İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne yönelik mali soruşturma kapsamında hazırlanan 3 bin 900 sayfalık iddianameyle açılan davanın yedinci celsesi bugün Silivri’deki Marmara Kapalı Cezaevi Duruşma Salonu’nda görülüyor.

İBB Davası: 9-12 Mart’ta ne oldu?
Duruşmada, görevlerinden uzaklaştırılan belediye başkanları ve çeşitli isimlerin de aralarında bulunduğu 107 tutuklu sanık hazır bulundu. Bazı sanıklar SEGBİS üzerinden katılırken, izleyici bölümünün tamamen dolu olduğu gözlendi.

Avukat Aynur Tuncel Yazgan, İBB Davası'nı anlattı: Sanıklar insan onuruna aykırı uygulamalara maruz kalıyor
İmamoğlu: “Asimetrik bir durum var”
Söz alan Ekrem İmamoğlu, duruşma koşullarına ilişkin eleştirilerde bulundu. İmamoğlu, yargılama sürecinde eşitsizlikler olduğunu belirterek, özellikle avukat sayısı ve izleme koşullarına dikkat çekti. Davanın büyük önem taşıdığını vurgulayan İmamoğlu, verilecek kararların tarihsel etkileri olabileceğini ifade etti ve bazı tutukluların serbest bırakılması çağrısında bulundu.
İmamoğlu şöyle dedi:
"Teşekkür ediyorum. Öncelikle ramazan ayındayız. Tekrar hem Kadir Gecenizi tebrik ederim hem de Ramazan Bayramı geliyor. İnşallah herkesin ettiği dualar huzur içindir, barış içindir, adalet içindir, mutluluk içindir, geçim içindir. Hepsinin kabulünü de diliyorum. Ramazan Bayramı'na gireceğiz ve bugün bayramdan önce son gün. Dolayısıyla tabii ki bir olgunlaşma ya da birtakım süreçlerin işlediği karşılıklı müzakere ve diyalog süreçleri yaşandı. İstenmeyen şeyler oldu ya da insanların kendi birtakım sıkıntıları ve yaşadıklarından kaynaklanan talepleri oldu. Bu çerçevede benim gözlemlediğim, burada gerçekten asimetrik bir durum ve yaşanan bir sıkıntı var. Örneğin ailelerden bir kişi alınıyor. Ben sabah telefon hakkımı kullandım. Telefon hakkım haftada 10 dakika. Eşimle konuştum. Aileden bir kişi. Şimdi zaten bu insanların aileleriyle görüşmeleri çok sıkıntılı. Buraya gelip gördükleri anda mutlu olanlar var. Umudu büyüyenler var. Ve bu insanların bir kişi diye bir kısıtlamayla buraya gelmelerinin doğru olmadığını düşünüyorum.
İkinci asimetrik durum, 107 tutuklu burada öncelikli yargılanıyor. Ve bu 107 tutuklunun üç avukatı gelebilir diyorsunuz. Bu şöyle eksik kalıyor. Zaten insanların haftanın bir gününde görüşme günleri var ve o görüşme günlerini değiştirmediler. Ben mesela kendi adıma, ben her gün katılmak zorundayım dediğim için beni izinli olduğum güne, buranın olmadığı güne kaydırıyorlar. Dolayısıyla bu üç avukatla kısıtlılığın da doğru olmadığını düşünüyorum. Yani o kapsamda bu artık sadece Türkiye'nin değil, dünyanın takip ettiği bir duruşma ve buradan umut eder ve dileriz ki yüzde 15’lere kadar düşen adalete inancın bu mahkemede büyümesi olsun. Yani bu artık geriye dönüş başlatsın. Bu çerçevede meslektaşlarınızın, avukatların buraya gelip burayı dinlemek istemesi, takip etmek istemesi, barolar başta olmak üzere farklı meslektaşların farklı destek grupları var. O bakımdan bunun da çok asimetrik bir kısıtlama şekline dönüştüğünü düşünüyorum.
Çok önemli bir konu medya. Yani buradan gerçekten kuş bakışı 50-60 metre geriden izlemek zorunda bırakılmaları, bu mahkemenin itibarını zedeleyen bir durum. Görüyorsunuz ki boşluklar var. Boşlukların öncelikli sebebi kısıtlamalar. Basındaki insanların burayı izlemesi veya takip etmesi, sizin ve heyetin daha iyi tanınması açısından daha doğru bir çerçeve oluşturur. Bunun bu şekilde ele alınması gerekir. Sonrasında siyasetçiler veya belediye yetkilileri. Dün İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanvekili giremedi. Sonradan birtakım müzakereler olmuş ama ilk anda giremedi. Bu nereye kadar varır. Düşünün ki İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin yöneticileri burada, Belediye Başkanı burada ve burayı izlemek isteyenler var. Sadece başkanvekili değil, aynı zamanda genel sekreter yardımcıları da gelmek isteyebilir. Çünkü burada konuşulan her meselenin muhatabı yöneticilerdir. Ben senede bir kez yöneticileri davet ediyorum. Yönetici, müdür ve üstü toplam 1300 kişi. Yılda bir gün onları ayırır, büyük bir salonda birlikte çalışırız. Burada konuşulan her konu Büyükşehir Belediyesi'nin yöneticilerini ilgilendiriyor. Bunlar çete değil, itibarlı ve liyakatli insanlardır. Buraya gelme arzuları vardır.
Yine aynı şekilde iddianamede de Cumhuriyet Halk Partisi ilk cümleden itibaren suçlu gibi gösteriliyor ve farklı süreçlere işaret ediliyor. Cumhuriyet Halk Partisi'nin il başkanının bile buraya girişi sanki bir lütufmuş gibi sunuluyor. Bu doğru değil. Bu bağlamda ben biliyorum, benimle de müzakere ediliyor. İl başkanımızdan notlar alıyorum, avukatım bana bilgiler iletiyor. Büyük çaba şu. Jandarma ile karşı karşıya gelinmemesi, dışarıda en ufak bir müdahaleye sebebiyet verilmemesi ve herkesin buraya medeni bir şekilde girebilmesi. Taahhüt ediyoruz ki sizin de işinizi kolaylaştırmak adına herkes sorumluluk almaya hazır. Cumhuriyet Halk Partisi olsun, diğer muhalif partiler olsun, İstanbul Büyükşehir Belediyesi olsun, tüm kurum ve kuruluşlar sorumluluk almaya hazır. Bu çerçevede bunu bayram sürecinde değerlendirmenizi istirham ediyorum. Ailenizle otururken bile bunu düşünmenizi rica ediyorum. Bu tür asimetrik kısıtlamaların ne size ne heyetinize ne de burada yargılanan insanların adil yargılanma hakkına katkısı yoktur. Bunun tersine çevrilebileceğini umut ediyorum. İnsanların buna ihtiyacı var.
Son olarak tarihte unutulmaz çıkışlar olmuştur. Bunları hatırlatmak isterim. Eğer bu süreçleri revize eder ve müzakere kapısını açık tutarsanız kimse makamınıza saygısızlık yapmaz. Yapamaz demiyorum, yapmaz diyorum. Bu nedenle müzakere kapısının açık tutulması önemlidir. Bu baro olabilir, avukatlar olabilir, siyasi temsilciler olabilir. Şeffaflıktan hiçbir kayıp olmaz. Aksine daha makul, daha itibarlı ve daha medeni bir süreç oluşur. Kazanan Türk yargısı olur, Türk milleti olur. Bunu istirham ediyorum.
Son olarak şunu söylemek isterim. Naklen yayından bu kısıtlamalara gelinmesi doğru bir süreç değildir. Bunu tekrar değerlendirmenizi rica ediyorum. Bazen yapılacak bir çıkış çok şey değiştirir. Bu ülke bir yılda 250 milyar dolar kaybetti. Bu dava sıradan bir dava değildir. Bu mahkeme ve bu duruşma çok önemlidir. Sorumluluğunuz çok büyüktür. Bayrama giriyoruz. Herkesin ailesiyle güzel günler geçirmesini diliyorum. Ama bazen öyle bir karar verirsiniz ki bazı insanları serbest bırakır, tutuksuz yargılanmalarını sağlarsınız ve tarih değişir. Bu düşüncemi sizinle paylaşmak istedim. Söz verdiğiniz için teşekkür ederim."
Sanıklardan suçlamalara ret
Duruşmada savunma yapan Ağaç A.Ş. Genel Müdürü Ali Sukas’ın özel kalem müdürü Murat Or, hakkında yöneltilen suçlamaları kabul etmedi.
Or, herhangi bir para alışverişine tanık olmadığını belirterek, iddiaların somut delillerle desteklenmediğini savundu. İddianamede ifadelerinin yanlış yansıtıldığını öne süren Or, “içeriğini görmediği bir poşetle ilgili yorumlarının farklı aktarıldığını” söyledi.
Duruşmalarda gerginlik sürüyor
Davanın önceki oturumlarında da çok sayıda sanık savunma yaptı. İlk duruşmanın 9 Mart’ta başladığı ve sürecin nisan ayı sonuna kadar devam etmesinin beklendiği belirtildi. Önceki oturumlarda yaşanan tartışmalar ve “oturma düzeni” krizi sonrası mahkeme salonu düzenine ilişkin yeni kısıtlamalar getirilmişti.
İBB davasında yargılama süreci, yoğun katılım ve tartışmalar eşliğinde devam ediyor.
(EMK)








