Türkiye neden işçi haklarında en kötü 10 ülke arasında?
Uluslararası Sendikaları Konfederasyonu (ITUC) 2026 Küresel Hakları Endeksi’ni yayınladı. Endeks işçiler ve sendikaların içinde bulunduğu durumunu ortaya koyan referans niteliğinde bir çalışma. Ardında muazzam bir emek ve sağlam bir yöntem bulunuyor.
Küresel Haklar Endeksi hakların gerilemesindeki temel faktörlerden birisinin dünyadaki baskıcı rejimler ve demokrasi standartlarındaki gerilemeler olduğunu orta koyuyor. Beş kıtadaki işçi haklarının durumunu ortaya koyan endeks ifade ve toplanma özgürlüğüne yönelik ihlallerde artış olduğunu gösteriyor. Dünya genelinde demokrasi standartlarında yaşanan gerileme işçilerin, sendikaların temel, meşru faaliyetlerini de kısıtlıyor.
Haklarını kullanmak isteyen işçilere temsilcilerine yönelik fiziksel saldırılar gerçekleştirilmesi bir başka kaygı verici alan. Maalesef, bu alanda ihlal artışı yaşanıyor. Bir önceki yıla göre 2026’da işçilere ve liderlerine yani sendika temsilcilerine yönelik fiziki saldırılarda yüzde altılık bir artış gözlemleniyor.
Fiziksel saldırıların faillerin veya sorumlularının etkili bir biçimde soruşturulması ancak insan hakları ve bağımsız, etkili bir yargı düzeninde mümkündür. Ne var ki, demokratik olmayan baskıcı rejimlerde yargı sistemi hakları ve özgürlükleri değil daha çok failleri koruyan kararlar alır. Nitekim, endeks yargı süreçlerinin daha ziyade hak talep eden işçileri ve sendikal yöneticilerini hedef aldığına dikkat çekiyor.
ITUC’un her yıl yayınladığı bu çalışma doğru bir biçimde sendikal alandaki gerilemelerin dünya genelinde demokrasi standartlarındaki gerileme ile ilgili olduğunun altını çiziyor.
Endeks okunduğunda işçi grevlerinin bastırılmasının, işçilerin haklarının ellerinden alınmasının ve bu haklar konusunda ısrarcı olan sendikaların kriminalize edilmesinin tesadüf olmadığını aksine eşitsizliği derinleştiren yapısal bir mesele olduğu net bir biçimde görülüyor.
Demokrasi ve insan hakları açısından gerilemelerin yaşandığı her yerde diğer muhalifler gibi işçilerin de sesi kısılmaya çalışılıyor.
ITUC’un işçi haklarının durumu ve demokrasi standartları arasında kurduğu bağlantı V-DEM enstitüsü tarafından hazırlanan 2026 Demokrasi raporu ile uyumlu. Demokrasi raporu da dünyadaki demokrasi standartlarında 1978 yılına geri döndüğümüzü belirtiyor. İktidarda olan aşırı sağ ve baskıcı hükümetlerin politikaları, uygulamaların insanlığı kazanımlarında neredeyse yarım asırlık bir gerilemeye yol açmış.
En kötü 10 ülke
Küresel Haklar Endeksine göre işçi ve sendikal hakların en kötü olduğu 10 ülke şöyle: Arjantin, Belarus, Ekvador, Esvatini, Mısır, Myanmar, Nijerya, Panama, Tunus ve Türkiye.
En kötü 10 ülkenin ortak özellikleri: askeri darbeler (Myanmar ve Mısır), siyasi parti faaliyetlerinin yasak olduğu kapalı otokrasi (Esvatini), aşırı sağcı ve baskıcı iktidarlar (Arjantin, Belarus, Nijerya), uzun yıllardır sivil alanın daralması (Ekvador, Panama, Tunus, Türkiye).
Örneğin, V-DEM raporu Ekvador ve Tunus’ta demokrasi açısından gerilemeler yaşandığı tespitinde bulunuyor. Dolayısıyla, ITUC’un endeksindeki en kötü 10 ülkenin demokrasi raporundaki yeri arasında benzerlikler bulunuyor.
Türkiye’de işçi hakları güvenceden yoksun
ITUC’un Küresel Haklar Endeksi Türkiye’yi “hakların güvence altında olmadığı” ülke olarak tanımlıyor. Puanlama sisteminde göre 5 puan alan Türkiye sınıflandırmada en kötü kategorinin hemen üstünde.
Sendikal mücadelenin bastırılması örneğinde, TEKSİF ve Birleşik Metal İş üyelerinin sendikal çalışmaları nedeniyle işten çıkarılması örneklerine yer veriliyor. Yargı baskısına maruz sendikalar açısından da Eğitim Sen MYK üyelerine yönelik uygulanan ev hapsi uygulaması raporda yer alıyor.
Maalesef, bu uygulamalar hala devam ediyor. 2027 raporunda muhtemelen BİRTEK SEN genel başkanı Mehmet Türkmen’in ya da HABER SEN MYK üyesi İbrahim Halil Doğan’ın durumu da yer alır.
Endeks Türkiye’deki durumu sendikal ihlallerin tekraren yaşanması, sistematik olması ve hukukun üstünlüğü bağlamındaki sorunlarla bağlantılı olduğunu değerlendiriyor.
Bu konularda ilerleme sağlanması genel demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü ile ilgili. Esasen, Kürt Meselesine ilişkin barış süreci demokrasi, hukukun üstünlüğü ve insan hakları alanında ilerleme sağlayacak potansiyeli sunuyor. İşçiler ve sendikalar barış sürecinin bu potansiyelini gerçek kazanıma dönüştürebilir. 1 Ekim 2024’ten bu yana devam barış sürecinde emeğin ve emekçilerin daha fazla konuşulması işçilerin ve sendikaların olduğu kadar herkesin yararına olur.
İşçilerin sözü: Örgütlenme ve eylem
İşçiler yüzyıllardır devam eden sömürü ve baskı karşısında kazanımlarını örgütlenerek ve eylemlerle kazandı. İşçilerin işyerinde örgütlenmesi ve sesinin toplumun genelinde duyulabilmesi ancak demokrasi ve insan hakları ile mümkündür.
Bu gerçeğin farkında olan ITUC 2024 yılında Demokrasi için kampanyasını başlattı. Dünya genelinde seçimlerin yapıldığı dönemde başlatılan bu kampanya daha sonra Demokrasi için mücadele olarak güncellendi ve hala devam ediyor.
Dünya genelinde aşırı sağ partilerin iktidarda olduğu bir dönemde işçilerin demokrasi mücadelesi yürütmesi daha da anlamlı. Bu sağcı ve baskıcı iktidarlar işçilerin değil esasen kapitalist sistemin ve bir avuç milyarderin ihtiyacına uygun politikalar izliyor. Bu politikalar doğrultusunda işçilere yönelik baskı uygulanıyor. Tabi ki, işçilerin haklarının korunmasında asli bir role sahip sendikalar da bu baskılardan kurtulamıyor.
Benzer şekilde, bu alanda çalışan insan hakları örgütleri, gazeteciler, hukukçular, akademisyenler ve siyasetçiler de bu olumsuz politikalardan, uygulamalardan çeşitli düzeylerde etkileniyor.
Nihayetinde, sivil alanın daralması böyle gerçekleşiyor.
Katmanlı sorunlar, kapsamlı çalışma
13 yıldır yayılanan endeks işçi hakları ve sendikal hakların dünya genelindeki durumunu gösteren kapsamlı bir çalışma. Uzmanların aylar süren emeğiyle hazırlanan endeks sendikal ve işçi haklarının durumunu anlamak için bir dizi soruyor. ITUC 169 ülkeden üyesi olan 340 konfederasyondan gelen yanıtları 97 gösterge temelinde analiz ederek sonuçlara ulaşıyor. ITUC’un Türkiye’de üyesi olan dört konfederasyon var: DİSK, HAK İŞ, KESK, TÜRK İŞ.
340 üye konfederasyon 191 milyon işçiyi temsil etmesi hem ITUC’un gücünü, etkisini hem de endeksin ortaya koyduğu verilerin kapsamını gösteriyor.
Elde edilen verilerin analiz edilmesiyle her yıl Haziran ayının ilk günlerinde yani Uluslararası Çalışma Konferansı (ILC) devam ederken yayınlanıyor. ITUC kapsamı itibariyle referans gösterilen Küresel Haklar Endeksini ILC günlerinde yayınlanması da tesadüf değil. Zira, ILC dünyanın farklı yerlerinden çok sayıda işçi, işveren ve hükümet temsilcisinin Cenevre’ye gelerek bu konuları konuştuğu bir platform.
Endeks ile ilgili Hikmet Adal’ın yine bianet’teki haberi ile Kıvanç Eliaçık’ın İlke TV’deki yazısına bakılabilir.
Son söz rapordan: İşçiler demokrasinin öncü gücüdür
Gerilemenin nedeni demokratik alandaki gerileme ise çözüm de demokrasi için mücadelededir. Bu bakımdan raporun doğru biçimde işaret ettiği üzere işçi hareketi dünyadaki en büyük demokratik güçtür. İşçilerin ve toplumun genelini ilgilendiren yapısal sorunlar karşısında örgütlü biçimde hareket edebilmesi bu hareketin ayırt edici niteliğidir.
İşçilerin haklarının daha etkili bir biçimde korunması, geliştirilmesi demokrasi ve insan haklarının korunması ile doğrudan ilişkilidir.
İşçilerin örgütlenmesi, toplu iş sözleşmesi imzalaması, insanca ücret ve çalışma koşullarını kazanması hakların ve özgürlüklerin alanının genişlemesine katkı sunar.
İşçi haklarını korumak ve geliştirmek için demokrasiyi, insan haklarını savunmaya devam.
(Oİ/EMK)