Newroz yeni yıldır. Newroz ateşi karanlığa karşı yakılır. Newroz baharı muştular. Dört gün sonra 21 Mart yani Newroz. Dört gün sonra 21 Haziran’dan bu yana üstünlüğü elinde bulunan uzun geceler ile gündüzler eşitlenecek. Gün ışığı gecenin karanlığından uzun olacak.
2026 Newroz’una barış sürecinin heyecanıyla giriyoruz. Sadece heyecanlı değiliz aynı zamanda sürece dair atılacak adımlara ilişkin beklentilerimiz var. Beklentimiz 5 Ağustos 2025’te kurulan TBMM Komisyonunun 18 Şubat’ta açıkladığı raporunda belirtilen hususlara dair yasal düzenlemelerin bir an önce kabul edilmesi. Ayrıca, raporda yer almayan ancak kalıcı barışı sağlayacak insan hakları temelli düzenlemeler konusunda da beklentilerimiz var.
Raporun Sürece İlişkin Yasal Düzenleme Önerileri başlıklı (sayfa 38-40) bölümü kısa vadede atılması gereken adımlara işaret ediyor. Bu bölümde ele alınan PKK mensuplarının silah bırakması, toplumsal bütünleşmeyi güçlendirecek yasal düzenlemeler vb. çatışma çözümü literatüründe DDR [Disarmement, Demobilising, and Reintegration] yani silah bırakma, terhis ve yeniden entegrasyon süreciyle doğrudan ilgili. An itibariyle Türkiye’de akademide veya sivil toplum örgütleri arasında bu konuda yeterince çalışma bulunmuyor.
Ramazan Bayramı sonrasına bırakıldığı anlaşılan yasal düzenlemelerin ele alması gereken bir diğer konu da başta hasta mahpuslar olmak üzere infaz kanunudur. Bu konunun ele alınmasının gecikmesi sağlık durumu kritik olanların yaşam hakkını dahi etkileme riski içeriyor.
Bu düzenlemelerin vakit geçirmeden yapılması barışa giden yolu kısaltacaktır.
Yasal düzenlemelerin içeriği ve hazırlanma yöntemi
Barış sürecine dair yasal düzenlemeler yapılırken ilgili aktörlerin, bu alanda çalışan mecliste temsil edilsin veya edilmesin siyasi partilerin, İHD gibi insan hakları örgütlerini, medyanın görüşlerini aktarabileceği bir demokratik zemine de ihtiyaç var. Bu zemini sağlayacak olan da demokratik hakların etkili bir biçimde kullanılmasıdır. Fikirleri nedeniyle kişilerin veya kurumların bir soruşturma geçirmemesi, böyle bir kaygı taşımamasıdır.
Bilindiği üzere Kürt Meselesine salt güvenlik temelli yaklaşıldığı dönemde ağır insan hakları ihlallerine yol açıldı. İhlallere ilişkin İHD olarak sayısız rapor mevcut. Benzer şekilde, diğer insan hakları örgütlerinin, hukuk örgütlerinin, sendikaların da çalışmaları bulunuyor.
Bu hususlar raporun Demokratikleşme ile İlgili Öneriler başlıklı (sayfa 42-45) bölümünde değinilen AİHM ve AYM kararlarının uygulanması, yerel yönetimlerin güçlendirilmesi, vb. konuları ile ilgili.
Siyasetin rolü
İhlallerin yaşanmasında sözün alanını daraltan salt güvenlik temelli politikaların etkisini dikkate alınca, TBMM’nin bu süreçteki rolü daha belirgin hale geliyor. Özünde bir insan hakları ve demokrasi konusu olan Kürt Meselesini siyasal zeminde ele alınması tartışma, fikir alışverişine imkan sunacaktır.
Siyasetinin rolünün ne kadar kritik olduğunu TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş da dikkat çekiyor. Kurtulmuş’un şu sözleri siyasetin tek değilse bile ana gündeminin barış olması gerektiğini vurguluyor:
“Bu iş 2009'a, 2013'e ya da önceki çalışmalara benzemez. Eğer bu iş başarısız olursa, duvar yıkılırsa, sivil siyaset bu duvarın altında kalır ve Allah korusun, başarısız olduğumuz zaman 4 Ağustos 2025'tekinden daha daha vahim bir duruma dönüşebilir şartlar."
Siyasetin rolünü salt meclis ile sınırlı görmemek gerekir. Kürt Meselesine ilişkin konularda görüşlerin açıklayabilmesi gerekli yasal düzenlemelere ihtiyaç var. Yasaların fikirlerini açıklayanı koruyacak biçimde uygulanması tartışma zeminini tahkim ederken fikir çeşitliliğini ve zenginliğine de imkan sunar.
Newroz sıradan bir bayram değildir
Newroz ateşi tarih boyunca haksızlığa karşı yakılmıştır. Demirci Kawa’nın zalim Dehak’a karşı isyanı hala dillerde. Kürt Meselesinin 1990’lı yıllarda daha görünür olmasında yasaklara rağmen kutlanan Newrozların da etkisi var.
Örneğin, 1992 Cizre Newroz’unda kutlamalar için sokağa çıkan insanlarına büyük bir saldırı gerçekleşti. Dönemin başkanını Süleyman Demirel’in Newroz kutlanması serbest açıklamasına rağmen Kanlı Cizre Newroz’unda onlarca insan yaşamını yitirdi.
Aradan geçen yıllar içerisinde Newroz kutlamalarına ilişin yasaklar anlamını yitirdi. Newroz bu yıl DEM Partinin düzenlemesiyle 53 merkezde kutlanacak. Ayrıca, DEM Parti 21 Mart’ın resmi tatil ilan edilmesi talebiyle TBMM’ye kanun teklifi de sundu.
Newroz herkesindir
Bu coğrafyada doğan Newroz tüm insanlığa aittir. Salt bir mevsimsel geçiş değildir. Aynı zamanda baharın yenilenme, bolluk, neşe, mutluluk gibi anlamlarının toplumsal yaşamdaki sembolüdür. Newroz en çok da barışı simgeler.
2009’da UNESCO Newroz’u somut olmayan kültürel miras listesine aldı. Ertesi yıl 2010’da BM Genel Kurulu 21 Mart günü Uluslararası Newroz Günü olarak kabul etti. BM bu kararı alırken dünyadaki Newroz kutlamalarında barış, birlik ve yenilenme gibi temalarının öne çıkarılması teşvik etti.
Baharı getiren Newroz, barışı da getirir
Evet, Newroz baharı muştular. Beklediğimiz bahar kalıcı barıştır.
Newroz ateşi içimizi ısıtsın. Bahar çiçeklerinin kokusu günümüzü güzelleştirsin. Bahar neşesi yüreğimizi serinletsin. Barışın umudu her yanımızı sarsın. 2026 Newroz’un tarihte kalıcı barışa giden yolda önemli bir dönüm noktasını olmasını sağlamak elimizde.
Bijî Newroz! Newroz Pîroz Be!
(Oİ/EMK)







