Çözüm sürecine ilişkin yasal düzenlemeler yapılması beklenirken, hapishanelerden 'infaz erteleme' kararları çıkmaya devam ediyor. İdare ve Gözlem Kurulları (İGK), tahliye tarihi yaklaşan mahpuslara siyasi görüşlerinden ve kimliklerinde vazgeçmesini ön koşul olarak dayatıyor.

'Gölge mahkeme'lere dönüşen İdare ve Gözlem Kurulları: "Barışın gerçek sınavı tam burada veriliyor"
Eskişehir H Tipi Kapalı Hapishanesi’nde tutulan siyasi mahpusların tahliye süreçleri de İGK kararlarıyla kilitlenmiş durumda. En son aynı zamanda ağır hasta olan 5 mahpusun tahliyesi, "örgütsel tutum ve davranışların sürdüğü" ve "pişmanlık gösterilmediği" gibi soyut gerekçelerle engellendi.
Mart ayına ertelendi
Tahliye edilmeyen mahpusların hepsinin aynı zamanda ağır sağlık sorunları da bulunuyor. Mahpuslardan Yılmaz Çerçel, 93’ten bu yana cezaevinde. Diyarbakır’ın Silvan ilçesinde yaralı iken jandarma tarafından gözaltına alınan Çerçel, geçirdiği ağır ameliyatın ardından tam iyileşemeden hapishaneye gönderildi. Yıllarca devam eden ağır sağlık sorunlarından kaynaklı 2000 yılında tahliye edilen Çerçel, 2 yıl aradan sonra tekrar tutuklandı. Tahliyesine bir gün kala kararını veren İGK, Mart ayının sonunda Çerçel'in durumunu yeniden değerlendirecek.
Tepki olarak kurula çıkmadı
Koşullu salıverilme tarihi geçen mahpuslardan Mehmet Paksoy ise dört yılda dört kez İGK'ye çağrıldı. Paksoy’un her defasında "iyi halli olmadığı" gerekçesiyle tahliyesi ertelendi. Paksoy, tüm kurul görüşmelerinde kendisine "anlamsız sorular" sorulduğunu ve ifade etmediği beyanların tutanaklara geçirildiğini aktardı. 13 Nisan 2026’da tahliye edilmesi beklenen Paksoy, 9 Ocak tarihindeki son kurula tepki olarak katılmadı.
Tahliyesi ertelenen mahpuslardan Vasfi Haştaş ve yarı engelli İlhan Keklik’in de ağır hastalıkları mevcut. Bir diğer isim Mustafa Filitoğlu, koşullu salıverilme tarihi geçmesine rağmen benzer gerekçelerle tutulmaya devam ediliyor. 2025’in Aralık ayında gerçekleştirilen İGK değerlendirmesi sonucunda tahliyesi 6 ay daha ertelendi. Kurulun değerlendirmesinin objektif olmadığını belirten Filitoğlu, koşullu salıverilme imkanından yararlanabileceğini düşünmüyor.
"İGK cezayı yeniden tayin ediyor"
Eskişehir’deki ihlalleri bianet’e değerlendiren ÖHD’li avukatlara göre, İdare ve Gözlem Kurulları, uygulamada yargısal bir makam gibi hareket ederek ağır hak ihlallerine sebebiyet veriyor. Bu kurulların özellikle siyasi mahpuslar bakımından yargı yetkisini fiilen genişleterek, cezayı infaz etmek yerine cezayı yeniden tayin eden organlara dönüşmüş durumda.
Avukatlar, "pişmanlık" kriterinin, bir iç dünyayı sorgulama aracı olduğunu ve mahpusun "pişman olmadığı" gerekçesiyle koşullu salıverilme hakkından yararlanamaması, tahliyesinin üst üste ertelenmesi, kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının sistematik biçimde ihlali anlamına geldiğini söylüyor. Kurum kararları bu halde, hukuki bir denetimden ziyade; 30 yıldır cezaevinde bulunan ve cezaevinde kalamayacak hasta mahpusların dahi özgürlüğünü engelleyen, belirsiz ve cezalandırıcı bir idari mekanizma olarak varlığını sürdürmekte.
"Tahliyeler güven arttırır"
Süreç yasalarının gündemde olduğu bu dönemde; İdare ve Gözlem Kurullarının lağvedilmesi için çağrı yapan avukatlar, bunu, 'infazda eşitlik' ilkesinin hayata geçirilmesi ve kalıcı bir çözüm için atılacak temel adımlardan biri olarak görüyor ve "Koşullu salıverilme sürelerini tamamlamış siyasi mahpusların tahliye edilmesi, onurlu barışın sağlanması ve kamu vicdanı açısından güven artırıcı, kritik bir hamle olacaktır" diyor.
(AB)

















