Uluslararası Af Örgütü, Türkiye yetkililerini, yolsuzluk iddiaları gibi kamuoyunu ilgilendiren konularda haber yaptıkları için gazetecilere uygulanan baskılara son vermeye çağırdı.
Açıklamada, gazetecilerin yalnızca kamuoyunu bilgilendirme işini yaptıkları için haklarında ceza soruşturmaları açılmasının, ifade özgürlüğü hakkının doğrudan ihlali ve medya özgürlüğüne yönelik bir saldırı olduğu belirtildi.
Af Örgütü, aşırı geniş ve muğlak yasalar ile ceza adalet sisteminin gazetecileri susturmak için araçsallaştırıldığını vurguladı. Merdan Yanardağ, Alican Uludağ, İsmail Arı, Pınar Gayıp, Zafer Arapkirli ve Furkan Karabay’ın davalarını bu baskılara örnek gösterdi.
“Gazetecilerin hedef alınmasına son verin”
Af Örgütü, yalnızca gazetecilik faaliyetleri nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılan gazetecilerin derhal serbest bırakılmasını istedi. Örgüt, Türkiye yetkililerine ceza kanununu ve adalet sistemini muhalif görüşleri bastırmak için kullanmama, ifade özgürlüğü hakkına saygı gösterme ve gazetecilerin güvenli biçimde çalışabileceği bir ortam oluşturma çağrısında bulundu.
Açıklamada, ifade özgürlüğüne yönelik sınırlamaların uluslararası insan hakları hukukuna uygun olması gerektiği hatırlatıldı. Buna göre sınırlamaların yasayla belirlenmesi, meşru bir amaca dayanması, orantılı ve demokratik toplumda gerekli olması gerektiği belirtildi.
Türkiye yetkilileri, TCK’nın ceza soruşturmaları, davalar ve keyfi tutukluluk yoluyla özellikle gazetecileri susturmak için araçsallaştırılan ve böylelikle geniş toplumda caydırıcı bir etki yaratan 217/A, 299. ve 301. Maddelerini yürürlükten kaldırmalı. Bu açıklamada isimlerine yer verilen ve benzer şekilde yalnızca gazetecilik faaliyetlerini yürüttükleri için insan hakları ihlallerine maruz bırakılan, kriminalize edilen ve özgürlüklerinden yoksun bırakılan gazeteciler ve diğerleri derhal serbest bırakılmalı. Yasaların kötüye kullanılması sonucu haklarında açılan soruşturmalar ve davalar düşürülmeli. Yetkililer, bunun yerine gazeteciler için bilgi arama ve edinme hakkı da dahil ifade özgürlüğü hakkının kullanımının saygı gördüğü ve bu hakkın korunduğu elverişli bir ortam oluşturmalı. —Uluslararası Af Örgütü
“Ceza adalet sistemi gazetecilere karşı araçsallaştırılıyor”
Açıklamada, Türkiye’de belirli ceza kanunu maddelerinin gazetecileri yargı önüne çıkarmak için kullanıldığı belirtildi. Bu maddeler arasında, kamuoyunda “dezenformasyon yasası” olarak bilinen ve 2022’de Türk Ceza Kanunu’na eklenen 217/A maddesi de yer aldı.
Açıklamada Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği’nin verilerine de yer verildi. Buna göre, 217/A maddesinin yürürlüğe girmesinden sonraki ilk iki yılda 4 binden fazla soruşturma açıldı. Bu soruşturmalar arasında 56 gazeteci ve medya çalışanı hakkında açılan 66 ayrı soruşturma da bulunuyor.
Son dört yıldır bu maddeler kapsamında, ifadelerin hangi bölümünün yanlış veya yanıltıcı olduğunu ortaya koyan belirli kanıtlar olmaksızın isnat edilen aşırı geniş iddialara dayalı olarak gazeteciler hedef alınıyor, gazeteciler ve diğerleri cezaya mahkûm ediliyor. —Uluslararası Af Örgütü
Açıklamada ayrıca, “Cumhurbaşkanına hakaret” suçunu düzenleyen TCK 299. madde ile “Türk milletini ve devletin organlarını aşağılama” suçunu düzenleyen 301. maddenin de özgür ifadeyi susturmak için kullanıldığı ifade edildi. Adalet Bakanlığı verilerine göre, 2024 yılında bu suçlar kapsamında 55 binden fazla kişi hakkında soruşturma açıldı; yalnızca 2024’te 17 bin 895 kişi hakkında dava açıldı.
Gazetecilere yönelik baskılar arttı
Uluslararası Af Örgütü, Türkiye’de ceza adalet sisteminin gazetecileri susturmak için kullanılmasının yeni olmadığını belirtti. Açıklamada, 2016’daki darbe girişiminin ardından en az 156 medya kuruluşunun kanun hükmünde kararnamelerle kapatıldığı, yaklaşık 2 bin 500 gazetecinin işini kaybettiği ve 778 gazetecinin basın kartının iptal edildiği hatırlatıldı.
Aynı dönemde 120 gazeteci ve medya çalışanının tutuklandığı belirtilen açıklamada, Gazetecileri Koruma Komitesi’nin verilerine göre Türkiye’nin o dönemde “dünyanın en büyük gazeteci hapishanesi” haline geldiği ifade edildi.
Açıklamada, son 10 yılda medya alanının daha da daraldığı, bağımsız ve güvenilir haber üreten basılı ve görsel-işitsel medya kuruluşlarının sayısının azaldığı kaydedildi. RTÜK’ün eleştirel yayın yapan kanallara ağır para cezaları verdiği ve 2024’te Açık Radyo’nun yayın lisansını iptal ettiği de belirtildi.
Bireysel olarak gazetecilere yönelik baskılar da geçen yıl, özellikle ana muhalefet partisi CHP’nin yetkililerce hedef alınması ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ile diğer CHP’li belediye başkanlarının ve bürokratlarının 2025’te tutuklanması bağlamında daha da arttı. —Uluslararası Af Örgütü
“Yalnızca gazetecilik yaptıkları için yargılanıyorlar”
Açıklamada, yalnızca gazetecilik faaliyetleri nedeniyle tutuklu bulunan dört gazetecinin davası da dahil olmak üzere, son dönemdeki bazı örneklere yer verildi.
Tele 1’in kurucusu ve Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ın, Ekim 2025’te kanala kayyım atanmasının ardından “siyasal casusluk” suçlamasıyla tutuklandığı belirtildi. Yanardağ’ın, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun da aralarında bulunduğu kişilerle birlikte 15 ila 20 yıl arasında hapis cezası istemiyle yargılandığı aktarıldı.
ETHA muhabiri Pınar Gayıp’ın, çeşitli etkinliklerde muhabir olarak bulunması gerekçe gösterilerek “terör örgütüne üye olma” ve “terör örgütü propagandası yapma” suçlamalarıyla Şubat 2026’dan bu yana tutuklu olduğu ifade edildi.
Deutsche Welle muhabiri Alican Uludağ’ın, bazı siyasetçiler, bürokratlar ve yargı mensuplarıyla ilgili iddialara dair haberleri nedeniyle yaptığı sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek Şubat 2026’dan bu yana tutuklu olduğu belirtildi. Uludağ’ın “Cumhurbaşkanına hakaret”, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “yargı mensuplarını alenen aşağılama” suçlamalarıyla yargılandığı kaydedildi.
BirGün muhabiri İsmail Arı’nın ise bazı vakıflar, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın aile üyeleri ve hâkim-savcı mülakat süreçlerine ilişkin haber videoları nedeniyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla Mart 2026’dan bu yana tutuklu bulunduğu aktarıldı.
Açıklamada, Medyascope muhabiri Furkan Karabay’ın da çok sayıda soruşturma ve davayla hedef alındığı belirtildi. Karabay’ın 2025 yılında gazetecilik faaliyetleri nedeniyle 200 günü aşkın süre cezaevinde kaldığı, daha sonra tahliye edilmesine rağmen üç yıl üç ay hapis cezasına mahkûm edildiği ifade edildi. Karabay’ın Ocak 2026’da İBB soruşturmasıyla ilgili haberleri nedeniyle yeniden gözaltına alındığı, ardından serbest bırakıldığı ancak Mart 2026’ya kadar ev hapsinde tutulduğu belirtildi.
Kıdemli gazeteci Zafer Arapkirli’nin ise Mart 2025’te paylaştığı bir sosyal medya gönderisi nedeniyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçundan Nisan 2026’da iki buçuk yıl hapis cezasına mahkûm edildiği aktarıldı. Arapkirli’nin istinaf sürecinde tutuksuz olduğu kaydedildi.
Uluslararası Af Örgütü, Türkiye yetkililerine gazetecilere yönelik soruşturma, dava ve tutuklamalara son verme; yalnızca gazetecilik faaliyetleri nedeniyle hedef alınan kişileri serbest bırakma ve ifade özgürlüğünü güvence altına alan bir ortam oluşturma çağrısını yineledi.
(VC)







