Suriye’de Aralık 2024’te Esad yönetiminin sona ermesiyle birlikte, yıllardır savaş ve zorunlu göçle anılan ülkede bu kez dönüş tartışmaları öne çıkmaya başladı. Uzun süredir Türkiye başta olmak üzere komşu ülkelere ve dünyanın farklı noktalarına dağılmış milyonlarca Suriyeli için yeni dönem, beraberinde “eve dönüş” sorusunu da getirdi.
Birleşmiş Milletler verileri, rejimin çöküşünü izleyen bir yıl içinde milyonlarca kişinin geri döndüğünü gösterse de ortaya çıkan tablo tek boyutlu değil. Çünkü geri dönüş, istatistiklerin ötesinde; güvenlikten barınmaya, geçim koşullarından aidiyet duygusuna kadar uzanan çok katmanlı bir karar sürecine işaret ediyor.
Mültecilerle Dayanışma Derneği (Mülteci-Der) Genel Koordinatörü Genel Koordinatörü İrem Somer ile geri dönüş kararının ardındaki çok katmanlı gerçekliği ve sahadaki kırılganlığı konuştuk.

Suriye’ye dönüşün görünmeyen yüzü: “Ev yok, okul yok, güven yok”
2024’ten 2026’ya gelirken sahada en çok değişen şey ne oldu?
8 Aralık 2024’te Suriye’de yaşanan rejim değişikliğinin ardından geri dönüşlerin artması, son dönemin en belirgin gelişmelerinden biri oldu. Bunun yanında, Türkiye’den mülteci kabul eden ülkelerin kotalarında azalma ve uluslararası yardım fonlarındaki ciddi kesintiler de sahayı doğrudan etkiledi. Bu durum, mültecilere sağlanan sosyal, ekonomik, psikolojik ve hukuki desteklerin zayıflamasına yol açtı.
Kamuoyunda “geri dönüş” neden olduğundan daha basit konuşuluyor?
Çünkü geri dönüş çoğu zaman yalnızca güvenlik meselesi gibi ele alınıyor. Oysa gönüllü geri dönüş, uluslararası hukukta tanımlanmış üç kalıcı çözümden yalnızca biri; diğerleri yerel entegrasyon ve üçüncü ülkeye yerleştirme. Bir dönüşün gerçekten gönüllü sayılabilmesi için sadece çatışmanın bitmesi yetmez; aynı zamanda güvenli, onurlu ve sürdürülebilir olması gerekir.
Sahada gördüğümüz tablo çok daha karmaşık. İnsanlar geri dönüş kararını verirken güvenlik, geçim imkânı, çocukların eğitimi, aile içi sorumluluklar, hukuki statü ve geleceğe dair beklentileri birlikte değerlendiriyor. Suriye’de evi, işi ya da temel yaşam koşulları olmayanlar için geri dönüş hâlâ gerçekçi bir seçenek değil.
"Suriyeli çocuklar çoğunlukla Türkiye'de kalmak istiyor"
Aileler açısından bu karar nasıl şekilleniyor?
Ailece geri dönüş söz konusu olduğunda tablo daha da karmaşıklaşıyor. Özellikle gençler, hayatlarının önemli bir bölümünü Türkiye’de kurdukları için geri dönmeye daha mesafeli. Kadınlar açısından da durum farklılaşabiliyor; bazı bölgelerde kadın haklarının daha geride olması, dönüş kararını zorlaştırıyor. Bu yüzden bazı ailelerde bireylerin farklı kararlar aldığını, hatta kimi zaman bunun ayrılıklara yol açtığını görüyoruz. Ailenin bir kısmı Suriye’ye dönerken, bir kısmı Türkiye’de kalabiliyor.
EĞİTİM İZLEME RAPORU 2025
"Suriyeli öğrenciler okullarda 'geri dön' baskısına maruz kalıyor"
Anne-baba ile çocuklar arasında geri dönüşe bakışta bir kuşak farkı var mı?
Evet, çok belirgin bir fark var. Özellikle çocuklar ve gençler, hayatlarının büyük kısmını Türkiye’de geçirdikleri için kendilerini buraya ait hissediyor. Ailelerin en sık dile getirdiği konulardan biri de çocuklarının Türkiye’de kalmak istemesi. Dil meselesi de önemli: Pek çok çocuk artık Arapça’dan çok Türkçe konuşuyor. Bu nedenle ebeveynler, çocuklarının Suriye’de eğitimde zorlanacağından, sosyal olarak geride kalacağından ya da yalnızlaşacağından endişe ediyor.
"Kalıcı hale gelmiş geçicilik"
Hukuki ve toplumsal statü belirsizliği gündelik hayatta en çok nerede kırılma yaratıyor?
En büyük kırılma, insanların hayatlarını öngörememesi ve gelecek planı kuramaması noktasında ortaya çıkıyor. Yaklaşık 15 yıldır süren “kalıcı hale gelmiş geçicilik”, özellikle Suriyeli mülteciler için çok yıpratıcı. İnsanlar çoğu zaman hak sahibi bireyler olarak değil, “misafir” gibi görüldükleri için hak talebinde bulunmaktan da çekinebiliyor.
Bu durum en çok kırılgan grupları etkiliyor: derin yoksulluk yaşayanlar, güvencesiz işlerde çalışanlar, eğitimine devam edemeyen çocuklar, yalnız kadınlar, yalnız ebeveynler, yaşlılar, engelliler, kronik hastalığı olanlar ve LGBTİ+ bireyler için bu belirsizlik çok daha ağır hissediliyor. Sonuçta geçim, eğitim ve gelecek planlaması alanlarında sürekli bir kırılma yaşanıyor; insanlar uzun vadeli bir yaşam kurmak yerine sadece bugünü idare etmeye çalışıyor.
“Gönüllü geri dönüş” ifadesinin gerçekten gönüllü sayılması için hangi koşullar gerekli?
Uluslararası hukuk ve Birleşmiş Milletler standartlarına göre bir geri dönüşün gönüllü sayılması, yalnızca kişinin “dönüyorum” demesine bağlı değil. Kararın özgür, bilgilendirilmiş ve baskıdan uzak biçimde alınmış olması gerekiyor. Kişi, geri döneceği yerdeki güvenlik ve yaşam koşulları hakkında doğru ve güncel bilgiye erişebilmeli; doğrudan ya da dolaylı hiçbir baskı altında olmamalı.

"Suriye’de 7 milyondan fazla çocuk temel ihtiyaçlara erişemiyor"
Ayrıca dönüşün güvenli ve onurlu olması şart. Yani kişi döndüğünde çatışma, zulüm, keyfi gözaltı ya da kötü muamele riskiyle karşılaşmamalı. Bunun yanında barınma, sağlık, eğitim ve geçim gibi temel ihtiyaçlarını karşılayabileceği bir ortamın varlığı da önemli.
"En temel sorunlardan biri: Kalıcı statüye sahip olamamak"
Türkiye’de hayat ne ölçüde kurulmuş, ne ölçüde hâlâ geçici?
Suriyeliler hukuken tamamen dışlanmış değiller; eğitim, sağlık ve istihdama belirli ölçülerde erişimleri var. Ama bu erişim çoğu zaman kırılgan, sınırlı ve keyfi ihlallere açık. İnsanlar bir yandan hayat kurmaya çalışırken diğer yandan mahalle kotaları, yol izinleri, kayıt sorunları, ayrımcılık ve ırkçılıkla mücadele ediyor. En temel sorunlardan biri de kalıcı bir statüye sahip olmadıkları hissi. Bu yüzden hayatlarını kurmaya çalışsalar da, her şeyin bir anda değişebileceği kaygısı hep varlığını koruyor.
Bugün sahada en çok duyduğunuz ama kamuoyunun en az duyduğu cümle nedir?
En önemli gerçek şu: Mülteciler için ne Türkiye’de kalmak ne de Suriye’ye dönmek kolay bir karar. Bir yanda memleket hasreti, diğer yanda güvenlik, barınma, gelir ve temel hizmetlere erişim kaygısı var. Bu yüzden geri dönüş ya da kalma kararı çoğu zaman bir “tercih” değil; kısıtlı seçenekler arasında verilen zor bir denge kararı.
(NÖ)






