Kaç zamandır zihnimde bu minvalde sorular dönüp duruyor.
7 Ekim 2023’te gerçekleştirilen ve kınadığımız Aksa Tufanı saldırılarının ardından Gazze’deki Filistinlilere yönelik saldırlar soykırıma denkti.
Gazze’deki Filistinlilerin yaşam hakkı açıkça ihlal edildi. Evlerinden, yurtlarından edildiler. Barınma, beslenme vb. temel ihtiyaçlarını yani insan onuruna yakışır bir yaşam sürmeleri için gereksinimlerin karşılayamadılar. Eğitim, sağlık, çalışma, seyahat gibi haklarını kullanamadılar.
Tüm bu ağır ihlaller gözlerimizin önünde oldu. Filistinlilerin yaşadıklarını durduramadık. İnsanlığımızdan utandık.
Saldırıların ilk ayında utancımıza dair İnsanlığın gömüldüğü yer: Gazze başlıklı yazımın bir utanç yazısı olduğunu ifade etmiştim. Aradan geçen süre zarfında maalesef büyük bir değişiklik olmadı. Gazze’de yaşananlar karşısındaki yetersizliğimiz hala utancımız.
Gazze gündemde kalmalı
Gazze’de ve Filistin’in diğer yerlerinde yaşanan ağır insan hakları ihlallerini gündemde tutmalıyız. Bunu yapabilmek için yaşananları yakından takip etmeli. Filistinlilerin maruz kaldığı ihlalleri belgelemeli, raporlarımız temelinde bilhassa uluslararası toplum nezdinde savunuculuk çalışmaları yürütmeliyiz.
İsrail ordusunun yaşamlarını ihlal ettiği Filistinlilerin durumunu her platformda aktarmalıyız. Netanyahu hükümetinin sesini kısmaya çalıştığı Filistinlilerin sesi olmalıyız. Gazze’de yaşanan soykırımı görünmez kılma çabalarına karşı hakikati görünür kılmalıyız.
Bu süreçte İsrail’deki barış hareketinin sesinin duyulmasını da sağlamalıyız.
İnsan hakları etkinliklerinin daimi gündemi Gazze olmalı
İnsan hakları hareketinin önünde Gazze’deki soykırımın gündemleştirilebileceği birçok etkinlik ve özel gün bulunuyor.
Örneğin, 1 Mayıs İşçi Bayramı kutlamalarında Filistinli işçilerin, sendikaların mesajlarını dünyaya duyurmalıyız. 5 Haziran Dünya Çevre Gününde Gazze’deki saldırıların ekoloji üzerindeki etkisini görünür kılmalıyız. Benzer şekilde, 9-20 Kasım’da Antalya’da gerçekleştirilecek COP 31’de Gazze’deki yıkımın ve molozların iklim değişikliğine etkisini gündem yapabilmeliyiz. Molozların kaldırılması da bir insan hakları temelli olmalı.
Benzer şekilde, 23 Haziran’daki kamu hizmetleri günü Filistinlilerin içinde bulunduğu durumdan çıkmasında kamusal hizmetlerin rolünün anlaşılması ve anlatılması açısından önemli.
26 Haziran İşkence Görenlerle Dayanışma günü de 7 Ekim 2023’ten bu yana işkence görenlerin durumuna dikkat çekmek için iyi bir vesile.
Gazze’de yaşananları gündemimize alacağımız günler o kadar çok ki.
Ateşkes geldi mi?
5 Ekim 2025’te imzalandığı duyurulan altı maddelik ateşkes Filistinlilerin yaşamında tam olarak ne değiştirdi bilmek mümkün değil. Yaşanan soykırıma son vereceği umuduyla ateşkes birçok insanın duyduğu utanca son verebilir diye beklendi.
Ne var ki ateşkes tam olarak gerçekleşmedi. İsrail altında imzası bulunduğu ateşkesi neredeyse her gün ihlal etti.
Geçtiğimiz Ekim ayında imzalanan ateşkesten sonraki saldırılarda 687 insan yaşamını yitirdi. Aynı dönemde 1845 Filistinli de yaralandı.
İsrail hükümetinin 5 Ekim 2025’ten bu yana geçen altı aylık sürede 687 Filistinliyi öldürmesi ateşkesin her gün birçok defa ihlal edildiği anlamına geliyor. Ayrıca, bu ihlallerin günde en az üç kişinin yaşam hakkını ihlal ettiğini de gösteriyor.
Gazze’de insanlar ölmeye devam ediyor
Gazze’deki Sağlık Bakanlığı’nın açıklamasına göre, Ekim 2023’ten bu yana İsrail ordusunun saldırılarında Gazze’de yaşamını yitiren insanların sayısı 72.263 oldu. Ayrıca, 171.944 kişi de yaralandı.
Bu rakamların tespit edilen resmi verilere dayandığını dolayısıyla gerçek tablonun daha yüksek olduğunu belirtmeye dahi gerek yok.
9 Ekim 2023’te İsrail savunma bakanı Yoav Gallant’ın sözleri Gazze’de yaşanacakların habercisi niteliğindeydi. Gallan şöyle demişti: “insan hayvanlarla savaşıyoruz ve ona göre hareket edeceğiz. Gazze’de elektrik, gıda, yakıt ya da başka hiçbir şey olmayacak. Gazze Şeridi’nde tam bir abluka uygulanması emri verdim.”
Ateşkes birçok bakımdan ihlal ediliyor
Her türlü çabaya rağmen İsrail hala insani yardım geçişlerini keyfi bir biçimde kısıtlıyor, engelliyor. İnsani yardım konusu Gazze’deki bulunan Filistinliler için kritik bir mesele. Buna karşın İsrail hükümeti Filistinlileri açlığa, susuzluğa maruz bırakıyor. Hastalar gerekli tedaviyi alamıyor.
Dolayısıyla, ateşkesin sadece saldırılara son verme değil diğer maddelerinin de ihlal edilmesi söz konusu.
Uluslararası toplum da yetemedi
Filistinlilerin yaşadıkları soykırımı durdurmaya yetemediği noktada uluslararası toplumun harekete geçmesinden doğal bir sonuç yoktu. İnsan hakları hiçbir ülkenin iç meselesi olmadığı için Gazze’de yaşanan ve soykırıma varan ağır insan hakları ihlalleri diğer ülkelerin de meselesiydi.
Ancak uluslararası toplum bilhassa devletler bu noktada iyi bir sınav veremedi. Ekim 2023’te başlayan saldırıları durdurmak için imzalanan ateşkesin ardından Trump’un öncülüğünde Gazze Barış Kurulu ortaya çıktı. Ancak, bahse konu kurul insan haklarından ziyade başka önceliklere sahip.
Gazze Barış Kurulu insan haklarına aykırıdır
“Gazze Barış Kurulu’nun nostaljik bir yaklaşım ve para hırsıyla hareket eden güçlü Devletler tarafından kurulması illegal ve gayri meşru bir manevradır” bu ifade aralarında BM Filistin Özel Raportörü, BM Barınma Hakkı, BM Yerinden Edilenler özel raportörlerinin olduğu vb. bu alanda çalışanlar BM uzmanları ve bağımsız temsilcilerinin 2 Mart’ta yayınladığı ortak açıklamasında yer alıyor. Ortak açıklamada toplam yedi BM özel raportörü ve bir bağımsız uzmanın imzası bulunuyor.
Birleşmiş Milletler özel raportörleri 2 Mart’ta yayınladığı ortak açıklamada kurulan Gazze Barış Kurulu’nu kınayarak Gazze’nin yeniden inşasında hak temelli bir yaklaşım çağrısında bulundu.
Özel raportörler Filistinlilerin kendi kaderini tayin hakkının bir imtiyazdan ziyade vazgeçilmez bir hak olduğunu belirterek Gazze’nin yeniden inşasıyla ilgili kararın da Filistinliler tarafından alınması gerektiğinin altını çiziyor.
Yıllık üyelik aidatı 1 milyar ABD doları olan ve hali hazırda yirmi sekiz üyeye sahip kurulda Filistin temsilci yer almıyor.
Filistinlilerin evlerinin yıkılması ve soykırım
Diğer raportörlerle birlikte metne imza atan BM Barınma Hakkı özel raportörü Balakrishnan Rajagopal’ın 26 Şubat’ta BM İnsan Hakları Konseyine sunduğu raporda Gazze’de evlerin ve yerleşim yerlerinin yıkılmasının sıradan bir fiil veya suç olmadığı ortaya konuluyor.
Rapor “Gazze’de İsrail’in sistematik ve yaygın bir biçimde yerleşim yerlerini yıkmasının savaş suçu niteliğinde bir konut soykırımı olduğunu [bu bakımdan da] insanlığa karşı suç ve de soykırım eşiğine ulaştığı sonucuna varıyor.”
Ekim 2023’ten ateşkesin imzalandığı Ekim 2025’e kadarki saldırılarda Gazze’deki binaların %92’nin ya tamamen yıkıldığı ya da zarar gördüğü tahmin ediliyor. Hal böyleyken ABD Başkanı Donald Trump’un Gazze’yi kendi tahayyülüne göre inşa etme planı Filistinliler için bir anlam ifade etmiyor. Ortak açıklamayı kaleme özel raportörler Gazze’de yaşayan kişilerin yeterli imkana sahip olması ve bu süreci yöneteni olması gerektiğini vurguluyor.
Savaşın olduğu her yerde siviller zorda
Rajagopal’ın raporu Gazze’nin yanı sıra savaşların, çatışmaların sürdüğü Myanmar, Sudan ve Ukrayna’daki sivil yerlerşim yerlerine yönelik benzeri saldırıların yol açtığı durumu ele alınıyor. Rapor savaşların yıkıcılığının en çok sivilleri etkilediğini birkez daha ortaya koyuyor.
Gazze’deki soykırımdan çıkışın anahtarı: insan hakları
İsrail hükümetinin Gazze’deki keyfi politikalarını durdurmanın yegane yolu insan hakları temelli bir rejimdir. Mevcut haliyle saldırıları İran’a ve Lübnan’a da taşıyan Netanyahu’yu ve fikirdaşı Trump’u durduracak olan insan hakları ilkelerinin uygulanmasıdır.
Savaşın yıkıcılığı karşısında insan haklarının kurucu gücüyle durabiliriz. Daha iyi günleri getirecek olan insan hakları mücadelemizi sürdürmeye devam.
(Oİ/EMK)







