm Yeni Zelanda’yı millî yasa boğmuş; sonrasında, tüm arşivleriyle birlikte haklarındaki belgesel de tekrar gündeme gelmiş. Gösterime girdiği andan itibaren Yeni Zelanda’da seyirci rekorları kırmış olan belgesel, yapımcılarının yüzünü ekonomik olarak da ziyadesiyle güldürmüş. Kadın yönetmen Leanne Pooley’nin elinden çıkma 2009 Yeni Zelanda yapımı 84 dakikalık belgesel dünya çapındaki festivaller ve ödüllerle de başarısını perçinlemiş. Nitekim Topp ikizleri gezegenin İngilizce konuşulan birçok diyarında tanınan ve sevilen şahsiyetlerdi; ayrıca çıktıkları dünya turunun teferruatı da belgeselin son kısmında mühim yer tutuyor. Belgeselin ödüle layık görüldüğü festivallerden Melbourne, Portland, San Francisco Lesbian & Gay, Seattle, Toronto ve Göteborg’un yanı sıra, Yeni Zelanda Film ve TV ödülleri de unutulmamalı.
Arşiv görüntüleri peş peşe dinamik bir şekilde sıralanırken, geleneksel biyografik belgesel formatından uzaklaşılmasa da Topp ikizlerinin enerjisi muhakkak ki seyirciyi avucunun içine alıyor; hiçbirimiz davalarıyla empati kurmakta zorlanmıyoruz. İroni ve mizah bilhassa siyasi ve toplumsal eleştiri için ideal bir vektör oluşturuyor.
İkisinin de hayat arkadaşını yakından tanıyor, Yeni Zelanda’da bir zamanlar yasal olmayan evlilik eşitliğine desteklerine hayran kalıyoruz.
Taşkın kahramanlarımızın müştereken muzdarip oldukları göğüs kanseri hususunda aktivizmlerini sürdürmekten geri durmadıklarını belirtmek de şart.
Topp ikizlerinin Yeni Zelanda Liyakat Nişanı ve daha birçok payeyle taçlandırılmış olması tesadüf değil!
Ücra diyardan gelen son sevindirici haber ise Google Haritalar’da Maori yerleşim adlarının artık yerel dile uygun şekilde düzgün telaffuza kavuşturulduğuna dair; darısı başımıza!
(RL/NÖ)