PKK’nin fesih kongresinin birinci yıldönümünde “Apocu Hareket Yönetimi” tarafından basın toplantısı düzenlendi.
KCK Yürütme Konseyi Üyesi Mustafa Karasu ile KCK Genel Başkanlık Konseyi Üyesi Sozdar Avesta’nın katıldığı basın toplantısında, yapılan açıklamanın ardından gazetecilerin sürece ilişkin soruları yanıtlandı.

İki buçuk Yıldır Gündemdeki "KCK" nedir?
Fırat Haber Ajansı’nın (ANF) haberine göre, açıklamanın Kürtçe metnini Sozdar Avesta, Türkçe metnini ise Mustafa Karasu okudu.
Açıklamada, iktidarın “sürecin ilerlemesini sağlayacak gerekli yasal adımları hâlen atmadığı”, ayrıca Abdullah Öcalan’ın statüsünün belirlenmesi ve özgür çalışma koşullarına kavuşması halinde sürecin ilerlemesinden söz edilebileceği vurgulandı.

Bahçeli'den Öcalan'a statü ismi önerisi: Barış süreci ve siyasallaşma koordinatörlüğü
“Bazı iktidar sözcüleri olumsuz algılar yaratan bir tutum içinde”
Karasu, 5-7 Mayıs 2025’te gerçekleştirdikleri “12. Kongre”yi hatırlatarak, “PKK’nin feshi ve Türkiye’ye karşı silahlı mücadelenin sonlandırılması kararımızın üzerinden bir yıl geçti” dedi.
Türkiye içindeki silahlı güçlerini sınır dışına çektiklerini ve “Medya Savunma Alanları”ndaki çatışma riski olabilecek bazı mevzileri de boşalttıklarını belirten Karasu, sözlerini şöyle sürdürdü:
“2017 yılında esir aldığımız MİT yöneticilerini de teslim ettik. Tüm bunları demokratik siyasal çözümü sağlayacak siyasi ve yasal adımların atılması için yaptık. Bu süreçte İmralı’da Önderliğimizle yapılan bazı görüşmeler ve Medya Savunma Alanlarında bazı şehitlerimizin alınmasını sağlama dışında herhangi bir adım atılmadı.
“Biz, demokratik siyasal çözüm için Kürt kamuoyunu hazırlama ve Türkiye halklarına olumlu mesajlar verme konusunda hassas davranırken, bazı iktidar sözcüleri ve iktidara yakın basın, bırakalım kamuoyunu hazırlamayı, aksine kamuoyunda olumsuz algılar yaratan bir tutum içinde olmuşlardır. Muhalefete olumsuz yaklaşım da toplumsal desteğin artmasının önüne geçmiştir.”

PKK ‘fesih’ kararını açıkladı
“Meclis Komisyonu raporu bile hâlâ pratikleşmedi”
Karasu, süreç kapsamında TBMM bünyesinde kurulan komisyonu olumlu gördüklerini ancak rapor hazırlama sürecinin zamana yayıldığını ve kamuoyunu hazırlama konusunda yetersizliklerin yaşandığını ifade etti:
“Önderliğimizle, esas muhatap ve çözümün tarafı olmasına rağmen komisyon tarafından sadece bir defa görüşülmüştür. Meclis komisyonu sonuçta önemli eksiklikleri olsa da pratikleştiğinde olumlu etkileri olacak bir rapor hazırlamıştır. Ancak rapordaki anlayış ve öneriler hala pratikleşmemiştir. Bu da iktidarın barış ve demokratik toplum sürecine samimi ve doğru yaklaşmadığı izlenimini yaratmaktadır.
“27 Şubat 2025’te Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı yaparak bu süreci başlatan ve hızlandıran Rêber Apo olmuştur. Rêber Apo Türkiye ile Kürt halkı arasında yüz yıllık gerilim ve çatışma döneminin bitirilerek Demokratik Entegrasyonla Kürt sorununun çözüldüğü demokratik bir cumhuriyeti arzulamaktadır. Amacı da çabası da bu yönlüdür. Ancak böyle bir amacın gerçekleşmesinde rolünü oynaması için resmi muhatap alınması gerekir. Böylece devletin Kürt sorununun çözümü konusunda bir irade sahibi olduğu anlaşılır. Gerçek bir çözüm sürecine Rêber Apo’nun yasal muhataplığının statüsünün belirlenmesiyle girilmiş olur.”

Çözüm komisyonunun ortak raporunun tamamı
“Öcalan’ın statüsü tanınmalı’
Karasu, Abdullah Öcalan’ın yasal ve siyasi konumunun belirlenmesi ve çeşitli kesimlerle görüşebilmesi halinde “sonuç alıcı bir rol” oynayabileceğini belirterek, “Yoksa zaman zaman bir heyetle yaptığı görüşmelerle Rêber Apo gerçek rolünü oynayamaz; rolünü oynaması da beklenemez” ifadelerini kullandı.
Karasu sözlerini şöyle sürdürdü:
“Kürt sorunu gibi Türkiye’nin temel sorununun birinci dereceden muhatabı olan Rêber Apo’nun mevcut konumda bulunması 100 yıllık soruna ve çözümüne, doğru yaklaşılmadığını gösterir. Bu gerçeklik ortadayken, meclis başkanı ve AKP’li yetkililerin süreç ilerliyor, bir tıkanma yok, demesi mevcut durumu ifade etmemektedir. Ne zaman Rêber Apo’nun statüsü belli olur ve özgür çalışır koşullara kavuşursa o zaman sürecin ilerlemesinden söz edebiliriz. Kürt halkı ve demokratik kamuoyu da bu durumda sürecin ilerlediğine inanır ve sürece destek hızlı biçimde artar.

Öcalan: Benim statüm aynı zamanda Kürtlerin statüsü
“Yasal ve hukuki zemin sağlanmalı”
“Silahların tümden bırakılmasının ve demokratik siyasete girilmesinin atılacak yasal adımlarla gerçekleşeceği sürecin başından beri tüm çevreler tarafından bilinmektedir” diyen Karasu, devamla şunları kaydetti:
“Bu açıdan yasal adımların atılmasının ‘silahların bırakılmasının tespit ve teyit edilmesine bağlı olduğunun’ ifade edilmesi gerçeği yansıtmamakta ve bu da kamuoyunun kafasını bulandırmaktadır. Özgürce demokratik siyasetin yapılacağı ifade ve örgütlenme özgürlüğünü sağlayan yasalar çıkarılmış da buna karşı silahları bırakmayız ve gelmeyiz mi denilmiş! Aksine Rêber Apo gelişlerin hızlanması için yasal ve hukuki zeminin hazırlanmasını istemiştir. Aslında yetkililer Ramazan Bayramı sonrası yasal adımların atılacağını belirtmişler, ancak sürecin ilerlemesini sağlayacak gerekli yasal adımlar halen atılmamıştır.”
Öcalan’ın “başmüzakereci ve sürecin yürütücüsü” olduğunu vurgulayan Karasu, “Bu gerçeklik dikkate alınarak Rêber Apo’nun temel muhatap olarak siyasi konumunun belli olması ve özgür çalışır koşullara kavuşması gerekir” dedi ve gerekli yasal adımların atılması çağrısında bulundu.

Temelli'den ‘süreç’ çağrısı: Düzenlemeler bayramdan önce Meclis’e gelmeli
(VC)




