Milyarder fon yatırımcısı ve yazar Ray Dalio, İran’la ilgili değerlendirmesinde savaşın sonucunu Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolün belirleyeceğini savundu.
“Her şey Hürmüz Boğazı’nı kimin kontrol ettiğine bağlı” diyen Dalio, ABD yönetiminin boğazdaki geçiş güvenliğini sağlayamaması halinde bunun Washington açısından açık bir yenilgi anlamına geleceğini söyledi.
“ABD’nin savaşı kazanıp kazanmadığını ölçmek kolay: Hürmüz Boğazı’ndan güvenli geçişi sağlayabiliyor mu, sağlayamıyor mu?” ifadelerini kullandı.
Dalio, hükümet yetkilileri, jeopolitik uzmanlar ve farklı ülkelerden karar alıcılarla yaptığı görüşmelere dayanarak, Hürmüz Boğazı’nın savaşın “nihai cephesi” haline geldiğini savundu. Ona göre İran, boğazı bir baskı aracı olarak kullanmayı sürdürürse ABD hem bölgedeki müttefikleri nezdinde hem de küresel ölçekte güç kaybedecek. Hürmüz’de yaşanacak bir başarısızlık ABD için tarihsel sonuçlar doğuracak.
Bu olasılığı 1956 Süveyş Krizi’nde Britanya’nın yaşadığı itibar kaybına benzeten Dalio, büyük güçlerin kritik ticaret yolları üzerindeki hâkimiyetlerini kaybettiklerinde imparatorluk düzenlerinin sarsıldığını öne sürdü.
ABD’nin askeri ve mali gücünü aynı anda zayıf göstermesi halinde küresel dengelerin değişeceğini söyleyen Dalio, şu değerlendirmeyi yaptı:
“Dünyanın rezerv parasına sahip baskın gücü, askeri ve mali kontrolünü kaybederek zayıflığını açığa vurduğunda; müttefiklerin ve kreditörlerin güven kaybına, rezerv para statüsünün aşınmasına, borç varlıklarının satışına ve paranın özellikle altın karşısında zayıflamasına dikkat edin.”
Çünkü insanlar, ülkeler ve finansal akışlar hızla ve doğal olarak kazanan tarafa akın eder; eğer ABD ve Başkan Trump Hürmüz Boğazı'ndaki trafik akışını kontrol altına almazsa, bu durum Amerika'nın dünyadaki gücünü ve mevcut dünya düzenini tehdit edecektir. ABD'nin her zaman baskın güç olacağı ve rakiplerine (ve kesinlikle orta güçteki rakiplerine) karşı askeri ve mali olarak kazanabileceği varsayılsa da, Vietnam, Afganistan, Irak ve belki de İran ile olan bu savaşın askeri, mali ve jeopolitik sonuçlarının kümülatif etkisi, Amerika Birleşik Devletleri ve 1945 sonrası Amerikan liderliğindeki dünya düzeninin sürdürülebilirliği için iyi değildir.”
“Trump kavga seçip kaybetmiş görünür”
Öte yandan Dalio, ABD’nin Hürmüz’de serbest geçişi garanti altına alması halinde bunun ters yönde sonuç üreteceğini de savundu. Dalio, Washington’un böyle bir başarıyla hem askeri hem de mali gücünü yeniden gösterebileceğini, bunun da ABD’ye dönük güveni artıracağını söyledi.
Dalio, Donald Trump’ın bu süreçte vereceği sınavın da belirleyici olduğunu ileri sürdü. İran’ın Hürmüz Boğazı’nı “ABD’nin Körfez’deki müttefiklerini ve dünya ekonomisini tehdit edecek bir silah” olarak kullanmayı sürdürmesi halinde Trump’ın ağır bir siyasi bedelle karşılaşacağını savundu.
Dalio, bu durumu şöyle özetledi: “Hürmüz Boğazı İranlıların elinde kalırsa herkes İran’ın rehinesi olur ve Donald Trump kavga seçip kaybetmiş gibi görünür.”
Trump’ın İran’a karşı sert açıklamalar yaptığını hatırlatan Dalio, ABD yönetiminin bu açıklamaların arkasını doldurup dolduramayacağının dikkatle izlendiğini belirtti. Dalio’ya göre Trump başka ülkeleri Hürmüz’de serbest geçiş için ortak bir hatta toplayabilirse bu durum onun ittifak kurma kapasitesini de gösterecek.
“Savaşın en kötü aşaması henüz gelmedi”
Dalio, ABD ve İsrail’in tek başına Hürmüz’de güvenli geçişi sağlamasının zor olduğunu, bunun için daha geniş çaplı bir askeri çatışmanın gündeme gelebileceğini söyledi. İran’ın uzun süren ve maliyeti artan bir savaşa daha dayanıklı davranabileceğini savunan Dalio, Tahran’ın çatışmayı zamana yayarak ABD kamuoyunun desteğini zayıflatmayı hedefleyebileceğini ileri sürdü.
“Savaşta acıya dayanma kapasitesi, acı verme kapasitesinden bile daha önemlidir” dedi.
Dalio’ya göre Tahran yönetimi çatışmayı uzatıp maliyetini artırarak ABD kamuoyunun desteğini aşındırmayı hedefliyor. Bu durumda Washington’un yalnızca İran karşısında değil, müttefikleri nezdinde de güven kaybı yaşayacak.
Savaşı bir anlaşmayla bitirme ihtimaline de değinen Dalio, hiçbir mutabakatın kalıcı çözüm üretmeyeceğini iddia etti:
“Bu savaşı bir anlaşmayla bitirmekten söz ediliyor ama herkes biliyor ki hiçbir anlaşma bu savaşı çözmeyecek; çünkü anlaşmaların bir değeri yok."
Küresel etkiler uyarısı
Dalio, Hürmüz çevresindeki mücadelenin yalnızca Orta Doğu’yla sınırlı kalmayacağını da söyledi. Ona göre bu çatışma ticaret yollarını, sermaye akışını ve Çin, Rusya, Kuzey Kore, Avrupa, Hindistan ve Japonya gibi aktörlerle ilgili jeopolitik dengeleri de etkileyecek.
Yazısının sonunda kendisini siyasi bir figür olarak değil, tarihsel örüntüler üzerinden değerlendirme yapan “pratik bir insan” olarak tanımlayan Dalio, Orta Doğu’da yaşananların daha büyük bir küresel döngünün parçası olduğunu da savundu.
Bugün yaşananları daha büyük bir tarihsel döngünün parçası olarak okuduğunu ifade etti.
(HA)










