Kalp yetmezliği rahatsızlığı bulunan ve günde birkaç kez hastaneye götürülen hasta mahpus Mehmet Edip Taşar, 19 kez anjiyo oldu, kalbine 8 stent takıldı. Adli Tıp Kurumu (ATK) Taşar hakkında 3 kez "hapishanede kalabilir" raporu verdi. 25 Şubat'taki değerlendirmede verilen 'kalamaz' raporu işleme konulmadan Taşar, yaşamını yitirdi.

Hasta mahpus Mehmet Edip Taşar yaşamını yitirdi
Avukatlarının ölüm sınırına dayandığını söylemesine rağmen, 40 kiloya kadar düşen 70 yaşındaki Taşar, tutuklu bulunduğu Marmara 5 No'lu L Tipi Kapalı Cezaevi'nden tahliye edilmedi. Süreci başından itibaren takip eden Özgülük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi avukatlar, Taşar'ın tedavi gördüğü hastanede göz göre göre ölüme sürüklendiğini söylüyor.
ÖHD İstanbul Şubesi, Mehmet Edip Taşar’ın ölümüne dair ihmallere dikkat çekmek ve diğer hasta mahpusların tahliyesi için acil adım atma çağrısı yapmak üzere basın açıklaması düzenledi. "İşkence insanlık suçudur" pankartının açıldığı açıklamaya Asrın Hukuk Bürosu, İnsan Hakları Derneği (İHD), Toplum ve Hukuk Araştırmaları Vakfı (TOHAV), Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Dayanışma Derneği (TUHAY-DER) üyeleri katıldı.

"Barışı nasıl sağlayacağız?"
Açıklamada ilk sözü alan ÖHD İstanbul Yönetim Kurulu Üyesi Vedat Ece, devam eden çözüm sürecine de işaret ederek, "Hasta mahpuslara ilişkin adım atılmazken, göz göre göre ölüme sürüklenirken biz bu ülkede barışı, kardeşliği nasıl sağlayacağız? Nasıl birbirimize sarılacağız ve bu ateş çemberine Ortadoğu'da birlikte yeni bir yaşam kuracağız?" sorularıyla tepkisini dile getirdi.
"Umudumuz kesiliyor"
Taşar'ın sağlık durumu hakkında sık sık yaptıkları uyarıları hatırlatan avukat Ece, "Tahliye edilmemesi ve göz göre göre nefesinin kesilmesine giden bir aylık süreci yaşadık" dedi. Devam eden çözüm sürecini ve atılması beklenen yasal adımlara ilişkin de devamla şunları söyledi:
"Umudumuz kesiliyor. Hükümet içerisinden yaşam hakkına, hasta mahpuslara ilişkin tavsiyeler var. Milli Dayanışma ve Kardeşlik Komisyonu'nun son raporunda da 'hasta ve yaşlı mahpusların yaşamı, hakları öncelensin, buna ilişkin infaz erteleme kararları verilebilir' şeklinde tavsiyeler var. Peki buna gerek var mı? Biz yıllardır bunları söylüyoruz. Zaten olması gereken hasta mahpusların infazlarının ertelenmesi. Suçu ne olursa olsun herkesin eğer cezaevinde kalamayacak bir durumu varsa ya infazının durdurulması ya ertelenmesi gerekir.
"Adına barış süreci diyoruz ama bizim hükümetten doğru hiçbir adım atılmayacağına dair şüphelerimiz artıyor. Biz hasta mahpusların tahliye olmasını istiyoruz. Cezaevlerinde bir gün hayatlarını kaybetmelerini istemiyoruz. Bunu kabul etmeyeceğiz. Böyle bir barış olmayacağını söyleyemeye devam edeceğiz."
"Tanınamayacak kadar kilo kaybı yaşadı"
Ardından basın açıklamasını okuyan ÖHD Hapishane Komisyonu Üyesi Rojbin Aslan, Taşar’ın yaşamını yitirmeden önceki sağlık durumunun son aşamasına dair bilgi verdi:
"Mehmet Edip Taşar; ileri yaşı, çoklu ve ağır hastalıkları, ciddi kilo kaybı ve yaşamını tek başına sürdüremeyecek düzeye ulaşan sağlık durumu nedeniyle uzun süredir hayati risk altında bulunmaktaydı. 9 Şubat'ta yapılan son avukat görüşüne de tekerlekli sandalye ile getirilen Taşar'ın gözle görülür derecede kilo kaybı yaşadığı, yediği her şeyi kustuğu, konuşmak ve oturmakta dahi zorlandığı gözlemlenmişti. Görüşme yapıldığında kendi başına yemek yiyememekte, ilaçlarını da içememekte olduğu tarafımıza aktarılmıştı.
"Ailesi de yapmış olduğu son açık görüşte Taşar'ın tanıyamayacak kadar kilo kaybı yaşadığını, kendisinin düzgün nefes dahi alamadığını, sağlık durumunun her açıdan daha da kötüleştiğini, fiziksel görünümünün ciddi şekilde değiştiğini ve konuşurken devamlı kafasını masanın üzerine koyduğunu bildirmişti. Aktarımlara göre kan şekeri zaman zaman 600’lere kadar yükselmekte, ayrıca ritim bozukluğu ve kansızlık yaşamaktaydı. Görme yetisini büyük ölçüde kaybettiği için ameliyat olması gerekmekte ancak mevcut sağlık koşullarından kaynaklı ameliyat kendisi için hayati bir risk taşımakta idi."
ATK "cezaevinde kalamaz" dedi
Adli Tıp Kurumu 11. İhtisas Kurulu tarafından 25 Şubat tarihinde düzenlediği rapora dikkat çeken Aslan, "Taşar’ın ivedilikle tam teşekküllü bir hastaneye sevk edilmesi, kapsamlı tetkik ve tedavisinin yapılması ve infazının en az 6 ay süreyle ertelenmesi gerektiği açıkça belirtilmiştir" dedi.
"Önlenebilir bir kayıp oldu"
Ancak tüm bu açık tespitlere ve yapılan başvurulara rağmen Mehmet Edip Taşar hakkında herhangi bir infaz erteleme ya da tahliye kararı verilmedi. Sağlık durumu giderek ağırlaşan Taşar, 3 Mart'ta hastaneye kaldırıldı, entübe edilmesinin ardından dün (24 Mart) tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.
Mehmet Edip Taşar’ın yaşamını yitirmesinin önlenebilir bir kayıp olduğunu belirten Aslan, hasta mahpuslara yönelik ihmallerin ve yapısal sorunların bir sonucu olarak değerlendirilmesi gerektiğini vurguladı.
İhmaller
Aslan, ardından yaşanan ihmalleri şöyle sıraladı:
"Adli Tıp Kurumu’nun 'hapishane kalamaz' yönündeki açık tespitine rağmen gerekli adımların atılmaması, bu ölümde sorumluluğu bulunan makamları da tartışmasız şekilde ortaya koymaktadır. Öte yandan, hasta mahpuslara ilişkin başvuruların sistematik biçimde reddedildiği bir tablo söz konusudur. Bu yaklaşım, insan hakları hukukunun gerektirdiği bireysel ve insani değerlendirmelerin göz ardı edildiğini açıkça ortaya koymaktadır.
"Devlet, gözetimi altındaki bireylerin yaşamını ve sağlığını korumakla yükümlüdür. Anayasa’nın 17. maddesi yaşam hakkını, 56. maddesi ise sağlıklı yaşam hakkını güvence altına almaktadır. Bu kapsamda devlet, ceza infaz kurumlarında tutulan kişilerin insan onuruna uygun koşullarda tutulmasını sağlamak ve sağlık hizmetlerine erişimini güvence altına almak zorundadır.
"Mehmet Edip Taşar’ın yaşamını yitirmesi; hasta mahpusların hapishanede tutulmaya devam edilmesi, tedaviye erişimlerinin engellenmesi ve infaz erteleme mekanizmalarının işletilmemesi nedeniyle ortaya çıkan ağır bir yaşam hakkı ihlalidir.
"Münferit değil, yapısal sorun"
Türkiye’deki ceza infaz pratiğini eleştiren Aslan, Taşar'ın yaşadıklarının münferit olmadığını, yapısal bir soruna işaret ettiğini söyledi. Açıklama şu çağrı ile sona erdi:
"Bizler bu ölümlere alışmayacağımızı ve sorumlular hakkında hukuki süreçlerin takipçisi olacağımızı bir kez daha ifade ediyoruz. Başta Adalet Bakanlığı olmak üzere tüm yetkili kurumları; hasta mahpuslara ilişkin gerekli düzenlemeleri hayata geçirmeye, infaz erteleme ve tahliye mekanizmalarını etkin biçimde işletmeye ve benzer ölümlerin önüne geçmek için derhal harekete geçmeye çağırıyoruz. Mehmet Edip Taşar’ın ailesine ve yakınlarına başsağlığı diliyor; bu kaybın sorumluluğunu taşıyanların hukuk önünde hesap vermesi için sürecin takipçisi olacağımızı kamuoyuna saygıyla bildiriyoruz."
(AB)







