İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nde dört öğrenci, 6 Aralık 2025’te düzenlenen “LGBT’ye Karşı Aile ve Medeniyet” etkinliğini protesto sırasında açtıkları LGBTİ+ bayrağı nedeniyle başlatılan soruşturma sonucunda kınama cezası aldı.
Üniversite tarafından gönderilen disiplin soruşturması bildiriminde, öğrencilerin “izin almadan” salon önüne gelerek “kampüsteki programın düzenini bozacak şekilde LGBT propagandası yaptığı”, bu esnada mor renkli boyayla çevreye zarar verdikleri ve “yasal olmayan bayraklar” açtıkları iddia edildi.
Soruşturmaya gerekçe olarak ise 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 54. maddesi gösterildi.
Öğrenciler, Sosyal Politika, Cinsiyet Kimliği ve Cinsel Yönelim Çalışmaları Derneği’nin (SPoD) hukuki desteğiyle, söz konusu maddeyi ihlal etmediklerini ve verilen cezanın kınama yaptırımı gerektirmediğini belirterek itirazda bulundu.

Medeniyet Üniversitesi’nde öğrencilere ‘yasal olmayan LGBT bayrağı’ soruşturması
“Kuir öğrencilerle yan yana olmaya devam edeceğiz”
Dört ay süren süreçte itirazları reddedilen öğrenciler, cezalandırma süreçlerini ve bundan sonra izleyecekleri hukuki ve politik adımları şöyle anlattı:
“6 Aralık 2025’te düzenlenen ‘LGBT’ye Karşı Aile ve Medeniyet’ seminerine katıldığımız için dört aydır soruşturmalara maruz kalıyoruz. Soruşturma, 2547 sayılı Kanun’un 54. maddesine aykırı davrandığımız iddiası üzerine başlatıldı. Soruşturma kapsamında söylemediğimiz sözlerden ve LGBTİ+ bayrağı açmamızdan dolayı, henüz başlamamış bir semineri bozduğumuz iddia edildi. Hatta soruşturma sırasında bize ‘Ailenin tanımı nedir?’, ‘Bu olay aileniz tarafından biliniyor mu?’, ‘Bilse ne olur?’ gibi sorular yöneltildi.
“Soruşturma sonucunda kınama cezası aldık. Avukatımız aracılığıyla itiraz dilekçesi verdik; ancak dilekçemiz herhangi bir gerekçe gösterilmeden reddedildi. Şimdi bu durumu İdari Mahkeme’ye taşıyacağız. Karar bozulana kadar mücadelemize devam edeceğiz.
“Bize saldıranlar ise herhangi bir soruşturmaya tabi tutulmadı. Rektörler, üniversitelerdeki öğrenci dayanışmalarından oldukça korkuyor. Bizi sindirmeye yönelik bu soruşturmalar ve cezalar, aksine bizi yüreklendiriyor ve mücadeleye daha sıkı bağlanmamızı sağlıyor. Okulda dayanışmayı örmeye, kuir öğrencilerle yan yana olmaya devam edeceğiz. Kampüsleri terk etmeyeceğiz. Onlar ne kadar soruşturma açarsa açsın, biz de mücadelemizi o kadar kararlı sürdüreceğiz.”
Anayasa’nın 10 ve 34. maddeleri
Anayasa’nın “Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı” başlıklı 34. maddesine göre “Herkes önceden izin almadan silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.”. Dolayısıyla toplantı ve gösteri yürüyüşü yapmak için yetkili makamlardan izin almak gerekmez.
Anayasası’nın 10. maddesine göre ise “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.(…)” Eşitlik İlkesi ve Ayrımcılık Yasağı 6701 sayılı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu’nun (TİHEK) 3. maddesinde de ayrıca belirtilmiştir. (TY)









