KADINLARIN GÜNDEMİ
Esra Tokyaz mücadele ederken devlet ne yapıyordu ?
Üniversite öğrencisi Esra Tokyaz, geçen yaz 11 Temmuz’da cansız bedeni Eyüpsultan’da bulunan ikiz kardeşi Ayşe Tokyaz için Küçükçekmece Atakent Mahallesi’nde Ayşe Tokyaz Parkı’nı açtı.
Esra bir önceki duruşmada “Ben Ayşe Tokyaz için çocuk parkı açacağım, Ayşe Tokyaz Ormanı kuracağım. Ayşe için bir kütüphane açacağım. Siz Ayşe’yi öldürdüğünüzü mü sanıyorsunuz?” demişti.
Parkın açılışında ise neredeyse uzun zaman sonra ilk kez gülümsedi ve “Ayşe o parkta çocukların neşeli seslerinde yaşayacak” dedi.
Esra, ikiz kardeşi Ayşe için sadece bunları yapmadı, bir yandan yasını taşırken bir yandan adalet aradı, kardeşini kamusal hafızaya kazıdı ve aslında yalnızca Ayşe için değil tüm kadınlar için de bir mücadele hattı kurdu.
Peki Esra bunları yaparken devlet ne yapıyordu?
Bu sorunun yanıtına dair en çarpıcı anlardan biri, baş şüpheli eski polis memuru Cemil K.’nin Esra’yı arayıp söylediği cümlede gizli: “Karakolda verdiğin ifadeyi biliyorum.”
Bu cümlede, aslında gördüğüm şey şu: Bir kadının erkek şiddetine karşı karakola gidip yaptığı başvurunun bir koruma mekanizmasına dönüşmesi gerekirken nasıl bir tehdide dönüştüğü.
Asıl tablo: İspatlayamam eminim
Üstelik 30 Haziran 2026’daki duruşmada bunun tek bir örnek olmadığı da ortaya çıktı. Cemil K.’nin şiddet uyguladığı başka bir kadın da benzer biçimde “İfademi biliyordu” dedi.
Dosyaya dair süreci ve iddianameyi değerlendiren avukatların ve kadın hakları savunucularının ortaya koyduğu tabloya bakalım.
Özellikle Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği avukatı Begüm Osma Yılmaz ve İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi’nden Gülyeter Aktepe’nin tüm duruşmalarda anlattıklarını dinleyince benim anladığım şu.
Suç şebekesi
Polislikten ihraç edilmiş Cemil K. kadınları sistematik biçimde bir ilişki ağı üzerinden kontrol etmeye çalışıyor, bazı platformlar ve yönlendirme ilişkileriyle kadınları manipülasyona açık hale getiriyor, ardından da şiddet geliyor. Kadınları seks objesi haline getiren ticari metaya dönüştüren bir halkanın parçası. Duruşmadaki bir tanığın beyanına göre silah kaçakçısı, yine bir sanık ve tanığın beyanına göre de yasaklı madde işi ile de uğraşıyor. İspatlayamam fakat eminim ortada resmi görevlilerin de dahil olduğu bir suç şebekesi var.
Davada yer alan diğer sanıkların “biz bir şey yapmadık” savunmalarına rağmen 100’er bin lira karşılığında bir bavulu taşımaya yönelmeleri, içinde ne olduğunu bilmediklerini söylemeleri, bütün bu yapının parçalı ama birbirine bağlı bir suç organizasyonuna işaret ediyor.
Gelelim tekrar Esra'nın mücadelesine...
Ayşe Tokyaz öldürüldükten sonra Esra Tokyaz’ın mücadelesi yalnızca adalet talebiyle sınırlı kalmadı.
Kardeşinin yaşadıklarını görünür kılmak, cinayetin üzerinin örtülmesini engellemek ve sorumluların yargılanmasını sağlamak için aylarca tek başına bir mücadele yürüttü. Eğer Esra tüm Emniyet'i ayağa kaldırmak için mücadele etmese sanıklar Ayşe'yi Hayvanlar Mezarlığı'na gömecek, cansız beden bir gün bulunursa da kadının ölümü daha şüpheli olarak kayıtlara geçecekti. Esra'nın mücadelesi ile bugün kendisinin deyimi ile "Ayşe'nin sarılıp ağlayabilecekler bir mezarı var."
Baş sanık Cemil: Ayşe'nin yüzüne vurdum
Esra’nın Ayşe'ye dair endişesi çok önce başlamıştı. Ayşe’nin Cemil K. ile ilişkisinin ilk dönemlerinden itibaren onu defalarca uyarmış, Eskişehir’e giderek Cemil’i tanımaya çalışmıştı. Cemil’in kendisini “yazılımcı” olarak tanıtması, dini referanslarla güven üretmeye çalışması ve Ayşe’yi ailesinden koparma çabası Esra’nın şüphelerini artırmıştı. Baş sanık Cemil K. bir önceki duruşmada "Ayşe'nin yüzüne çarptım, vurdum fakat yumruk atmadım" diye uyguladığı sistematik şiddeti de anlattı.
Şiddet ortaya çıktığında tablo daha da netleşmişti. Ayşe’nin yüzündeki darp izleri, Esra’nın tanıklığında bir kırılma anına dönüşmüştü. Onu evden çıkarmayı başarsa da Ayşe’nin yeniden içeri dönmesiyle kapı kapanmış, o andan sonra içeriden gelen sesler bir daha dışarı çıkmamıştı. Esra’nın ısrarı ise burada bitmemişti.
"Savcı uyuyor"
Mecidiyeköy’e giderek saatlerce beklemiş, kaçış planları yapmış, Ayşe’yi ikna etmeye çalışmıştı. Ancak Ayşe’nin “Keşke” diye biten cevabı, bu çabanın duvarına dönüşmüştü.
Bundan sonra Esra’nın mücadelesi artık kurumlara yönelmişti. Polisi defalarca aramış, site güvenliğine gitmiş, karakola başvurmuş, savcılığa ulaşmaya çalışmıştı. Ancak her seferinde aynı döngüyle karşılaşmıştı: sorular, gecikmeler, yönlendirmeler ve sonuçsuzluk.
“Kardeşimi zorla tutuyorlar” dediğinde aldığı “Kardeşin kaç yaşında?” yanıtı ya da “Evi aramayacak mısınız?” sorusuna karşılık “Savcı uyuyor” cevabı, bu döngünün en çarpıcı parçalarıydı.
Üç gün boyunca süren bu arayışın sonunda Adli Tıp’ın kapısında karşılaştığı gerçek ise artık geri dönüşsüzdü. Ayşe'nin öldüğünü orada öğrendi.
Esra durmadı. Basına konuştu, sosyal medyada çağrılar yaptı, delil topladı ve Diyarbakır’daki Ejegül Ovezova dosyasına ilişkin belgeleri de geçen duruşmada mahkemeye sundu.
Ayşe için verdiği sözü de yerine getirdi. park, kütüphane ve orman fikri somutlaştı ve 30 Haziran’da açılan parkta tek bir cümle kaldı: “Ayşe o parkta çocukların neşeli seslerinde yaşayacak.”
Yine aynı noktaya gelelim. Bütün bunlar olurken devlet ne yapıyordu?
2 Temmuz duruşmasında Kadın Cinayetlerine Karşı Feministlerin çizdiği çerçeve bu soruya yanıt niteliğindeydi. Dosyada bir cinayet değil, bir suç ağı vardı Esra’yı oyalayanlar, Ayşe’yi bavula koyanlar, taşıyanlar, gömenler, bilgi sızdıranlar ve polis kimliğiyle sürece dahil olanlar aynı yapının parçalarıydı.
Kadın Cinayetlerine Karşı Feministler bugün duruşmada olanı ve tüm süreci anlattılar lütfen bu videoda anlatılanları izleyin çünkü gerçeğin kendisi budur. pic.twitter.com/oJI3rZTRDN
— Evrim Kepenek (@kepenekevrimm) July 2, 2026
Bu ağ içinde “ben görmedim” cümlesi artık bir savunma değil, bir ortaklık. En net tespit ise şuydu: “suç delillerini ortadan kaldırma” diye tarif edilen şey, aslında Ayşe’nin bir bavula sığdırılmış bedeniydi ve bu nedenle mesele bir delil değil doğrudan yaşamın ortadan kaldırılmasıydı.
Bu yüzden “Esra mücadele ederken devlet ne yapıyordu?” sorusu hukuki olduğu kadar yaşamsal.
Kadınlar kendi adaletlerin kendileri mi sağlasın?
Bu noktada davayı takip eden kadın ve gazeteci olarak herkese bir çağrım var. Cemil K.’ye dair Eskişehir’den Diyarbakır’a uzanan herhangi bir bilgi, küçük bile olsa, Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği’ne, İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi’ne ya da doğrudan Esra Tokyaz’a ulaştırın…Lütfen.
KADIN CİNAYETLERİNE KARŞI FEMİNSTLERDEN AÇIKLAMA
Esra Tokyaz’dan çağrı: Ben sizden güç almak istiyorum
DURUŞMA 9 EYLÜL'E ERTELENDİ
Ayşe Tokyaz davasında ara karar: Tüm sanıkların tutukluluk hali devam edecek
NATO TUTUKLAMALARI
75 yaşındaki TEMA gönüllüsü Ayten Yakut hakkında tahliye kararı
Ayşe Tokyaz'ı öldürmekten yargılanan Cemil K.’nin Ejegül Ovezova’yı darp ettiği görüntüler dosyada
Ayşe Tokyaz davası perşembe günü devam edecek