TIRMANIŞ ROTASINA YÜKSEK GERİLİM
“Geyikbayırı’nda enerjiye değil, yönteme itiraz ediyoruz”
Antalya'da Güzle Mahallesi'ne kurulan güneş enerjisi santralinden (GES) elektrik taşıyacak enerji nakil hattı dünyaca ünlü tırmanış rotalarının bulunduğu ve Likya Yolu’nun başladığı yer olan Geyikbayırı’ndan geçirilmek isteniyor.
Bölge sakinleri ve tırmanış camiası, hattın yaklaşık 3 kilometrelik kısmının yer altına alınmasını ya da alternatif bir güzergâha kaydırılmasını talep ediyor.
"Doğa güzel kalsın, enerji yer altına"
Geyikbayırı Yaşam Platformu'nun çağrısıyla bir araya gelen mahalle sakinleri, turizm işletmecileri, sporcular ve doğaseverler, 29 Temmuz'da kayalıklara "Doğa güzel kalsın, enerji yer altına" pankartı asarak sessiz bir farkındalık eylemi düzenledi.
İş makinelerinin tırmanış rotalarının tam önüne girmesiyle durumdan haberdar olan yaşam hakkı savunucuları “Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) gerekli değildir” kararıyla yürütülmesine, sürecin kamuoyundan gizlenmesine tepki gösterdi.
Platform, enerji yatırımlarına karşı olmadıklarını, ancak hattın bölgenin doğal ve turistik değerlerine zarar vermeyecek şekilde yeniden planlanmasını istediklerini açıkladı.
“Süreç kapalı kapılar ardında yürütüldü, kazılar başlayınca öğrendik”
Geyikbayırı muhtar azası, tırmanıcı ve yerel işletmeci Çağla Nur İnan, projenin başından itibaren bölge halkından habersiz yürütüldüğünü söyledi.
İnan, “İki buçuk yıl önce planlanan bu proje için 'ÇED gerekli değildir' kararı verilmiş. Bölgede yaşayanların, esnafın ve burayı kullanan sporcuların fikri sorulmadı. Projenin varlığını ancak iş makineleri kayaların önüne yüksek gerilim direkleri dikmek için kazı yapmaya başladığında öğrendik. Biz enerji ihtiyacına karşı değiliz, karşı olduğumuz şey doğayı yok sayan yöntemdir” dedi.
Kurumlar sorumluluğu birbirine atıyor
Yaşam alanını savunma mücadelesi kapsamında CİMER üzerinden yapılan yüzlerce başvuruya ve kamu kurumlarına yöneltilen sorulara rağmen somut bir yanıt alınabilmiş değil.
Orman Bölge Müdürlüğü, Antalya Valiliği, Kaymakamlık ve Akdeniz EDAŞ ile görüşmeler yaptıklarını belirten İnan, yetkili kurumların sorumluluğu yüklenici firmaya, firmanın ise dağıtım şirketine attığını belirtti ve seslerinin tam olarak bu sebeple duyulmadığını söyledi.
Ekosistem ve yerel ekonomi tehdit altında

Geyikbayırı Yaşam Platformu ise yaptığı yazılı açıklama, alanın sadece bir mahalle değil, Likya Yolu üzerinde yer alan uluslararası ölçekte korunan bir doğa ve spor mirası olduğu kaydetti.
8 aylık kış sezonunda bölgenin yaklaşık 30 bin konaklamalı yabancı turisti ve 20 bine yakın günübirlik ziyaretçiyi ağırladığını belirten Platform, projenin mevcut haliyle hayata geçmesi durumunda hem ekolojik yapının tahrip olacağını hem de yerel halkın geçim kaynağı olan doğa turizminin darbe alacağını ifade etti:
“Geyikbayırı yalnızca bir mahalle değildir. Burası dünyanın en önemli spor tırmanışı destinasyonlarından biri, aynı zamanda Likya Yolu üzerinde yer alan uluslararası öneme sahip bir doğa turizmi merkezidir.
Kaya tırmanışı, doğa yürüyüşü, kampçılık ve bisiklet rotalarıyla her yıl dünyanın dört bir yanından binlerce ziyaretçiyi ağırlamaktadır. Bu yalnızca bölge ekonomisine değil, Antalya'nın turizmine, konaklama sektörüne, yeme-içme işletmelerine ve yerel esnafa da önemli katkı sağlamaktadır.
Dikkat çekmek istediğimiz konu, planlanan enerji nakil hattının bu hassas alanın içinden geçirilmesidir. Oysa hattın yaklaşık 3 kilometrelik bölümünün yer altına alınması veya bölgenin doğal değerlerini koruyacak alternatif bir güzergâhın değerlendirilmesi, hem enerji ihtiyacının karşılanmasını hem de Geyikbayırı'nın uluslararası turizm değerinin korunmasını mümkün kılacaktır.
Biz enerji yatırımlarına karşı değiliz. Ülkemizin enerjiye ihtiyaç duyduğunun farkındayız. Ancak kamu yararı gözetilerek, doğaya ve bölgenin değerlerine en az zarar verecek çözümlerin uygulanmasını istiyoruz.
Talebimiz makul, uygulanabilir ve kamu yararınadır. Yetkili kurumlarımızın, projenin bu bölümünü yeniden değerlendirerek doğayı, turizmi ve kamu yararını birlikte gözeten bir çözümü hayata geçireceklerine inanıyoruz.”
(SG/HA)