Tutuklu öğrenci Busenur Öztürk: “Sesimi duyurun, duruşmama gelin”
Aylar önce bianet'in kapısını çaldı. Tutuklu öğrenci Burak Başer'in duruşmasına davet etti. "Arkadaşımızın sesini duyurun" dedi.
Bugün ise Bakırköy Kadın Kapalı Ceza İnfaz Kurumu'ndan mektubu geldi. O da tutuklanmıştı. Üstelik, hayatı boyunca hiç görmediğini söylediği bir kişinin "etkin pişmanlık" kapsamında verdiği ifadeyle.
Tutuklu üniversite öğrencisi Busenur Öztürk, bianet'e gönderdiği iki sayfalık mektupta gözaltına alınış sürecinde maruz kaldığını belirttiği hak ihlallerini, tutuklanmasına dayanak gösterilen delilleri ve cezaevinden yaptığı dayanışma çağrısını anlattı.
Mektubunda yaşadıklarının yalnızca kendisine ait olmadığını vurgulayan Öztürk, "Yaşadığım bana özel değildir. Yaşadığım sistemin krizidir, adalete ihanettir. Rejimin her şeyi yapabilmesini sorgulamaktır, yaşamlarımızdan çalmasıdır" dedi.
17 Eylül 2026'da saat 10.20'de İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülecek duruşmasına katılım çağrısı yapan Öztürk, "Bu satırları bir çağrı, bir davet olarak gör lütfen. Başta seni ve ardından tüm öğrenci gençliği mahkeme salonunda görmek isterim" dedi.
"Beni kaçırdılar"
Öztürk, mektubunda gözaltına alınma biçimini ayrıntılarıyla anlattı. 20 Nisan'da Okmeydanı'nda yürüdüğü sırada sivil kişiler tarafından zorla bir araca bindirildiğini öne süren Öztürk, şunları yazdı:
"20 Nisan Pazartesi günü Okmeydanı'nda yürürken beyaz Toyota marka araç yanıma yaklaştı ve içinden hızla inen dört erkek üzerime saldırarak beni kaçırdı. Öyle ki montum, cüzdanım, hatta kimliğim bile beni kaçırdıkları sokakta kaldı."
Araçta ve daha sonra götürüldüğü karakolda kötü muameleye maruz bırakıldığını belirten Öztürk, ardından siyasi şubeye sevk edildiğini anlattı.
"Kaçırıldığım araçta işkence gördüm. Vatan denilen siyasi şubeye götürülmeden önce mahalledeki karakola götürüldüm. İşkence ve ölüm tehditleri orada da devam etti. Ardından siyasi şube... Yaşadıklarım darp raporlarıyla da sabit. Ayağıma takılan kelepçelerin izleri henüz geçmedi."
"Tanımadığım birinin ifadesi"
Öztürk, tutuklanmasına dayanak gösterilen delillerin hukuka aykırı olduğunu savundu.
Mektubunda, hakkında "etkin pişmanlık" kapsamında ifade veren kişinin kendisini tanımasının mümkün olmadığını belirterek şöyle dedi:
"2015 yılında örgüt üyeliğinden tutuklanmış ve o tarihten beri cezaevinde olan birinin etkin pişmanlık kapsamında verdiği ifade delil gösterildi. Ben 2001 doğumluyum. 2015 yılında ortaokul öğrencisiydim, ailemle yaşıyordum. Tanımadığım ve tanımama olanak da olmayan birinin beyanı tutukluluğuma gerekçe yapıldı."
Öztürk ayrıca İstanbul Üniversitesi'nde çekilen fotoğraflarının ve fiziki takip tutanaklarının da dosyaya delil olarak konulduğunu belirtti.
"Kendi üniversitem olan İstanbul Üniversitesi'nin koridorlarında yürürken çekilmiş 13 sayfalık fotoğrafım dosyaya konuldu. Koridorda yürümemden pankart asmış olabileceğime kanaat getirilmiş. CMK 140 kapsamında fiziki takip edilmişim. Bir otobüsten inip hızlıca bir sokağa girmişim. Evet, sadece bu. O sokakta herhangi bir suç unsuruna rastlanmış mı? Hayır. Ama hızlı yürümüşüm."
"Haklı bir öfke hissediyorum"
Öztürk, yaşadıklarının yalnızca kendisini değil benzer süreçlerden geçen çok sayıda kişiyi ilgilendirdiğini belirterek mektubunu şu sözlerle tamamladı:
"Haklı bir öfke hissediyorum. Duyurmak istiyorum bu hukuksuzluğu. Yaşamımdan alınıyor. Duyurmak istiyorum bu adaletsizliği."
Mektubunun ilk sayfasında ise Türkiye'deki adalet sorununa dikkat çeken Öztürk, yaşadıklarını "sistemin krizi" olarak nitelendirerek şu çağrıyı yaptı:
"Senden istediğim sesimi duyurman, yaşadıklarımı anlatmandır."
“Yurtta kalmak istiyorum” dedi, 10 yıl ceza aldı: Burak Başer Dosyası Yargıtay’da
(EMK)
Kadınlar mücadele ediyor, erkek şiddeti yargılanıyor
ERKEK ŞİDDETİ ÇETELESİ TEMMUZ 2026
Erkekler Temmuz’da 28 kadını öldürdü
Kadınlardan Cem Tekinoğlu'na tepki: “İddiaları araştırmak yerine gazeteciler hedef alınıyor”
Kadınlar baskıya teslim olmayacak: Feryal Saygılıgil ve Nur Tuğçe Biga'dan sendikal mücadele çağrısı
Beyin kanaması geçiren hasta mahpus cezaevine götürüldü