Mabel Matiz’den dinleyicilerine 15. yıl mektubu: Birlikte yazdık bu hikâyeyi
Sanatçı Mabel Matiz, müzik kariyerinin 15’inci yılı dolayısıyla 11 Mayıs’ta dinleyicilerine hitaben özel bir mektup yayımladı. Sanatçı, aynı tarihin kendisi için ayrı bir anlam taşıdığını belirterek, 15 yıl önce yine 11 Mayıs’ta kendi adını taşıyan ilk albümünü yayımladığını hatırlattı.
Mabel Matiz, mektubunda o günkü heyecanını ve müziğe ilk adım attığı dönemi anlatırken, “kendi adımı taşıyan ilk albümümü yayımladığım gün, çok genç ve çok hevesliydim” dedi. Sanatçı, o yıllarda müziğe yaklaşımını ise “tutkularımın peşinden bodoslama gittim, gidiş o gidiş” sözleriyle aktardı.
15 yıllık süreci bir yolculuk olarak tanımlayan Mabel Matiz, bu zaman diliminde üretim, sahne deneyimi ve dinleyicileriyle kurduğu bağın kendisi için belirleyici olduğunu söyledi.
İki ayrı proje
Sanatçı, “Yaşım Çocuk”, “Gök Nerede”, “Maya”, “Fatih” ve “Aklıselim” gibi şarkı ve albümlerin kariyerinde önemli dönüm noktaları olduğunu belirterek, her bir çalışmanın farklı bir dönemini temsil ettiğini söyledi. Dinleyicileriyle birlikte geçen yılların kendisi için “ortak bir hikâye” niteliğinde olduğunu vurguladı.
Mabel Matiz’in mektubunun dikkat çeken bir diğer yönü ise yayımlanma biçimi oldu. Sanatçı, 11 Mayıs tarihinde kaleme aldığı bu özel metni hem kurucusu olduğu Pose Records üzerinden hem de kendi sosyal medya hesabından eş zamanlı olarak paylaştı. Bu detay, 15 yıllık kariyer yolculuğunun bağımsız üretim süreciyle olan bağını da öne çıkardı.
Mektubunda ayrıca yeni projelere de değinen Mabel Matiz, 15’inci yıl kapsamında iki ayrı proje üzerinde çalıştığını açıkladı. “Mutfağımızdan yeni sesler, dumanlar yükseliyor” ifadeleriyle bu projelere işaret eden sanatçı, üretim sürecinin devam ettiğini ve yeni çalışmaların yolda olduğunu belirtti.
Dinleyicilerine teşekkür eden Mabel Matiz, yıllar boyunca oluşan bağın kendisi için büyük bir anlam taşıdığını vurguladı ve “Birlikte geçirdiğimiz bu 15 yılın her saniyesi için size kalpten teşekkür ederim” sözleriyle mektubunu tamamladı.
Sanatçı, geçen hafta "perperişan" şarkısından dolayı hakkında açılan "müstehçenlik" davasında beraat etti.
Mabel ile geçen 15 yıl
15 yıl önce bugün kendi adımı taşıyan ilk albümümü yayınladım. Çok toy ve gençtim, çok da hevesli. Kendini göstermekten delicesine ürken, ama göğsündeki ağırlıkla geride kalmaktan da her an ölesiye korkan bir garip hal. Şairler, ozanlar, deliler kahramanımdı. Gökyüzüne benden önce söylenmiş tüm sözler pusulam. Yolun beni nereye götüreceğini hiç bilmiyordum ama kaderime de güveniyordum galiba. Erken yaşlarda insanda daha dolaysız bi’ deli cesareti oluyor.
Az bilmek belki çok işe yarıyor. Özenle edindiğim altın bileziğime aldırmadım. Tutkularımın peşinden bodoslama gittim. Gidiş o gidiş… Ne ara 15 yıl oldu? Hiçbir fikrim yok. :) Çalışmakla, üretmekle, kendimi kazmakla, denemekle geçti. Sizlerle yan yana geçti bunca zaman. Bunu biliyorum. Ne günler, ne güzellikler yaşadık uzun uzun birlikte. Zorlukları da bazen içinde. Güneşi de paylaştık, fırtınayı da gördük. Bütün bunlar olurken yalnızca ve yalnızca kendim olmak, olduğum gibi görülmek ve bundan ödün vermemek derdindeydim. Paravansız, filtresiz bir poster yapmak. Bazen o posteri yırtabilmek. Ve yenisini yapmak. Elbet kolay değildi. Yaşım Çocuk, Gök Nerede, Maya, Fatih, Aklıselim… Bir sürü tekli şarkı, ortak çalışma, başka başka seslerde can bulan satırlar, melodiler…
Her biri hayatımın bir başka dönüm noktası oldu; her biri kutlu bir nişan gibi göğsümde… Sanırım bütün Türkiye’yi ve Avrupa’nın bir bölümünü defalarca bu şarkılarla gezdim. Günü geldi alçak tavanlı ufacık rock barlarda kaygısız, avaz avaz bir neşeyle kafa salladık. (Hayal Kahvesi konserlerinde, gece sonlarında, Huysuz Virjin için hayal edip yazdığım rock-kantoyu, söyleyişlerimizi hatırlayanlar burada mı?) Günü geldi kocaman açıkhava sahnelerinde, festivallerde binlerce kişi tek yürek halde ağlayıp güldük, halay bile çektik! Bir gün bir klip çekiminde kendimi otel odaları arasında gezinip yakın arkadaşlarımla “Çoluk Çocuk”taki “Chelsea Hotel” yıllarını canlandırırken buldum.
Bir başkasında rüyalarımı takip edip Nemrut’un karlı zirvelerine çıktım, kendi ruhumun ilacını kovaladım. Bir gün pop art oldum, bir diğer gün elimde kilimimle dünyada sığınacak bir yer aradım. Bir gün dans pistindeydim, bir gün tarihi bir İstanbul köşkünde; başka bir gün ise Anadolu’nun bozkırlarında nefes nefese koşuyordum... Hepsi çok güzeldi. Her seferinde çok eğlendim. Sırada yazacak yeni sayfalar, yeni anılar var… Sırada yapacaklarım için çocuk heyecanım yine baş köşede. 2019’da kurarak kendime en büyük iyiliği yaptığım bağımsız plak şirketim Pose Records’ta yoğun bir trafik, neşeli bir telaş var bugünlerde. Arkadaşlığımızın 15. yılına özel iki ayrı proje üzerinde çalışıyorum.
Mutfağımızdan yeni sesler, dumanlar yükseliyor. Bunları sizle buluşturmak için sabırsızlanıyorum. Birlikte geçirdiğimiz bu 15 yılın her saniyesi için size kalpten teşekkür ederim. Tırnaklarımla kazıdığım, sözcüklerimle ördüğüm hikayeme ortak oldunuz. Safiyane bir dostluk, bir gönül birliği oldu aramızda.
Kendimi özgürce, içimden geldiği gibi ifade ederken, hep bir şekilde orada, yanımda olduğunuzu bilmek, beni duyduğunuzu, şarkılarımı her seferinde istekle hayatınıza aldığınızı, sarıp sarmaladığınızı bilmek bana güç veriyor. Bu bağ bize iyi geliyor. Biliyorum. Nice ortak güzel anılara, yıllara, yıl dönümlerine!
Mektubumu yeni yazdığım bir şarkımdan bir dörtlükle sonlandırıyor ve gözlerinizden öpüyorum. :) Yakında tekrar görüşmek üzere, Mabel.
“Değdi mi sor bunca şeye
Bir su yaşamak, içtim kana kana
Bu dünyaya bir daha gelsem
Yine kendim olmayı seçerdim”
(EMK)