İnsan onuru ve barış için çabalıyoruz
İnsan hakları ilkelerinin temelinde yer alan insan onuru kavramı bizler açısından yürüttüğümüz faaliyetlerde temel aldığımız rehberimizdir.
Hakkı için birlikte mücadele ettiğimiz başvuruculara sunduğumuz her türlü hukuki, psikolojik vb. desteği insan onuru temelinde yapıyoruz. Başvuruculara hak sahibi özne olarak yaklaşmamızın temelinde de bu kavram yatıyor.
Benzer şekilde, raporlama, izleme ve belgeleme çalışmalarımızda da yol göstericimiz insan onurudur. Hazırladığımız raporlar, analizler başvurucuların bireysel düzeyde yaşadıkları sorunlara ilişkin eğilimi anlamamızda en temel aracımız. İnsan onuru bir vakanın ihlal olup olmadığını anlarken temel referans noktamızdır. Vakayı incelemenin yanı sıra ilgili kişinin raporda, analizde zarar vermeme ilkesine uygun olarak yer alması da metodolojimizin insan onuruna dayanması ile doğrudan ilişkilidir.
İnsan onuru savunuculuk, lobi vb. faaliyet alanlarımızda da yol göstericimizdir. Kamu otoriteleri, karar vericiler, basın vb. kurumlar nezdinde yürüttüğümüz çalışmalarda amaçladığımız değişimi sağlamak için içeriği ve çalışma yöntemimiz bu zemin üzerinde şekillenir. Böylelikle, tespit ettiğimiz sorunlara hak temelli, etkili, kalıcı bir çözüm bulabiliyoruz.
İnsan hakları örgütleri olarak eğitim, panel, sempozyum vb. etkinliklerimizde de insan onuru kavramının yol göstericiliğine başvuruyoruz. İnsan onuru bu tarz etkinliklerin çeşitli, kapsayıcı, katılımcı olmasına muazzam katkılar sunuyor.
Özcesi, insan onuru kavramı faaliyetlerimizin her aşamasında biz insan hakları savunucularına yol gösterir. Bir nevi deniz fenerimizdir. Kimi zaman en zorlu vakaları incelerken, komplike bir dosya üzerinde çalışırken referansımız insan onurudur.
İnsan hakları ilkelerinin temelinde yer alan bu kavramı birçok hukuki metinde de görmek mümkün. Örneğin, Federal Almanya Cumhuriyeti’nin Anayasasının 1. Maddesi şöyle demektedir: “İnsanın onur ve haysiyeti dokunulmazdır. Tüm devlet erki ona saygı göstermek ve onu korumakla yükümlüdür.”
Dolayısıyla, insan onuru kavramı anayasa gibi kurucu metinlerin de temelini teşkil eder durumdadır.
Bu kavrama ilişkin daha detaylı bilgi için Hüsnü Öndül hocamın 1998’de yazdığı İnsan Onuru makalesi ziyadesiyle doyurucu.
İnsan onuru temelli rejimin temel bir bileşini: Barış
İnsan hakları savunucuları olarak bu temel kavramı kalıcı olarak yaşama geçirebilmemizin ancak ve ancak kalıcı, kapsayıcı bir barışın inşası ile mümkün olduğunun farkındayız. Tam da bu nedenle, hak savunucuları aynı zamanda barış aktivistleridir.
Kamuoyunun 1 Ekim 2024’te haberdar olduğu Kürt Meselesinde Barış girişimi son derece önemlidir. Haklarımızın korunması ve geliştirilmesinde barışın tesis edilmesinin önemli katkıları bulunur.
Aradan geçen bir buçuk yıldan biraz daha fazla sürede çatışmaların durması hayli önemlidir. Ne var ki, silahların susması arzu edilen barışın gerçekleşmesi anlamına gelmiyor. Silahların susması barışa giden yolda kilit bir safhadır. Ancak barışa giden yolda yasal ve pratik adımların atılmasını sağlayacak bütüncül politikalara ihtiyaç var.
İçeriğine dair çeşitli eleştirilere rağmen 18 Şubat’ta yayınlanan TBMM Komisyon raporunda sunulan önerilerin yaşama geçmesi gerekiyor. Daha fazla gecikmeden raporun Sürece İlişkin Yasal Düzenleme Önerilerinin yer aldığı 6. ve Demokratikleşme Önerlerinin değerlendirildiği 7. Bölümünde formüle edilen adımlar atılmalı.
Barışın olmadığı durumlarda ağır ihlaller yaşanıyor
Tersinden, barışın olmadığı üstüne temel olarak güvenlik temelli politikaların yol açtığı çatışmalı ortam ağır hak ihlallerine yol açmaktadır. 17-31 Mayıs’ta gerçekleştireceğimiz Gözaltında Kayıplar haftası etkinlikleri çatışmalı ortamın doğrudan bir sonucudur. Binlerce zorla kayıp insandan bahsediyoruz. Aileleri, sevenleri, insan hakları örgütleri hakikat ve adalet talebinde ısrarcı.
İnsanların zorla kaybedilmesi de hakikat ve adalet talebinin bastırılması da ihlaldir. Diğer hak alanlarındaki ihlaller gibi gözaltında kayıplar da barış ihtiyacını herkese net bir biçimde gösteriyor.
İHD olarak 1 Mayıs öncesi hazırladığımız Toplantı ve Gösteri Yürüyüşü Hakkı Bilgi Notunun gösterdiği üzere bir hakkın kullanılmasının önündeki temel engeller genellikle üç kategoride toplanıyor. Bu kategoriler idarenin yasaklaması, kolluk kuvvetlerinin engellemesi ve yargı cezalandırmasıdır.
Tabi ki, toplantı ve gösteri yürüyüşü hakkı sınırlayan üç parametreyi diğer hak alanlarına da uygulayabiliriz.
Barış talep ediyoruz
Hak savunucuları olarak barış talep ediyoruz zira barış herkesin çıkarınadır. Barış talebimizi her yerde ve koşulda dile getirmemizin nedeni biz insan hakları savunucular için hakkın özü önemlidir. Barış temel bir haktır ve herkesi kucaklar.
Barış talebimizi dile getirdiğimiz için herhangi bir baskı görmememizin yolu da demokrasi, hukukun üstünlüğü vb. toplumsal yaşamın kilit nitelikteki kavramları ile doğrudan ilişkilidir. Dolayısıyla, barış talebi salt barış ile sınırlı değildir. Barışın içeriğine katkı sunabildiğimiz, yöntemini özgürce konuşabileceğimiz demokrasi standartları ile doğrudan ilişkilidir. İfade ve örgütlenme özgürlüğünün ya da toplanma ve gösteri hakkının güvence altına alındığı durumlarda barışa ilişkin tartışmaları özgürce yürütmek daha mümkündür.
Barışa hazırlıklıyız
İnsan hakları savunucuları savunucuları olarak barışa hazırlıklıyız. Hazırlıklı olmamızın tek nedeni Kürt meselesinin çatışmalı dönemindeki hak ihlallerini yakından takip etmemiz, bu konularda analizler hazırlamamız değil. Bu konudaki temel faktör raporlarımızı, değerlendirmelerimizi ve çözüm önerilerimizi insan onuru temelinde yapmamızdır.
Örneğin, hasta mahpusların tahliye edilmesi talebimizdeki kriterimiz sağlık hakkıdır. Nihayetinde hasta mahpuslar meselesinin çözüme kavuşması hem bahse konu hakkın korunması hem de barışa giden yoldaki engellerden birisinin kaldırılması anlamına geliyor.
Ayrıca, yasal değişiklikler veya değişikliğe gerek olmadan idari tasarruf ya da uygulamada değişikliğe giderek ilerleme katedilecek alanlara dair insan hakları örgütlerinin kapsamlı değerlendirmeleri bulunuyor.
Barışa hazırlıklı olmamızın bir diğer nedeni de insan haklarının evrenselliği ile ilgilidir. Sağlık hakkı evrensel bir haktır. Daha önce dünyanın bir başka yerinde hasta mahpuslarla ilgili sorunlar yaşandığında birbirinden öğreniyoruz.
Ayrıca, insan hakları hareketinin uluslararası bir hareket olmasının sunduğu deneyim paylaşımı, birbirinden öğrenme imkanı da gözardı edilmemesi gereken bir olgudur. Dünyanın farklı yerlerinde benzeri sorunları yaşamış insan hakları örgütleri birbirinden sürekli öğreniyor.
İnsan onuru ve barış birbirine sıkı sıkıya bağlıdır
İnsan hakları ilkelerinin korunması ve geliştirilmesinde barış olmazsa olmazdır. Benzer şekilde, kalıcı ve kapsayıcı barışın inşasında da insan hakları ilkeleri kritik öneme sahip.
Temel olguyu tekrar edeyim: Barış herkes için yaşamsal düzeyde kritik ve önemlidir. Aynı şekilde, insan onuru herkes için temel bir kavramdır.
Barış çabası kıymetlidir.Barış yolunda çaba sarf etmeye devam. İnsan onurunu korumak için mücadeleye devam.
(Oİ/EMK)