İstanbul’da Marmaray hattında nisan ayı içinde dört intihar girişimi yaşandı.
Resmî açıklamalarda bu durum “üzücü olay” olarak ifade edilirken, olaylara ilişkin ayrıntılı veri paylaşılmadı.
Raylı sistemlerde yaşanan bu tür girişimler, başta toplum ruh sağlığı olmak üzere kamusal sağlık yaklaşımını ve ardından güvenlik önlemleri ile acil müdahale süreçlerinin işleyişini gündeme getirdi.
Peron düzenlemeleri, güvenlik personeli varlığı ve girişimleri erken fark etme mekanizmaları da tartışılan başlıklar arasında yer alıyor.
Bu gündem doğrultusunda Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Mustafa Sercan, Dr. Öğr. Üyesi Ceren Lordoğlu ve Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS) Yürütme Kurulu Üyesi Vecdi Gündoğdu ile konuştuk.

HEKİM TUTUMU
Bir İntiharın Haberi Nasıl Paylaşılır?
Prof. Sercan: İntiharı önleme politikası ve programı olmalı
İntiharın önlenmesinde toplumsal bilinçlenmeye ve toplumca davranış değişikliğine ihtiyaç duyulduğunu vurgulayan Okan Üniversitesi’nde görevli Psikiyatr Prof. Dr. Mustafa Sercan, meselenin eğitimden yargıya, işçi örgütlerinden işverenlere kadar her kesimi kapsayan bir duyarlılık gerektirdiğinin altını çizdi:
“İntiharı önleyici stratejiler, bireysel müdahaleleri de içeren ama daha çok toplumsal yapıyı ve erişim mekanizmalarını hedefleyen çok katmanlı bir yaklaşım gerektirir. Dünya Sağlık Örgütü ‘YAŞAMIYAŞA’ adı verilen programında sıralanan yapılacaklar yönünden sağlık ve eğitim otoritesi başta olmak üzere toplumun her kesimine görev düşmektedir. Eğitimden yargıya tüm kurumların, işçi örgütlerinden işverenlere tüm toplum kesimlerinin intihar konusunda duyarlı ve önleme konusunda etkin olmaları zorunluluk.
“Başta ülke yönetiminin bir intiharı önleme politikası ve programı olmalıdır. Kuşkusuz sosyal ve ekonomik güçlüklerin azaltılmasını sağlayacak, yurttaşın refahını yükseltecek yönetim uygulamaları kurulacak önleme politikaları ve programının temelini oluşturur.”

“7/24 ücretsiz kriz hatları ve sosyal güvenlik ağları”
Sercan, bütün sağlık kurum ve kuruluşlarında bireylere klinik yönden hizmet ve destek verecek Erken Tanı ve Destek Mekanizmaları kurulmasına ve personellere eğitim verilmesine de dikkat çekti.
Sercan, ayrıca Aile Sağlığı Merkezlerinin daha etkin hâle getirilmesini, 7/24 hizmet veren, ücretsiz ve gizlilik esasına dayalı kriz müdahale hatlarının kurulup yaygınlaştırılmasını önerdi:
“Ruhsal yönden destek almanın bir zayıflık olmadığı düşüncesinin yerleşmesi ve bu yönde tanısı olan ya da destek alanların damgalanmadığı, dışlanmadığı bir bilinç düzeyine erişilmesi için damgalama (stigma) ile mücadele eğitim ve kampanyaları düzenlenmesi uzun erimli ama temel önemde etkinliklerden biridir. 7/24 hizmet veren, ücretsiz ve gizlilik esaslı kriz müdahale hatlarının kurulması ve yaygınlaştırılması gerekir.
“Toplumsal düzeydeki risk faktörlerini azaltmak için ekonomik güvenlik ağları oluşturulmalıdır. Bu bağlamda sosyal yardımlaşmanın, sosyal yardım ağlarının güçlendirilmesi ve dürtüselliği artırarak intiharı tetikleyen bağımlılık yapıcı maddelere erişimin denetlenmesi de ciddiye alınması gereken önlemlerdendir.”
Lordoğlu: Kronik mutsuzluk ve yoksulluk kamusal alanı daraltıyor
İntihar girişimlerinin önlenmesine yönelik tartışmalar kent bağlamında ele alındığında ise kamusal alanların tasarımı ve işleyişi kritik bir sorumluluk alanı olarak öne çıkıyor.
Konuya dair değerlendirmelerde bulunan Mimar Sinan Üniversitesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Görevlisi Dr. Ceren Lordoğlu, ekonomik kriz ve yoksulluğun kent sakinlerinin ruh sağlığı üzerinde derin izler bıraktığına dikkat çekti.
İstanbul Planlama Ajansı’nın (İPA) verilerine atıfta bulunan Lordoğlu, Türkiye’de halkın yüzde 78’inin günlük yaşamı sekteye uğratacak düzeyde stresle, yüzde 64’ünün ise kronik mutsuzluk içerisinde olduğunu belirtiyor.[1]
Lordoğlu’na göre, artan şiddet sarmalı ve ekonomik kriz, kentsel kamusal alanı güvenli içinde karşılaşma noktası olmaktan uzaklaştırıyor:
“Kadın cinayetlerinden silahlı çatışmalara, sokak kavgalarından bireysel şiddete kadar uzanan tırmanış, kentsel kamusal alanı farklılıklarla güven içinde karşılaşma noktası olmaktan hızla uzaklaştırıyor. Oysa kentsel kamusal alan etkileşimin, dönüşümün ve bir arada var olabilme alanıdır. Bugün gelinen noktada şu soruları sormak zorundayız: Kent içi hareketlilik giderek azalıyor mu? Daha izole ve keskin sınırlarla birbirinden ayrılmış bir kent yaşamı mı belirginleşiyor?”

Feminist kent yaklaşımı ve kolektif bakım
Bir gelecek tahayyülü olarak “bakım veren şehirler” kavramını işaret eden Lordoğlu, feminist kent yaklaşımının uygulama örneklerini incelemenin, kamusal alanı tüm sakinler için güvenli, arzu edilen ve kolektiviye olanak tanıyan bir yapıya dönüştürebileceğini savunuyor:
“Feminist araştırmacılar; özen göstermek, bakım üstlenmek, bakım vermek, bakım almak ve birlikte bakım vermek ilkelerinden yola çıkarak, ‘bakım veren şehir’ modelinin müştereklerin üretimiyle somutlaştığını savunur. Bu model, kentsel mekânın bizzat kendisini dönüştürme gücüne sahiptir.
“Kentte birlikte yaşamak üzerine düşünürken bakımı sadece kadınların sorumluluğu ve özel alanın meselesi gibi görmeyen sosyal politikalar talep etmek, kolektif bakım ve dayanışmanın şehirleri dönüştürme potansiyelini keşfetmek başka bir kentsel yaşam düşlemek için bugün oldukça elzem görünüyor.”
Gündoğdu: Psikolojik destek verilmiyor, kanıksıyoruz
Marmaray ve metro peronlarında artış gösteren intihar girişimleri, ulaşım güvenliği ve çalışan sağlığını da gündeme getiriyor.
Marmaray Maltepe Kumanda Merkezi’nde trafik kontrolörü olarak görev yapan ve Birleşik Taşımacılık Çalışanları Sendikası (BTS) Yürütme Kurulu Üyesi Vecdi Gündoğdu, intihar girişimlerinin ardından trafiği yönetme görevini üstlendiklerini ancak bu süreçte çalışanların yalnız bırakıldığını vurguladı:
“Bu tür intihar girişimlerinde birebir intihar girişimini görme durumu değil, intihar girişiminden sonraki tren trafiğini yönetme görevini yapıyorum. Öyle bir ortamda takdir edersiniz ki muhatap olduğunuz kişi, intihar girişimiyle karşılaşmış olan makinisttir. Onunla da empati kurmanız, ona göre değerlendirme yapmanız gerekiyor.
“İstanbul gibi bir şehirde, Marmaray artık ana aks olarak kullanılıyor. Birçok aktarmayla trafiği yönetmek de çok zor. Bu tür olayların sonucunda, yapmış olduğum görev itibarıyla herhangi bir psikolojik destek verilmiyor. Makinistlerle ilgili çok fazla bilgim yok; fakat onlarda da böyle bir destek olduğunu zannetmiyorum. Çünkü ertesi gün tekrar aynı kişi, tedbir amaçlı herhangi bir uzaklaştırma olmaz ise, kaldığı tarifeden devam ediyor.”
Peron ayırıcı kapı sistemleri neden uygulanmıyor?
Sosyal medyada sıkça gündeme gelen “peron ayırıcı kapı sistemleri” (metro ve tren istasyonlarında peron ile ray hattı arasına yerleştirilen otomatik cam kapı sistemleri) tartışmasına da açıklık getiren Gündoğdu, Marmaray’ın metro sistemlerinden farklı olduğunu belirtti:
“Demir yolları keşke ilk intihar girişiminde bunun mümkün olmadığıyla alakalı kamuoyunu bilgilendirseydi. Böylece bugün bu tartışmalar her olayın ardından yeniden gündeme gelmeyebilirdi. Marmaray üç hatlı karma işletmecilik yapılan bir sistem. Her ne kadar iki hattımızda sadece Marmaray dizilerinin, banliyö trenlerinin çalıştığı gözükse de arızalı durumlarda biz buradan hızlı tren, bölgesel tren ve yük treni geçiriyoruz. Geçirmek zorundayız. Karma işletmecilik yapılan bir yerde böyle bir kapı sisteminin kurulması teknik anlamda hem çok zor hem de bu saatten sonra mümkün değil. Artı, biz metro gibi kapalı alanın altında, doğal olaylardan etkilenmeyen bir sistem değiliz. Bugün herhangi bir yağış anında trenlerimiz istasyonda durması gereken noktada duramayabiliyor; ama kapalı sistemlerde böyle bir sıkıntı yok.”
Peronlardaki güvenlik görevlisi sayısının oldukça eksik olduğuna dikkat çeken Gündoğdu, mevcut personelin de ağırlıklı olarak peronlar yerine turnike başlarında görevlendirildiğini söyledi.
Güvenlik görevlilerinin peronlarda yoğunlaştırılmasının en azından şüpheli yurttaşların fark edilmesi açısından bir nebze etkili olabileceğini ancak bunun ne kadar sonuç vereceğinin de tartışmalı bir konu olduğunu vurguladı. Öte yandan kurum içerisinde, istasyon girişlerinde trenlerin yavaşlatılmasına dair yeni bir çalışma yürütüldüğü bilgisini veren Gündoğdu, bu yöntemin de Halkalı-Gebze arasındaki 108 dakikalık parkur süresini ciddi oranda uzatacağını ve bu durumun yeni bir yoğunluk krizine yol açacağını belirterek; meselenin teknik ve operasyonel açıdan oldukça sorunlu bir noktada düğümlendiğini ifade etti.

Dayanışma seçenek değil, yükümlülük*
Raylı sistemlerde art arda yaşanan intihar girişimleri üzerine yapılan değerlendirmeler, bu tür girişimlerin daha geniş bir toplumsal çerçeve içinde ele alma gereğini ortaya koyuyor.
Uzmanlara göre, ruh sağlığı hizmetlerine erişimin güçlendirilmesi, kamusal alanlarda erken fark etme ve müdahale kapasitesinin geliştirilmesi, bu alandaki temel ihtiyaçlar arasında yer alıyor. Bununla birlikte, intiharın damgalama ve sessizlikle çevrili bir konu olmaktan çıkarılması, toplumsal farkındalığın artırılması ve destek arama davranışının teşvik edilmesi de önleyici politikaların önemli bir parçası olarak öne çıkıyor.
Gündelik hayatın akışı içinde pek çok kırılganlık görünür olmadan sürerken, bireylerin bu süreçlerle çoğu zaman kendi imkânlarıyla baş etmeye çalıştığı görülüyor. Bu çerçevede, birlikte yaşam karşılıklı sorumluluk, farkındalık ve müdahil olabilme kapasitesi üzerinden yeniden tanımlanması gereken bir toplumsal pratik olarak ele alınıyor.
İntihar girişimlerini önlemeye yönelik tartışmalar da bu nedenle, kolektif sorumluluk ve kamusal yükümlülükler ekseninde yeniden düşünülmesi gereken bir alan olarak gündemdeki yerini koruyor.
Metro İstanbul’dan sınırlı yanıt
Metro hatlarında yaşanan intihar girişimlerinin ardından, kurumun aldığı somut önlemleri ve personeline sağladığı psikolojik destek mekanizmalarını sormak amacıyla Metro İstanbul’a yaptığımız bilgi edinme başvurusuna yanıt geldi; ancak oluşturulan talep kaydı kapsamında yönelttiğimiz, personelin bu tür travmatik olaylara karşı hazırlığı ve olay sonrası sunulan psikolojik destek süreçlerine ilişkin sorulara kurumdan net bir yanıt verilmedi:
“Merhaba, öncelikle KVKK kapsamında olduğundan ayrıntılı bilgi paylaşımı yapılamamaktadır. Aldığımız önlemler olarak, peron ayırıcı kapı sistemleri güvenlik sebebiyle sürücüsüz metro hatlarında bulunmaktadır. Yeni yapılacak metro projelerinin tamamı sürücüsüz metro olarak planlanmıştır. Mevcut sürücülü metro hatlarında ise peron ayırıcı kapı sistemi altyapısının bulunmaması, tren sürücülerinin görev yapıyor olmasındandır. Tüm istasyonlarımızda güvenlik görevlisi bulunmakta olup kamera sistemleri ile izlenmektedir. Geri bildiriminiz için teşekkür eder, iyi günler dileriz.”
Haber kapsamında Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları (TCDD) Genel Müdürlüğü ile iletişime geçtik. Görüşme sırasında basın bürosuna yönlendirildik; ancak yetkililer, sözlü yanıt veremeyeceklerini belirterek soruların e-posta yoluyla iletilmesini talep etti. Kurumdan gelecek yanıtın ulaşması halinde, ilgili bilgiler habere eklenecek.
[1] Yoksulluğun Toplumsal Ruh Sağlığı Üzerine Etkisi: Mutlu Bir Kent Mümkün Mü?, Hazırlayanlar: Anıl Gencelli, Ezgi Kundakcı, Özge Tekçe Demirkol, Rabia Üstün, Seren Özkaya, İstanbul, Mart 2024.
* YouTube (2020, Haziran 13). 1+1 | Dayanışma seçenek değil, yükümlülük | Donna Haraway. YouTube. Erişim adresi: https://www.youtube.com/watch?v=SzKxAOkBJ2A
(ZA/TY)


