AVUKAT EMEL ATAKTÜRK SEVİMLİ YANITLADI
İspanya’nın "Unutma Paktı" Türkiye’ye ders olur mu?
Kadın Zamanı Derneği’nin Pazar günü İstanbul’da düzenlediği Barış ve Kadın Çalıştayı'nda konuşan Hafıza Merkezi’nden avukat Emel Ataktürk Sevimli, "Geçmişle Yüzleşme ve Onarım" başlıklı bir sunum yaptı. Hakikat, Adalet, Hafıza Merkezi kurucularından olan Ataktük Sevimli aynı zamanda Merkezin Hukuk Çalışmaları Program Yöneticisi.
Hakiki ve kalıcı bir barış için yalnızca silahların susmasının ya da ekonomik kalkınma vaatlerinin yeterli olmadığını vurgulayan Sevimli, İspanya örneği üzerinden Türkiye'nin barış ve demokratik toplum sürecini değerlendirdi.
Toplumsal çatışma ve ağır insan hakları ihlalleri yaşamış ülkelerde geçmişle yüzleşme, geçiş dönemi adaleti ve onarım (reparation) süreçlerinin nasıl işlemesi gerektiğini anlatan avukat Emel Ataktürk Sevimli geçmişi unutup sadece ekonomik kalkınmaya odaklanmanın veya süreci zamana bırakmanın kalıcı barış getirmeyeceğini ifade etti.
Kaçınma politikalarının inkarı ve toplumsal travmaları daha da derinleştirdiğini belirten Sevimli, dünyadaki farklı ülke deneyimlerini karşılaştırarak Türkiye için bütünlüklü bir yüzleşme ve onarım mekanizmasının şart olduğunu vurguladı.
" İspanya'nın "Unutma Paktı" ve sınırları
Türkiye'de resmi söylemlerde İspanya modeline frequently atıf yapıldığına dikkat çeken Sevimli, Franco diktatörlüğü (1936-1975) sonrasında İspanya'nın benimsediği "Pacto del Olvido" (Unutma Paktı) ve 1977 Af Yasası'nı hatırlattı. Ülkede 120 bin kayıp ve 2 binden fazla toplu mezar olmasına rağmen yıllarca "sessizlik karşılığı istikrar" politikası yürütüldüğünü ifade eden Sevimli, 2007'ye kadar süren bu durumun toplumsal yaraları sarmadığını belirtti.
Sempozyuma katılan Galiçyalı bir kayıp yakınının sözlerini aktaran Sevimli, İspanya modelinin bilinenin aksine ağır bir inkâr barındırdığını dile getirdi:
"İspanyol yargıçlar Pinochet'yi Arjantin'deki suçları için yargıladılar ama İspanya'daki kayıplarla ilgili davalarımızı reddettiler. İspanya sizin için güneşli, mutlu insanların yaşadığı bir ülke olabilir ama kayıpların torunları için öyle değil. 40 yıllık diktatörlük, sorunlardan korkan ve kaçan bir elit yarattı. İspanya; yaşananların inkar edildiği, beyaz bir hafızayla yaşayan, 'Geçmişi bırak, kalkınmaya bak' diyen yeni kuşakların ülkesi haline geldi."
Sevimli, Türkiye'de de benzer şekilde Kürt meselesi tartışılırken öne sürülen "terörsüz Türkiye" ve "kalkınma" odaklı yaklaşımın, geçmişteki ağır hak ihlallerini ve toplumsal travmaları görmezden gelme riski taşıdığına dikkat çekti.
Dünya Deneyimleri: Cezayir, Almanya ve Latin Amerika
Sunumunda diğer ülke örneklerine de değinen Sevimli, ülkelerin reaksiyonlarını üç ana grupta topladı:
*Cezayir (Tam İnkâr ve Sessizlik): 1990'lardaki iç savaşta 200 binden fazla insanın öldüğü ve 20 bin kişinin kaybolduğu Cezayir'de, 2005 yılında çıkarılan "sessizlik yasası" ile failler hakkında tartışma yürütmenin ağır suç haline getirildiğini; özellikle kadınlara yönelik cinsel şiddetin üzerinin örtüldüğünü ifade etti.
*Almanya (Kısmi Yüzleşme): 1990 sonrası Doğu Almanya arşivlerinin (Stasi) tamamen açıldığını ancak II. Dünya Savaşı sonrasında geniş kapsamlı fail yargılamalarının yapılmadığını belirtti.
*Latin Amerika (Geçiş Dönemi Adaleti): Hakikat komisyonları ve onarım programlarının yaygın uygulanmasına rağmen, yapısal sorunlara bütünlüklü bakılmadığı için çatışmaların şekil değiştirerek geri döndüğünü ve toplumsal dönüşümün kalıcı sağlanamadığını aktardı.
Kalıcı barış için beşli onarım mekanizması
Silahların susmasının önemli bir etap olduğunu ancak tek başına yeterli olmadığını vurgulayan Sevimli, yapılması gerekenleri uluslararası kabul gören beş temel ilke üzerinden özetledi:
1. Eski Hale Getirme (Restitution): El konulan mülklerin iadesi, haksız tutukluların serbest bırakılması ve işe iadelerin sağlanması.
2. Tazmin (Compensation): Çatışma süreçlerinde doğan maddi ve manevi zararların tespiti ve karşılanması.
3. Rehabilitasyon: Mayın ve askeri mühimmat patlamaları sonucu uzuv kaybı yaşayan yurttaşlar başta olmak üzere, mağdurlara fiziksel ve psikolojik destek sunulması.
4. Yapısal Reformlar ve Tekrarın Önlenmesi: Eşit yurttaşlık, anayasal ve yasal değişiklikler, güvenlik politikalarının dönüştürülmesi ve suçlara karışan kamu görevlilerinin uzaklaştırılması.
5. Hakikatleri Tanıma ve Özür: Devletin sorumluluk üstlendiği, faillerin cezalandırıldığı, barışçıl bir dil ve yeni bir tarih anlatısının inşa edildiği bir sürecin işletilmesi.
"Sivil toplum hakikati gündeme sokmak zorunda"
Türkiye'de şu an doğrudan böyle bir devlet iradesi bulunmadığını belirten Sevimli, buna rağmen olması gerekeni tartışma gündemine sokma sorumluluğunun sivil topluma ait olduğunu söyledi.
Sevimli; Kürt meselesinin yanı sıra geçmişten bugüne Ermenilere, Rumlara, Alevilere, Süryanolara ve diğer tüm halklara yönelik ihlallerin kesişimsel bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini belirtti. Konuşmasını; kadınların, LGBTİ+ topluluklarının ve ekolojik yıkıma karşı mücadele edenlerin seslerinin birleştirilerek bütünlüklü bir barış perspektifinin kurulması çağrısıyla tamamladı.
İspanya’da dair bilgi notu
Siyaset bilimi, uluslararası hukuk ve çatışma çözümü literatüründe "İspanya Örneği" veya "İspanyol Modeli", iki temel bağlamda ele alınıyor.
1. İç Savaş ve Diktatörlük Sonrası Yüzleşmeme / "Unutma Paktı" (Pacto del Olvido): Franco rejiminin (1936–1975) ardından barışçıl bir demokrasiye geçiş adına geçmişteki ağır hak ihlallerinin, kayıpların ve faillerin üzerinin örtülmesi, cezasızlık zırhı ve tecrit hafızası oluşturulması.
2. Bask Bölgesi (ETA) ve Çatışma Çözümü: Merkezi yönetimin eyalet bazlı idari/kültürel özerklik (1978 Anayasası) tanıması ile silahlı örgütün (ETA) tasfiyesi ve silah bırakma süreçlerinin yönetilmesi.
Gerek akademik yayınlarda gerekse sivil toplum (örneğin Hafıza Merkezi, DEMOS Araştırma Kolektifi) tartışmalarında Türkiye gibi çatışmalı geçmişe sahip ülkeler için İspanya Örneği; hem özerklik/çözüm bağlamında ilham kaynağı hem de geçmişle yüzleşmekten kaçınma ve "sadece ekonomik kalkınma/silah bırakma" mantığına dayandığı için riskli bir erteleme modeli olarak incelenmektedir.
"Pacto del Olvido" (Unutma Paktı) ve Geçiş Dönemi Adaleti
· 40 Yıllık Diktatörlük Bilanço: Franco döneminde yaklaşık 120.000 kayıp ve 2.000'den fazla toplu mezar tespit edildi.
· 1977 Af Yasası: Rejim geçişi sırasında siyasi aktörler "yeni bir iç savaşı önlemek" ve "istikrar sağlamak" gerekçesiyle bir "Unutma Paktı" imzalamış ve kapsamlı bir af yasası çıkardı.
·Hakikatlerin Ertelemesi: Devlet, hakikat komisyonları kurmamış veya failleri yargılamamıştır. Kayıp aileleri uzun yıllar kendi imkânlarıyla mezarları açmak zorunda kaldı.
· Gecikmiş Yasalar: İspanya ancak 2007 yılında Tarihi Bellek Yasası ve 2022 yılında Demokratik Hafıza Yasası ile geçmişle yüzleşmeye dair kurumsal adımlar atabildi.
(EMK)
Kadıköy'de Suruç anması: Karanlıkta bırakılmak istenmesine karşı adalet mücadelesini büyüteceğiz
AVUKAT SÖNMEZ: YASAL YOLLARA BAŞVURACAĞIZ
Çiğdem Mater ve Mine Özerden'in İzmir Şakran Cezaevi’ne girişleri yapıldı
Suruç yaralısı Dr. Çağla Seven: Silahsız insanlarla canlı bombaya yarı yarıya kusur biçtiler
KADINLARIN GÜNDEMİ
Ters kelepçe, darp: KADES'ten kadına şiddet çıktı
Hafıza ve adalet olmadan barış olur mu?