Yanlış iliklenen düğme metaforunu bilirsiniz. Bir kere en başta düğmeyi yanlış iliklerseniz, sonrakilerin doğru gelme ihtimali neredeyse yoktur. Kıyafetin düğmesi söz konusu olduğunda bu küçük bir hata sayılabilir. Ama mesele bir yargı süreci, bir kurum ya da milyonları ilgilendiren bir dava olunca o yanlış düğme tüm sistemi pek de iyi etkilemeyebilir. Onarılamaz sonuçları olur.
Dün Silivri’de başlayan ve aralarında İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da bulunduğu toplam 402 kişinin yargılandığı “İBB yolsuzluk” davası tam da böyle bir tabloyu akla getiriyor.
Elbette bir kamu kurumunda yolsuzluk iddiaları varsa araştırılır, soruşturulur. Hukukun yolu da budur. Ancak hukukî süreçlerin kendisi tartışmalı hale geldiğinde, ortaya çıkan tablo toplum vicdanını da yaralıyor.
19 Mart’tan Silivri’ye uzanan süreç
19 Mart’ta başlayan operasyonlarda İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin farklı kademelerinden çok sayıda kişi gözaltına alındı. İBB bürokratları, çalışanları, sekreterler, zabıta müdürü ve muhtarlıklar müdürlüğü personeli dahil birçok isim soruşturmanın kapsamına girdi.
Soruşturmanın ardından hazırlanan iddianame kabul edildi ve dün Silivri’deki duruşma salonunda davanın ilk celsesi görüldü. Mahkeme heyeti, ilk etapta tutuklu sanıkları dinleyeceklerini, haftada dört gün yargılama yapılacağını ve bu sürecin yaklaşık bir buçuk ay süreceğini açıkladı.
Dava dosyasında 107’si tutuklu toplam 402 sanık bulunuyor.
Mahkeme heyeti ayrıca duruşma sırasında görüntü ve ses kaydı alınmaması gerektiğini belirterek avukatlara Türk Ceza Kanunu’nun 286. maddesini hatırlattı.
“Özel heyet” tartışması
Duruşma ortamı, basına yapılan muamele gibi başlıklar da ayrıca yazılmayı hak ediyor. Ancak şimdilik mahkemenin içinde yaşananlara odaklanalım.
Geçen hafta avukat ve İBB CHP Başkanvekili Ülkü İnanlı’nın verdiği bilgiye göre duruşmaya İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti bakacaktı. Hukukun normal akışına göre bu mahkemenin zaten bir heyeti var. Ancak öncesinde başka bir heyetin daha atandığı, yani sırf bu davaya bakması için üç yeni hakimin görevlendirildiği ifade edildi.
Davanın başlamasından önce bile en çok tartışılan konulardan biri mahkeme heyetinin oluşumuydu.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, duruşma sonrasındaki açıklamasında davaya bakacak heyetin kıdemine dikkat çekti. Türkiye’nin en önemli davalarından birinin daha deneyimli hakimler tarafından görülmesi gerektiğini söyledi.
Duruşmada avukatların verdiği bilgiye göre mahkeme heyetindeki iki üye kura ile hakimliğe Mayıs 2024’te başlamış. Yani yaklaşık 1,5 yıllık hakimlik tecrübesine sahipler.
Özgür Özel bu duruma işaret ederek davaya “özel bir heyet oluşturulduğu” eleştirisini konuşmasında sıklıkla yineledi.
Bu açıklamadan yalnızca 15–20 dakika sonra Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın Özgür Özel hakkında, mahkeme heyetine yönelik sözleri nedeniyle soruşturma başlattığını duyurdu.
Ayrıca, normalde bir duruşma önce avukat ve sanıkların kimlik tespitleri ardından avukat ve mahkeme heyetinin usule ilişkin uzlaşısı ile başlar. Bu kez öyle olmadı. Sanırım ilk kez bir davada sanık ve avukat tespitinin yapılmadına tanık olduk.
Avukatların itirazları
Duruşma salonunda en dikkat çekici başlıklardan biri de usule ilişkin itirazlar oldu.
Avukatlar, savunmaların hangi sırayla yapılacağı konusunda mahkeme heyetiyle önceden görüşmek istediklerini ancak heyetin bunu kabul etmediğini söyledi.
Avukat Fikret İlkiz bu durumu şöyle eleştirdi:
“Biz görüşülmeyecek insanlar değiliz. Biz savunmayız, biz avukatız.”
İlkiz ayrıca gazetecilerin duruşmayı izleme hakkının sınırlanmasına da tepki gösterdi:
“Gazetecilerin haber yapma hakkı olduğu gibi halkın da haber alma hakkı var.”
Duruşmada tartışma yaratan bir başka konu ise savunma sıralamasının bulunduğu listenin avukatlara değil Yeni Şafak gazetesine ulaştırıldığı iddiası oldu. Avukatlar, listeyi gazeteden öğrendiklerini söyledi.
Kimse bu savunma sıralamasının neye göre yapıldığını bilmiyor. Avukatlar mahkemeye soruyor ancak yanıt verilmiyor.
Söz konusu listeye göre Ekrem İmamoğlu en sonda savunma yapacak isimlerden biri.
Düşünsenize hakkında 2352 yıl ceza talep edilen bir insan, bir siyasetçi, olası cumhurbaşkanı adayı… Ve savunma hakkı en son sıralarda veriliyor.
“Kuyruksuz uçurtma” benzetmesi
Avukatların iddianameye yönelik eleştirileri de mahkeme salonunda sıklıkla gündeme getirilen konulardandı.
Avukat Aynur Yazgan iddianameyi şu sözlerle tanımladı: “Elimizde kuyruksuz uçurtmaya benzer bir iddianame var.”
Avukat Hasan Fehmi Demir ise davanın siyasi atmosfer içinde yürütüldüğünü savunarak şöyle konuştu:
“İddianamenin kabulünden sonra mahkemenin profili değiştirildi. Kanuna göre bu tasarruf yasaktır, bunu kabul etmiyoruz.”
İmamoğlu’na söz verilmedi
Duruşmanın en gergin anları ise Ekrem İmamoğlu’nun söz almak istemesi sırasında yaşandı.
İmamoğlu, sanık olarak arkadaşlarını selamlamak ve kısa bir konuşma yapmak istediğini söyledi. Ancak mahkeme başkanı buna izin vermedi.
Bunun üzerine İmamoğlu söz almak için ayağa kalktı ve mahkeme heyetine şu sözlerle tepki gösterdi:
“Söz hakkı vermekten bile korkuyorsunuz. Böyle hakimlik olmaz. Millet huzurunda hakimlik yapamazsınız.”
İmamoğlu sözlerine şöyle devam etti:
“Bu şekilde yargılama olmaz, yapılamaz. Mertseniz bu insanları bırakın, beni tek yargılayın.”
Mahkeme başkanı ile İmamoğlu arasında şu diyalog yaşandı:
İmamoğlu: “Söz almak istiyorum.”
Mahkeme başkanı: “Tamam, ‘söz almak istiyorum’ dedin. Ben de şu an söz vermedim.”
İmamoğlu: “Söz almak istiyorum.”
Mahkeme başkanı: “Hayır, devam edemezsin.”
Bunun üzerine İmamoğlu şöyle konuştu:
“Burası oyun yeri değil. Söz vermekten dahi korkuyorsunuz. Söz verirseniz sağlıklı yargılama yaparsınız.”
Mahkeme başkanı jandarmaya dönerek “Alalım, neyi bekliyorsunuz?” dedi.
İmamoğlu ise bu sözlere şöyle yanıt verdi:
“Neyi alıyorsunuz? 86 milyon insanın yükünü taşıyabilir misiniz?”
Mahkeme heyeti salondan ayrıldıktan sonra İmamoğlu sözlerini sürdürdü:
“Söz hakkı vermezseniz siz yargılamaya değil başka bir şeye gelmişsiniz. Biraz mertliğiniz varsa bu insanları bırakın, tek başıma benimle mücadele edin.”
İmamoğlu ayrıca şöyle dedi:
“Kalp piliyle gelen sanık var. Avukatı dilekçe verdik diyor. Mahkeme başkanı ‘ilgileniyorum’ diyor. Derdiniz benimle. Bu insanları evine gönderin.”
Vurguladı: “Ben sizi dört kere yendim, yedi kere de yeneceğim.”
Avukatlardan “adil yargılama” çağrısı
Avukat Akın Atalay mahkeme heyetine seslenerek şöyle konuştu: “Ya mahkemeden çekilin ya da reddi hakim talebini kabul edin.”
Bir başka avukat ise duruşmaya gelirken yaşadıklarını şöyle anlattı:
“Buraya gelirken polis yolumu kesti. Toprak bir yoldan, hatta bir dereden geldim. 12 yıldır bu mesleği yapıyorum, ilk kez böyle bir şey yaşadım.”
Henüz davanın ilk günüydü. Ama usule ilişkin tartışmalar, mahkeme heyetine yönelik itirazlar, savunma sırasına dair belirsizlik ve sanıkların söz hakkı tartışması daha baştan birçok soru işareti doğurdu.
Duruşma boyunca ayrıca ilk başta iktidar ortaklarının da dile getirdiği ve CHP'nin ısrarla söylediği "duruşma TRT'den canlı yayınlansın" talebinin ne kadar isabet olduğuna da tanık olduk. Bir davada gerçekler elbette mahkeme salonunda ortaya çıkar. Çıkmalı.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi davası kronolojisi

Özel'den AKP ve MHP'lilere: Gelin yarın şu duruşmayı izleyin
(EMK)






