Militarizm ve yoksulluk arasındaki bağ
Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü'nün (SIPRI) 2025 yılı verilerini geçen ay açıkladı. Enstitünün verilerine göre 2025 yılında da militarizme ayrılan bütçe arttı. Dünyanın içinde bulunduğu baskıcı, otoriter ve aşırı sağcı siyasi iklimi dikkate alınca silahlanmaya ayrılan paranın artması şaşırtıcı değil.
Silahlanmaya dünya genelinde ayrılan bütçe 2.9 trilyon ABD doları. Militarizme biz yoksulların daha yoksullaşmasına yol bu harcaması 11 yıldır üst üste artıyor. SIPRI askeri harcamaların küresel düzeydeki yükünün gayri safi yurtiçi hasıla oranının 2009’dan bu yana en yüksek orana ulaştığına dikkat çekiyor.
Çoğulculuk mu çoğunluk mu?
Militarizmin panzehiri barış, demokrasi ve insan hakları ilkeleridir. İnsan hakları savunucuları olarak militarizmin karşısında durmamızın sebebi yol açtığı ihlallerdir. Militarist zihniyet hak ve özgürlüklerin alanını daraltır. Çoğulculuğu değil de çoğunluğu destekler. İnsan hakları ilkeleri ise çoğulculuktan yanadır.
Hak savunucuları militarizm karşısında barışı savunur. İnsan onuruna yakışır bir yaşam sürmemiz kalıcı bir barış ile mümkündür. 1 Ekim 2024’ten bu yana devam barış süreci bu temelde ilerlemenin yoludur. Kürt meselesi özünde bir demokrasi ve insan hakları meselesidir. Askeri değil siyasi yol ve yöntemlerle yani konuşularak çözülür.
Militarizm ve demokratik siyasette söz aynı alanı kapsamaz. Kürt Meselesinde güvenlik politikalarının egemen olduğu çatışmalı dönemde MHP lideri Bahçeli’nin koordinatörlük önerisini yapması dahi beklenemezdi.
Dünya genelinde militarizm yükseliyor
Dünya genelindeki askeri harcamalar ABD’nin kesintilerine rağmen bir önceki yıla göre % 2.9 arttı. Ne var ki, ABD’deki kesintiler maalesef militarizm karşıtı zihinsel bir dönüşümün sonucu değil Trump yönetiminin Ukrayna’ya yönelik askeri desteği kesmesiyle ilgili. Dahası, mevcut ABD yönetimi nükleer silahlara ayırdığı bütçeyi arttırıyor.
ABD 2025 bütçesinde kesintiye gitse bile halen Çin ve Rusya ile birlikte askeri harcama yapan en fazla üç ülke arasında. ABD, Çin ve Rusya’nın 1.5 trilyon doları bulan militarizm bütçesi dünya genelindeki harcamaların yarısından fazla.
Belgeme ve izleme çalışmaları
Coğrafyamız itibariyle bizi kaygılandıracak esas husus ise Avrupa’daki askeri harcamaların %14 artış göstermesi. Benzer şekilde, Türkiye’nin silahlanma harcaması da %7.2 artışla 30 milyar dolara ulaştı.
Avrupa’da İtalya, İsveç, Portekiz vb. ülkelerde iktidara gelen sağcı hükümetlerin ardından militarizme daha fazla bütçe ayrılması neredeyse kaçınılmaz son. Şayet, iktidarlarda zihniyet değişimi olmazsa militarizme ayrılan bütçeyle alınan bu silahlar daha fazla insan hakları ihlallerine yol açma riski içeriyor.
Tam da bu sebeple savaşa ve militarizme karşı olan insan hakları savunucuları olarak sağcı, baskıcı iktidarın ihlallere yol açan politikalarına karşı belgeleme ve izleme çalışmalarımızı yürütüyoruz.
Militarizm silahlanmaya bütçe ayrılmasının ötesindedir
Esasen, militarizm sadece silahlanmaya ayrılan bütçe değildir. Militarizm sosyal, siyasal ve kültürel yaşamın güvenlik politikaları temelinde yeniden yeniden şekillendirilmesidir. Militarizm askeriyenin, ordunun yaşamın birçok alanında hakim olmasıdır.
Askeri zihniyetin baskın olduğu iklimde sivil alanın daralması kaçınılmazdır. Askeri zihniyetin baskın olduğu idare biçimlerinde demokrasi, denge ve denetleme standartları vb. alanlarda gerilemeler yaşanması neredeyse kaçınılmazdır.
Militarist zihniyetin izlediği politikalar ve uygulamalar çatışmalara ve savaşlara yol açar. Savaşların ve silahlı çatışmaların olduğu yerde ise hakikate ulaşmak zorlaşır. Yaşam hakkı ihlalleri, zorla kaybetmeleri, her koşulda mutlak yasak olan işkence ve kötü muamele vb. alanlarda ihlaller yaşanır.
Örneğin, her yıl 17-31 Mayıs günlerinde düzenlediğimiz Uluslararası Gözaltında Kayıplara Karşı Mücadele Haftası dile getirdiğimiz hakikat ve adalet talebimiz tam da militarizmin yol açtığı ihlaller ile ilgilidir.
Benzer şekilde, militarizmde bu ihlallerin önlenmesi için gazeteci, hukukçu, insan hakları savunucusu olarak çaba sarf edenler baskı görür. İsrail’in Filistin’de gerçekleştirdiği soykırım, topraklara el koyma vb. ihlallerine karşı mücadelede eden hak savunucularını hedef alması militarist zihniyetin bir sonucudur. Filistinli insan hakları savunucusu dostumuz Odah Mohammed Khalil al-Hathaleen 28 Temmuz 2025’te Batı Şeria’da tam da bu sebeple öldürüldü.
Militarizm hak ihlallerine yol açar
Bunun en bariz örneğini yine SIPRI’nin verilerine 2024 bütçesinde %65’lik artış sonrasında Gazze’de soykırım gerçekleştiren İsrail’de yaşadık. 2024’te artan silahlanlanma bütçesi Gazze’de soykırım olarak yaşandı.
İsrail uymasa bile Gazze’de ateşkes ile paralel olarak askeri harcamalarında %4.9 bir düşüş yaşandı. Ateşkesin etkili bir biçimde uygulanmasını denetleyecek bir uluslararası rejim olsa ihlaller de anlamlı bir azalma yaşanabilir.
Bu arada, 2025 yılındaki düşüş İsrail hükümetinin soykırımcı zihniyetinde bir değişimin sonucu olmamıştır. Aslında veriler, İsrail hükümetinin askeri harcamalarını 2022’den bu yana sürekli arttırarak militarizmin alanını genişlettiğini gösteriyor.
Militarizm yoksulluğu, eşitsizliği arttırır
Militarizmde silahlanmaya ayrılan her bir kuruş eğitim, sağlık, ulaşım, enerji, barınma vb. kamusal hizmetlerden kesilir. Bu nedenle, militarizm toplumda yoksulluğu ve eşitsizliği arttırır. Silahlanmaya ayrılan bütçe herkes için nitelikli eğitim, sağlık, barınma vb. alanlardaki gerilemeyle sonuçlanır.
Dünya genelinde yüz milyonlarca kişi temiz su veya elektriğe dahi erişemiyor. Benzer şekilde, milyonlarca kişi günlük 3 ABD dolarının altında bir gelire sahip. Bu yoksullar içerisinde kadınlar, çocuklar, LGBTI+’lar, göçmenler, engelliler, ileri yaştaki insanlar yani özcesi dezavantajlı kesimlerin durumu daha da ağır.
Silahlanmaya ayrılan 3 trilyon dolar sosyal adaletsizliği gidermek için kullanılmalıdır.
Talebimiz net: Kalıcı barış ve insan hakları
İnsan hakları ilkelerinin korunması ve geliştirilmesi ancak ve ancak barış ile mümkündür. İnsan onuru temelinde bir yaşamı barış ve insan haklarını koruyarak başarabiliriz.
İnsan haklarının korunması ve geliştirilmesi için savaş ve militarizm karşıtı mücadeleye devam.
(Oİ/EMK)