Oyuncular her şeye evet demeye koşullanmıştı, ta ki…
Tiyatroda, film ve dizi setlerinde seks sahnelerinin bilhassa aktrisleri oldum olası zorladığı malum. Kendini Tanrı katında gören yönetmenlerin mutlak iktidarı altında oyuncuların her şeye daima evet demek için eğitildiği de bilinen bir gerçek. Yönetmen dahil, sete erkek egemen bir enerjinin hâkim olduğu dinamiklerde aktörlerin olası art niyetlerini dışa vurmaları da daha kolay olabiliyor.
Azami ölçüde hakikiymiş gibi görüntü vermesi için yakınlaşmanın, cinsel münasebetin, hatta tecavüzün gerçeğinden ayırt edilemeyecek ölçüde, sette adeta birebir yaşanması ve dolayısıyla hoyratça teşhir edilmesi ne kadar etik sayılabilir?
Bakınız 'Paris’te son tango' film setinde, Marlon Brando ve Bernardo Bertolucci’nin gizli planlarına alet olmuş Maria Schneider’in fazlasıyla travmatik tecrübesine!
Neyse ki takriben 20 senedir tüm dünyada “film ve dizilerdeki öpüşme ve ilişki sahnelerinin güvenli ve uygun bir şekilde çekilmesini sağlayan görevli” tanımıyla bilinen, yakınlık veya samimiyet koordinatörleri sektörün emrine amade!
Mevzubahis görevlilerin ortaya çıkmasının ve zamanla popülerleşmesinin #MeToo hareketiyle parallellikler taşıması tesadüf olmasa gerek.

Buna rağmen tecrübelerine, filmdeki partnerlerine veya yönetmene güvenleri tam olan Gwyneth Paltrow (Muhteşem Marty), Jennifer Lawrence (Geber aşkım) ve Mikey Madison (Anora) gibi aktrislerin samimiyet koordinatörlerini reddettikleri de oluyor.
'Hakiki gibi görünsün' (Make it look real) adlı film meseleye ciddiyetle eğildiği gibi samimiyet koordinatörlüğü mesleğine nüfuz etmemizi de zarafetle sağlıyor. Yönetmenliğini ve senaryo yazarlığını kadın sinemacı Kate Blackmore’un üstlendiği 2024 Avustralya yapımı 78 dakikalık belgesel Adelaide, SXSW ve Sydney Film Festivallerinde büyük alakayla karşılanmıştı.
Yakınlık koordinatörü Claire Warden’ın setteki varlığının hem kadın, hem de erkek oyuncuların performansını layıkıyla tesir altında bıraktığına siz de ikna olacaksınız muhakkak!
Muhafazakârların hâkimiyetine girmekte olan dünyamızda mevzubahis meslek dalının sanatın hür özüne aykırı olduğunu düşünüp yaratıcılığı kısırlaştırdığını düşünmek de elinizde!

Gerim gerim gerilmeye gerek yok!
Seyirciyi azami seviyede inandırmak üzere tasarlanmış hayalî sette gayet mülayim erkek yönetmen Kieran Darcy-Smith tüm ekiple ahenk içinde çalışmaya başından beri kararlı görünüyor. 'Gerili ip' (Tightrope) adlı filmdeki üç erotik sekans hakkında, yönetmen, oyuncular ve samimiyet koordinatörünün hazır bulunduğu toplantılarda önceden uzun uzun tartışmalar yapılıyor; bilhassa oyuncuların sınırlarını şahsen belirlemeleri için imkân tanınıyor.
Genç kadın oyuncu Sarah Roberts, senaryo icabı uzun zamandır çocuk sahibi olmaya çalıştıkları izdivaçlarında eşini canlandıran aktör Albert Mwangi ile prezervatif kullanımının öngörülmediği, senaryo icabı nispeten taşkın sekanslar çekileceğinin farkında; lakin ikinci bir erkekle, çağdaş “oğlan” klişesini fazlasıyla temsil eden oyuncu Tom Davis ile yaşanacak üçlü seks sahnelerine dair tasaları var.
Neyse ki esas kahramanımız olan samimiyet koordinatörü hem teknik, hem de psikolojik tecrübesiyle oyuncuların tümünü rahatlatıp en tesirli malumatlarla vaziyete hâkim olmayı başarıyor. Kadın oyuncu Sarah Roberts endişe ve korkularından arındıktan sonra erotik sahnelerde tekrar seksî olma hakkına kavuştuğuna, kendini kasmaktan kurtulup rahatça salabildiğine şükrediyor.
Filmdeki iki erkek oyuncunun birbirine yakınlaşmaktan, deyim yerindeyse “oynaşmak”tan, hatta anal seks simülasyonu yapmaktan pek gocunmadıklarını görüyoruz.
Belgeselde yer verilmediğinden, biseksüellikle alakası olmayan eşcinsel bir erkek oyuncunun filmde kadınlarla erotik sekanslar çekilirken ne gibi telkin ve taktiklere başvurulduğunu hakikaten de merak ediyorum.
Yılların tecrübesi bile boş!
Filmde bir yönetmenin amacına ulaşmak üzere ne kadar zorlayıcı, ısrarcı ve kaba olabildiğinden hedonizmini tatmin etmek üzere settekileri sömürme eğilimine, çıplaklık ve seks içeren sahnelerin oyuncuları incitmesinden onları insanlık dışına ne kadar çıkarabileceğine, gayet geniş bir anekdotlar skalasıyla karşı karşıyayız. Nicole Kidman, Keira Knightley ve Jodie Foster gibi aktrislerin mazilerinde iz bırakan tecrübeleri aktarmaları da ziyadesiyle manidar.
Neyse ki soğukkanlı koordinatörümüz diplomatik bir arabulucu gibi yönetmen, film senaryosu ve oyuncuların belirlediği şahsi sınırlar arasında gidip gelerek harikalar yaratıyor.
Seksin hakiki gibi görünmesi için oyunculara muhtelif numaralar öğretiyor, çene ve kalça dahil, beden hareketlerinin azami seviyede ikna edici olabilmesi için ustalığından damıttığı taktikleri oyunculara uygulatıyor; ayrıca gelişen kendine has her bir duruma göre sahnenin gidişatına yön verebiliyor. Tüm bunların steril sayılabilecek ideal bir ortamdan, belki biraz didaktik bir tarzda aktarıldığını tahmin etmeniz zor olmasa gerek.
Aktörün ten rengine birebir uyan, erkek dış üreme organlarını bütünüyle içine alan ve yapışkan bantla bedenin ön kısmına iliştirilen nispeten ufak bez kesesi de cabası. Keseciğin barındırdığı dolgu malzemesiyle de olası ereksiyonda, erkek olsun, kadın olsun, karşı tarafa asgari rahatzsızlık verme ihtimalinin öngörüldüğü, prensiplerin ihtimamla gözetildiği disiplinli bir ortamdayız!
Muhteşem samimiyet koordinatörümüz sette ister istemez ortağı olduğu iktidarın esas temsilcisi yönetmenle ahenkli bir işbirliği halinde pazarlıklara da girişebiliyor; mesela kamera ve açılarıyla alakalı teknik tavsiyelerde bulunup çekim koreografisini baştan oluşturabiliyor.
Başka şekilde ifade etmek gerekirse becerikli koordinatör her şeyden önce sette cinselliği tabu olmaktan çıkarıp hakkında uzun uzadıya konuşarak doğal bir düzleme taşıyor. Sekse atfedilen gizemden, müphemlik ve müstehcenlikten, ayrıca bunlardan ileri gelen gerginlikten set ortamını arındırıyor; bedenin nesneleştirilmesine mani olup çok uzun zamandır özellikle kadınların maruz kaldığı kabul edilmesi imkânsız çirkin muameleye set çekiyor.
Mevzubahis koordinatörlerin Türkiye’de de yaygın olarak görevlendirilmesi temennisiyle… yoksa zaten öyle mi?
(MT/Mİ)