YILDIZ ÖNEN YANITLADI
NATO silahlanırken halkların payına ne düşecek?
İstanbul Medipol Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Yıldız Önen, NATO Zirvesi sonrası ittifakın yeni stratejik yönelimini, yüzde 5 savunma harcaması hedefini ve Türkiye’nin NATO içindeki değişen rolünü bianet'e yorumladı.
Önen, NATO’nun artık yalnızca askeri bir ittifak olarak değil; savunma sanayisi, enerji, teknoloji ve ekonomik dayanıklılık ekseninde yeniden yapılandığını söyledi.
NATO Zirvesi’nde kabul edilen ve üye ülkelerin Gayrisafi Yurt İçi Hasılası’nın (GSYİH) yüzde 5’ini savunma ve güvenlik harcamalarına ayırmasını öngören hedef, ittifakın geleceğine ilişkin yeni tartışmaları beraberinde getirdi.
İstanbul Medipol Üniversitesi Öğretim Görevlisi Dr. Yıldız Önen, NATO’nun bu yeni dönemini bianet’e değerlendirdi. Önen’e göre yüzde 5 hedefi yalnızca daha fazla silahlanma anlamına gelmiyor; NATO’nun ekonomik ve siyasi yapısında kapsamlı bir dönüşüme işaret ediyor.
“Yüzde 5 hedefi NATO’nun ekonomik temelini yeniden kuruyor”
Önen, Ankara Bildirgesi’nde yer alan savunma harcamaları hedefinin ABD’nin stratejik önceliklerinin değişmesiyle yakından ilişkili olduğunu belirtti.
ABD’nin Çin ile rekabete ve Hint-Pasifik bölgesine daha fazla odaklandığını ifade eden Önen, Avrupa ülkelerinin NATO’nun güvenlik yükünü daha fazla üstlenmesinin istendiğini söyledi.
Önen, ABD’nin yaklaşık 1 trilyon dolarlık savunma bütçesiyle ittifakın en büyük askeri gücü olduğunu, Avrupa’daki NATO üyeleri ve Kanada’nın toplam harcamalarının ise yaklaşık 570 milyar dolar seviyesinde bulunduğunu belirtti.
“Trump’ın sık sık dile getirdiği ‘Avrupa kendi güvenliğinin bedelini ödemeli’ söylemi de bu tabloya dayanıyor” diyen Önen, son dönemde savunma harcamalarındaki en büyük artışın Avrupa’da görüldüğüne dikkat çekti.
Önen’e göre Rusya’nın Ukrayna’yı işgali ve ABD’nin Çin’e yönelmesi NATO içinde yeni bir iş bölümü yarattı:
“Soğuk Savaş dönemindeki ilk evrenin ve 1991 sonrası kriz yönetimi döneminin ardından NATO üçüncü bir evreye, yani ‘NATO 3.0’ dönemine geçti. Bu dönemde güvenlik artık sadece askeri güçle değil; savunma sanayisi, teknoloji, enerji, kritik altyapı ve ekonomik dayanıklılıkla tanımlanıyor.”
“Savunma harcamaları sosyal politikalar üzerinde baskı yaratabilir”
Yüzde 5 savunma harcaması hedefinin kamu bütçeleri üzerinde önemli etkileri olacağını belirten Önen, bu durumun önümüzdeki dönemin temel siyasi tartışmalarından biri haline geleceğini söyledi.
Önen, hedefin yüzde 3,5’lik bölümünün doğrudan askeri harcamalara, yüzde 1,5’lik bölümünün ise siber güvenlik, kritik altyapı ve askeri hareketlilik gibi alanlara ayrılacağını hatırlattı.
Almanya’nın savunma harcamalarını yüzde 2’den yüzde 5’e çıkarmasının yıllık 130-150 milyar avroluk ek kaynak anlamına geleceğini belirten Önen, bu büyüklükteki harcamaların eğitim, sağlık ve sosyal güvenlik bütçeleri üzerindeki baskıyı artırabileceğini söyledi.
“Burada yalnızca daha fazla silah üretiminden söz etmiyoruz” diyen Önen, şöyle devam etti:
“Hak temelli kamusal yatırımlara ayrılabilecek kaynakların giderek daha büyük ölçüde askeri-endüstriyel komplekse aktarılması söz konusu. Önümüzdeki yılların en önemli tartışması, silahlanmaya mı daha fazla kaynak ayrılacağı, yoksa eğitim, sağlık ve sosyal devlet politikalarının mı korunacağı olacak.”
“Türkiye’nin NATO içindeki stratejik önemi artacak”
Türkiye’nin NATO’nun yeni döneminde daha önemli bir rol üstleneceğini söyleyen Önen, bunun nedeninin yalnızca askeri kapasitesi değil, bulunduğu coğrafya ve gelişen savunma sanayisi olduğunu belirtti.
Türkiye’nin Karadeniz, Kafkasya ve Orta Doğu’nun kesişiminde bulunduğunu hatırlatan Önen, Ankara’nın NATO açısından askeri olduğu kadar lojistik ve sanayi açısından da kritik bir aktöre dönüştüğünü ifade etti.
Önen, Türkiye’nin İzmir’deki NATO Kara Komutanlığı ve İstanbul’daki NATO Hızlı Konuşlandırılabilir Kolordu Karargâhı gibi yapılarla ittifakın operasyonel kapasitesinde önemli bir yere sahip olduğunu söyledi.
Savunma sanayisindeki gelişmelere de değinen Önen, Türkiye’nin artık yalnızca büyük ordusu olan bir NATO ülkesi değil, aynı zamanda savunma ürünleri tedarik eden ülkelerden biri haline geldiğini belirtti.
Ancak bu dönüşümün riskleri de olduğunu vurgulayan Önen, “Türkiye’nin NATO içindeki ağırlığı arttıkça, Karadeniz’den Orta Doğu’ya uzanan krizlerde daha fazla sorumluluk üstlenmesi beklenebilir” dedi.
“Türkiye’nin Rusya ile denge politikası zorlaşabilir”
Türkiye’nin NATO üyeliği ile Rusya ile ilişkileri arasında yürüttüğü denge politikasının yeni dönemde daha zor hale gelebileceğini söyleyen Önen, NATO 3.0’ın üyelerden daha fazla askeri entegrasyon ve siyasi dayanışma beklediğini belirtti.
Önen şöyle konuştu:
“Türkiye’nin NATO ile Rusya arasında bugüne kadar izlediği denge politikası giderek zorlaşacaktır. Çünkü yeni dönemde NATO, üyelerinden yalnızca siyasi dayanışma değil; askeri üretim, lojistik ve kuvvet planlamasında da daha fazla entegrasyon bekliyor.”
“Savunma sanayisi fırsat yaratabilir ama bağımlılık riski var”
NATO’nun savunma sanayisini güçlendirme hedefinin Türkiye açısından yeni pazar fırsatları yaratabileceğini belirten Önen, insansız hava araçları, zırhlı araçlar, mühimmat ve elektronik sistemler alanlarında Türkiye’nin daha fazla ihracat yapabileceğini söyledi.
Ancak savunma sanayisindeki büyümenin teknoloji bağımlılığı sorununu ortadan kaldırmadığını ifade eden Önen, kritik bileşenlerde dışa bağımlılığın sürdüğüne dikkat çekti.
Önen, “Mesele yalnızca daha fazla ihracat yapmak değil, bu ihracatın ne kadarının yerli teknolojiye dayandığıdır” dedi.
Savunma sanayisinin ekonomik etkisinin de abartılmaması gerektiğini söyleyen Önen, sektörün yüksek katma değerli ancak sınırlı istihdam yaratan bir alan olduğunu belirtti.
“Türkiye için fırsat da risk de büyüyor”
Önümüzdeki 10 yılda NATO’nun dönüşümünden en fazla etkilenecek ülkelerden birinin Türkiye olacağını belirten Önen, Ankara’nın önündeki en büyük fırsatın savunma sanayisi, lojistik ve enerji alanlarında daha güçlü bir aktör haline gelmek olduğunu söyledi.
Ancak en büyük riskin Türkiye’nin büyük güç rekabetinin daha fazla içine çekilmesi olduğunu ifade eden Önen, artan savunma harcamalarının kamu kaynakları üzerindeki etkisine de dikkat çekti.
Önen, NATO üyeliğinin Türkiye açısından hem stratejik kazanımlar hem de maliyetler yarattığını belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
“Devlet açısından bakıldığında Türkiye NATO sayesinde jeopolitik önemini korudu ve savunma kapasitesini geliştirdi. Ancak toplum açısından aynı ölçüde bir kazanımdan söz etmek zor. Asıl tartışma, bu stratejik kazanımların halkın refahına ne kadar yansıyacağı olacaktır.”
ANKARA ABLUKADA, GÖZLER KÜLLİYE’DE
NATO 3.0 dönüşümü bölgesel ve küresel dengeleri nasıl etkileyecek?
NATO ANKARA ZİRVESİNİN ARDINDAN
NATO, Trump'ın gölgesinden çıkmak için çalışma takvimini değiştirmeyi düşünüyor
NATO Zirvesi bitti, polikliniklerde yoğun randevu sistemi geri geldi
NATO Zirvesi sonuç bildirisi açıklandı
(EMK)
Sedef Güler davasında anneden çağrı: "Eksik kalan soruşturmalar tamamlansın"
Mekiye Akyel’in cansız bedenine hâlâ ulaşılamadı: "Kemikleri bile olsa bize verin"
Barış, masadan mahallelere nasıl gelecek? Kardeş Türküler’in 30 yılı
Ruken Yılmaz "Werne Werne"yi anlattı: İki kadın yan yana durduk
HABER / İZLENİM
Hakan Tosun davasında cevap bekleyen soru: Kamera görüntülerine rağmen Yusuf Özakdağ neden sanık değil?