İstanbul'da Newroz kutlamalarına katılan 38 kişinin gözaltına alınmasının ardından, 12 kişi tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edildi.
Avukat Berivan Barin’in bianet'e aktardığına göre, sevk edilenler arasında 9 yetişkin ve 3 çocuk bulunuyordu. Dün akşam saatlerinde 1'i çocuk olmak üzere toplam 10 kişi “örgüt propagandası” suçlamasıyla tutuklandı.
Bir çocuk hakkında ayrıca ev hapsi, bir kişi hakkında ise yurt dışı çıkış yasağı ve imza yükümlülüğü şeklinde adli kontrol kararı verildi. 26 kişi hakkında da yurt dışı yasağı ve imza tedbiri uygulandı.

Saç örme videosu paylaştığı için tutuklanan çocuğa çıplak arama
"Tutuklama gerekçeleri şarkı, pankart ve konuşmalar"
Dosyalarda bazı kişiler Yenikapı’daki Newroz kutlamalarına katıldıkları, bazıları ise Başakşehir’de Newroz öncesi düzenlenen şenliklerde yer aldıkları gerekçesiyle suçlandı.
Barin, ailesiyle birlikte düğünlerde, etkinliklerde müzisyenlik yaparak geçimini sağlayan 16 yaşındaki müvekkilinin Başakşehir’de söylediği Kürtçe şarkılar gerekçe gösterilerek “örgüt propagandası” suçlamasıyla tutuklandığını söyledi. Müvekkilinin tutuklanmasına giden süreçte herhangi bir video kaydının kendilerine sunulmadığını ve sadece iki fotoğrafın gerekçe yapıldığını aktardı.
Barin, dosyaların genel çerçevesine bakıldığında tutuklama gerekçelerinin önemli bölümünü pankart taşıma fiilleri ile belirli konuşma ve ifadelerin oluşturduğunu belirtti.

Yıllar sonra yeniden "taş atan çocuklar" suçlaması
“16 yaşındaki bir çocuk için ceza hukuku son başvuru bile olmamalı”
Çocuklar bakımından ceza hukukunun en son başvurulacak alan olması gerektiğini vurgulayan Barin, çocuk söz konusu olduğunda tutuklamanın istisna olmanın ötesinde, neredeyse hiç düşünülmemesi gereken bir tedbir olduğunu söyledi.
Barin, sabah erken saatlerde evlere girilmesi, kapıların zorla açılması ve ailelerin yaşadığı panik halinin yalnızca dosyadaki kişilerle sınırlı kalmadığını, aileye, mahalleye ve çevreye yayılan daha geniş bir travma yarattığını ifade etti.
“Bu mu normalleşme?”
Bir yandan “normalleşme” ve “süreç” söylemlerinin öne çıktığını, diğer yandan ise 16 yaşındaki bir çocuğun tutuklandığını belirten Barin, bu tablonun ciddi bir çelişki yarattığını söyledi. Barin, “Eğer gerçekten bir değişim hedefleniyorsa bunun en net göstergesi çocuklara nasıl davranıldığıdır. Çocuğu korumak yerine ceza sisteminin içine çekmek, hele ki tutuklamak, sürecin ruhuyla hiç örtüşmüyor” değerlendirmesinde bulundu.
Bu durumun yalnızca hukuki değil, vicdani açıdan da savunulmasının güç olduğunu ifade eden Barin, gerçekten bir süreç işletiliyorsa insanların kendilerini ifade ettikleri için cezalandırılmadıklarını görmeleri gerektiğini söyledi.

Kızıltepe’de polisin yere fırlattığı çocuğun avukatı yaşananları anlattı
“İnsanlar kendini ifade ederken korkmamalı”
Barin, “Eğer gerçekten bir yumuşama ve değişim hedefleniyorsa bunun ilk hissedileceği yer insanların günlük hayatı olur. İnsanlar kendini ifade ederken korkmamalı. Ama tam tersine insanlar yine aynı şeyler nedeniyle gözaltına alınıp tutuklanıyorsa, o zaman söylenenlerle yaşananlar arasında açık bir çelişki olduğu söylenebilir” dedi.
(NÖ)







