Hafıza ve adalet olmadan barış olur mu?
*Kadın Zamanı Derneği, Beyoğlu'nda "Kadın deneyimlerinden barışın inşasına: Hafıza, adalet ve demokratik gelecek" başlıklı bir çalıştay düzenledi.
*Etkinlikte konuşmacılar, Roman kadınların yüzde 52'sinin okuma yazma bilmediği, Karadeniz'de Laz ve Hemşin kimliklerine yönelik asimilasyon politikaları, 2007'de Hopa ve Sur belediyeleri arasında planlanan ancak baskılarla engellenen barış köprüsü girişimi gibi konuları ele aldı.
*TJA aktivisti Ayla Akat, Kürt kadınlarının tarihsel mücadelesini ve 2016'daki KHK'larla kapatılan kadın merkezlerini anlattı.
*Akademisyen Hülya Dinçer, silahların susmasının ötesinde çatışmanın kök sebepleriyle hesaplaşan "pozitif barış" ihtiyacını vurguladı.
*Konuşmacılar, siyasal iradeye güvensizliğe rağmen sivil toplum ve kadınların yerelden alternatif odaklar kurarak barış mücadelesini sürdürmesi gerektiğini belirtti.
Kadın Zamanı Derneği, Beyoğlu’ndaki Postane Mekanı’nda “Kadın deneyimlerinden barışın inşasına: Hafıza, adalet ve demokratik gelecek” başlıklı bir çalıştay düzenledi.
Çok sayıda kadının katıldığı etkinliğin açılış konuşmasını Dernek Başkanı Şükran Demir yaptı.
Açılışın ardından söz alan feminist Kayuş Çalıkman, hafızanın sürekli canlı tutulması ve etik olarak yeniden inşa edilmesi gerektiğini belirtti. Savaş anlatılarında cephelerden ziyade küle dönen şehirlerin ve yarım kalan sofraların aktarıldığını söyleyen Çalıkman, kadın edebiyatının felaketin günlük hayattaki izlerine odaklandığına dikkat çekti.
“Kadınların Eşitlik Yoksulluk ve Barış Perspektifi” başlıklı sunumunda Roman kadınların maruz kaldığı katmerli ayrımcılığa değinen Fatoş Kaytan ise çarpıcı veriler paylaştı: “Roman kadınların yüzde 52'sinin okuma yazma bilmediği ya da ilkokulu dahi bitirmediği, yalnızca yüzde 4'ünün lise ve üzeri eğitime erişebildiği verilerle sabittir.” Kaytan, kurumsal dönüşüm için bürokratik engellerin kaldırılarak bilgiye erişimin kolaylaştırılması gerektiğini vurguladı.
“Önyargıları gerçek tanışma yıkar”
Araştırmacı ve aktivist Sevilay Refika Kadıoğlu, Karadeniz coğrafyasında Laz ve Hemşin kimlikleri üzerinden yürütülen asimilasyon ile dışlama pratiklerine değindi. Bölgedeki ekoloji mücadelesinde kadınların mahkeme salonlarında sadece "fotoğraflık birer unsur" olarak araçsallaştırıldığını, gerçek temsiliyetin erkeklerin elinde olduğunu söyleyen Kadıoğlu, önyargıları yıkan gerçek bir tanışma sağlanmadan ortak yaşamın kurulamayacağını belirtti.
Kadıoğlu, konuşmasında 2007 yılında Sur ve Hopa belediyeleri arasında planlanan ancak baskılar nedeniyle engellenen barış köprüsü girişimini şu sözlerle anlattı:
“2007’de Hopa Belediye Başkanı Yılmaz Topaloğlu, o dönemin Sur Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş'la beraber bir proje yazarlar. Projede, 50 Diyarbakır'dan, 50 de Hopa'dan insanlar birbirlerini şehrimi ziyaret edecekler. Bütün öykü bu kadar. İçinde hiçbir içerik yok, yani Barış o zaman Barış kelimesini mi kullanmıyorduk? Barışmış gibi yaşıyordum.
Karadeniz insanları, canım Hopalılar, kalkıyorlar, gidiyorlar Diyarbakır'a, harika ağırlanıyorlar. Diyarbakır'dan da gelecekler. Ne oluyorsa o sabah, her Pazartesi sanıyorum, Kaymakamlığın yaptığı toplantı bir bombaya dönüyor, bütün dükkanlar orada ve nedense Türkiye'nin en büyük Türk bayrağı Artvin'e o gün asılacak, yani o gün asılıyor. Ve büyük bir galyan çıkıyor o toplantıda ve sevgili Yılmaz Topaloğlu'nun neye uğradığını şaşırıyor. Gerçekten korkunç bir deneyim. Bu, gelemediler yani. Diyarbakır'dan insanlar gelemediler.”
Kürt Kadın Hareketi'nin tarihsel direnişi
TJA (Tevgera Jinên Azad) aktivisti avukat ve siyasetçi Ayla Akat, Cumhuriyet tarihi boyunca Kürt kadınlarının maruz kaldığı baskıları ve 90'lı yıllardan bu yana verilen büyük emekleri aktardı. Barış Anneleri'nin beyaz tülbentleriyle başlattığı barış arayışının 2026 yılındaki Ankara yürüyüşüne kadar kesintisiz sürdüğünü hatırlatan Akat, egemen zihniyetin kadın mücadelesini cezalandırmaya çalıştığını belirtti.
2016 yılındaki KHK'lar ile KJA (Kongreya Jinên Azad) dahil birçok kadın merkezinin kapatıldığını ve kendisinin de tutuklandığını belirten Akat, baskılardan hemen günler sonra TJA’yı kurarak mücadeleyi sürdürdüklerini dile getirdi ve her türlü yasaklama politikasına karşı barış iddialarından vazgeçmeyeceklerini vurguladı.
Kalıcı barış ve geçmişle yüzleşme ihtiyacı
Akademisyen Dr. Hülya Dinçer, sadece silahların susması anlamına gelen "negatif barış"ın ötesine geçilerek, çatışmanın kök sebepleriyle hesaplaşan "pozitif barış"ın inşa edilmesi gerektiğini belirtti. Dinçer; ağır insan hakları ihlalleriyle yüzleşilmesi, "düşman hukuku" uygulamalarına son verilmesi ve çoğulcu bir yaşam kültürünün anayasal güvenceye kavuşturulması gerektiğinin altını çizdi.
Hafıza Merkezi’nden Avukat Emel Atatürk Sevimli ise Türkiye'deki yüzleşme tartışmalarının korkular üzerinden engellendiğine değindi. İspanya’nın Franco diktatörlüğü sonrası uyguladığı "Unutma Paktı" ve af yasasının faillere cezasızlık sağladığını belirten Sevimli, ekonomik kalkınmanın toplumsal hafıza ve adalet ihtiyacını tek başına karşılayamayacağını söyledi.
Siyasal iradeye güvensizlik ve kadınların barış mirası
Toplumsal barış üzerine yürüttükleri saha araştırmalarının sonuçlarını paylaşan barış aktivisti Yüksel Genç, Türkiye toplumunda demokratik reform talebinin yüksek olduğunu ancak mevcut siyasal iradeye güvenin oldukça düşük çıktığını ortaya koydu. İktidarın bilinçli bir "siyasetsizleştirme" stratejisi yürüttüğünü belirten Genç, kalıcı bir çözüm için sivil toplumun ve kadınların yerelden güçlü alternatif odakları kurması gerektiğini ve "nasıl yapabiliriz" sorusuna odaklanmanın önemini vurguladı.
"Kadın iradesi savunulmalı"
Son olarak söz alan Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi üyesi ve akademisyen Yasemin Özgün, bu tür buluşmaların ortaklıkları büyütmek adına çok kıymetli olduğunu belirtti.
Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi olarak siyasetin suç olmaktan çıkarılması ve terörle mücadele yasasının kaldırılması gibi taleplerini meclise taşıdıklarını hatırlatan Özgün, barışı sadece silahların susmasına indirgemeyen bir kadın iradesinin kararlılıkla savunulması gerektiğini söyledi. Türkiye'deki kadın barış mücadelesinin 1913'teki Kadınlar Dünyası dergisine, 90'lardaki Cumartesi Anneleri'ne ve “Erkekler savaşır, kadınlar barışı kurar” diyen Barış İçin Kadın İnisiyatifi uzanan köklü bir geçmişi olduğunu belirten Özgün, bu tarihsel mirası taşımaya devam edeceklerini söyledi.
Çalıştay'ın forum kısmı basına kapalı yapıldı.
(EMK)
Suruç yaralısı Dr. Çağla Seven: Silahsız insanlarla canlı bombaya yarı yarıya kusur biçtiler
KADINLARIN GÜNDEMİ
Ters kelepçe, darp: KADES'ten kadına şiddet çıktı
Karadeniz’in saklı hafızası sahneye taşındı: Karşınızda Hopaband!
Suruç'tan Ankara Gar'a: "Katliamlar önlenebilirdi"
E.Ö: "ADALET ARAYIŞIM TÜM KADINLAR İÇİN"
Cinsel saldırı faili erkek tahliye edildi, kadın kararı sosyal medyadan öğrendi