İstanbul Medeniyet Üniversitesi’nde 6 Aralık 2025’te düzenlenen “Medeniyetimiz ve Ailemiz” başlıklı, LGBTİ+ karşıtı etkinliğin protesto edilmesinin ardından üniversite yönetimi, öğrencilere ikinci kez disiplin soruşturması açtı.
Üniversite tarafından gönderilen disiplin soruşturması bildiriminde, öğrencilerin “izin almadan” salon önüne gelerek “programın düzenini bozacak şekilde LGBT propagandası yaptığı”, bu esnada mor renkli boyayla çevreye zarar verdikleri ve “yasal olmayan bayraklar” açtıkları iddia edildi.
Bildirimde, soruşturmaya gerekçe olarak 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun 54. maddesi gösterildi.
bianet’e konuşan öğrencilerden biri, soruşturma metninde yer alan “propaganda” ve “yasal olmayan bayrak” ifadelerine dikkat çekerek, protesto sırasında atmadıkları sloganlarla suçlandıklarını söyledi.
“Tedavi edilmeleri gerekir”
Üniversite yönetimi ve yetkililerin yanı sıra, okuldaki sağcı öğrenciler tarafından da hedef gösterildiklerini belirten öğrenci, süreci şöyle anlattı:
“Okulumuzda 6 Aralık’ta, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’na bağlı Aile Vakfı ile İlim ve Medeniyet Kulübü’nün katkısıyla ‘Medeniyetimiz ve Ailemiz’ başlıklı bir etkinlik düzenlenmesi planlandı. Seminer, ‘küresel tehditler altında aile’ çerçevesiyle sunulurken, vakfın yayımladığı materyallerde aileyi tehdit ettiği öne sürülen unsurlar sıralandı. Bu maddelerin tamamı LGBTİ+’ları doğrudan hedef alıyordu. ‘Bu kişilerle nasıl mücadele etmeliyiz?’, ‘Tedavi edilmeleri gerekir’, ‘Toplumdan dışlanmalılar’ gibi son derece ayrımcı ifadeler yer alıyordu. Doğrudan ve açık bir dışlama çağrısıydı yani.
“Etkinliği ve içeriğini gördüğümüzde, öğrenciler olarak buna tepki gösterilmesi gerektiğini düşündük. Zaten bu vakıf başka üniversitelere de gidiyor ve oralarda da tepkiyle karşılaşıyor. Boğaziçi Üniversitesi’nde, İstanbul Üniversitesi’nde benzer eylemler oldu. Bunun üzerine, okul dayanışmamızın da içinde bulunduğu arkadaşlarla birlikte seminer öncesinde mor boya atarak ve konuşma yaparak bir eylem gerçekleştirdik.
“Eylem sırasında kulübün üyeleri doğrudan üzerime gelerek, beni iterek ve saldırarak eylemi engellemeye çalıştılar. O sırada sivil polislerin de orada olduğu ortaya çıktı. Kimliklerimiz alınarak bize GBT yapıldı ve uzun süre bırakılmadık. Daha sonra serbest bırakıldık. Zaten soruşturma açılmasını bekliyorduk ve birkaç haftanın ardından ilk soruşturma bana açıldı.”

“LGBT bayrağı açmak suretiyle taşkınlık çıkaran kişi”
Yaşadıkları ayrımcılık ve baskının üniversite yönetimiyle sınırlı kalmadığını belirten öğrenci, hissettiği tedirginliği şöyle anlattı:
“Fakültem tarafından ‘LGBT bayrağı açmak suretiyle taşkınlık çıkaran kişilerden biri olduğum’ iddiasıyla ifadeye çağrıldım. Meşru ve açık bir şekilde savunmamı yaptım. Buna rağmen kınama cezası aldım. Kınamaya itiraz ettim ve itiraz sonucunu beklerken bana Siyasal Bilgiler Fakültesi tarafından yeni bir soruşturma bildirimi geldi. Bu süreçte, aynı konu üzerinden ikinci bir soruşturma açılamayacağını öğrendim, ki zaten ceza almıştım. Ayrıca bu ikinci soruşturmada komisyonda yalnızca bir kişi bulunuyor ve onun da aşırı sağcı olduğu tüm okul tarafından biliniyor.
“Bu kez hepimize açılan soruşturmanı kâğıdında, ‘yasal olmayan LGBT bayrağı açmak suretiyle LGBT propagandası yapmak’ gibi ifadeler yer alıyor. Bunun yanı sıra bizim söylemediğimiz ‘Kahrolsun faşizm’, ‘Gebereceksiniz’ gibi sloganlar da yazılmış. Bunların hiçbirini söylemedik. Tamamen uydurulmuş cümleler eklenmiş. Yeniden savunmaya çağrılıyoruz ve savunmaya gideceğiz.
“Okul içinde de ayrı bir ayrımcılığa maruz kalıyoruz. İlim ve Medeniyet adlı kulübün üyeleri rektörlükle oldukça yakın ilişkiler içinde. Beni gördüklerinde etrafımda 10-15 kişi toplanıyor, birbirlerine haber veriyorlar ve tuhaf bakışlar atıyorlar. Açıkçası biraz tehlikeli bir durum, bizleri sindirmeye ve korkutmaya çalışıyorlar. Bu soruşturmaların amacının da bu olduğunu düşünüyorum.”
Anayasa’nın 10 ve 34. maddeleri
Anayasa’nın “Toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkı” başlıklı 34. maddesine göre “Herkes önceden izin almadan silahsız ve saldırısız toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkına sahiptir.”. Dolayısıyla toplantı ve gösteri yürüyüşü yapmak için yetkili makamlardan izin almak gerekmez.
Anayasası’nın 10. maddesine göre ise “Herkes, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, din, mezhep ve benzeri sebeplerle ayırım gözetilmeksizin kanun önünde eşittir.(…)” Eşitlik İlkesi ve Ayrımcılık Yasağı 6701 sayılı Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu Kanunu’nun (TİHEK) 3. maddesinde de ayrıca belirtilmiştir. (TY)









