Gazeteci Uğur Mumcu’nun aracının altına 24 Ocak 1993’te bomba yerleştirerek ölümüne neden olan kişi olarak gösterilen ve İnterpol aracılığıyla arandığı iddia edilen Oğuz Demir’in yargılanmasında, o yılların İçişleri Bakanı Mehmet Ağar tanık sıfatıyla dinlendi. 22 Eylül 2025’te dinlenen Ağar, Mumcu “Bu adayla ilgili engellemeye sebep oldunuz?” sorusuna “Tam tersi bizim Uğur ile bir hukukumuz vardı” şeklinde yanıt verince Mumcu’nun kızı Özge Mumcu, “Hayır, böyle bir şey yoktu” şeklinde karşılık verdi. 32 yıl sonra mahkeme, bombacı ve ailesinin bulunduğu yerin araştırılması için Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Milli İstihbarat Başkanlığı ile Dışişleri Bakanlığı’na yazı yazılmasına karar verdi. Dava 9 Şubat 2026’ya kaldı.
Gazeteci ve barış insanı Hrant Dink 2007 yılında öldürüldüğünden beri Trabzon’daki Pelitli Grubu, cinayette görev ihmali gösteren ve “FETÖ adına” cinayete zemin hazırlayan güvenlik görevlileri yargılandı ancak gazeteciyi 22 Şubat 2004 tarihli bildiriyle tehdit eden Genelkurmay yetkilileri, Dink’i İstanbul Valiliği’nde 24 Şubat 2004’te tehdit eden MİT görevlileri, gazeteciyi korumayan ve cinayeti hafife alan dönemin siyasi ve mülki amirlerine dokunulmadı. Nitekim, soruşturmalarda korunan, yargılanmayan, yargılansa da beraat eden birçok kamu görevlisi ve mülki amirle ilgili AİHM ve Anayasa Mahkemesi önünde Dink Ailesi avukatlarının yapmış oldukları başvurular bekliyor.
Son üç ayda dokuz gazeteci, “örgüte yardım”, “yanıltıcı bilgiyi alenen yayma”, “kamu görevlisine hakaret” veya “Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefett”en yargılandıkları davalardan beraat ederken dört haberci (Fatih Altaylı, Furkan Karabay, Asuman Aranca ve Melisa Gülbaş), “Cumhurbaşkanı’nı tehdit”, “Cumhurbaşkanı’na hakaret”, “terörle mücadele edeni hedef göstermek”, “kamu görevlisine hakaret” veya “gizliliği ihlal” iddiasıyla toplam 9 yıl 3 ay hapis (10 aylık kısmı ertelemeli) ve 49 bin 580 TL adli para cezasına mahkum edildi. Ayrıca yedi gazeteciye verilen “örgüt üyeliği” cezası da onandı.
“Tedbir amaçlı ve istisna” denilen tutukluluğun gazeteciler bakımından açıkça uzadığı bu dönemde, Fatih Altaylı’ya “Cumhurbaşkanı’nı tehdit” suçlamasıyla 4 yıl 2 ay, Furkan Karabay’a da, “Cumhurbaşkanı’a hakaret”, “terörle mücadele görev alanı hedef gösterme” ve “kamu görevlisine hakaret” iddiasıyla 4 yıl 3 ay hapis cezası verildi.
Son üç ayda, onlarca gazeteci, karikatürist ve medya temsilcisi, Türk Ceza Kanunu (TCK), Terörle Mücadele Kanunu (TMK) ve 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu uyarınca hapis istemiyle yargılandı.
Ayrıca, en az beş gazeteciyle (Zeliş Irmak, İsmail Saymaz, Alica Uludağ, Kayhan Ayhan, Murat Uysal) ilgili gündeme gelen cezai soruşturmaları, kamuoyunu bilgilendiren ve iktidarı eleştiren medya çevresinde görev yapanların yargının yakın takibinde olduğunu gösteriyor. Tahkikatlar için, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” veya “iftira” gibi gerekçelere başvuruldu.
Gazeteci cinayeti dosyaları
Hrant Dink cinayeti davası
Dink cinayetinde “korunanlar” AİHM ve AYM’de: Gazeteci ve barış insanı Hrant Dink 2007 yılında öldürüldüğünden beri Trabzon’daki Pelitli Grubu, cinayette görev ihmali gösteren ve “FETÖ adına” cinayete zemin hazırlayan güvenlik görevlileri yargılandı ancak gazeteciyi 22 Şubat 2004 tarihli bildiriyle tehdit eden Genelkurmay yetkilileri, Dink’i İstanbul Valiliği’nde 24 Şubat 2004’te tehdit eden MİT görevlileri, gazeteciyi korumayan ve cinayet öncesi çoğalan tehditleri hafife alan dönemin siyasi ve mülki amirlerine dokunulmadı. Nitekim, soruşturmalarda korunan, yargılanmayan, yargılansa da beraat eden birçok kamu görevlisi ve mülki amirle ilgili AİHM ve Anayasa Mahkemesi önünde Dink Ailesi avukatlarının yapmış oldukları başvurular bekliyor (29 Aralık).
Uğur Mumcu cinayeti davası
Bombacı 32 yıldır “kaçak”, Ağar 32 yıl sonra dinlendi: Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi, 24 Ocak 1993’te gazeteci Uğur Mumcu’nun aracına bomba yerleştirerek ölümüne neden olan kişi olarak gösterilen ve İnterpol aracılığıyla arandığı iddia edilen Oğuz Demir’i gıyabında yargılamaya devam etti. 22 Eylül’de görülen yargılamanın 13. duruşmasında Eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar, cinayetten 32 yıl sonra ilk kez, İstanbul Anadolu Adliyesi’nden SEGBİS aracılığıyla dinlendi. Mumcu Ailesi’nin mahkemeye sunduğu dilekçede, Uğur Mumcu'nun eşi Güldal Mumcu ile Eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar arasında geçen bir diyalog hatırlatılmıştı. Güldal Mumcu’ya taziye ziyaretinde bulunan dönemin Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’ın, “Bir duvar örülüyor sanki” dediği, Güldal Mumcu’nun ise “Bir tuğla çekin, duvar yıkılsın” sözlerine karşılık, Ağar’ın “Tuğlayı çekemem” yanıtını verdiği belirtilmişti. SEGBİS ifadesinde “Uğur Bey ile sık sık görüşürdük” ve “Güldal Mumcu ile Mülkiye'den sınıf arkadaşıyız” diyen Ağar mahkemeye cinayete dair soruşturmayı engellemediğini söyledi. Hâkimin, Güldal Mumcu ile aralarında geçtiği iddia edilen ve 32. Gün belgeselinde avukat Emin Değer tarafından da kabul edildiği ifade edilen “duvar” diyaloğuyla ilgili sorusuna Ağar, “Bu duvar meselesi yanlış anlaşıldı. Yanlış söylene söylene uzadı ve büyüdü mesele. Ben bu olay sırasında Erzurum Valisi'ydim. Emniyet ile de bir bağlantım yoktu. Uğur ile ülkeye aynı bakardık. Dertlerimiz aynıydı; tam bağımsız bir Türkiye isterdik…. Ben neden bu tuğlanın çekilmesini istemeyeyim? Her polis çözülmesini ister. Çünkü bu cinayetin çözülmesi Bahriye Üçok ve Muammer Aksoy cinayetinin çözülmesi demek. Benim bu konu ile ilgili alnım ak. Sanki kast-ı mahsusa varmış gibi yansıtılıyor. Bunun aslı astarı yoktur. Her polis için bu dava bir şeref meselesidir” dedi. Avukatın, “Peki bu dava ile ilgili engellemeye sebep oldunuz mu ya da denk geldiniz mi?” sorusuna ise Ağar, “Tam tersi bizim Uğur ile bir hukukumuz vardı” yanıtını verdi. Bunun üzerine Mumcu'nun kızı Özge Mumcu da, “Hayır, böyle bir şey yoktu” sözleriyle karşı çıktı. Dava, sanık Oğuz Demir ve ailesinin bulunduğu yerin araştırılması için Emniyet Genel Müdürlüğü, Jandarma Genel Komutanlığı, Milli İstihbarat Başkanlığı ile Dışişleri Bakanlığı ve bakanlığa bağlı konsolosluklar ile elçiliklere müzekkere yazılması için 9 Şubat 2026’ya bırakıldı (22 Eylül).
Tutuklamalar
Türkiye’de hukuken istisnai olması zorunlu olan tutukluluk, gazetecileri son yıllardır sıklıkla hedef alırken son üç ayda karşılaşılan örnekler, keyfi ve ağır ihlal olmanın ötesinden tehdit amaçlı tutukluluk sürelerinin de uzadığını gösteriyor. Dikkat çeken diğer endişe verici bir boyut da, LeMan dergisi, Fatih Altaylı ve son olarak Merdan Yanardağ örneklerinin ortaya koyduğu gibi, iktidar makamlarının yargıya müdahale oluşturan çıkışlarının artmasıdır. Son üç ayda, tutuklu Fatih Altaylı’nın tahliyesi 4 yıl 3 ay hapse mahkum edildiği duruşmadan bir ay sonrasına bırakılırken Furkan Karabay’ın hakim yüzü görmesi 201 günü buldu. TELE1 genel yayın yönetmeni Merdan Yanardağ ise, “casusluk” iddiasıyla tutuklandığı 26 Ekim 2025’ten bu yana iddianamenin çıkmasını bekliyor. Enver Aysever’in sağcılık eleştirisi de, “kin ve düşmanlığa tahrik” sayılarak tutuklama gerekçesi yapıldı. Nevşehir’de “haraç” iddialarını gündeme getiren gazeteci Can Taşkın da 1 Eylül’den beri tutuklu bulunuyor.
Son üç ayda, aralarında gazeteciler Furkan Karabay ve Ercüment Akdeniz ile çizer Doğan Pehlevan’ın da olduğu kişiler tahliye edildi.
Aysever’e “kin” tutuklaması: Gazeteci Enver Aysever, YouTube kanalında 10 Aralık’ta yayımlanan programında tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun babası Hasan İmamoğlu’nu eleştirmesinin ardından 11 Aralık’ta gözaltına alındı, aynı gün çıkarıldığı sulh ceza hakimliğince “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasıyla tutuklandı (11 Aralık).
Nevşehir’de Taşkın tutuklu: Nevşehir’de 31 Ağustos’ta “Nevşehir’de Kimin Adıyla Haraç Kesiliyor?” başlıklı bir makale ve 1 Eylül’de “Nevşehir’de ‘Haraç Listesi’ İddiası! Cumhurbaşkanı ve Bakan’ın Adı Kullanılıyor” başlıklı bir haber kaleme alan CT Haber’in Sorumlu Yazı İşleri Müdürü ve CT Haber TV’nin yayın yönetmeni Can Taşkın 1 Eylül’den beri tutuklu bulunuyor. Nevşehir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” şüphesiyle gözaltına alınan gazeteci hakimlikçe tutuklanırken polis Taşkın’ın ev ve iş yerinde de arama yaparak bazı dijital materyallerine el koymuştu (2 Aralık).
“Cumhurbaşkanını tehdit” cezası verilen Altaylı’nın tutukluluğu uzatıldı: İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, “Youtube” sosyal medya kanalında 20 Haziran’da yaptığı yorum gerekçe gösterilerek 21 Haziran’da İstanbul Teşvikiye'deki evinden gözaltına alınıp tutuklanan gazeteci Fatih Altaylı’yı “Cumhurbaşkanını tehdit” iddiasıyla 4 yıl 2 ay hapse mahkum etti. Mahkeme, cezanın ağırlığı ve kaçma şüphesi gibi gerekçelerle gazetecinin tutuklu bırakılmasına da hükmetti (27 Kasım).
Yanardağ’a “şimdi de “casusluk” hapsi: TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ, tutuklu İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkanı Ekrem İmamoğlu ve İmamoğlu'nun seçim kampanyası direktörü Necati Özkan hakkında “casusluk” iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında İstanbul’daki evinden gözaltına alındı ve TELE1’deki odasında arama yapıldı. Köşe yazıları, yorumları ve paylaşımları nedeniyle birçok kez keyfi şekilde yargılanan Yanardağ’ın, son olarak da 4 Temmuz'da tutuklanan Hüseyin Gün ile irtibatlı olduğu ileri sürülüyor. Operasyonla ilgili İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'ndan yapılan “Basın Notu- Operasyon 1” başlıklı açıklamada, 2019 seçimlerinde “yabancı istihbarat servisleri ile iştirak halinde seçimlerin manipüle edilmesi noktasında faaliyette bulunulduğu ve casusluk suçunun işlendiği” iddiasına yer verildi. 40 yıl önce Günaydın gazetesi muhabiri olarak gazeteciliğe başlayan ve Ergenekon dava sürecinde 2013’te altı ay tutuklu kalan Yanardağ, 10 yıl sonra, TELE1 ekranında yaptığı açıklamaları nedeniyle “terör örgütü propagandası” iddiasıyla 100 gün tutuklu kaldı. (24-26 Ekim).
Akdeniz’e 8 ay sonra tahliye: İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) soruşturması nedeniyle 22 Şubat'tan beri Marmara (Silivri) Cezaevinde tutulan gazeteci Ercüment Akdeniz’i yargıladığı davanın ikinci duruşmasında tahliye kararı verdi. Akdeniz’i sekiz aylık tutukluluğun ardından yurtdışı yasağı karşılığında tahliye eden mahkeme, yargılamaya 10 Ocak 2026’da devam edeceğini duyurdu (23 Ekim).
TGS raporunda “adli kontrol” yaygınlığı: TGS Genel Sekreteri Banu Tuna, Eylül 2024-Eylül 2025 tarihleri arasında en az 67 gazeteci hakkında adli kontrol tedbiri uygulandığını açıkladı. . TGS hukuk biriminden avukat Elif Ergin ile birlikte TGS Akademi’de söz konusu dönemde verilen adli kontrol kararlarına ilişkin verileri açıklayan Tuna, “Maalesef yaygınlık kazanan adli kontrol kararları gazetecilik mesleğini yapabilme şartlarını ortadan kaldıran bir noktaya geldi. Muhabir masa başından haber yapmaz, seyahat edemeyen gazeteci olmaz. Başka bir şehre veya ülkeye gitmesi, hatta evinden çıkması engellenen gazeteciye açıkça ‘sen artık işini yapamazsın’ denmektedir” dedi (14 Ekim).
Karabay’ın tutukluluğu yine uzatıldı: İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi, sosyal medyada hazırladığı bir video ve yaptığı paylaşımlar nedeniyle beş aydır tutuklu gazeteci Furkan Karabay’ı tutuklu bıraktı. Mahkeme, “Cumhurbaşkanı’na hakaret”, “terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterme” ve "kamu görevlisine görevinden dolayı hakaret" suçlamalarıyla altı yıldan 15 yıla kadar hapsi istenen Karabay’ın tutukluluğunun ölçülü olduğu ve adli kontrol hükümlerinin yeterli olmayacağını savundu (14 Ekim).
Hapisteki Altaylı’dan “program” molası: “Youtube” kanalında yaptığı yorum gerekçe gösterilerek 21 Haziran’da İstanbul Teşvikiye'deki evinden gözaltına alınıp tutuklanan gazeteci Fatih Altaylı, YouTube üzerinden cezaevinden sağladığı yorumlara ara verdiğini açıkladı. Altaylı, “Bize biraz müsaade” başlıklı mesajında yorgunluğuna, sağlık durumuna ve ekinin yorgunluğuna değindi (6 Ekim).
Pehlevan’ın tutukluluğu uzatıldı: İstanbul nöbetçi sulh ceza hâkimliği, Leman Dergisi’ne yönelik yürütülen soruşturma kapsamında “kin ve düşmanlığa tahrik” iddiasıyla 1 Temmuz’da tutuklanan karikatürist Doğan Pehlevan’ın tutukluluğunun uzatılmasına karar verdi. Derginin tutuklu yazı işleri müdürü Zafer Aknar, grafiker Cebrail Okçu ve müessese müdürü Ali Yavuz ile yakalama kararını öğrendiğinde yurtdışından gelen yazı işleri müdürü Aslan Özdemir 26 Eylül’de adli kontrol ile serbest bırakılırken Pehlevan’ın tahliye talebi reddedilmişti (1 Ekim).
Tahliyeler
Son üç ayda, aralarında gazeteciler Fatih Altaylı, Furkan Karabay ve Ercüment Akdeniz ile çizer Doğan Pehlevan’ın da olduğu kişiler tahliye edildi. Fatih Altaylı’nın tahliyesi 4 yıl 3 ay hapse mahkum edildiği duruşmadan bir ay sonrasına bırakılırken YouTube’da hazırladığı bir video ve sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek 15 Mayıs’ta gözaltına alınıp tutuklanan Karabay “Cumhurbaşkanı’na hakaret”, “terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterme” ve “kamu görevlisine hakaret” gerekçesiyle 4 yıl 3 ay hapse mahkum edildikten sonra tahliye edildi.
Ancak TGS raporu ve RSF 2025 bilançosu da, Türkiye’de gazeteciler tutuklanmadıkları zaman bile, yurtdışı yasağı veya haftada veya ayda birkaç kez karakolda imza verme şekliyle tabi tutuldukları keyfi ve orantısız adli kontrol pratikleriyle özel hayat veya mesleki yaşamlarının ağır şekilde kısıtlanabildiğini gösterdi.
Altı ay sonra Altaylı’ya tahliye: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, “Youtube” sosyal medya kanalında 20 Haziran’da yaptığı yorum gerekçe gösterilerek 21 Haziran’da İstanbul Teşvikiye'deki evinden gözaltına alınıp tutuklanan ve İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi’nin “Cumhurbaşkanını tehdit” iddiasıyla 4 yıl 2 ay hapse mahkum ettiği gazeteci Fatih Altaylı’yı tutuklulukta kaldığı süre ve delilleri karartma ihtimali bulunmadığı gerekçesiyle tahliye etti (29 Aralık).
Karabay’a 201 gün sonra ceza ve tahliye: İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi, YouTube’da hazırladığı bir video ve sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek 15 Mayıs’ta gözaltına alınıp tutuklanan gazeteci Furkan Karabay’ı 4 yıl 3 ay hapse mahkum ederek tahliye etti. Mahkeme, Karabay’a “Cumhurbaşkanı’na hakaret”ten 1 yıl 9 ay, “zincirleme şekilde “terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterme” iddiasıyla 1 yıl 3 ay ve “kamu görevlisine hakaret” gerekçesiyle 1 yıl 3 ay hapis cezası verdi. 201. gününde hakim karşısına çıkan gazeteci, “Türkiye’deki usulsüz, hukuksuz tüm yargı kararlarını protesto ediyorum. Ben iddia kuponu doldurur gibi hazırlanan bu iddianameye karşı savunma yapmam. Savunma yapmayı reddediyorum. Ben bu iddianameyi yırtarım” dedikten sonra elindeki iddianameyi yırttı (2 Aralık).
Çizer Doğan Pehlevan’a tahliye: İstanbul 36. Asliye Ceza Mahkemesi, Leman Dergisi'nde yayınlanan bir karikatür nedeniyle “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” iddiasıyla tutuklanıp 14 Kasım’da tahliye edilen karikatürist Doğan Pehlevan’ı, bir sosyal medya paylaşımı olarak “Cumhurbaşkanına hakaret”ten yargıladığı ikinci dosyadan da adli kontrolle tahliye etti. Kartepe Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde “kuyu tipi” cezaevi koşullarında tutulduğunu açıklayan Pehlevan, “benim Twitter hesabım yok hiç de olmadı. Yazıp çizen biri olarak böyle bir sosyal medya zemininde kendimi ifade etme ihtiyacı hissetmiyorum. Oradaki tweetler de benim üslubum dışında yapılan paylaşımdır” dedi. Yurtdışı yasağı ve imza yükümlülüğü altında serbest bırakılan Pehlevan, 4 yıl 8 aya kadar hapis talebiyle yargılanıyor. Yargılama 24 Mart 2026’ya bırakıldı (18 Kasım).
Akdeniz’e 8 ay sonra tahliye: İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) soruşturması nedeniyle 22 Şubat'tan beri Marmara (Silivri) Cezaevinde tutulan gazeteci Ercüment Akdeniz’i yargıladığı davanın ikinci duruşmasında tahliye kararı verdi. Akdeniz’i sekiz aylık tutukluluğun ardından yurtdışı yasağı karşılığında tahliye eden mahkeme, yargılamaya 10 Ocak 2026’da devam edeceğini duyurdu (23 Ekim).
Gözaltılar
Son üç ayda, en az 12 gazeteci “Cumhurbaşkanına hakaret”, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma”, “Haberleşmenin gizliliğini ihlal etmek”, “suç örgütüne yardım etmek” veya “suçu ve suçluyu övmek” gibi gerekçelerle ya gözaltına alındı ya da polis zoruyla ifade vermeye götürüldü. Gazetecileri kamuoyu önünde itibarsızlaştırma girişimlerinin bir parçası olarak, tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik yürütülen soruşturma kapsamında Soner Yalçın, Şaban Sevinç, Aslı Aydıntaşbaş, Ruşen Çakır, Batuhan Çolak ve aynı zamanda CHP İletişim Koordinatörü olan Yavuz Oğhan için zorla ifade alma kararı alındı. Gazeteci Barış Terkoğlu da, bir polis operasyonuna dair yaptığı yayın nedeniyle haber kaynağının ortaya çıkarılması amacına yönelik gözaltı yaşadı.
Ergin’e gözaltı: Yeniçağ Gazetesi İnternet haber müdürü Fatih Ergin, Yalova’da IŞİD ile girilen ve üç polisin hayatını kaybettiği çatışmaya ilişkin sosyal medyada paylaşımlar yaptıktan sonra gece saatlerinde gözaltına alındı. Ergin’in daha önce bu konuya dair hazırladığı bazı haberlere yönelik erişim engeli kararları getirildiği belirtildi. Adli kontrol talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk edilen Ergin, haftada bir imza zorunluluğu ve yurtdışı yasağı ile serbest bırakıldı (30 Aralık).
Terkoğlu’ya “kaynağını ortaya çıkarma” gözaltısı: Araştırmacı gazeteci ve YouTube’de “Onlar” ekibinden Barış Terkoğlu, 24 Aralık 2025 tarihli yayınla, bir polis operasyonunda bir savcının ‘şüpheli’ varlığını gündeme getirdikten sonra gözaltına alındı. Hakkında TCK 217/a maddesi uyarınca “Halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” gerekçesiyle soruşturma başlatılan gazeteci, yurtdışı yasağıyla serbest bırakıldı; ardından yaptığı açıklamada, “Benim telefonuma el konma nedeni belli. Eğer konu yanıltıcı bilgi olsaydı zaten video ortada. Neredeyse 6 dakikalık bir video. Konu, bu haberi benim nasıl öğrendiğim, nasıl duyurduğum. Bunun peşinde olunduğu için telefonuma el kondu” dedi (25 Aralık).
Gültekin’e “YouTube” gözaltısı: Yorumcu Levent Gültekin, kendi YouTube kanalındaki ifadeleri nedeniyle 18 Aralık gecesi, sabaha karşı 01.20’de İstanbul Bebek’teki bir kafeden “halkı yanıltıcı bilgiyi yayma” suçlamasıyla gözaltına alındı. İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü’ne götürülen ve Savcılık ifadesi alınmadan adli kontrol istemiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edilen Gültekin, yurtdışı yasağı ve imza yükümlülüğü altında serbest bırakıldı (19 Aralık).
Çaklı’ya bir gözaltı, üç suçlama: Gazeteci Osman Çaklı sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek 13 Aralık gecesi gözaltına alındı. Avukatı, Çaklı'nın sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek, “suçu ve suçluyu övmek” ile “Cumhurbaşkanı'na hakaret” iddiasıyla gözaltına alındığını ifade ettikten sonra gazeteci “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” ile ilgili üçüncü bir suçlamayla karşılaştı. İstanbul Emniyet Müdürlüğü'ndeki ifade işlemlerinden sonra Çağlayan Adliyesi’ne getirilen gazeteci, sulh ceza hakimliğince yurt dışı çıkış yasağı ve haftada bir gün imza şartıyla serbest bırakıldı (14 Aralık).
Altıntaş’a gözaltı: Gazeteci Rojda Altıntaş, sosyal medya hesabından gözaltına alınmakta olduğunu duyurdu. “Haberleşmenin gizliliğini ihlal etmek’ şüphesiyle işlem yapıldığını bildiren Altıntaş, İstanbul Haseki Hastanesi’nde sağlık kontrolüne çıkarıldığını duyurdu. Gazeteci, “GBT kontrolü sırasında Mart ayından itibaren aranmam olduğu söylendi. Aniden ifade için polis aracıyla götürüldüğüm için panik oldum. İfade sonrası serbest kalacağımı belirttiler. Hangi haber olduğunu henüz bilmiyorum” dedi (27 Kasım).
Beş gazeteciye “İmamoğlu” gözaltısı: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’na yönelik yürütülen soruşturma kapsamında Soner Yalçın, Şaban Sevinç, Aslı Aydıntaşbaş, Ruşen Çakır, Batuhan Çolak ve aynı zamanda CHP İletişim Koordinatörü olan Yavuz Oğhan için zorla ifade alma kararı aldı. Bunun üzerine Aydıntaşbaş dışındaki haberciler “yalan bilgiyi alenen yayma, suç örgütüne yardım etme” iddiasıyla ifadelerinin alınması için, çoğu sabah vakti polis eşliğinde emniyete götürüldü. “İmamoğlu Çıkar Amaçlı suç örgütü” ifadesinin kullanıldığı savcılık soruşturmasında ifade verdikten sonra serbest bırakılan gazetecilerden Şaban Sevinç, “Serbest bırakıldım, 'Savcı Bey de ifadenizi alacak' dediler, 1,5 saat sonra yeni bir talimat geldi, 'Serbestsiniz' dediler. Gizli tanık, 'Emrah Bağdatlı'dan düzenli para alıyorlar' demiş, hayatımda tanımadım” dedi (6 Kasım).
Tunceli’de Yıldız’a gözaltı: Tunceli’de Cumhuriyet Bayramı kutlamalarına müdahale eden gençlerin polisçe darp edilmesini görüntüleyen gazeteci Hıdır Yıldız darp edilerek gözaltına alındı. İnsan Hakları Derneği (İHD) Dêrsim Şubesi’nde düzenlediği toplantıda açıklama yapan Gazete Patika sitesi muhabiri Yıldız, “İsmim zikredilerek, hedef gösterilerek, o iki amir tarafından apar topar darp edilerek gözaltına alındım. Defalarca basın mensubu olduğumu ifade etmeme rağmen, ‘Bu basın kartının kimlere verildiğini biliyoruz. O yüzden bizim için geçerli değil, bizim için geçerli olan Cumhurbaşkanlığı Basın Dairesi’nden alınan basın kartıdır’ deyip bizi terörize etmeye çalıştılar” dedi (29 Ekim).
Iğdır’da Yum ve Tunç’a gözaltı: İhlas Haber Ajansı (İHA) Iğdır muhabiri Sebahattin Yum, 19 Eylül’de İHA’da yayımlanan “Valiye şemsiye var, gazilere yok” başlıklı haberi nedeniyle Iğdır Valisi Ercan Turan’ın şikayetiyle gözaltına alındı. “Halkı yanıltıcı bilgi vermek” iddiasıyla Iğdır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakkında soruşturma başlatılan Yum, emniyet ifadesi ardından serbest bırakıldı. Yum, kısa bir süre sonra bu sefer jandarma tarafından da ifadesi alınmak üzere yeniden gözaltına alındı. Aynı süreçte İHA muhabiri Ercan Tunç da gözaltı yaşadı. Konuyu takip eden Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA), Yum’un aynı gün ifade işlemleri ardından serbest bırakıldığını belirtti (15 Ekim).
Saldırı, tehdit, engelleme
Son üç ayda en az sekiz gazeteci fiziki saldırıya uğradı, dördü de tehditlere maruz kaldı. Aydın'da görev yapan dört gazeteci trafik kazası yaşanan bölgeye gittiklerinde saldırıya uğrarken Adıyaman’da iki Anadolu Ajansı muhabiri bir polis memurunun intiharını haberleştirmek isterken bir grup polisin saldırısıyla karşılaştı.
Birçok gazetecilik meslek kuruluşu, çevre belgeselcisi Hakan Tosun’un Ekim’de İstanbul’da sokak saldırısıyla öldürülmesinin, mesleğinin hedef alınıp alınmadığının da ortaya çıkarılması için, her yönüyle araştırılmasını talep etti.
Çetelerle ilgili haber ve yorumlarıyla gündeme gelen Onlar TV programcıları Şule Aydın ile Murat Ağırel'e yönelik saldırı ihbarı yapıldı. Halk TV moderatörü gazeteci Gözde Şeker, çevrimiçi alanda aşırı sağcı çevrelerden cinsiyetçi ve ırkçı ifadelerle hedef alınırken CNN Türk televizyonu muhabiri Merve Tokaz da, uyuşturucu soruşturması kapsamında Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Sadettin Saran'ın ifadesinin alındığı süreci izlediği için tehditlere maruz kaldı. Çevre belgeselcisi Hakan Tosun’un Ekim’de öldürülmesini kamera kayıtları yönünden araştıran Halk TV muhabiri Umut Taştan da tehdit edildi.
Şeker’e cinsiyetçi ve ırkçı çevrimiçi saldırılar: Leyla Zana’ya yönelik stadyumda atılan cinsiyetçi sloganların ardından yaşanan tartışmalar kapsamında sosyal medyada aşırı sağ çevrelerinden Halk TV moderatörü gazeteci Gözde Şeker’e yönelik hakaret ve ırkçı ifadeler paylaşıldı (22 Aralık).
Tokaz’a tehdit: CNN Türk muhabiri Merve Tokaz, İstanbul Başsavcılığı’nca yürütülen uyuşturucu soruşturması kapsamında “şüpheli” olarak ifade veren ve adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Sadettin Saran'ın haberlerini yapmasının ardından tehditler aldığını duyurdu. Tokaz yaptığı açıklamada, “Beni hedef gösterenler arasında kendilerini camiayla bağlantılı gösterenlerin yanı sıra gazeteci büyüklerimin de olmasına çok üzüldüm. Eğer başıma bir şey gelirse failleri sanal medyada apaçık ortadadır. Bu noktada en başta ilahi adalete ve Türk yargısına güveniyorum” dedi (21 Aralık).
Adıyaman’da iki haberciye polis saldırısı: Adıyaman’da intihar eden bir polis memuruyla ilgili haberi takip eden Anadolu Ajansı muhabirleri O.P. ve A.G, bina çevresinde görüntü aldıkları sırada bir grup polisin sözlü ve fiziki müdahalesine uğradı. Basın kartı göstermeye çalışan muhabirlerin sert bir şekilde görev yaptıkları yerden uzaklaştırıldıkları olayda yaralanan haberciler de, ambulanstan yardım alamadıkları için kendi imkânlarıyla Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne giderek tedavi oldu; taburcu olduktan sonra da saldırıya karışan polislerden şikayetçi oldu (7 Aralık).
Ankara’da Türk’e saldırı: Bağımsız gazeteci İbrahim Türk, Ankara Kolej’deki düzenlenen LGBTİ+ eylemini takip ederken bir polis memurunun saldırısına uğradı. Türk, saldırı “Basın kartımı gösterdim ama ‘bu kart basın kartı değil’ diyerek üzerime yürüdü. Boğazıma yapıştı, kolumu tuttu. O anları çekerken bile görevimi bırakmadım” sözleriyle aktardı (26 Ekim).
Aydın’da dört gazeteciye saldırı: Aydın'da görev yapan dört gazeteci, Efeler'e bağlı Kalfaköy Mahallesi'nde meydana gelen trafik kazasını haber yapmak için gittiğinde darp edildi. Kaza yerine gittiğinde kalabalık bir grubun saldırısına uğrayan ve telefonları gasp edildiği ifade edilen Abdurrahman Fırat, Aziz Özden, Uğur Eser ve Yusuf Konrat suç duyurusunda bulundu. gazetecilerden Fırat tedavi için ambulansla hastaneye kaldırıldı (25 Ekim).
Aydın ve Ağırel’e tehdit: Çetelerle ilgili yaptıkları haberlerle son dönemde sıkça konuşulan Onlar TV programcıları Şule Aydın ile Murat Ağırel'e yönelik saldırı ihbarı yapıldı. Aydın, ihbarın Timur Soykan'a geldiğini ve kendisi ile Ağırel için saldırı planı hazırlandığını duyurdu. Avukat Hüseyin Ersöz, ihbarla ilgili İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’na 16 Ekim’de suç duyurusunda bulundu ve gerekli tedbirlerin alınmasını istedi. Ersiz, hem WhatsApp üzerinden mesaj gönderen yabancı ülke hattının sahibi hem de bu mesajlarda isimleri yazılı bazı kişiler hakkında soruşturma başlatılmasını talep etti (17 Ekim).
Elazığ’da Koca’ya saldırı: Elazığ Günışığı Gazetesi imtiyaz sahibi ve Elazığ Basın ve Medya Cemiyeti Başkanı Mehmet Nafiz Koca, pompalı tüfekle düzenlenen saldırıda bacağından yaralandı. Gazeteciye Rızaiye Mahallesi Asya Sokak’ta bulunan gazete bürosu yakınında saldırdığı açıklanan R.A. yakalanarak tutuklandı (17 Ekim).
İstanbul’da Taştan’a tehdit: Gazeteci Hakan Tosun cinayetinde kamera kayıtlarına bizzat faillerin ailelerinin el koymasını gündeme getiren gazeteci Umut Taştan da tehdit ediliyor. Tosun ailesinin avukatı Onur Cingil, Halk TV muhabiri Umut Taştan’ın, cinayetin işlendiği mahallede haber yaptığı sırada fail yakınlarının tehdit ettiğini açıkladı (14 Ekim).
Çevre habercisi Hakan Tosun İstanbul’da öldürüldü: Çevre haberciliği ve belgeselleriyle bilinen gazeteci Hakan Tosun, İstanbul Esenyurt’ta evine giderken 10 Ekim gecesi sokakta öldürülesiye dövüldü. 13 Ekim akşamı Başakşehir Çam ve Sakura Şehir Hastanesi’nde yaşamını yitiren Tosun için, 16 Ekim’de binlerce kişi Nurtepe Metro meydanından Nurtepe Cemevi’ne kadar yürüdü, sorumluların cezalandırılmasını ve tüm gerçeğin ortaya çıkarılmasını talep etti. Yürüyüşte, ‘Hakan Tosun’a ne oldu?’, ‘Gazeteci cinayetleri politiktir’ ve ‘Hakan Tosun için adalet’ pankartları taşındı. Tosun, Ayazma Mezarlığı’nda toprağa verildi (13 Ekim).
Hak arama ve cezasızlık
Evrensel gazetesinin İzmir Temsilciliğine yönelik 13 Ağustos 2025 gecesi 10 el ateş ederek silahlı saldırı düzenlediği gerekçesiyle tutuklu yargılanan İsa Can Biler'in tutukluluğunu 106 sürdü. Gazete avukatları, 5 Mart’ta sürecek yargılamada, cezasızlığın getirdiği tehlikelere de değinerek, saldırının gazetenin faaliyetleri nedeniyle işlenip işlenmediğinin soruşturulmasını talep etti. Bir diğer tahliye örneği de, Elazığ’da Sözcü gazetesi muhabiri Evren Demirdaş’a Ekim’de saldıran ve tutuklu yargılanan üç sanıkla ilgili yaşandı.
Diğer yandan bu dönemde ısrarlı hukuki girişimlerin sonuç verebildiğini gösteren kimi gelişmeler de yaşandı: T24 haber sitesi muhabiri Can Öztürk’ün boğazı sıkarak gözaltına alınmasıyla ilgili sorumlu polislerin yargılanması İstanbul Valiliği kararı iptal edilerek sağlanabildi. Marmaris Içmeler’de Ağustos 2021’de yaşanan orman yangınlarının yansıtıldığı Halk TV yayını basıp gazetecilere saldıranlar, verilen iki ayrı takipsizlik kararına itiraz eden kanal avukatlarının ısrarlı tutumu sayesinde, yargılanacak. Diyarbakır Hakimliği de, Rûdaw TV Diyarbakır temsilcisi Maşallah Dekak ile kameraman Mehmet Kanevi’ye kameralar önünde sözlü ve fiziki saldırıda bulunan Mesut Kızmaz hakkında Başsavcılığın verdiği takipsizlik kararını kaldırdı.
Öztürk’e şiddetli gözaltıya yargı yolu: İstanbul Boğaziçi Üniversitesi'ndeki eylemleri takip ederken T24 haber sitesi muhabiri Can Öztürk’ün boğazı sıkılarak gözaltına alınmasıyla ilgili, İstanbul Valiliğinin sorumlu polisler hakkında soruşturma açılması talebine dair olumsuz karar kaldırıldı. Valilik kararına MLSA Hukuk Birimi’nin yaptığı itiraz üzerine İstanbul Bölge İdare Mahkemesi, kararı kaldırarak polisler hakkında yargı yolunu açmış oldu (29 Aralık).
Evrensel’e saldırı davasında sanığa tahliye: İzmir Adliyesi 42. Asliye Ceza Mahkemesi, Alsancak Kıbrıs Şehitleri Caddesi'nde bulunan Evrensel gazetesinin İzmir Temsilciliğine yönelik 13 Ağustos 2025 gecesi 10 el ateş ederek silahlı saldırı düzenlediği gerekçesiyle yargıladığı tetikçi İsa Can Biler'i tutukluluğunun 106. gününde tahliye etti. 1 Aralık’ta süren davada Evrensel gazeteci avukatı Barış İpek, delil karartma riski bulunduğu gerekçesiyle sanığın tutuklu yargılanmasını talep etse de mahkeme, savcının tersi yönde beyanına da uygun olarak Biler’i adli kontrol ile tahliye etti. Daha önce mahkemede dinlenen gazetenin İzmir Temsilcisi Özer Akdemir, duruşmada cezasızlık iklimine değindi; “Basına yönelik suçlar iyi araştırılmazsa bunlara ön açıyor. Tehdit almadık, ancak yorumladığımız kadarıyla hangi İzmir patronunun ayağına bastıysak şüpheliler onlardır. Bunu araştırması gereken biz değiliz, savcılık ve kolluktur. Bunun araştırılmasını istiyoruz” demişti. Yargılamaya 5 Mart’ta (11:00) devam edilecek (1 Aralık).
Halk TV yayınını basanlara nihayet dava: Marmaris Içmeler’de Ağustos 2021’de yaşanan orman yangınlarının yansıtıldığı Halk TV yayını basıp gazetecilere saldıranlarla ilgili dava, verilen iki ayrı takipsizlik kararına itiraz eden kanal avukatlarının ısrarlı tutumu sayesinde nihayet açıldı. Gazeteci ve sunucu Gökmen Karadağ, avukat Salim Şen’in girişimleri çerçevesinde şikayetçi sıfatıyla ifade verdi (12 Kasım).
Elazığ’da Demirdaş’a saldırıda üç zanlıya tahliye: Elazığ Belediye Binası önünde 1 Ekim’de dört kişi tarafından saldırıya uğrayan Sözcü gazetesi muhabiri Evren Demirdaş’a saldıran ve tutuklu yargılanan üç sanık Elazığ 6. Asliye Ceza Mahkemesi ve Çocuk Mahkemesi’nde görülen davalar kapsamında tahliye edildi. Demirdaş, “Bu davadan çıkan kararlar, bundan sonra gazetecilere yapılacak olan saldırıların önünü açmıştır” diyerek cezasızlığa vurgu yaptı. 6. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen dava 13 Ocak 2026’ya, Çocuk Mahkemesi’nde görülen dosya ise 20 Ocak 2026’ya bırakıldı (7 Kasım).
Rûdaw TV’ye saldırana dava: Diyarbakır Sulh Ceza Hakimliği, Rûdaw TV Diyarbakır temsilcisi Maşallah Dekak ile kameraman Mehmet Kanevi’ye kameralar önünde sözlü ve fiziki saldırıda bulunan Mesut Kızmaz hakkında Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın verdiği takipsizlik kararını kaldırdı. MLSA’ya göre, gazetecilerin avukatı Hişyar Özalp’ın, takipsizlik kararına karşı yaptığı itiraz sonucunda sanık hakkında “tehdit”, “hakaret” suçlarından dört yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Dekak, olaydan sonra hedef gösterildiğini, can güvenliği olmadan haber takibi yaptığını söyledi (1 Ekim).
Soruşturmalar, açılan / süren ceza davaları, kararlar
(Rapor, Türkiye’de gazetecilere uygulanmış yasal prosedürlerinin tamamını kapsamayıp, örnekleriyle sadece medya özgürlüğüne hedef alan ihlallere dair eğilim ve ağırlık konusunda fikir vermeyi amaçlamaktadır)
Soruşturmalar
Son üç ayda en az beş gazeteciyle (Zeliş Irmak, İsmail Saymaz, Alica Uludağ, Kayhan Ayhan, Murat Uysal) ilgili gündeme gelen cezai soruşturmaları, kamuoyunu bilgilendiren ve iktidarı eleştiren medya çevresinde görev yapanların yargının yakın takibinde olduğunu gösteriyor. Tahkikatlar için, “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” veya “iftira” gibi gerekçelere başvuruldu.
Irmak’a “ihale haberi” soruşturması: Evrensel haber sitesi sorumlu yazı işleri müdürü Zeliş Irmak hakkında “ambulans ihalesini kazanan firmadan 1 milyon 850 bin liralık aracı 100 bine almış” başlıklı haber nedeniyle İstanbul İl Sağlık Müdürü Abdullah Emre’nin şikayetiyle soruşturma başlatıldı. İstanbul Cumhuriyet Savcılığı’nın başlattığı ve halen devam eden soruşturma kapsamında Irmak emniyette ifade verdi (30 Aralık).
Uludağ’a “dezenformasyon” soruşturması: İstanbul Bakırköy Başsavcılığı, Şule Çet’in 2018’de ölümüyle ilgili davanın hükümlüsüyle ilgili paylaşımı nedeniyle gazeteci Alican Uludağ hakkında “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” suçlamasıyla soruşturma başlattığını duyurdu. Gazeteci, dosyadan hükümlü olduğu açıklanan Berk Akand’ın dışarıdaki fotoğrafını paylaşmasının ardından Adalet Bakanlığı, Akand’ın tahliye edilmediğini, hükümlünün yasa gereği açık cezaevine nakledildiği, infazının burada sürdüğü ancak fotoğraf paylaşımının ardından yeniden kapalı cezaevine gönderildiğini açıkladı (16 Kasım).
Saymaz için beş şikayet: CHP’de iken AKP’ye geçen Aydın Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, gazeteci İsmail Saymaz hakkında beş kez suç duyurusunda bulundu. Şikayetlere tepki gösteren İsmail Saymaz, “Benim hakkımda bulunacağınıza Baki Nugay hakkında bulunun. Ben size rüşvetçi mi dedim? Kendisi söylüyor 'Ben rüşvet verdim, alacağımı aldım' diyor. Ben sizinle para alışverişine mi girdim?” dedi (11 Kasım).
Gazeteci Ayhan’a “soruşturma” zinciri: İstanbul Anadolu Savcılığı, Dokuz Eylül Üniversitesi öğrencileri S.V. ve O.G.'nin Konak’ta bir dükkân duvarına boykotla ilgili yazılamalar yaptıkları gerekçesiyle esnafın şikâyeti üzerine tutuklanmasını haberleştirdiği için BirGün gazetesi editörü Kayhan Ayhan hakkında soruşturma açtı. 6 Kasım’da avukatı Tolgay Güvercin ile savcılığa giden Ayhan ifadesinde, “Ben gazeteciyim. Kamuoyunu aydınlatma görevi kapsamında halkın haber alma hakkı için söz konusu tutuklamaları haberleştirdim” dedi. Ayhan, 19 Mart'ta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alınmasının ardından başlayan öğrenci eylemlerini haberleştirip sosyal medya hesabından paylaştığı için Ekim’de de ifadeye çağrılmıştı. Gazeteci hakkında bir diğer soruşturma da, 2 Aralık 2023 tarihli “Köylülere 2,5 saat şiddet” başlıklı haber nedeniyle açılmıştı (10 Kasım).
BirGün’den Ayhan’a soruşturma: İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı Basın Suçları Soruşturma Bürosu, 19 Mart'ta İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alınmasının ardından başlayan öğrenci eylemlerini haberleştirip sosyal medya hesabından paylaştığı için BirGün gazetesi editörü Kayhan Ayhan hakkında soruşturma açtı. Anadolu Adalet Sarayı'nda avukatı Tolgay Güvercin ile ifade veren Ayhan, “Ben gazeteciyim. Kamuoyunu aydınlatma görevi kapsamında halkın haber alma hakkı için söz konusu öğrenci eylemlerini haberleştirip paylaştım. Söz konusu içerikleri de haber amacıyla paylaştım” dedi. Avukat Tolgay Güvercin de, “Suçlamaya konu edilen paylaşımlar haberdir. Müvekkilimin yegane eylemi öğrenciler tarafından gerçekleştirilen eylemleri haberleştirmektir. Bu haber sadece gazete üzerinden veya televizyon üzerinden yapılmaz. Teknolojinin gelişmesi ile birlikte pek çok sosyal medya mecrası da yeni gazetecilik kapsamında haber mecrası olarak kullanılmaktadır” dedi (8 Ekim).
Uysal’a "dezenformasyon" soruşturması: Evrensel gazetesi muhabiri Murat Uysal, Memur-Sen ile ilgili yayımlanan “Emekçinin cebindeki iktidar çekirgesi: Memur-Sen büyüdükçe memur küçüldü” başlıklı haber konfederasyonun yaptığı şikayet sonrası, “İftira, hakaret ve yanıltıcı bilgi yayma” iddialarıyla savcılık talimatıyla ifadeye çağrıldı. Haberde, Çalışma Bakanlığı'nın kamuya açıkladığı resmi verilere dayanarak, Memur-Sen’in AKP iktidarı boyunca üye sayısını 23 yılda yüzde 2 bin 476 artırdığı; buna karşın kamu emekçilerinin ücretlerinin enflasyon karşısında sürekli eridiği ve sosyal haklarının budandığı aktarılmıştı (3 Ekim).
Açılan ve süren davalar
Son üç ayda, onlarca gazeteci, karikatürist ve medya temsilcisi, Türk Ceza Kanunu (TCK), Terörle Mücadele Kanunu (TMK) ve 2911 Sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu uyarınca hapis istemiyle yargılandı.
Bağdat’ın “TMK” davası: İstanbul 28. Ağır Ceza Mahkemesi, 2017 ve 2018 yıllarında yaptığı dokuz sosyal medya paylaşımı nedeniyle gazeteci Hayko Bağdat’ı “Örgüt propagandası” iddiasıyla yargılamaya başladı. Mahkeme, Bağdat’ın savunmasının alınması için hakkında çıkarılan yakalama kararının infazını bekliyor. Bağdat’ın davaya konu olan paylaşımları arasında Osman Kavala’nın bir fotoğrafı ile Cemil Bayık’ın verdiği bir röportaja ilişkin paylaşımları var. Yargılama 7 Temmuz 2026’ya (10:25) bırakıldı (25 Aralık).
Fincancı, Önderoğlu ve Nesin dokuz yıldır sanık: İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Özgür Gündem nöbetçi yayın yönetmenliği davasından yargılanan ve 17 Temmuz 2019’da beraat ettikleri halde kararları istinaftan dönen Şebnem Korur-Fincancı, Erol Önderoğlu ve Ahmet Nesin'i beş yıldır yeniden yargılıyor. Önderoğlu ve Fincancı’nın katıldığı yeniden yargılamanın bu 15. duruşmasında, Fransa’da yaşayan Nesin’in ifadesi için yazılan istinabe yazısına yanıtın beklenmesine bir kez daha karar verildi. Üç sanık, “örgüt propagandası”, “suçu ve suçluyu övmek” ve “suç işlemeye alenen tahrik” iddiasıyla 14 yıl 6 ay hapis istemiyle yargılanıyor. İlk yargılama sonunda Temmuz 2019’da verilen beraat kararları İstanbul İstinaf Mahkemesi’nce Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Fincancı’yı kamuoyu önünde hedef almasından bir hafta sonra Ekim 2020’de bozulmuştu. Mahkeme, itirazlara rağmen bu karara 3 Şubat 2021’de uymaya karar vermişti. 10 yıla yaklaşan davada şimdiye kadar 26 duruşma gerçekleşti. Yargılama 31 Mart 2026’ya (10:05) kaldı (25 Aralık).
Dört haberciye “Gösteri” davası: İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesi, 23. İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşü’nü takip ederken 30 Haziran 2025’te gözaltına alınan bianet haber sitesi editörü Evrim Gündüz, eski Özgür Gelecek muhabiri Yusuf Çelik, gazeteci Nur Kaya ve fotoğrafçı Cansu Yıldıran’ın da aralarında bulunduğu 53 kişiyi 2911 Sayılı Kanun uyarınca ve “toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama” iddiasıyla yargılıyor. Derhal beraat yönünde sanık avukatlarının sundukları talepleri reddeden mahkeme, dinlenmeyen beş kişinin savunmasının alınması ve olay günü tutulan tutanakta imzası olan polislerin dinlenmesi için işlem başlattı. Dava 5 Haziran 2026’ya kaldı (24 Aralık).
Yücel’e 301 ve 299 davasında yakalama: İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Almanya merkezli Die Welt gazetesi için 2016’da yazdığı haberleri gerekçe yaparak gazeteci Deniz Yücel’i ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ ve “Devlet kurumlarını aşağılamak” iddiasıyla yargılamaya devam etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatının katılma talebini kabul eden mahkeme, gazetecinin avukatlarının istinabeye ilişkin talebini daha önce Almanya tarafından iade edildiği gerekçesiyle reddetmişti. İddianamede, Yücel hakkında, Die Welt'te 26 Ekim 2016'da “Kürdün annesini göremeden ölmesi” söylemi ile 27 Ekim 2016'da yazdığı “Ermenilere yapılan soykırım ifadeleri" nedeniyle suç duyurusunda bulunulduğu hatırlatıldı. Oysa ki Yücel, ifadesinde “ayrımcılık ve eşitsizliği eleştirdiğini, tarihi gerçeğin suç sayılamayacağını” ifade etmişti. Yücel hakkındaki “yakalama emrinin infazını bekleyen yargılama 1 Ekim 2026 tarihine ertelendi (23 Aralık).
Anneberg’in “askeri sınır” davası: Savunmanlığını MLSA’nın üstlendiği Danimarkalı gazeteci Mads Anneberg’in ‘Askeri Yasak Bölgelere Girmek’ iddiasıyla yargılandığı davaya, Edirne 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Gazetecinin avukatının mazeretini kabul eden mahkeme, 3 Mart 2020’de Yunanistan sınırında göçmen hareketliliğini izlemeye çalışırken gözaltına alınıp bırakılan gazeteci hakkında verdiği yakalama emrinin infazını bekliyor. Yargılama 3 Mart 2026’ya (10:05) bırakıldı (9 Aralık).
Beş gazeteci ve çevirmenin “örgüte yardım” davası: İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, Yeni Özgür Politika ve PolitikArt’ta yayımlanan haber ve makaleler nedeniyle 26 Kasım 2024’te İstanbul’da gözaltına alınan beş gazeteci, bir çevirmen ve bir sosyoloğu “örgüte yardım” suçlamasıyla yargılamaya başladı. Eskişehir Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü ancak daha sonra İstanbul’a aktardığı soruşturmada, bianet editörü Tuğçe Yılmaz, gazeteciler Erdoğan Alayumat, Suzan Demir, Taylan Abatan, Gülcan Dereli ile çevirmen Serap Güneş ve sosyolog Berfin Atlı “örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” (TCK 220/7) ile suçlanıyor. Yeni Özgür Politika ve PolitikArt’ın PKK’nin yayın organı olduğunu iddia eden savcı yazarlara yapılan telif ödemelerini suçlamaya delil olarak gösterdi. Ayrıca MASAK raporları, banka transfer kayıtları, sosyal medya paylaşımları iddianameye delil olarak girdi. 9 Aralık’ta başlayan yargılamada sanıklardan Alayumat, savunmasında, “Ben bugün burada bir suçun faili olarak değil, yıllardır gazetecilik yaptığı için kriminalize edilmeye çalışılan bir insan olarak bulunuyorum” derken Tuğçe Yılmaz da, konuşmasına hakime “Kimlik tespiti yapılırken burada değildiniz ama buradaki gazeteler 35-40 bin TL seviyesinde geçinmeye çalışan kişiler. Bu ücretlerle geçinemediğimiz ortada” diyerek başladı; “Bugün burada, sadece yazdığım kültür-sanat yazılarından aldığım telif ücretleri nedeniyle ‘örgüte yardım etmekle’ suçlanan bir gazeteci olarak bulunuyorum. Dört yıldır barış gazeteciliği geleneği ile bilinen bianet haber sitesinde gazetecilik yapıyorum. Meslekte ise 10 yılı geride bıraktım” dedi. Duruşma sonunda mahkeme, yurtdışına çıkış yasaklarını sürdürürken imza şartı içeren adli kontrollerin kaldırılmasına karar verdi. Dosya, esas hakkındaki mütalaanın hazırlanması için savcılığa nakledilmesien de hükmedildi. Dava 17 Şubat’a kaldı (9 Aralık).
Dört gazeteciye “İsrail” davası: İsrail ile ticaret ilişkilerine ayrılan Ekim 2024’e ait Halk TV programı nedeniyle eski kanal çalışanları Şule Aydın, Barış Pehlivan, Timur Soykan ve Murat Ağırel’e “dezenformasyon” ve “gizliliği ihlal” iddiasıyla dava açıldı. İstanbul Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesi’nde 4 Aralık’ta süren yargılama 22 Ocak’a kaldı (4 Aralık).
Akgül’ün HDK davası: İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi savcısı, Halkların Demokratik Kongresi’ne (HDK) yönelik operasyonda gözaltına alındıktan sonra 101 gün Bakırköy Kapalı Kadın Cezaevi’nde hapis tutulan ve 2 Haziran’da tahliye edilen gazeteci Elif Akgül’ün cezalandırılmasını talep etti. 4 Aralık’ta süren yargılama sonunda mahkeme, gazeteciyle ilgili adli kontrolün kaldırılması yönünde Akgül ve avukatlarının sundukları talepleri reddetti; esas hakkındaki mütalaaya karşı savunmaların yapılması için yargılamayı 20 Ocak 2026’ya (10:45) bıraktı (4 Aralık).
Yılmaz’a 301 davası: İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, 3 Haziran’da İstanbul Kadıköy’de yapılan bir GBT kontrolünde gözaltına alınmasına gerekçe yapılan Ermeni gençlerle 24 Nisan 2024'te gerçekleştirilen söyleşi nedeniyle bianet haber sitesi muhabiri Tuğçe Yılmaz’ı “Türk milletini aşağılamak” iddiasıyla yargılamaya başladı. Ermeni Soykırımı iddiasını ve Türkiye'de Ermeni olmayı işleyen “Türkiyeli Ermeni gençler anlatıyor: 109 yıldır süren yas” başlıklı haber nedeniyle iki yıl hapsi istenen Yılmaz, Hrant Dink’i anarak tamamladığı savunmasında gazetecilik faaliyetleri nedeniyle yargılandığını, kimseyi aşağılamadığını, aksine bugüne dek toplumda kendini aşağılanmış hissedenlere kulak verdiğini ifade etti. Gazetecinin avukatları Deniz Deniz Yazgan ve Batıkan Erkoç’un derhal beraat taleplerini reddeden mahkeme, esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için duruşma savcısına süre verdi. Yargılamaya 21 Nisan’da (14:30) devam edilecek (2 Aralık).
Oflaz’a “gizliliği ihlal” davası: Konya Asliye Ceza Mahkemesi, Cumhuriyet gazetesinde çalıştığı dönemde kaleme aldığı “TMO'dan 7 bin 500 ton hububat çalınmıştı: Yargıtay'dan Konya Valisi Vahdettin Özkan hakkında karar” başlıklı haberi nedeniyle ANKA Haber Ajansı muhabiri Mehmet Oflaz’ı, “gizliliği ihlal” gerekçesiyle yargılamaya başladı. Özkan’ın şikayeti üzerine açılan dava, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı tarafından, dönemin Konya Valisi Vahdettin Özkan hakkındaki suç duyurusunun işleme konulmadığını aktarılan haber nedeniyle açılmıştı. Gazetecinin avukatlarının mazeret bildirdiği duruşma, 20 Nisan’a bırakıldı (1 Aralık).
Gök’ün “üyelik ve propaganda” davası: Diyarbakır 5. Ağır Ceza Mahkemesi, Mezopotamya Ajansı (MA) editörü Abdurrahman Gök'ü açık tanık Ümit Akbıyık'ın beyanları üzerinden “örgüt üyeliği” ve “örgüt propagandası” suçlamasıyla yargılamaya devam etti. 25 Kasım’da mahkeme, davanın başından beri gazeteciye uygulanan yurtdışı yasağının kaldırılmasına dönük talebi bir kez daha reddetti. Duruşmada Gök, "K8Ç4B3L1T5" adlı gizli tanık ifadeleriyle hazırlanan ve bu dosyayla birleştirilen iddianameye karşı savunma yaptı. Gazeteci, hem gizli tanık hem de açık tanıklarla işin dönüp dolaşıp polisçe öldürülen Kemal Kurkut'un fotoğraflarını çekmesine geldiğini söyledi. 11 Eylül’de mahkeme, Ortadoğu’daki çatışmalı ortama dikkat çekerek, yurtdışı yasağından dolayı mesleğini yapamaz durumda olduğunu söyleyen Gök’e yönelik adli kontrol tedbirinin kaldırılmasını yine reddetmişti. Duruşmasını Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) ile Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) temsilcilerinin de izlediği ve sanık gazetecinin avukatlar Resul Tamur ve Mehmet Emin Aktar ile temsil edildiği davanın görülmesine 26 Şubat 2026'da devam edilecek (25 Kasım).
Şardan’a “dezenformasyon” ve “aşağılama” davası: İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, 31 Ekim 2023’te yayımlanan “MİT’in Cumhurbaşkanlığına sunduğu ‘yargı raporu’nda neler var?” başlıklı yazısı gerekçe gösterilerek “dezenformasyon” iddiasıyla 1 Kasım 2023’ten itibaren beş gün tutuklu bırakılan T24 haber sitesi yazarı Tolga Şardan’ı yargılamayı 20 Kasım’da sürdürdü. İstanbul Sulh Ceza Hakimliği, 1 Kasım’da Ankara Sincan Cezaevi’ne gönderilen, ardından Silivri Cezaevi’ne nakledilen 35 yıllık gazeteciyi, 6 Kasım 2023’te deliller toplandığı gerekçesiyle “yurt dışına çıkış yasağı” şartıyla tahliye etme kararı almıştı. Yazısı nedeniyle ne Cumhurbaşkanlığı’nın ne de MİT Başkanlığı’nın bir yalanlama yapmadığını ve gözaltı kararının günler sonra verildiğini ifade eden gazeteci, gazeteciliğe 1988 yılında başladığını belirterek, “Haberim doğru. Ben tecrübeli bir gazeteciyim ve haberimin arkasındayım. Yalan haber yazdığımı düşünmüyorum. Yalan olması için öncelikle bu haberin yalan olduğuna kendim inanmalı ve bu şekilde halka sunmam lazım. Hiçbir gazeteci yalan bilgiye imza atmaz…” demişti. Gazetecinin avukatı Mustafa Gökhan Tekşen, 20 Kasım’da görülen duruşmada, Şardan’ın atıf yaptığı eski İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcısının, HSK’ya şikayette bulunduğu hakimle ilgili olarak Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nde bir yargılamanın söz konusu olacağını ifade ederek dosyanın Yargıtay’dan istenmesini, aksi takdirde müvekkiliyle ilgili beraat kararı verilmesini talep etti. Talebi kabul eden mahkeme, yargılamayı 30 Nisan 2026’ya (14:00) bıraktı (20 Kasım).
LeMan’ın “düşmanlık” davası: İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, LeMan dergisinde 26 Haziran'da yayımlanan bir karikatürde “Hazreti Muhammed’in çizildiği” iddiasıyla tutuklanan ve daha sonra tahliye edilen beş dergi yetkili ve temsilcisini yargılamaya başladı. 14 Kasım’da görülen duruşma sonunda mahkeme, derginin karikatüristi Doğan Pehlevan için de tahliye kararı verdi. Ancak Pehlevan'ın tutukluluğu hakkında “Cumhurbaşkanı'na hakaret”ten dosyası olduğu için devam etti. Dergi yetkililerinin karikatürün Hz Muhammed’i tasvir etmediğine ilişkin ısrarlı açıklamalara rağmen gözaltına alınıp tutuklanmış, karikatürün “İslam karşıtı” olduğu iddiasıyla dergi binası önünde toplanan radikal İslamcı bir grup, dergi önünde tehdit ve hakaretlerde bulunmuşlardı. İddianamede şüphelilerden sorumlu yazı işleri müdürleri Zafer Aknar ile Aslan Özdemir, müessese müdürü Ali Yavuz ve grafiker Cebrail Okçu ile hakkında yakalama kararı bulunan derginin genel yayın yönetmeni Mehmet Tuncay Akgün’e “yayın yoluyla halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik” suçlaması yöneltiliyor ve haklarında 1 yıl 6 aydan 4 yıl 6 aya kadar hapis cezası talep ediliyor. Karikatürün sahibi Doğan Pehlevan hakkında ise “Zincirleme şekilde basın ve yayın yoluyla halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme” suçundan 1 yıl 10 ay 15 günden 7 yıl 6 aya kadar hapis cezası istendi. Yargılama 5 Mayıs’a (14:30) bırakıldı (14 Kasım).
Fatoş Erdoğan’a “suça tahrik” davası: İstanbul 9. Asliye Ceza Mahkemesi, CHP İstanbul İl Başkanlığı’na Gürsel Tekin’in kayyım atanması üzerine CHP’lilerin başkanlık binasına çağrı yapması sonrası yaşanan olaylarla ilgili haber yapan gazeteci Fatoş Erdoğan’ı 20 kişiyle birlikte “suç işlemeye alenen tahrik” iddiasıyla yargılamaya başladı. 5 Kasım’da görülen duruşmada, sanıklar hakkında hazırlanan iddianame sanıklar ve avukatlarınca eleştirildi. MLSA’ya göre, gazeteci Erdoğan da, protestoları haberleştirdiğini ve sosyal medya paylaşımlarında video ve açıklamaları tırnak içinde aktardığını belirtti; “Bu açıklamalar bana ait değil ama iddianamede bu nedenle suçlanıyorum. Gazetecilik görevimi yaptım” dedi. Plastik mermiyle yaralandığını söyleyen ve vücudundaki morlukların tespit edildiği fotoğrafları heyete gösteren Erdoğan, “Burada gerçekten yargılanması gereken ben miyim?” diye de sordu. İstanbul Başsavcılığına ek iddianame hazırlanması için müzekkere yazılmasına karar verilen yargılamaya 28 Ocak 2026’da devam edilecek (5 Kasım).
Uğur’a “yanıltıcı bilgi” davası: Cumhuriyet gazetesinin 17 Haziran 2025’te yayımladığı, “1 milyon öğrencinin kaderiyle mi oynandı? LGS soruları sınav bitmeden WhatsApp grubunda paylaşıldı iddiası” başlıklı haber nedeniyle Cumhuriyet gazetesi haber müdürü Can Uğur’a dava açıldı. Milli Eğitim Bakanlığı’nın şikâyetiyle açılan davanın görülmesine 13 Ocak 2026’da İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde başlanacak. İddianamede, Uğur’un “yanıltıcı bilgiyi alenen yaydığı” iddia edildi; Türk Ceza Kanunu’nun 217/A maddesi uyarınca cezalandırılması talep edildi (30 Ekim).
Akdeniz’e 8 ay sonra tahliye: İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) soruşturması nedeniyle 22 Şubat'tan beri Marmara (Silivri) Cezaevinde tutulan gazeteci Ercüment Akdeniz’i yargıladığı davanın ikinci duruşmasında tahliye kararı verdi. İddianamenin haksız, yanlış ve kurgusal suçlamalarla dolu olduğunu belirten Akdeniz "Örgütlenme hakkım, gazetecilik yapma hakkım suçlanma konusu yapılmıştır. Hesap vermeyeceğim herhangi bir eylemin yoktur. Bizler hakikat peşinde koşan gazetecileriz. Suçlamalar gayet şişkin ama boştur" ifadelerini kullandı. Mahkemenin dinlettiği bir tanık da Akdeniz’i tanımadığını, ilk kez duruşmada gördüğünü ifade etti. Daha önce dinlenen Abdülkadir Akdağ da “Sanığı tanımıyorum. Televizyonlarda gördüm. Örgüt üyeliği konusunda bilgim yok” demişti. Akdeniz’i sekiz aylık tutukluluğun ardından yurtdışı yasağı karşılığında tahliye eden mahkeme, tanık olarak dinlenmesi için Adem Aslan’ın yeniden zorla getirilmesi kararı verdi. Yargılama 10 Ocak 2026’da (14:30) sürecek (23 Ekim).
Gazeteci Öztürk’ün “direnme” davası: İstanbul 69. Asliye Ceza Mahkemesi, Çocukların evlendirilmesini meşru gören söylemleriyle tepki çeken Sosyal Doku Vakfı Başkanı Nureddin Yıldız'ın Boğaziçi Üniversitesi İslam Araştırmaları Kulübü'ne Mayıs’ta davetli olarak çağrılmasına yönelik gerçekleşen protestoları izlediği için gözaltına alınan T24 sitesi muhabiri Can Öztürk’ü yargılamaya başladı. “Görevi yaptırmamak için direnme” ve “Toplantı gösteri yürüyüşleri kanununa muhalefet” iddiasıyla yargılanan Öztürk, savunmasında eylem alanında haber takibi yapmak için bulunduğunu, slogan atmadığını, basın kartını göstermesine rağmen polisin ablukadan çıkmasına izin vermediğini aktardı. Yargılamaya 12 Ocak 2026’da devam edilecek (13 Ekim).
İki gazetecinin “Saraçhane” davası: İstanbul Asliye Ceza Mahkemesi, Saraçhane’de 19 Mart’ta başlayan eylemleri haberleştirken gözaltına alınan Evrensel gazetesi muhabiri Nisa Sude Demirel ve ETHA Ajansı muhabiri Elif Bayburt’u 2911 Sayılı Toplantı Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefetten yargılamaya devam etti. 10 Ekim’de görülen ve RSF’nin de izlediği ikinci duruşma sonunda mahkeme, imza yükümlülükle ilgili adli kontrolün kaldırılmasına, yurtdışı yasaklarının da celse arasında sanıklara dair fotoğrafların teslim edilmesiyle birlikte kaldırılmasına karar verdi. İlk duruşmada gazeteci Demirel, ifadesinde, “Dosyadaki fotoğrafı ben alanda haber yaparken sivil polis çekti. Benzer delillerle yargılamak gazetecileri korkutma amaçlıdır” demişti. Bayburt da, fotoğrafta basın kartının açıkça görüldüğünü ifade ederek mevcut yargılamanın eylemleri haberleştirenler için bir gözdağı verme amacı olduğunu söylemişti. Dava 15 Mayıs 2026’ya kaldı (10 Ekim).
Batum’un “301” davası: İstanbul 43. Asliye Ceza Mahkemesi, İMC TV’de 10 Eylül 2015’te yayınlanan “Ayşegül Doğan ile Gündem Müzakere” adlı programdaki sözleri nedeniyle gazeteci Rüstem Batum’u, “devletin kurumlarını aşağılama” suçlamasıyla yargılıyor. Batum hakkında çıkarılan yakalama emrinin infazı bekleniyor (2 Ekim).
İsveçli gazetecinin “PKK” davası: İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, İstanbul Havalimanı’nda 27 Mart’ta gözaltına alınıp ertesi gün tutuklanan, 30 Nisan’da da “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasından mahkum edilip tahliye edilen İsveçli gazeteci Joakim Medin’i gıyabında “PKK üyeliği” ve “örgüt propagandası” iddiasıyla yargılamaya başladı. 30 Nisan’da Ankara 68. Asliye Ceza Mahkemesi’nin ilk suçlamadan ertelemeli 11 ay 20 gün hapis cezası verdiği Medin’in bu ikinci dosyası, istinabe yoluyla İsveç’ten ifade vermesi Adalet Bakanlığı’ndan dönüşünü bekleyecek. Yargılama 8 Ocak 2026’ya kaldı (1 Ekim).
Çalıkoğlu’ya “dezenformasyon” davası: Karar gazetesi muhabiri Feyza Nur Çalıkoğlu, 7 Kasım 2024’te karar.com’da yayımlanan “Avukatlardan Geri Gönderme Merkezi için çarpıcı iddialar: “Sessiz Oda” ve “Soğuk Oda işkencesi” başlıklı haberi nedeniyle “halkı yanıltıcı bilgiyi alenen yaymak” suçlamasından yargılanıyor. Gönderme merkezlerindeki kötü muamele iddialarını avukatlardan görüş toplayarak gündeme getiren gazeteci, İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Başkanlığı’nın şikayetiyle ilk kez 18 Eylül’de İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıktı. İlk duruşmaya mazeretli olarak katılmayan gazeteci, 10 Şubat 2026’da yargılanmaya devam edecek (1 Ekim).
Kamış’ın dosyası ayrıldı, Çolak’a beraat: İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, kapatılan Zaman gazetesinde bir dönem genel yayın yönetmen yardımcılığı yapan ve İzmir’in Çeşme İlçesi’nde gözaltına alınıp 13 Kasım 2023’te tutuklanan Mehmet Kamış’ı adli kontrol altında yargılamaya devam etti. 23 Eylül’de süren davadan Kamış, “Meclisi ortadan kaldırmaya teşebbüs,” “hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs”, “Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” ve “örgüt üyeliği” suçlamalarıyla yargılanıyor. P24’e göre duruşma sonunda gazetenin eski kültür sanat editörü Ali Çolak’ı beraat ettiren mahkeme, Kamış yönünden ise dosyanın ayrılarak başka bir numara altında kaydedilmesine hükmetti. Duruşmada söz isteyen Kamış birleşen dosya yönünden süre verilmesini istedi; “Kaçma şüphem yok, ne ceza verirseniz verin asla kaçmayacağım. Tutuksuz yargılanmak istiyorum, tahliyemi talep ediyorum” dedi. Kamış, Temmuz 2025’te oğluyla birlikte yeniden gözaltına alınarak tutuklanmıştı (1 Ekim).
Gazeteci İpek’in “Saraçhane” davası: İstanbul 64. Asliye Ceza Mahkemesi, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun tutukluluğunun 100. gününde Saraçhane'de yapılan mitingde birçok kişiyle birlikte gözaltına alınan Cumhuriyet gazetesi muhabiri Engin Deniz İpek'i yargılamaya devam etti. “Kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama” iddiasıyla açılan davanın ikinci duruşmasında avukatların “derhal beraat” talebi reddedildi. Mahkeme, savunmaların alınmış olması nedeniyle adli kontrol tedbirlerinin kaldırılmasına karar verdi. Yargılama 25 Şubat 2026’ya kaldı (1 Ekim).
Avcı’ya yeniden yargılama: İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi, Gülen Cemaati tarafından kurulduğu iddia edilen “Selam Tevhid soruşturma kumpası” gerekçesiyle ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm edilen eski savcı, yazar ve gazete köşe yazarı Gültekin Avcı, Yargıtay’ın bozma kararından sonra yeniden yargılanmaya devam etti. Mahkeme, İzmir Kırıklar 2 Nolu F Tipi Cezaevi’nde bulunan Avcı’yı tahliye etmeyi reddetti. 13’ü firari, 90 sanığın yargılandığı davanın son duruşması, bu davanın, başka bir dosyayla birleştirilmesi gerekçe gösterilerek kapalı görüldü. Dava kapsamında kapatılan Bugün gazetesindeki yazıları ve Samanyolu TV’deki yayınları nedeniyle suçlanarak iki kez ağırlaştırılmış müebbet ve 15 yıl hapis cezasına çarptırılan Avcı, 18 Eylül 2015’te tutuklanıp davanın 9 Haziran 2016 tarihli ilk duruşmasında tahliye edilmişti. 25 Eylül 2016’da ikinci kez tutuklanan Avcı, son olarak 13 Eylül 2019’da yeniden tahliye edilip yeniden tutuklandı (1 Ekim).
Kararlar
Son üç ayda dokuz gazeteci, “örgüte yardım”, “yanıltıcı bilgiyi alenen yayma”, “kamu görevlisine hakaret” veya “Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefett”en yargılandıkları davalardan beraat ederken dört haberci (Fatih Altaylı, Furkan Karabay, Asuman Aranca ve Melisa Gülbaş), “Cumhurbaşkanı’nı tehdit”, “Cumhurbaşkanı’na hakaret”, “terörle mücadele edeni hedef göstermek”, “kamu görevlisine hakaret” veya “gizliliği ihlal” iddiasıyla toplam 9 yıl 3 ay hapis (10 aylık kısmı ertelemeli) ve 49 bin 580 TL adli para cezasına mahkum edildi. Ayrıca yedi gazeteciye verilen “örgüt üyeliği” cezası da onandı.
“Tedbir amaçlı ve istisna” denilen tutukluluğun gazeteciler bakımından açıkça uzadığı bu dönemde, Fatih Altaylı’ya “Cumhurbaşkanı’nı tehdit” suçlamasıyla 4 yıl 2 ay, Furkan Karabay’a da, “Cumhurbaşkanı’a hakaret”, “terörle mücadele görev alanı hedef gösterme” ve “kamu görevlisine hakaret” iddiasıyla 4 yıl 3 ay hapis cezası verildi.
AYM sayesinde Aksoy’a beraat: İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, darbe girişimi sürecinde haksız şekilde tutuklanan ve “örgüte yardım” iddiasıyla 1 yıl 13 ay hapse mahkum edilen gazeteci ve köşe yazarı Murat Aksoy’u, ikinci yargılama sonunda beraat ettirdi. 14 Ekim’de yeniden yargılanmaya başlayan gazeteci, duruşma savcısı Anayasa Mahkemesi kararına rağmen cezada ısrar edince o gün beraat edememişti (9 Aralık).
Güven’e “kin” cezası onandı: Yargıtay, FEMEN eylemiyle ilgili haberde, eylemciyi gösteren fotoğrafta Hz Muhammed'in çiziminin yer aldığı Charlie Hebdo kapağı gözüktüğü gerekçesiyle Cumhuriyet gazetesi sitesi eski yayın yönetmeni Oğuz Güven’e “Halkın bir bölümünün benimsediği dini duyguları aşağıladığı” iddiasıyla İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 16 Mayıs 2023’te verdiği ertelemeli beş aylık hapis cezasını onadı. Ceza, Emniyet Genel Müdürlüğü’nden gelen yazıda eylem sonrası kamu düzenini etkileyecek bir gelişme yaşanmadığı bildirilmesine rağmen verilmişti (4 Aralık).
Karabay’a 4 yıl 3 ay hapis ve tahliye: İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi, YouTube’da hazırladığı bir video ve sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek 15 Mayıs’ta gözaltına alınıp tutuklanan gazeteci Furkan Karabay’ı 4 yıl 3 ay hapse mahkum ederek tahliye etti. Mahkeme, Karabay’a “Cumhurbaşkanı’na hakaret”ten 1 yıl 9 ay, “zincirleme şekilde “terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterme” iddiasıyla 1 yıl 3 ay ve “kamu görevlisine hakaret” gerekçesiyle 1 yıl 3 ay hapis cezası verdi. 201. gününde hakim karşısına çıkan gazeteci, “Türkiye’deki usulsüz, hukuksuz tüm yargı kararlarını protesto ediyorum. Ben iddaa kuponu doldurur gibi hazırlanan bu iddianameye karşı savunma yapmam. Savunma yapmayı reddediyorum. Ben bu iddianameyi yırtarım” dedikten sonra elindeki iddianameyi yırttı. Gazetecinin avukatı Enes Ermaner, suç isnadındaki belirsizlik gibi iddianamedeki hukuka aykırı olarak nitelendirdiği boyutları mahkemeye aktardı; “Furkan’ın gazetecilik faaliyeti yargılanıyor. O yüzden iddianamede suç somutlaştırılamıyor. Bir insanın hayatıyla ve sicil kaydıyla oynamak bu kadar kolay mı?” diye konuştu. Mahkeme, savcının ceza istediği mütalaa yönünde Karabay’ı cezalandırdı (2 Aralık).
Yedi gazeteciye “Saraçhane” beraati: İstanbul 62. Asliye Ceza Mahkemesi, Saraçhane'de İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun gözaltına alınmasının ardından başlayan protestoları takip ettikleri gerekçesiyle 24 Mart’ta gözaltına alınıp ertesi gün tutuklanan, yoğun tepkiler üzerine 27 Mart'ta tahliye edilen yedi gazeteciyi “Kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama” iddiasıyla yargıladığı davada beraat kararı verdi. 24 Ekim’de görülen duruşmada, sanık avukatlarının “derhal beraat” verilmesi yönünde sundukları talepler duruşma savcısının mütalaası doğrultusunda reddedilmişti. 27 Kasım’da görülen karar duruşmasında mahkeme, savcının esas hakkında mütalaasında talep ettiği gibi gazetecilerin aklanması yönünde karar aldı; “yüklenen fiilin sanıklar tarafından işlendiğinin sabit olmadığı”na hükmetti. Foto-muhabirleri Kurtuluş Arı, Gökhan Kam, Bülent Kılıç, AFP Foto Muhabiri Yasin Akgül, Now TV muhabiri Ali Onur Tosun, gazeteci Zeynep Kuray ve Hayri Tunç’un da üç yıl hapis istemiyle yargılanıyordu (27 Kasım).
Altaylı’ya “Cumhurbaşkanını tehdit” cezası: İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi, “Youtube” sosyal medya kanalında 20 Haziran’da yaptığı yorum gerekçe gösterilerek 21 Haziran 2025’te İstanbul Teşvikiye'deki evinden gözaltına alınıp tutuklanan gazeteci Fatih Altaylı’yı “Cumhurbaşkanını tehdit” iddiasıyla 4 yıl 2 ay hapse mahkum etti. Mahkeme, cezanın ağırlığı ve kaçma şüphesi gibi gerekçelerle Silivri'deki Marmara Cezaevi'nde tutulan gazetecinin tutuklu bırakılmasına da hükmetti. 45 yıllık gazeteci, savcılıkta ve hakimlikte, Cumhurbaşkanı’nı tanıdığını ve onu tehdit etmek gibi bir şey aklına gelmediğini ifade etse de, “Cumhurbaşkanını Tehdit” (TCK md. 310/2 delaletiyle 106/1) suçlamasıyla 22 Haziran’da cezaevine gönderilmişti (26 Kasım).
Yedi ceza ve üç beraate onama, bir cezaya bozma: Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Ceza Dairesi, 25 Ekim 2022’de yapılan operasyonla gözaltına alınan ve 3 Temmuz 2024’te ve Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nin “örgüt üyeliği” suçlamasıyla mahkum ettiği 10 gazeteciye ilişkin mahkumiyet ve beraat kararlarını onadı; biri yönünden ise hükmü bozdu. Daire, Mezopotamya Ajansı (MA) muhabirleri Diren Yurtsever, Selman Güzelyüz, Emrullah Acar, Zemo Ağgöz, JINNEWS sitesi haber müdürü Öznur Değer ve Gazeteciler Deniz Nazlım, Hakan Yalçın hakkında verilen 6 yıl 3 ay hapis cezalarını onarken JINNEWS eski muhabiri Habibe Eren ve MA muhabiri Ceylan Şahinli ile MA eski stajyeri Mehmet Günhan’ın beraatlarını de kesinleştirdi. MA muhabiri Berivan Altan yönünden ise karar bozuldu (31 Ekim).
Aranca’ya “Sinan Ateş” cezası: İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, “Sinan Ateş cinayeti dosyasındaki bilirkişi raporuna T24 ulaştı: Ateş'in adresini Ülkü Ocakları Başkanı istemiş!” başlıklı haberi nedeniyle T24 haber sitesi muhabiri Asuman Aranca'yı “gizliliği ihlal” iddiasıyla ertelemeli 10 ay hapse mahkum etti. Savcının cezalandırma istediği esas hakkındaki mütalaasına tepki gösteren gazetecinin avukatı Mustafa Gökhan Tekşen, kararı öncesi, “Bu haber 3 tane ödül aldı. Çağdaş Gazeteciler Derneği, Türkiye Gazeteciler Cemiyeti ve Ankara Gazeteciler Cemiyeti’nin de ödüllendirdiği bu haberde ne bir masumiyet karinesinin aşılması söz konusudur ne de sınırların aşılması söz konusudur. Hiçbir tarafın da şikâyetinin bulunmadığı bu dosyada müvekkilimin beraatini talep ediyorum” dedi (21 Ekim).
“Esenyurt” davasından Karabay’a “hedef gösterme cezası: İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanıp yerine kayyım atanmasıyla ilgili yaptığı haber paylaşımları nedeniyle Gazete Duvar haber sitesi eski muhabiri Furkan Karabay’ı “Kamu görevlilerine hakaret”, “yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “terörle mücadele edeni hedef göstermek” iddiasıyla yargılamaya devam etti. İkinci duruşma sonunda mahkeme, Karabay’ı diğer iki suçlamadan beraat ettirirken “hedef gösterme” suçlamasından ertelemeli 42 bin 500 TL adli para cezasına hükmetti. Tutukluluğu, yargılandığı başka bir dosya nedeniyle devam edecek olan Karabay, mütalaaya karşı savunmasında, “Siyasi davalarda verilen kararların bizler için bir anlamı yoktur. Benim için bu mahkemenin de kararın da bir anlamı yok” dedi. İddianamede, Karabay’ın paylaşımda “Esenyurt Belediyesi’ne yapılan polis baskınında kapıların kırıldığı, güvenlik görevlilerinin telefonlarına el konulduğu ve avukatların içeri alınmadığı” yönündeki ifadelerinin gerçek olmadığı savunulmuştu. Karabay’ın “Akın Gürlek'i terör örgütü mensubu olduğu kamuoyunca malum olan ve ülke dışına kaçmış eski bir savcıya benzettiğini”, “Akın Gürlek ve Şaban Yılmaz'ın şeref, onur ve haysiyetini zedelemek amacıyla rüşvet gibi yakıştırmalar isnat ettiği”, “Akın Gürlek ve Can Tuncay'ın isimlerini terör örgütlerine hedef gösterecek şekilde açıkça yazdığı, böylelikle PKK’ye hedef gösterdiği” ve de dezenformasyon yaptığı iddia edildi. Tutuklu bulunduğu Marmara (Silivri) Cezaevinden duruşmaya getirilen Karabay ise savunmasında, “Bu isimleri yazmak neden suç olsun? Bunlar kamu görevlisi ve kamuya açık bilgiler. İddianamede bu isimleri geçirmenin neresi hedef göstermek anlamına geliyor, anlayamıyorum. Aynı isimler bazı medya organlarında özgürce yayımlanabiliyor. O halde bu çifte standart neden? Burada gazetecilik yargılanıyor” demişti (2 Ekim).
Cumhurbaşkanına hakaret davaları
Türkiye’de gazetecilere yönelik “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla ilgili keyfi davalar, son üç ayda, en az 18 gazeteci ve karikatüristin (Deniz Yücel, Sedef Kabaş, Baransel Ağca, Erk Acarer, Julien Serignac, Gerard Biard, Laurent Sourisseau, “Alice”, Mehmet Tezkan, İbrahim Kahveci, Suat Toktaş, Ramazan Yurttapan, Haydar Ergül, Furkan Karabay, Zafer Arapkirli, Hakkı Boltan, Doğan Pehlevan ve Rüstem Batum) yargılamaları ile sürdü.
Gazeteci Furkan Karabay, YouTube’da hazırladığı bir video ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle Ağır Ceza Mahkemesi’nce diğer iki suçlamanın yanı sıra “Cumhurbaşkanı’na hakaret” iddiasıyla da mahkum edildi. Karabay’a, “Cumhurbaşkanı’na hakaret”ten 1 yıl 9 ay hapse mahkum etti.
Sonuçta TCK’nın 299. maddesi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 11 yıllık görev süresinde 250’yi aşkın gazetecinin yargılanmasına, en az 80’inin de (kimisi ertelemeli olarak) hapis veya para cezalarına mahkûm edilmesine zemin oluşturdu. Ne 2016 yılına ait Venedik Komisyonu tavsiyesi, ne de AİHM’in Ekim 2021’de Türkiye aleyhine verdiği “Vedat Şorli” mahkûmiyeti, ne yazık ki, gazetecilerin aradan geçen zaman içerisinde de, keyfi davalarla taciz edilmesine engel olamadı.
Yücel’e 301 ve 299 davasında yakalama: İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Almanya merkezli Die Welt gazetesi için 2016’da yazdığı haberleri gerekçe yaparak gazeteci Deniz Yücel’i ‘Cumhurbaşkanına hakaret’ ve “Devlet kurumlarını aşağılamak” iddiasıyla yargılamaya devam etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın avukatının katılma talebini kabul eden mahkeme, gazetecinin avukatlarının istinabeye ilişkin talebini daha önce Almanya tarafından iade edildiği gerekçesiyle reddetmişti. İddianamede, Yücel hakkında, Die Welt'te 26 Ekim 2016'da “Kürdün annesini göremeden ölmesi” söylemi ile 27 Ekim 2016'da yazdığı “Ermenilere yapılan soykırım ifadeleri" nedeniyle suç duyurusunda bulunulduğu hatırlatıldı. Oysa ki Yücel, ifadesinde “ayrımcılık ve eşitsizliği eleştirdiğini, tarihi gerçeğin suç sayılamayacağını” ifade etmişti. Yücel hakkındaki “yakalama emrinin infazını bekleyen yargılama 1 Ekim 2026 tarihine ertelendi (23 Aralık).
Tutuklu Karabay’a 1 yıl 9 aylık “Erdoğan” cezası ve tahliye: İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi, YouTube’da hazırladığı bir video ve sosyal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek 15 Mayıs’ta gözaltına alınıp tutuklanan gazeteci Furkan Karabay’ı 4 yıl 3 ay hapse mahkum ederek tahliye etti. Mahkeme, Karabay’a “Cumhurbaşkanı’na hakaret”ten 1 yıl 9 ay, “zincirleme şekilde “terörle mücadelede görev almış kişileri hedef gösterme” iddiasıyla 1 yıl 3 ay ve “kamu görevlisine hakaret” gerekçesiyle 1 yıl 3 ay hapis cezası verdi (2 Aralık).
Arapkirli’ye “Cumhurbaşkana hakaret” davası: BirGün gazetesi köşe yazarı ve gazeteci Zafer Arapkirli, Türkiye Gazetesi yazarı Cem Küçük’ün Twitter’dan ihbarı üzerine “Cumhurbaşkanı’na hakaret” suçlamasıyla yargılanmaya başladı. İstanbul Çağlayan 60. Asliye Ceza Mahkemesi’nde hakim karşısına çıkan Arapkirli, Küçük’ün kendisinin paylaşımından sonuç çıkardığını savundu; “Bu bir ‘hakaret suçu’ yargılaması değil, bir ‘siyasi’ yargılamadır. Bir muhalif gazetecinin, bir bağımsız gazetecinin susturulmak sindirilmek istenmesi girişimidir. İsnat edilen suçu reddediyorum” diyerek davaya tepki gösterdi. Arapkirli’nin avukatı Deniz Yazgan ise “masumiyet karinesini ihlal ettiği gerekçesiyle iddianamenin iade edilmesi gerektiğini savundu. Yazgan, “Tweette bahsi geçen Cumhurbaşkanı'na yazılmış olsaydı dahi ‘Kötü bir senaristin’ sözü hakaret suçunu oluşturmaz. Bu bağlamda müvekkilimin beraatını talep ediyoruz” dedi. İstanbul Barosu Başkanı İbrahim Kaboğlu ise, AİHM’in TCK’nın 299. maddesinin İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 10. maddesine ve Anayasa’nın 26. maddesine aykırılığını tescil ettiğini hatırlattı. Mahkeme Cumhurbaşkalığı’nın davaya katılma talebini kabul ederken Arapkirli’nin avukatlarının Adalet Bakanlığı ve TBMM Adalet Komisyonu’na müzekkere yazılması yönündeki talebini reddetti. Dava 13 Ocak 2026’ya (10.50) bırakıldı (25 Kasım).
Batum'un “Erdoğan” davası yakalamaya kaldı: İstanbul Mahkemesi, gazeteci Rüstem Batum'u sosyal medya paylaşımları üzerinden “Cumhurbaşkanına hakaret" ettiği iddiasıyla yargılamaya dokuzuncu duruşmayla devam etti. 25 Kasım’da süren davada mahkeme, savunmanlığını MLSA'nın üstlendiği Batum hakkındaki yakalama emrinin infazının beklenilmesine karar verdi. Dava, 13 Nisan 2026’ya bırakıldı (25 Kasım).
Kabaş’ın “Erdoğan” davası: İstanbul Anadolu 2. Asliye Ceza Mahkemesi, sosyal medya paylaşımları yoluyla “Cumhurbaşkanına hakaret” ettiği iddiasıyla gazeteci Sedef Kabaş’ı 4 yıl 8 ay hapis istemiyle yargılamaya devam etti. Pandemi döneminde aşı politikasına yönelik eleştirileri ve “128 milyar dolar nerede?” sorusunu da içeren 2016-2021 yılları arasındaki paylaşımlardan oluşan 25 tweeti nedeniyle suçlanan Kabaş, savunma yapmayacağını, kendisine “hukuka aykırı bir şekilde dava açanlar” hakkında suç duyurusunda bulunacağını bildirmişti. Kabaş, 6 Ocak 2021 tarihinde ABD’de Trump destekçilerinin Kongre Binasını basması üzerine TBMM Başkanı Mustafa Şentop’un paylaşımını yorumlayan NBC muhabirinin Erdoğan’a “diktatör” dediği ifadelerini çevirerek “Amerika’yı bırak, ülkemin düştüğü duruma bak…” yorumunu yapmıştı. Kabaş’ın 17 Şubat 2021’de paylaştığı ve İYİ Parti Lideri Meral Akşener’in Erdoğan’a yönelik uyarısını aktardığı tweeti de suçlama konusu edildi. İlk duruşmada AİHM’nin 21 Ekim 2010 tarihli Şorli/Türkiye kararına değinen Kabaş’ın avukatı Uğur Poyraz, “Cumhurbaşkanı’na hakaret” düzenlemesinden davanın derhal beraat ile sonuçlandırılması talebi reddedilince reddi hakim talebinde bulunmuştu. MLSA’ya göre 13 Kasım’da süren yargılamada, Kabaş’ın bu dosyayla bağlantılı yargılandığı İstanbul 36. Asliye Ceza Mahkemesi ve İstanbul Anadolu 7. Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davalarda verilen hükümlerin kesinleşmesi bekleniyor. Dava 5 Şubat 2026’ya (10:20) kaldı (13 Kasım).
Boltan’ın “Cumhurbaşkanı” davası: DİSK Basın-İş Diyarbakır Bölge Temsilcisi ve Yeni Yaşam gazetesi muhabiri Hakkı Boltan’ın, “Cumhurbaşkanına hakaret” ve “kamu görevlisine hakaret” suçlamalarıyla yargılandığı davanın yedinci duruşması Diyarbakır 12. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. MLSA’ya göre mahkeme, esas hakkındaki mütalaasını hazırlaması için dosyanın savcıya nakledilmesine karar verdi. Yargılama 6 Ocak’a bırakıldı (6 Kasım).
Pehlevan’a “Cumhurbaşkanı” davası: İstanbul Başsavcılığı, çizer Doğan Pehlevan hakkında, sosyal medya paylaşımları yoluyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’a “hakaret ettiği” iddiasıyla dava açtı. Suçlamaları reddeden Pehlevan ifadesinde, sosyal medya hesabının kendisine ait olmadığını belirterek, “Hiçbir sosyal medya platformunda hesabım yok. Tanınan bir karikatürist olduğum için adımı kullanarak hesap açılmış olabilir. Paylaşımdan haberim yok” dedi. Tutuklu olan Pehlevan için 4 yıl 8 aya kadar hapsi istendi (4 Kasım).
Yurttapan ve Ergül’ün “Cumhurbaşkanına hakaret” davası: İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Demokratik Modernite dergisi sorumlu müdürü Ramazan Yurttapan ve dergi editörü Haydar Ergül’ü “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla ve 4 yıl 8 ay hapisle yargılamaya devam etti. İddianamede Yurttapan ve Ergül’e yöneltilen suçlamaya derginin 37. sayısında Aysun Genç mahlası kullanılarak yazılan “Yeni Osmanlıcılık Türk Devletinin En Yozlaşmış Halidir” başlıklı yazıdaki ifadeler gerekçe gösterilmişti. Yargılama 5 Mart 2026’ya (12:25) bırakıldı (23 Ekim).
Batum’un “Erdoğan” davası: İstanbul 5. Asliye Ceza Mahkemesi, 2017-2019 döneminde Twitter hesabından, Güneydoğu’daki hak ihlallerine tepki gösterdiği, ekonomik krizin yurttaş üzerinden etkileri ile “saldırgan” dış politikasından söz ettiği ve Katar’ın uçak verdiği Cumhurbaşkanı Erdoğan’ı eleştirdiği için gazeteci Rüstem Batum’u 4 yıl 8 ay hapis istemiyle yargılıyor. 17 Haziran 2019’da “Cumhurbaşkanı’na hakaret” iddiasıyla açılan dava, Batum hakkında çıkarılan yakalama kararının infazını bekliyor. Yargılamaya 7 Nisan 2026’da devam edilecek (1 Ekim).
Ağca’nın “Cumhurbaşkanı” davası: Gazeteci Baransel Ağca’nın, “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlamasıyla yargılandığı davanın sekizinci duruşması bugün İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesinde görüldü. Katılanın olmadığı duruşma dosya üzerinden görülerek ileri bir tarihe ertelendi (1 Ekim).
Üç gazeteciye “Cumhurbaşkanı” davası: İstanbul Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, bir programdaki sözleri nedeniyle gazeteci Mehmet Tezkan, İbrahim Kahveci ve Halk TV Genel Yayın Yönetmeni Suat Toktaş hakkında “Cumhurbaşkanına hakaret” iddiasıyla ve 4 yıl 8 aya kadar hapis istemiyle dava açtı. Gazeteciler, Bakırköy 18. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılanacak (1 Ekim).
Charlie Hebdo’ya “Cumhurbaşkanı” davası: Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi, 28 Ekim 2020 tarihli bir karikatürde “Cumhurbaşkanı Erdoğan’a hakaret edildiği” gerekçesiyle Fransa merkezli haftalık Charlie Hebdo dergisinin dört temsilcisini yargılıyor. İddianamede derginin genel direktörü Julien Serignac, yazı işleri müdürü Gerard Biard, genel yayın yönetmeni Laurent Sourisseau ve karikatürist “Alice”’in 4 yıl 8 ay hapsi isteniyor. Dosya, Adalet Bakanlığı’ndan, ifadeleri alınması için sanıkların açık kimlik, adres bilgilerinin ve savunmalarının tespiti için Ankara Başsavcılığı’nca düzenlenen yurt dışı istinabe yazısına dair dönüş bekliyor (1 Ekim).
Acarer'in “Cumhurbaşkanı” davası: İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, gazeteci Erk Acarer'i BirGün gazetesinde çıkan “Herkese var, Berkin'e yok” yazında “Cumhurbaşkanı Erdoğan'a hakaret edildiği” iddiasıyla yargılıyor. Mahkeme, Almanya'da yaşayan gazeteciyle ilgili yakalama emrinin infazını bekliyor (1 Ekim).
Hakaret ve tazminat davaları
Ceza davaları
Son üç ayda en az 18 gazeteci, muktedirlerin şikayetiyle açılan ceza davalarında “hakaret” veya “kamu görevlisine hakaret” suçlamasıyla hakim karşısına çıktı. Bu dosyalarda şikayetçiler arasında İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Akın Gürlek, Turkuvaz Medya Grubu Yönetim Kurulu Başkan Vekili Serhat Albayrak, MHP Mersin Milletvekili ve Nişantaşı Eğitim Vakfı kurucusu Levent Uysal, İstanbul C. Başsavcısı Şaban Yılmaz, Anadolu C. Başsavcısı İsmail Uçar ve İstanbul C. Başsavcıvekili Mehmet Yılmaz, eski Ankara Cumhuriyet Başsavcısı şimdiki Yargıtay Üyesi Yüksel Kocaman, Boğaziçi Üniversitesi’nin rektörü Naci İnci, Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mehmet Turan vardı.
Söz konusu dönemde bu gazetecilerden Melisa Gülbaş, Dr. Mehmet Turan’ın açtığı davadan ertelemeli 7 bin 080 TL adli para cezasına mahkum edilirken, Furkan Karabay “kamu görevlisine hakaret” suçlamasından beraat etti.
Kınacı ve Yılmaz’a “iftira” cezası İstinafta: Evrensel gazetesi ve bağlı haber sitesinde 2022 yılında yayımlanan “Derin Sessizlik”, “Borsadaki Rüşvet Ağı Saray'a Kadar Uzandı” başlıklı haber yayınlanan "Saray'a Dayanan Peker İfşaları 'Cesur Savcı' İle Temizlenemez” başlıklı haber ve yazılar nedeniyle dönemin sorumlu müdürü Görkem Kınacı ile yetkili Kürşat Yılmaz’a Serhat Albayrak’a “hakaret ve iftira”dan açılan dava İstanbul Bölge İstinaf’ta bulunuyor. İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi gazetecilere “iftira” iddiasıyla 10 ay hapis cezası vermiş ve hakaretten de ceza verilmesine yer olmadığına karar vermişti (25 Aralık).
Kınacı’ya beraat, Fidan’ın itirazlarıyla Yargıtay’da: Evrensel.net sitesinde “Ahmet Şık’tan üst düzey eski bir yargı mensubu hakkında şiddet ve yolsuzluk iddiası” başlığıyla 11 Aralık 2020 tarihinde yayımlanan haber için Beykoz 6. Asliye Ceza Mahkemesi’nin Evrensel gazetesi dönemin sorumlu müdürü Görkem Kınacı hakkında verdiği beraat kararına dair dosya, Fidan’ın itirazlarıyla önce Bölge Adliye Mahkemesi’ne, oradan da Yargıtay’a taşındı (23 Aralık).
Yücel’e “Soylu” davası: Gazeteci Deniz Yücel hakkında, Die Welt gazetesinde yayımlanan bir yazıya açılan, eski İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun da müşteki olduğu davada mahkeme, “hakaret” suçunun yasal düzenleme ile ön ödeme kapsamına alındığını belirterek Yücel’e ön ödeme teklifinde bulunulmasına karar verdi. MLSA’ya göre, hakkındaki yakalama emrinin infazının beklenmesine hükmedilen dava 27 Şubat 2026’ya ertelendi (12 Aralık).
İstismarı yazan Kepenek’in “hakaret” davası: İzmir Selçuk Asliye Ceza Mahkemesi, altı yaşındaki çocuğunu istismar ettiği için tutuklanan, daha sonra da adli kontrol şartıyla serbest bırakılan R.Y’nin şikayetiyle, haberi kamuoyuna duyuran bianet.org sitesi editörü Evrim Kepenek’i “hakaret” iddiasıyla yargılıyor. 9 Aralık 2021 tarihli iddianame çıkmadan önce Rize Ardeşen Şehit Halis Karoğlu Polis Merkezi Amirliğine giderek ifade veren Kepenek’in hapsi isteniyor. 1 Ekim’de görülen yargılamanın 11. duruşmasında, gazetecinin avukatı Deniz Yazgan Şenay, “Müvekkilim gazetecidir, hakaret kastı yoktur. Anayasal bir hak olan haber alma ve verme hakkını kullanmıştır” diyerek müvekkilinin beraatini talep etti. Mahkeme hakimi, Refik Y.'nin “çocuğun cinsel istismarı” suçlamasıyla yargılandığı davanın sonucunun beklenmesine karar vermişti. Dava 22 Ocak’a (9:50) kaldı (12 Aralık).
Terkoğlu’nun “Uçar” ve “Salihoğlu” davaları: İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Ocak’ta Yargıtay üyeliğine seçilen İstanbul Anadolu C. Başsavcısı İsmail Uçar’ın şikayetiyle İmamoğlu’yu “ortadan kaldırmaya hazırlanıyorlar” yazısından Cumhuriyet gazetesi köşe yazarı Barış Terkoğlu’yu “iftira” iddiasıyla yargılıyor. 19 Haziran’da görülen beşinci duruşmada esas hakkındaki mütalaasını sunan duruşma savcısı, gazetecinin cezalandırılmasını talep etti. İkinci bir dosyada gazeteci Terkoğlu, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi Başsavcısı Hadi Salihoğlu’nun şikayetçi olduğu davadan “kamu görevlisine hakaret” iddiasıyla yargılanıyor. Terkoğlu, Mart 2022’de “Arkadaş arkadaşın pelesengidir” başlıklı bir yazıyla Adnan Oktar dosyasında verilen ağır hapis cezalarının İstinafta bozulmasını gündeme getirmişti. Yargılamanın son savunmalar için ertelendiği 11 Aralık günü, hakimin raporlu olması nedeniyle gelişme yaşanmadı. Dosyalar 20 Ocak ve 14 Mayıs 2026’ya bırakıldı (11 Aralık).
Terkoğlu’na “Kartalkaya” davası: Cumhuriyet gazetesi yazarı Barış Terkoğlu’nun, 10 Şubat 2025’te çıkan “Kartalkaya dosyasından gelen koku” başlıklı köşe yazısı nedeniyle yargılanmasına İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde başlandı. “Basın yoluyla iftira” iddiasına dayandırılan dava, duruşma hakiminin raporlu olması nedeniyle 14 Mayıs 2026’ya (14:15) bırakıldı (11 Aralık).
Arı’ya “hakaret” davası: BirGün gazetesinde 30 Ağustos 2025 tarihinde çıkan “Skandalın RTÜK ayağı neden araştırılmıyor?” haberi nedeniyle gazeteci İsmail Arı’ya “Kamu Görevlisine Karşı Görevinden Dolayı Hakaret, İftira” suçlamasıyla dava açıldı. RTÜK’ün Yunus Emre Vakfı’nı naylon faturalarla soyan şirketlere milyonlarca lira ödediği iddia edilen haber nedeniyle, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Ebubekir Şahin’in şikâyeti üzerine gazeteciyle ilgili takipsizlik kararı verirken İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Arı hakkında 27 Kasım’da iddianame düzenledi. Gazetecinin dokuz yıla kadar hapis istemiyle yargılanmasına İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 9 Haziran 2026 tarihinde başlanacak (5 Aralık).
Dokuz gazetecinin sanık olduğu “İnal” davası: İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Barış Terkoğlu’nun Barış Pehlivan ile birlikte kaleme aldığı “Metastaz 2: Cendere” kitabında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın eski avukatı M. Doğan İnal hakkında yer alan iddialara ilişkin dokuz gazeteciyi yargılamaya devam etti. 20 Kasım’da süren davada katılan sıfatıyla yer alan İnal’ın şikayetini geri çektiği bildirildi. Buna karşın mahkeme, savunması henüz alınmadığı gerekçesiyle Ayşenur Arslan’ın gelecek duruşmaya zorla getirilmesi için karar aldı. Dosyada ilk önce, 3 Aralık 2020’de çıkan söyleşiden Independent Türkçe sitesi yayın yönetmeni Nevzat Çiçek, site muhabiri Can Bursalı ve söyleşi veren Barış Terkoğlu ile Barış Pehlivan “hakaret” ve iftira” iddiasıyla yargılanıyordu. Ancak dava ilerledikçe, diğer benzer dosyaların birleştirilmesi sonucu gazeteciler Doğan Akın, Gökmen Karadağ, Fatih Portakal, Can Özçelik ve Ayşenur Arslan da sanık oldu. Dosyanın birleştirilmesiyle dosyanın son sanığı olarak eklenen gazeteci Portakal, 28 Kasım 2024’te verdiği ifadede gazeteci olduğunu, Terkoğlu ile yazdıkları “Metastaz 2: Cendere” kitabını ve Cumhuriyet gazetesinde çıkan yazısını konuştuklarını açıkladı; “Eleştiri ile hakaret arasındaki farkı bildiğimi düşünüyorum” demişti. Yargılama 30 Nisan 2026’ya kaldı (20 Kasım).
Terkoğlu ve Üçok’un “Başsavcılar” davası: Cumhuriyet gazetesi köşe yazarı Barış Terkoğlu ile emekli askeri savcı ve İyi Parti eski Genel Başkan Yardımcısı Ahmet Zeki Üçok’a, Nisan 2023’te yayımlanan “Hatırlı FETÖ’cüler nasıl kurtarılıyor” ve “Savcı bey geliyorum, bu yazıyı da ekleyin” başlıklı yazıları nedeniyle açılan davaya İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Terkoğlu ve Üçok, savcı Gökalp Kökçü’nün HSK’ya sunduğu dilekçeyi gündeme getirdikleri için, İstanbul C. Başsavcısı Şaban Yılmaz, Anadolu C. Başsavcısı İsmail Uçar ve İstanbul C. Başsavcıvekili Mehmet Yılmaz’ın şikayetiyle “zincirleme şekilde kamu görevlisine hakaret” suçlamasıyla yargılanıyor. Duruşmayı RSF Türkiye Temsilcisi Erol Önderoğlu da takip etti. Kimlik tespitinin ardından savcı, önceki duruşmalarda sunduğu mütalaasını tekrar ederek, her iki sanığın “kamu görevlisine hakaret” suçlamasından cezalandırılmasını talep etti. Terkoğlu’nun avukatı Enes Ermaner ve Üçok’un avukatı Fuat Selvi de, Gökalp Kökçü’nün tanık olarak dinlenilmesini ve Kökçü hakkındaki iddianamenin dosyaya eklenmesini talep etti. Mahkeme de, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığına müzekkere yazılarak şu aşamada dinlenmesi talebini reddettiği emekli savcı Gökalp Kökçü hakkındaki iddianamenin istenilmesine karar verdi. Dava 28 Nisan’a (saat 14:30) kaldı (6 Kasım).
Arı ve Gökdemir’in “MHP’li” davası: İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, “Kuzey Kıbrıs’ta MHP'li vekilin talimatıyla ‘veriler silindi’ iddiası” başlıklı haber nedeniyle BirGün gazetesi internet haber sitesinin sorumlu yazı işleri müdürü Yaşar Gökdemir ile haberi sosyal medya hesabında paylaşan muhabir İsmail Arı’yı “iftira” (TCK 267/1) suçlamasıyla yargılıyor. 4 Kasım’da devam edilen dava, iddianameye konu KKTC'de devam ettiği belirtilen ve haber içeriğine kaynak teşkil ettiği iddia edilen adli soruşturma hakkında istinabe yoluyla istenen bilgi ve belgelerin dosyaya girişini bekliyor. Expression Interrupted’a göre yargılama 28 Nisan 2026’ya bırakıldı (4 Kasım).
Gülbaş’a “Boğaziçi” cezası: İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mehmet Turan’ın şikayetiyle “kamu görevlisine hakaret” iddiasıyla yargıladığı Gerçek Gündem sitesi eski muhabiri Melisa Gülbaş’ı mahkum etti. 9 Ekim’de görülen ve Gülbaş ile Turan’ın katılmadığı karar duruşmasında, gazeteciye ertelemeli 7 bin 80 TL adli para cezası verildi. Gazeteci, Boğaziçi Üniversitesi araştırma merkezi TETAM’ın çöp poşetleriyle taşınması ve projeye atanan öğretim üyesi Mehmet Turan ile ilgili iddiaları haberleştirdiği için yargılanıyordu (9 Ekim).
“Esenyurt” davasından Karabay’a hakaretten beraat, hedef göstermekten ceza: İstanbul 22. Ağır Ceza Mahkemesi, Esenyurt Belediye Başkanı Ahmet Özer’in tutuklanıp yenine kayyım atanmasıyla ilgili yaptığı haber paylaşımları nedeniyle Gazete Duvar haber sitesi eski muhabiri Furkan Karabay’ı “Kamu görevlilerine hakaret”, “yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” ve “terörle mücadele edeni hedef göstermek” iddiasıyla yargılamaya devam etti. İkinci duruşma sonunda mahkeme, Karabay’ı diğer iki suçlamadan beraat ettirirken “hedef gösterme” suçlamasından ertelemeli 42 bin 500 TL adli para cezasına hükmetti (2 Ekim).
İsmail Arı’nın “Uysal” davası: İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, BirGün gazetesi muhabiri İsmail Arı’yı MHP Mersin Milletvekili ve Nişantaşı Eğitim Vakfı kurucusu Levent Uysal’ın şikâyeti üzerine “hakaret” ve “iftira” suçlamasıyla yargılamaya üçüncü duruşmayla devam etti. MLSA’nın takip ettiği duruşmada Arı’nın avukatı Tolgay Güvercin ile şikâyetçi Uysal’ın avukatı Emre Sirac Pamuk hazır bulundu. Avukat Pamuk “Önceki celsede savunma tarafı celse arası dosyaya evrak sunacaktı ama sunmadı. Cezalandırılmasını talep ediyoruz” derken avukat Güvercin mahkemeye sunulması beklenen evrakın Beyoğlu 29. Noterliğinde bulunduğunu, evrakın noterlikten temin edilmesini talep etti. Avukat Güvercin ayrıca iddianamede bahsi geçen haberde Vakıfbank’ın suç duyurusunda bulunduğunun ifade edildiğini belirterek, söz konusu hususun İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığından sorulmasını talep etti. Gerekli bilgilerin temini için yazışma yapılmasına karar veren mahkeme, yargılamayı da 13 Ocak 2026’ya (14.30) bıraktı (1 Ekim).
Pehlivan’ın İnci ve Kocaman davaları: İstanbul 2. Asliye Ceza Mahkemesi, kaleme aldığı yazılar nedeniyle Cumhuriyet gazetesi yazarı Barış Pehlivan’ı, Boğaziçi Üniversitesi’nin rektörü Naci İnci ve eski Ankara Cumhuriyet Başsavcısı şimdiki Yargıtay Üyesi Yüksel Kocaman’ın müşteki olduğu dosyalarda “kamu görevlisine hakaret” iddiasıyla yargılamaya devam etti. Her ki davada 6 Ocak 2026’ya bırakıldı. Savunmasında, YÖK disiplin kurulu raporları ve Boğaziçi Üniversitesi akademisyeni Tuna Tuğcu'nun iddialarını kaleme aldığını belirten Pehlivan, “Herhangi bir şekilde hakaret ya da iftira söz konusu değil. Akademisyen Tuna Tuğcu’nun tanık olarak dinlenilmesini istiyorum” demişti. İlk dosyada mahkeme, YÖK disiplin kurulunun soruşturma dosyasına ait bilgilerin dosyaya eklenmesi için ilgili kuruma yazı yazılmasına, Pehlivan ve avukatının tanık dinletme taleplerinin ise daha sonra değerlendirilmesine karar vermişti. İkinci dosyadan da savunma yapan Pehlivan, yazısında bahsettiği Kalegaz Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Faruk Ilıcan’ın Ankara'daki evinin önünde uğradığı silahlı saldırıyı Cendere adlı kitabında da yazdığını hatırlatmıştı (1 Ekim).
Hukuk davaları
Ekim - Aralık 2025 döneminde en az dört gazeteci ve üç medya kuruluşu, yayımlanan haber, araştırma ve köşe yazarları temelinde Selçuk Bayraktar, Serhat Albayrak, Bilal Erdoğan, Berat Albayrak, Halkbank ve İris İnşaat’ın başvurusu olduğu dosyalarda Asliye Hukuk veya Ticaret Mahkemelerinde toplam 2 milyon 600 bin TL tazminatla yargılanıyordu.
TCDD, Evrensel gazetesine açtığı 250 bin TL’lik tazminat davası reddedilince İstinafa başvurdu. Sağlık Bakan Yardımcısı Sabahattin Aydın da, eşine ait şirketin Sağlık Bakanlığı’ndan ihale aldığına ilişkin iddia nedeniyle Evrensel ve Birgün gazetelerine açtığı 100 bin TL’lik davalar reddedildikten sonra önce Bölge Adliye Mahkemesi’ne oradan da Yargıtay’a gitti.
Bayraktar’dan Evrensel’e 250 bin TL’lik dava: Evrensel gazetesine ait haber sitesinde, Sözcü gazetesinden alıntılanarak yapılan 1 Nisan 2025 tarihli “AKP döneminde İBB yandaş dernek ve vakıflara 847 milyon aktardı” başlıklı haber nedeniyle Selçuk Bayraktar’ın heyetinde olduğu Türkiye Teknoloji Takımı Vakfı 250 bin TL tutarında manevi tazminat davası açıldı. Dilekçeler aşamasında süren dava için henüz duruşma günü verilmedi (30 Aralık).
Dava reddedildi, TCDD İstinafa taşıdı: TCDD, Evrensel’de 28 Nisan 2023 tarihinde yayımlanan “Sinyalizasyon eksik, felaket yaşanabilir” başlıklı haber nedeniyle Kürşat Yılmaz hakkında açtığı 250 bin liralık manevi tazminat davası Ankara 43. Asliye Hukuk Mahkemesi kararıyla reddedildi. Ancak TCDD, karara itiraz edince dosya Ankara Bölge İdare Mahkemesi’ne taşındı (30 Aralık).
Evrensel’e 500 bin TL’lik dava: Evrensel gazetesinin internet sitesinde, 1 Temmuz 2025’te yayınlanan “Dev inşaat firması İris İnşaat’ın işçilere aylardır ücretini ödemediği iddia edildi” başlıklı haber nedeniyle İris İnşaat tarafından 500 bin TL manevi tazminat talepli dava açıldı. Başka bir gazete alıntılanarak yayımlanan habere açılan dava Küçükçekmece 8. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde 11 Mart 2026’da başlayacak (25 Aralık).
Sözeri’ye “Albayrak” davası görülemedi: Turkuvaz Medya Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Albayrak’ın Evrensel gazetesi köşe yazarı ve akademisyen Ceren Sözeri’ye açtığı 200 bin TL’lik tazminat davasının görülmesine devam edildi. Sözeri hakkında, Turkuvaz Medya Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Albayrak tarafından, “ticari itibarının zedelendiği” iddiasıyla tazminat talebiyle dava açılmıştı. İstanbul 8. Asliye Hukuk Mahkemesi’ndeki bir dosyanın kesinleşme hükmünü bekleyen Sözeri’nin davası 13 Mayıs’a (10:15) bırakıldı (24 Aralık).
BirGün’e Medipol davası reddedildi: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi, BirGün gazetesinde 19 Ağustos 2020 tarihinde İsmail Arı imzasıyla “Bina Medipol’ün ama harcama TCDD’den” başlıklı bir habere Ankara Medipol Üniversitesi Rektörlüğü’nün açtığı 100 bin TL’lik tazminat davasını reddeden Yerel mahkeme, “Manevi tazminat koşullarının oluşmadığı” gerekçesiyle Medipol’ün manevi tazminat talebini reddederken Medipol’un itirazını görüşen istinaf da, oybirliğiyle ret kararı verdi. Kararda, “Dava konusu edilen haberde kullanılan ifadeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; halkın, dünyada ve özellikle içinde yaşadığı toplumda meydana gelen ve toplumu ilgilendiren konularda bilgi sahibi olma hakkının olduğu, basının da bu doğrultuda olayları izleme, yönlendirmede araştırma, değerlendirme, yetkili yayma ve böylece kişileri bilgilendirme, öğretme, aydınlatma ve sorumluluğu olduğu, haberin de bu ilke kapsamında yapıldığından… istinaf talebi yerinde değildir” denildi (19 Aralık).
Bakan 100 bin TL’de “ısrarcı”: Sağlık Bakan Yardımcısı Sabahattin Aydın, eşine ait şirketin Sağlık Bakanlığı’ndan ihale aldığına ilişkin 09.06.2021 tarihli haber nedeniyle Evrensel ve Birgün gazetelerine açtığı 100 bin TL bedelli manevi tazminat davası hem Bakırköy 11. Asliye Hukuk Mahkemesi hem de Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi tarafından reddedilse de dosyayı Yargıtay’a taşıdı (15 Aralık).
Bilal Erdoğan Karabay’dan 250 bin TL istiyor: İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcısı İsmail Uçar’ın, görev yaptığı adliyede, para karşılığında erişim engelleme ve tahliye kararları verildiğini iddia etmesiyle ilgili X yayınında, “adliyenin müdavimleri”nden söz eden gazeteci Furkan Karabay, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın oğlu Bilal Erdoğan’ın "kişilik haklarını ihlal”den açtığı 250 bin TL tazminat kapsamında İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde yargılanıyor. MLSA’ya göre 11 Aralık’ta süren yargılama, Karabay’ın “hakaret” ve “iftira” suçlamalarıyla İstanbul 47. Asliye Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı ceza davasının sonucunun bekliyor. Davaya 7 Mayıs 2026’da devam edilecek (11 Aralık).
Hazal Ocak’ın “Damat” davası: Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın damadı Berat Albayrak'ın Cumhuriyet gazetesinde çıkan “Damat işi biliyor” başlıklı haberi gerekçe göstererek gazeteci Hazal Ocak aleyhine açtığı 200 bin TL’lik tazminat davasına devam edildi. İstanbul 33. Asliye Hukuk Mahkemesi, 2 Ekim’de görülen duruşmada, aynı habere açılan ve beraatle sonuçlanan dosyanın kesinleşmesinin beklenmesine bir kez daha karar verdi. Yargılama 2 Şubat 2026’ya (10:55) kaldı (2 Ekim).
Soykan ve BirGün’ün “Halkbank” davası: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi, 5 Haziran 2024 tarihli ‘‘Halkbank'tan mafyaya 550 milyon kredi’’ ve ‘‘Halkbank'tan mafyaya kredi’’ başlıklı haberler nedeniyle araştırmacı gazeteci Timur Soykan ve BirGün gazetesini, 1 milyon TL’lik tazminat davası kapsamında yargılamaya devam etti. Soykan, haberde Ayhan Bora Kaplan soruşturması için hazırlanan MASAK Raporunda Kaplan’ın paravan şirketler aracılığıyla sadece Halkbank'tan 550 milyon TL’den fazla kredi aldığını yazmıştı. Dava dilekçesinde ise bankanın ticari itibarının zedelendiği öne sürülüyordu. Mahkeme, itiraz üzerine duruşma sonunda MASAK raporu ve dosyanın ikinci kez bilirkişiye gönderilmesine karar verdi (2 Ekim).
Yasaklamalar, kapatmalar, toplatmalar
Avrupa Birliği ülkeleri, son dönemde Avrupa Medya Özgürlüğü Yasası (EMFA) ile kamusal yayıncılığın ve Dijital Yasa ile medyanın dijital hakların korunması için birçok pozitif düzenleme ve regülasyonla yol alırken Türkiye, Ekim - Aralık 2025 döneminde de kamu yararına olan birçok online haberi dijital alandan çıkarmanın peşindeydi. Anayasa Mahkemesi’nin 10 Ekim 2024’ten itibaren iptal ettiği “kişilik hakları”na dayalı online sansürü, usulsüzlük ve yolsuzluk gibi konularla ilgili de olsa, bu kez “millî güvenlik ve kamu düzeni”ne dayandırılarak sürdürüldü.
Son üç ayda Sulh Ceza Hakimlikleri ve BTK, tutuklu İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Cengiz Holding, Can Holding ile ilgili birçok online haber mecrasında yayımlanan en az 35 habere İnternet Kanunu’nun “milli güvenlik” ve “kamu düzeni”ne dayalı 8/A maddesi veya Medeni Kanun temelinde erişim engeli getirdi. Bu yıl daha önce, bianet ve KaosGL haber siteleri, Altan Sancar, Ali Macit, Erk Acarer, Günay Aslan ve Furkan Karabay’ın X (eski adıyla Twitter) hesaplarına, Can Dündar ve tutuklu gazeteci Fatih Altaylı’nın YouTube kanalını, Medyaradar ve LeMan dergisi sitelerine göz diken yasaklar, bu dönemde, Serdar Akinan, Sendika.org ve yine Furkan Karabay’ın hesaplarını hedef aldı.
Bu dönemde, Yunus Emre Vakfı’nda naylon fatura iddialarına, İBB ve Can Holding’e yönelik operasyonda ifadeye çağrılanlara dair çıkan haberlerin erişime engellenmesi için karar alındı.
IŞİD operasyonu için geçici yayın yasağı: RTÜK, Yalova Elmalık Köyü yolundaki bir eve düzenlenen IŞİD’e yönelik operasyonda çıkan çatışmayla ilgili geçici yayın yasağı kararı verdi. RTÜK'ten yapılan açıklamada, “Yalova ilimizde terör örgütü DAEŞ’e yönelik yürütülen operasyon kapsamında meydana gelen olayla ilgili olarak geçici yayın yasağı getirilmiştir. Bu kapsamda; süreçle ilgili resmî makamlarca yapılacak açıklamalar dışında yayın yapılmaması önem arz etmektedir. Medya hizmet sağlayıcı kuruluşların, ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde sorumlu yayıncılık anlayışıyla hareket etmeleri gerekmektedir" şeklinde açıklama yaptı (29 Aralık).
Karabay’ın X hesabına yasak: Gazeteci Furkan Karabay‘ın X hesabı (@frknkarabay), 5651 sayılı Kanunun 8/A maddesi kapsamında, “millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması” gerekçesiyle erişime engellendi ve X tarafından Türkiye’den görünmez kılındı. Karabay‘ın diğer iki X hesabı da Mayıs ayında erişime engellenmiş ve X tarafından Türkiye’den görünmez kılınmıştı (29 Aralık).
Çağlayan Adliyesi’nde “savcının sözlü talimatı” ile abluka: Medya ve Hukuk Çalışmaları Derneği (MLSA) adına duruşmayı takip eden Rabia Çetin, Medyascope sitesi muhabiri Furkan Karabay, RSF Türkiye Temsilcisi ve bianet sitesi Medya Gözlem raportörü Erol Önderoğlu ve bianet sitesi muhabiri Hikmet Adal, gazetecilerin yargılandığı davayı izlemek için geldikleri İstanbul Çağlayan Adliyesinden içeri alınmadı. Ümit Özdağ’ın Cumhurbaşkanı’na hakaretten yargılandığı gün, olağanüstü güvenlik önlemleri nedeniyle, başka davaları izlemek için gelen gazeteciler ve hak savunucularının geçişine, “Savcılığın sözlü talimatıdır” denilerek ve “turkuaz basın kartları bulunmadığı” (Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı’nın verdiği kart) gerekçesiyle izin verilmedi. Önderoğlu, 27 Kasım’da görülen “kent uzlaşısı” davası da gerekçe yapılarak aynı yasakla karşılaşmıştı (24 Aralık).
Üç usûlsüzlük haberine yasak: Yunus Emre Vakfı‘nda naylon faturalarla usulsüzlük yapıldığı iddiaları ve buna bağlı istifalar hakkında soL, 12 Punto ve Evrensel sitelerinde çıkan haberler için “millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması” gerekçesiyle erişim engeli kararı verildi. İFÖD’e göre sansür, 5651 sayılı Kanun’un 8/A maddesine dayandırıldı (22 Aralık).
Dört “İBB” haberi için engel: İstanbul 4. Sulh Ceza Hakimliği, İBB’deki “yolsuzluk” iddialarıyla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında ifadeye çağrılan Astaş Holding Yönetim Kurulu Başkanı Vedat Aşçı hakkında BirGün, soL, NTV ve Sözcü sitelerinde çıkan haberler için, “millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması” gerekçesiyle erişim engeli getirdi. İFÖD’e göre, hakim kararında sözkonusu haberlerin silinmesi de öngörüldü. Daha önce Aşçı’ya dair haberlerin yasaklanmasıyla ilgili 19 Temmuz 2024’te de karar alınmıştı (19 Aralık).
Operasyona dair üç habere yasak: Kayseri 12. Asliye Hukuk Mahkemesi, Can Holding ve bahis soruşturmaları kapsamında gözaltına alınan Mehmet Fatih Saraç hakkında Diken, bianet ve soL sitelerinde çıkan haberler için erişim engeli kararı alındı. İFÖD’e göre, 2025/34 sayılı karar Türk Medeni Kanunu 24. ve 25. maddelerinde öngörülen ihtiyati tedbire dayandırıldı (18 Aralık).
İki habere erişim yasağı: Kültür ve Turizm Bakanı Yardımcısı Batuhan Mumcu, eşi Neslihan Mumcu ve Neslihan Mumcu’nun ortak olduğu Lydia Yatırım Holding hakkında Halk TV'de çıkan haberi ve gazeteci Bağadır Özgür’ün paylaşımını “millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması” adın erişime kapatma kararı aldı. 18 Aralık 2025 tarihli hakim kararı içeriklerin silinmesini de öngörüyor (18 Aralık).
Saraçhane eylemlerine yasak “hukukdışı”: İstanbul Barosu, 19-23 Mart 2025'te kentte uygulanan toplantı, gösteri ve basın açıklaması yasaklarının İstanbul 3. İdare Mahkemesi kararıyla hukuka aykırı bulunarak iptal edildiğini duyurdu. Birçok gazeteci ve Fotomuhabirin şiddet, gözaltı ve tutuklamayla karşılaştığı eylemlerle ilgili olarak idare mahkemesi, temel hak ve özgürlükleri il genelinde askıya alan genel, ölçüsüz ve keyfi yasakların hukuk devletiyle bağdaşmadığını açıkça ortaya koydu (16 Aralık).
Üç “Karaca” haberine yasak ve silme: İstanbul 3. Sulh Ceza Hakimliği, Cumhurbaşkanlığı Ekonomi Politikaları Kurulu’nun eski üyelerinden Korkmaz Karaca’ya ilişkin Gerçek Gündem, Odatv ve Diken sitelerinde çıkan haberlere ve sosyal medya gönderileri için “millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması” gerekçesiyle erişim engeli getirdi. Online sansüre mücadele verirken kendi kimi paylaşımları da sansürlenen İFÖD’e göre, 2025/13475 sayılı bu kararla söz konusu üç haber sitesine dair içeriklerin silinmesine de hükmedildi. Korkmaz Karaca hakkındaki haberlere daha önce de İstanbul 9. Sulh Ceza Hakimliğinin 25 Kasım 2025 tarihli ve 2025/12856 sayılı kararıyla yaptırımlar uygulanmıştı (15 Aralık).
BirGün haberine yasak ve silme: Karabük’te bir vatandaşa, takipsizlik kararını sosyal medyada paylaşması üzerine kararı veren savcının şikayetiyle 1 yıl 8 ay hapis cezası verildiğine dair BirGün sitesinde çıkan haberin “milli güvenlik ve kamu düzeni” gerekçesiyle erişime kapatılması ve silinmesine hükmedildi (12 Aralık).
Sözlü talimatla adliye için yasak: İstanbul Başsavcılığın “sözlü talimatı” üzerine, Kent Uzlaşısı davasının da görüldüğü İstanbul Çağlayan Adliyesi’ne, RSF temsilcisi ve Bianet medya özgürlüğü raportörü Erol Önderoğlu, MLSA temsilcisi Semra Pelek, Af Örgütü temsilcisi Milena Buyum, gazeteciler Rabia Çetin ve bianet haber sitesi muhabiri Ayşegül Başar gibi çok sayıda gazeteci ve sivil toplum örgütü temsilcisi ile birçok yurttaş alınmadı. Önderoğlu polis barikatları önünde İlke TV mikrofonuna “Sözlü talimat var denilerek sivil toplumun, basının adliyeye girişinin engellenmesi hukuka aykırıdır” dedi (27 Kasım).
TELE2 yayınına da erişim yasağı: TELE1’e kayyım atanmasının ardından istifa eden gazetecilerin kurduğu TELE2, yayın hayatına başladığı ilk günlerde erişim engeliyle karşılaştı. Free Web Turkey’e göre kanalın, Anadolu Ajansı’nda liyakata aykırı atamalar yapıldığı iddiasına yer verdiği haber, “milli güvenlik ve kamu düzeninin korunması” gerekçesiyle erişime engellendi (15 Kasım).
Akinan’ın hesaplarına erişim engeli: TÜGVA‘ya ilişkin çeşitli iddiaları gündeme getiren gazeteci Serdar Akinan’ın X hesabı ve YouTube kanalı, 5651 sayılı Kanunun 8/A maddesi uyarınca, “millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması” gerekçesiyle erişime engellendi. İFÖD’e göre X platformu, hesabı Türkiye’den görünmez kıldı (4 Kasım).
İlke TV haberine “Van” yasağı: Van 2. Sulh Ceza Hakimliği, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencilerinin Rojin Kabaiş’in şüpheli ölümüyle ilgili eylemini konu alan İlke TV’nin X hesabından paylaşılan habere erişim engeli getirdi. Haberde öğrencilerin, eylem sırasında Rektör Hamdullah Şevli’nin soruları yanıtlamamasını protesto ettikleri ve “Rektör istifa” ve “Jin, jiyan, azadî” sloganları atarak Rektörlük binasına yürüdükleri işlenmiş, Şevli’nin korumalarının da öğrencileri darp ettiği iddia edilmişti (29 Ekim).
TELE1’e TMSF kayyumu: İstanbul Başsavcılığı, TELE1 kanalına Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun yönetim kayyımı olarak atanmasına karar verildiğini duyurdu. Başsavcılık açıklamasında, “TELE1 isimli TV kanalında Genel Yayın Yönetmeni olan ve Casusluk suçundan gözaltına alınan şüpheli Merdan Yanardağ'ın söz ve eylemleriyle birçok kez soruşturmaya ilişkin suç işlediği, kanalın fiili kullanıcısı olduğu, resmi kayıtlarda oğlu Alp Yanardağ’ın şirket sahibi olarak göründüğü, bu suçlarda da TELE1 isimli TV kanalını kullandığı gerekçesiyle kanalın sahibi olan ABC Radyo Televizyon ve Dijital Yayıncılık Anonim Şirketi’ne İstanbul Sulh Ceza Hakimliği’nce bugün verilen kararla Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu’nun yönetim kayyımı olarak atanmasına karar verilmiştir” denildi (24 Ekim).
Üç habere “Rojin” engeli: Van 2. Sulh Ceza Hakimliği, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi Rojin Kabaiş’in ölümünün şüpheli olduğunu iddia eden ve etkin bir soruşturma talep eden öğrencilerin protestolarına ilişkin Amed TV, soL ve ABC sitelerinde çıkan haberlere “millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması” gerekçesiyle erişim engeli getirdi (23 Ekim).
Çaycuma’ya dair üç habere yasak: Zonguldak’ın Çaycuma ilçesinde, 16 yaşındaki bir genç kızın cesedinin su kuyusunda bulunması hakkında Hürriyet, Z Haber ve Evrensel’de çıkan haberlere, 5651 sayılı Kanunun 8/A maddesi uyarınca ve “millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması” gerekçesiyle erişim engeli getirdi. (20 Ekim).
Üç “CHP belediye” haberine yasak: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın, CHP’li belediyelere yönelik soruşturma kapsamında iş insanı Aziz İhsan Aktaş’a ait şirketlere kayyum atamasına ilişkin Oksijen, Artı Gerçek ve Baba Ocağı sitelerinde çıkan haberlere, 5651 sayılı İnternet Suçları Kanunu’nun 8/A maddesi uyarınca, “millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması” gerekçesiyle erişim engeli getirildi (15 Ekim).
Eylemciler engellenen habercilere geldi: Van YYÜ Üniversitesi öğrencileri, üniversite önünden görüntü almalarına izin verilmeyen gazetecilerle bulundukları yere gelerek buluştu, Rojin Kabaiş’in şüpheli ölümünün aydınlatılması için üçüncü gün eylemlerine başladı (15 Ekim).
Üç tarım haberine erişim engeli: İfade Özgürlüğü Derneği, CHP Şanlıurfa Milletvekili Mahmut Tanal’ın Tarım Kredi Kooperatifleri Merkez Birliği hakkındaki çeşitli açıklamalarına ilişkin Halk TV, T24 ve Urfanatik sitelerinde çıkan haberlere erişim engeli getirildiğini duyurdu. Erişim yasağı kararının, 5651 sayılı Kanunun 8/A maddesindeki “millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması” gerekçesine dayandırıldığı açıklandı (14 Ekim).
Terkoğlu yazısı ve iki habere erişim yasağı: Cumhuriyet gazetesi yazarı Barış Terkoğlu‘nun, Milli Eğitim Bakanlığı’ndaki hukuksuz görevden alma ve atamalar ile Ankara Cumhuriyet Başsavcısı’nın eşinin tartışmalı atamasını eleştirdiği 5 Aralık 2024 tarihli “Biri hukuk devleti mi dedi?” başlıklı yazısı, 5651 sayılı Kanunun 8/A maddesi uyarınca, millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması gerekçesiyle erişime engellendi. İFÖD’e göre, Cumhuriyet dışında, Kısa Dalga ve Veryansın TV sitesinde yazıya ilişkin çıkan haberlere de yasak getirildi (13 Ekim).
Üç habere “kamu düzen” sansürü: İFÖD, İstanbul 7. Sulh Ceza Hakimliği’nin, İstanbul Büyükşehir Belediyesi soruşturmasında etkin pişmanlık kapsamında ifade veren müteahhit Uğur Güngör’ün, Cumhurbaşkanlığı Sosyal ve Gençlik Politikaları Kurulu Üyesi Hayati İnanç ile bazı avukatlar hakkında CİMER’e şikayette bulunduğuna ilişkin haberlere erişim engeli getirdiğini duyurdu. Karara göre, Patronlar Dünyası, BirGün ve Cumhuriyet sitelerinde çıkan haberler, “millî güvenlik ve kamu düzeninin korunması” gerekçesiyle erişime engellendi (10 Ekim).
Sendika.org X hesabına erişim engeli: Sendika.Org sitesinin X hesabı hakkında “milli güvenlik” ve “kamu düzeninin korunması” gerekçesiyle erişim engeli kararının alındı. Hesap henüz X tarafından Türkiye’den görünmez kılınmadı. Ayrıca X şirketi siteye bir bildirim göndermediği gibi e-posta yoluyla da herhangi bir karar tebliğ edilmedi. Prof. Dr. Yaman Akdeniz “Sansür kararı alanlar AYM kararından bihaber” sözleriyle karara tepki gösterdi (8 Ekim).
Habercilik
Son üç ayda, tutuklu İBB Başkanı ve CHP Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun yargılandığı davaların TRT’de canlı yayınlanmasını öngören kanun teklifi AKP-MHP oylarıyla reddedilirken “AK Parti’yi kendi vekilleri değil kendisine yakın gazeteciler savunuyor” tartışması gazetecilik alanında gündeme gelen en önemli konulardan biri oldu.
Gazeteci ve medya ombudsmanı Faruk Bildirici, gazeteciler Aslı Aydıntaşbaş, Batuhan Çolak, Ruşen Çakır, Şaban Sevinç, Soner Yalçın ve Yavuz Oğhan (CHP İletişim Koordinatörü) için savcılığın aldığı “zorla ifade alma” kararıyla ilgili yayınları nedeniyle Sabah gazetesini eleştirdi. “Basın ayağı deşifre oluyor: Para hareketleri ve örgüt lehine paylaşımları / İBB’ye yolsuzluk soruşturmasında yeni gelişme: 6 ismin ifadesi alınacak” türünden haberleri örnek veren Bildirici, “Daha neyle suçlandıklarını anlamaya kalmadan Sabah gazetesinin web sayfasında “suçlu” damgası basıldı meslektaşlarımıza” dedi. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Başkanı Abdullah Yaman’ın tepkisi de, “Yargıtay’da FETÖ gölgesi” başlığıyla çıkan Yeni Şafak gazetesineydi.
“AKP’yi ekranlarda siyasetçi değil gazeteci savunuyor”: AKP Genel Başkan Yardımcısı aynı zamanda Tanıtım ve Medya Başkanı Faruk Acar, iktidara yakın medya kuruluşlarında, medya önünde AK Parti’yi kendi vekilleri değil gazetecilerin savunduğuna ilişkin eleştirilere karşılık verdi. Acar, “Bizim tüm kurul üyelerimiz, teşkilat mensuplarımız ve milletvekillerimiz de zaten ülke meselelerine ilişkin değerlendirmeleriyle medyada ve sahada her an etkin olarak bulunmaktadır. Gelişen gündeme göre daha aktif olmalarına ilişkin beklentileri karşılamak tabii olandır. Bunun dışında ortaya atılan ve partimize atfedilen gündemlerin gerçeği yansıtmadığını kamuoyunun bilgisine sunarız” dedi. Daha önce Hürriyet gazetesi yayın yönetmeni Ahmet Hakan, "İktidarı savunmak, gazetecilere bırakılamayacak kadar ciddi bir iştir. AK Parti’nin, milletvekillerini ekranlardan uzak tutması akıl alır gibi şey değil. Çoklu tartışma programlarında AK Parti’yi gazeteciler değil AK Parti milletvekilleri savunmalıdır" şeklinde yol gösterirken aynı gazeteden Hande Fırat da, “Şimdi iğneyi batırma zamanı” başlıklı yazısında "Vekalet yayınlarını ne yazık ki gazeteciler yapıyor. Hepimiz çizgiyi aştık" ifadelerini kullanmıştı. İki ismin yazılarında iktidarı eleştirmesinin ardından Milliyet gazetesi yazarı Zafer Şahin de tepki göstererek ekranlara veda ettiğini açıkladı. Eski AKP Milletvekili ve gazeteci Şamil Tayyar da "AK Parti’yi kim savunsun? Gazeteciler mi siyasiler mi? Bu, Medya ve Tanıtım Başkanlığı her el değiştirdiğinde konuşulur. Sorun, AK Parti/Medya ilişkisinden daha büyük" sözleriyle tespitte bulunmuştu (27 Aralık).
CHP’den TRT karşıtı eylemler: CHP Ankara Milletvekili Umut Akdoğan, Ankara’da başlattığı ve “TRT’ye çıkıyorum” diyerek sürdürdüğü eylemlerini İzmir’e taşıdı. Akdoğan, CHP İzmir İl Başkanlığı’nın organizasyonuyla Konak’ta bulunan TRT binası önünde açıklama yaptı. Akdoğan, konuşmasında TRT’nin tarafsız yayıncılık ilkesinden uzaklaştığını savunarak, “Bu iktidar döneminde konuşmak için olanak bulamadığımız TRT’nin önündeyiz. TRT artık kamu yayıncılığı yapmıyor. TRT’nin, AK Parti İzmir İl Başkanlığı’ndan farkı kalmamıştır. Buna itiraz ediyoruz” dedi (26 Aralık).
Tayyar’dan müdahale ve çarpıtma: Şamil Tayyar, katıldığı TGRT canlı yayınında, Fenerbahçe Başkanı “uyuşturucu kullanmak” iddiasıyla daha gözaltındayken Sadettin Saran'ın tutuklanacağını öngörerek kamuoyunu yanılttı. Tayyar, “Yüzde yüz tutuklanacak. Onun da Ela Rümeysa gibi itirafçı olması gerekir” dediği Saran adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı (25 Aralık).
İletişim Başkanlığı’na 2026’da 7 milyar TL bütçe: TBMM Genel Kurulu’nda 8 Aralık’ta başlayan bütçe maratonu, 10. gününde Cumhurbaşkanlığı, Diyanet İşleri ve İletişim Başkanlığı bütçe görüşmeleri ile devam etti. Muhalefet tarafından “Saray’ın propaganda aracı” olarak nitelendirilen İletişim Başkanlığı’nın 2026 yılı bütçesi 7 milyar 564 milyon 179 bin TL olarak kabul edildi. İletişim Başkanlığı’nın 2026 yılında toplam 5 milyar 899 milyon 708 bin TL’lik mal ve hizmet satın alacağı belirtildi. Başkanlık personeli için kullanılacak kaynak ise 1 milyar 450 milyon 549 bin TL olarak kaydedildi (18 Aralık).
Akit Çakır’ı hedef yaptı: Yeni Akit gazetesi, “FETÖ” üyeliğinden aranan ve ABD’de yaşayan Zaman gazetesi eski çalışanı Ahmet Dönmez’i Medyascopetv sitesinde yayına çıkardığı gerekçesiyle gazeteci Ruşen Çakır’ı hedef aldı. Akit, yayına “Başına 8 milyon TL ödül konan FETÖcüyü konuk etti!” şeklinde başlık attı (6 Aralık).
“İmamoğlu davasını TRT yayımlasın” teklifi reddedildi: İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Başkanı ve CHP Cumhurbaşkanı adayı Ekrem İmamoğlu'nun da aralarında bulunduğu seçimle iş başına gelmiş şahsiyetlerin yargılandığı davaların TRT’de canlı yayınlanmasını öngören kanun teklifinin Genel Kurul gündemine alınması, AKP-MHP milletvekillerinin karşı oylarıyla reddedildi. CHP'nin, 9 Mayıs'ta grup başkan vekillerinin imzasıyla TBMM başkanlığına sunduğu “Seçimle Gelinen Bir Kamu Görevinde Bulunanlar Hakkında Yürütülen Davalarda Kovuşturma Evresindeki Açık Duruşmaların TRT Kurumu Tarafından Yayınlanması Amacıyla Ceza Muhakemesi Kanunu ve TRT Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun Teklifi”nin gündeme alınması konusu salı günü TBMM'ye geldi (2 Aralık).
TRT önünde CHP protestosu: CHP İstanbul İl Başkanlığı’nın, Ekrem İmamoğlu ve İBB duruşmalarının TRT’de canlı yayınlanması talebiyle Akmerkez önünden başlayarak TRT Ulus binası önüne yapacağı yürüyüş çevik kuvvet ve TOMA'lar tarafından engellendi. CHP'li yurttaşlar Akmerkez önünde uzun süre abluka altında kaldı (22 Kasım).
Özel “İmamoğlu” yayınlarından özür bekliyor: CHP’nin cumhurbaşkanı adayı ve İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu tarafında 2024 Mart seçimlerinden bir hafta önce ilk etabı açılan bugün yapıldı. Açılışa CHP Genel Başkan Özgür Özel, İstanbul Kabataş Transfer Merkezi’nin ikinci etap açılış töreninde, “İmamoğlu çıkar amaçlı örgüt” denilen soruşturmayla ilgili bazı yayınları sert şekilde eleştirdi; “TRT’den, AA’dan, A Haber’den, TGRT’den, merkez medyadan ve bunların hepsini birden organize eden Erdoğan’dan açıkça özür bekliyorum” dedi (13 Kasım).
Binayı yazdılar, inşaatı yürütene değinmediler: Gazeteci ve medya ombudsmanı Faruk Bildirici, Gebze’de bir binanın çökmesiyle dört kişinin hayatına kaybettiği olaya dair medya yayıncılığını eleştirdi. Çevre binalarda oturan vatandaşların, mikrofon tutulduğunda metro inşaatını suçladıkları ve “4 ay önce CİMER’e şikayet ettiklerini” söylediklerine işaret eden Bildirici, “29 Ekim’deki olayla ilgili ilk haberlerde bölge sakinlerinin bu yakınmaları hep satır aralarında kaldı. Metro inşaatını Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın yürüttüğüne de hiç değinmediler. Sonraki günlerde satır aralarında bile metro inşaatından söz edilmez oldu. Yıkılan binanın yakınındaki 21 apartmanın da kolonlarında ve zeminde çatlaklar oluşması nedeniyle boşaltılmasına rağmen “Zeminde çökme, tasarımda hata” deyip geçiştirdiler. Bereket muhalif medya, binaların altından geçen metro inşaatının ve tünel açarken patlatılan dinamitlerin yarattığı sarsıntının binaları etkilemesi olasılığı üzerinde durmaktan vazgeçmedi” dedi (10 Kasım).
Bildirici’den Sabah’a eleştiri: Gazeteci ve medya ombudsmanı Faruk Bildirici, savcılığın 6 Kasım sabahı, gazeteciler Aslı Aydıntaşbaş, Batuhan Çolak, Ruşen Çakır, Şaban Sevinç, Soner Yalçın ve Yavuz Oğhan (CHP İletişim Koordinatörü) hakkında gözaltı kararı almasıyla ilgili yayınları nedeniyle Sabah gazetesini eleştirdi. “Basın ayağı deşifre oluyor: Para hareketleri ve örgüt lehine paylaşımları / İBB’ye yolsuzluk soruşturmasında yeni gelişme: 6 ismin ifadesi alınacak” türünden haberleri örnek veren Bildirici, “Daha neyle suçlandıklarını anlamaya kalmadan Sabah gazetesinin web sayfasında “suçlu” damgası basıldı meslektaşlarımıza” dedi (10 Kasım).
Türkgün’den Yeni Şafak’a “Derdiniz ne!”: MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'ye dünkü manşetinde cevap veren Yeni Şafak gazetesine yanıt MHP’ya yakınlığıyla bilinen Türkgün gazetesinden geldi. Gazete sürmanşetinde “Yeni Şafak 'terörsüz Türkiye'ye darbe vurmak istedi, arşivlerle rezil oldu! Derdiniz ne sizin?” başlığıyla yayımlandı (6 Kasım).
Lüle’den Küçük’e “yalan” tepkisi: Gazeteci Zeynel Lüle, sosyal medya hesabından yazdığı mesajda, “casusluk” soruşturmasında tutuklanan Hüseyin Gün’ün “manevi annem” dediği Seher Alaçam’ın ölümünden söz ederken gazeteci Merdan Yanardağ’ı gündeme getiren Cem Küçük’e tepki gösterdi. Küçük, TGRT Haber’de katıldığı programda, “Mami denilen Seher Alaçam üç yıl önce öldüğünde yanında Hüseyin Gün vardı. Daha sonra Merdan Yanardağ geldi. Alaçam masum biri değil. İngiliz istihbaratıyla bağlantıyı kuran kişi olarak geçiyor. Bu, başsavcılık ve istihbari kaynaklar tarafından üzerinde en çok durulan konulardan biri” demişti. Bu sözlere “Yalana bak yalana... Seher Alaçam öldüğünde Merdan Yanardağ covid olmuş, hastane sonrası evinden çıkamıyordu. Hatta 18 dakika programına evinden katılıyordu. Cenazesine bile gitmedi” ifadeleriyle karşılık verdi (31 Ekim).
Yeni Şafak’a Yargıtay’dan “iftira” suçlaması: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Başkanı Abdullah Yaman, “Yargıtay’da FETÖ gölgesi: Daire Başkanı Yaman’dan dosya manipülasyonu ve tek numara oyunu” başlığıyla Yeni Şafak gazetesinde çıkan habere tepki gösterdi. Yaman, “Şimdilerde Yeni Şafak çetesinin beni karalamaya kalkışmasının yegâne nedeni haram yoldan birilerinin malına çökmelerine imkân ve fırsat vermediğimiz için iki gündür yalan dolan iftiralarla itibar cellatlığına soyunuyorlar” dedi (25 Ekim).
Çerçioğlu istedi, Mengü tekzip yayımladı: CHP'den AKP'ye geçen Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, Aydın’da iki gazetecinin tutuklandığını duyuran gazeteci Nevşin Mengü'ye paylaşımı ile ilgili tekzip gönderdi. Bunun üzerine Mengü, Çerçioğlu'nun paylaşımı nedeniyle tekzip yolladığı paylaşımını kaldıracağını belirtince takipçileri bu paylaşımı alıntılayarak yeniden paylaşmaya başladı (25 Ekim).
Mengü’den “ödeme” tepkisi: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’nın hazırladığı Aziz İhsan Aktaş iddianamesinde, Beşiktaş Belediye Başkanı Rıza Akpolat’ın özel kalem müdürü Emirhan Akçadağ, yolsuzluk paralarının aktarıldığını ve kendisinin tuttuğu listede yer alan gazeteci ve televizyon kanalları olduğunu öne sürdü. Akçadağ’ın listesinde Nevşin Mengü, İsmail Küçükkaya, Serhan Asker, Altan Sancar, Ali Haydar Fırat gibi gazeteciler ve Halk Tv, Tele 1 kanalları yer aldı. Akçadağ, Nevşin Mengü’nün YouTube’da yaptığı program için 200 bin lira verildiğini iddia etti. Nevşin Mengü ise, sosyal medya hesabından, Seçim dönemi yayına konuk olmuş. Beşiktaş Belediye Başkan adayı Serkan Toper’i de o dönemde yayınımıza konuk aldık. Madem öyle Toper’e de sorun, yayın için para almış mıyız almamış mıyız?” sözleriyle karşılık verdi (21 Ekim).
Pazarcı’nın gazeteciliği: Gazeteci ve medya ombudsmanı Faruk Bildirici, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik soruşturmada iki ayrı iddianame hazırlanmasını gündeme getiren Akşam gazetesinden Emin Pazarcı’nın gazetecilik faaliyetlerini kabul etmekle birlikte, Pazarcı’nın kendisine yönelik sözlere sosyal medyada “İt sürüsü”, “Çöpsün”, “Koy müsait yerine”, “Anan öyle demiyordu” ifadelerle karşılık vermesini eleştirdi. Pazarcı’ya yönelik suçlamalara dair “Ancak yazdıklarında soruşturmanın gizliliğini ihlal edecek bilgi olmadığını da kabul etmek gerek. Gazetecilik faaliyetidir yazdıkları” diyen Bildirici, “Tabii bunu iktidar medyasında CHP’ye yönelik soruşturmalarla ilgili yazılanların büyük bölümü için söyleyebilmek mümkün değil. Zira soruşturmalarla ilgili bilgiler iktidar medyasına topluca sızdırılıyor, ortak haberler yayımlanıyor” diye yazdı. (13 Ekim).
Diyarbakır’da “Barış dili” vurgusu: Diyarbakır'da düzenlenen “Barış süreçlerinde basın ve medyanın rolü” konulu panelde konuşan Güneydoğu Gazeteciler Derneği (GGC) Başkanı Felat Bozarslan, bölgedeki gazeteciliğin dilinin “barış dili” olduğunu ancak batıda kapsayıcı ve kucaklayıcı bir dilin olmadığını söyledi. Barış ve Demokratik Toplum Süreci'nin ilerleyebilmesi için gazetecilere düşen sorumluluklara değinen Felat Bozarslan, “Sorunun çözümüne katkı sunacak barış dilini geliştirmek bizlerin görevinde, sorumluluğundadır” dedi. “Türkiye’nin yeni barış süreci” başlıklı oturumda konuşan Millî Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu üyesi DEM Parti Milletvekili Saruhan Oluç ise, “Gazeteciler bu sürecin en büyük tanıklarıdır. Ancak komisyonda medya hâlâ dinlenmedi. Kasım ayında bu yönde adım atılması planlanıyor. Meclis Başkanına bu talebi ileteceğiz… Medyanın desteğiyle sürece verilen yüzde 70’lik destek daha da artacaktır. Barış gazeteciliğini taraflara eşit söz hakkı tanımak, süreci kutuplaştırmadan aktarmak olarak görüyorum. Bir üslup ve dil değişikliğine ciddi şekilde ihtiyaç var" diye konuştu (11 Ekim).
Özel NTV’ye çattı: CHP'nin “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinginin İstanbul ayağında Şişli’de konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, boykot listelerine ilişkin, “Bizi görmeyeni biz de görmeyeceğiz. En tepede de olsanız sizi yerle bir edeceğiz.' O meydanı görmeyen örneğin NTV’yi hatırlıyor musunuz? O günlerden önce yaptıkları reytingler 2,5–3 civarındaydı. Son reytingini görüyor musunuz? 0.47! Beter olsun, beter olsun!” dedi (9 Ekim).
Beştaş’tan Sözcü haberine tepki: DEM Parti Erzurum Milletvekili Meral Danış Beştaş, Türkiye’nin eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın tutukluluğunu hak ihlali sayan AİHM kararına yanıt verilmesiyle ilgili sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, haberi "Demirtaş'ın serbest kalma hayallerini suya düşüren gelişme" başlığıyla duyuran Sözcü gazetesini eleştirdi. Beştaş, "Selahattin Demirtaş'ın serbest kalması hayal değil hukukun gereğidir! AİHM kararları açık ve nettir. Net olmayan, hukukun açıkça ortaya koyduğu bir hakikati objektif gazeteciliğe yakışmayan bir dille çarpıtmaktır. Tuhaf olan AİHM kararlarına uyulmamasına sevinmek buna dair umut beslemektir, faşizan zihniyetinizi saklayamamanızdır” dedi (8 Ekim).
Bildirici’den AA’ya eleştiri: Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ABD’deki “KAAN” çıkışının ardından eleştirel kamuoyunda “AKP içi tartışmalar yaşanıyor” iddiaları gündeme gelirken, medya ombudsmanı ve gazeteci Faruk Bildirici, Hakan Fidan ve Anadolu Ajansı arasındaki “cümle ayıklama” konusunu gündeme getirdi. Bildirici, Hakan Fidan’ın, New York’taki basın toplantısında, “KAAN” uçağının üretiminin durduğunu “...İşte almayı beklediğimiz KAAN’ın motorları var, şu anda bekliyor Amerikan Kongresi’nde. Onların lisansı durmuş durumda. Yani onların lisansının da hayata geçip motorların gelmesi lazım ki KAAN’ların üretimi başlayabilsin” cümleleriyle aktardığını Ancak AA’nın haberinde Fidan’ın bu cümlelerinin yer almadığını vurguladı (6 Ekim).
Anayasa Mahkemesi kararları
Bu dönemde, T24 haber sitesi yazarları Hasan Cemal ve Tuğçe Tatari’nin kaleme aldığı kitapların yasaklanması ve toplatılmasını “basın ve ifade özgürlüğünün ihlali” olarak değerlendirirken gazeteci Ragıp Duran’ın Özgür Gündem için sembolik yayın yönetmenliğine ilişkin dayanışmadan hapse mahkum edilmesine yönelik şikayetini oybirliğiyle kabul edilemez buldu.
Anayasa Mahkemesi, kayyum atanan TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ’ın iki yıl önce PKK lideri Abdullah Öcalan ile ilgili sözleri nedeniyle 100 gün tutuklu kalmasını 166 bin 500 TL manevi tazminat ödenmesi hükmüyle mahkum ettiyse de karar, gazetecinin 26 Ekim 2025’te bu kez “casusluk” iddiasıyla yeniden hapsedilmesine engel olamadı.
Gazetecilerin kitaplarına yasak AYM’de mahkum: Anayasa Mahkemesi, T24 haber sitesi yazarları Hasan Cemal ve Tuğçe Tatari’nin kaleme aldığı kitapların yasaklanması ve toplatılmasına ilişkin olarak yapılan bireysel başvurularda, ifade ve basın özgürlüğünün ihlal edildiğine hükmetti. Gaziantep 3. Sulh Ceza Hakimliği, KCK, YDG-H ve YPG’ye yönelik birçok ilde yürütülen operasyonlarda 2015’te el konulan Hasan Cemal’in “Delila” ile “Çözüm Sürecinde Kürdistan Günlükleri” ve Tuğçe Tatari'nin “Anneanne Ben Aslında Diyarbakır’da Değildim” başlıklı kitaplarının da olduğu çok sayıda kitapla ilgili toplatma kararı vermişti (19 Aralık).
AYM “Gündem” dosyasında Duran’ın başvurusunu reddetti: AYM, gazeteci Ragıp Duran’ın başvurusunda 14 Mayıs 2016’da Özgür Gündem için sembolik yayın yönetmenliğine ilişkin dayanışmayı, bir ilk olarak, basın ve ifade özgürlüğü şikayeti bakımında oybirliğiyle kabul edilmez buldu. 2 Ekim 2025’te alınan, ancak 11 Aralık’ta kamuoyuna yansıyan kararında AYM, sembolik yayın yönetmenliğine dair kampanyayı gözardı ederek çıkmış haberlerden “örgüt propagandası” gerekçesiyle 1 yıl 6 ay hapse mahkum edilen Duran’ın başvurusunu reddetti (11 Aralık).
TCK 299’dan “veri yokluğu” AYM’de mahkum: Anayasa Mahkemesi (AYM), Adalet Bakanlığı'ndan “Cumhurbaşkanına hakaret” davalarıyla ilgili istatistiki verileri talep eden ancak ret yanıtı alan akademisyen Yaman Akdeniz'in başvurusunu karara bağladı. Yüksek Mahkeme, Akdeniz'in bilgi edinme hakkı ile ilintili olarak ifade özgürlüğünün ihlal edildiğine ve talep ettiği bilgilerin kendisine verilmesine hükmetti. 2 Temmuz’da alınan kararında AYM, Akdeniz’e 34 bin TL tazminat olmak üzere toplam 65 bin TL ödenmesine hükmetti (4 Kasım).
AYM Yanardağ’a “propaganda” tutukluluğunu ihlal gördü: AYM, iki yıl önce PKK lideri Abdullah Öcalan ile ilgili sözleri nedeniyle 100 gün tutuklu kalan TELE1 Genel Yayın Yönetmeni Merdan Yanardağ hakkında ‘hak ihlali’ kararı verdi. AKP Milletvekili Mehmet Ali Çelebi’nin hedef göstermesiyle 25 Haziran 2023’te gözaltına alındıktan sonra ‘örgüt propagandası’ suçlamasıyla tutuklanan Yanardağ 4 Ekim 2023’te 2 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. AYM, bireysel başvurusu çerçevesinde, Yanardağ’ın sözlerinin, “silahlı terör örgütünün cebir, şiddet veya tehdit içeren yöntemlerine yönelik bir övgü, meşrulaştırma ya da teşvik içermediğine” hükmetti; ifadelerin bağlamı içinde değerlendirildiğinde suç işlendiğine dair kuvvetli bir belirtinin bulunmadığı tespitine yer verdi. Tutuklamanın kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkının ihlali anlamına geldiğine karar veren AYM, gazeteciye 166 bin 500 TL manevi tazminat ödenmesine hükmetti (3 Kasım).
AİHM kararları
Son üç aylık dönemde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) basın ve ifade özgürlüğü alanında gazetecilere ilişkin herhangi bir kararı tespit edilemedi.
RTÜK’ten haberler
RTÜK’te Ekim sonunda başkan seçilen Mehmet Daniş’ın, halefi Ebubekir Şahin gibi, kurumun tarafsızlığına en azından söylemleriyle gölge düşüren çıkışları şimdiye kadar yaşanmadı.
Ancak kurul üye yapısında “hakim siyasetin” ağırlığı, eleştirel kanallara yönelik ceza mekanizmasının korunmasına neden oluyor: RTÜK, Daniş başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda, CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş’ın siyasi iktidara yönelik kullandığı “Meşruiyetini kaybetmiş, meşruiyetini Amerika’da bulmaya çalışıyor. Ülkenin madenlerini peşkeş çekiyor” ifadelerinden Sözcü TV’de para cezası verdi.
RTÜK, siyaset alanında dillendirilen iktidar veya genel yönetim eleştirileri nedeniyle eleştirel televizyonları cezalandırmayı sürdürüyor. Yıl sonuna gelindiğinde, TELE1'e kayyum atanırken Sözcü TV ve Halk TV, lisans iptali sınırında bulunuyor. Öte yandan RTÜK, BirGün TV YouTube kanalına lisans ücretini ödemesi veya yayın hizmetlerine son vermesi için 72 saat süre tanıdı.
RTÜK’ten Sözcü TV ve Edessa TV’ye cezalar: RTÜK, Mehmet Daniş başkanlığında gerçekleştirilen toplantıda, Sözcü TV’de yayınlanan “Türkiye'nin Sözü” adlı programda CHP Genel Başkan Yardımcısı Suat Özçağdaş’ın siyasi iktidara yönelik kullandığı “Meşruiyetini kaybetmiş, meşruiyetini Amerika’da bulmaya çalışıyor. Ülkenin madenlerini peşkeş çekiyor” ifadeleri ve Milli Eğitim Bakanı için yaptığı değerlendirmenin eleştiri sınırlarını aştığı iddiasıyla idari para cezası verilmesini kararlaştırdı. Özçağdaş’ın, “Mevcut Milli Eğitim Bakanının kendisiyle birlikte Milli Eğitim Bakanlığına çökmüş olan Cihannüma kliği ile beraber memleketi bambaşka bir yere doğru sürüklemeye çalışıyordu…” ifadeleri cezalandırmaya dayanak yapıldı. EDESSA TV’de Filiz Aslan'ın sunuculuğunu yaptığı "Gezgin Mikrofon" isimli ve "Ani Harabeleri”ni konu alan belgeselde kullanılan “Evet şimdi girelim ve Ani Harabeleri'nin içinde yatan o muhteşem kiliseleri, katedralleri ve sonradan kondurulan camileri görelim. Camiler de diyorum çünkü Alparslan 1065'te bu şehri ele geçirdikten sonra camiye çevirmiş çoğu kiliseleri ve yeni camiler de yaptırmış. Ne yazık ki işte bizim bu vandal kültürümüzün bir yansıması…” ifadeleri de “millî ve manevî değerlere aykırılık” gerekçesinden cezalandırıldı (27 Kasım).
RTÜK’te yeni başkan Mehmet Daniş oldu: RTÜK’te 23 Ocak 2019'dan bu yana dört kez başkan seçilen Ebubekir Şahin'in görev süresinin sona ermesinin ardından, Üst Kurul üyeleri yeni başkanı belirlemek üzere toplandı. Seçim sonucunda, başkanlığa Mehmet Daniş seçildi. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu olan Mehmet Daniş, 22, 23 ve 24. dönem AKP Çanakkale milletvekilliği yaptı. 64. ve 65. hükümetlerde Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakan Yardımcısı olarak görev alan Daniş, TBMM tarafından 27 Temmuz 2021'de RTÜK üyeliğine seçilmişti (24 Ekim).
BirGün TV’ye lisans için 72 saat süre: RTÜK, yayın lisansı almadan yayın hizmeti sunduğu tespit edilen BirGün TV YouTube kanalına lisans ücretini ödemesi veya yayın hizmetlerine son vermesi için 72 saat süre tanıdı. RTÜK, başvuru yapılmazsa BirGün TV’ye erişim engeli getirilmesini isteyecek. (24 Ekim).
Şahin’in hedefi sokak röportajları: RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin, bazı sokak röportajlarının her şeyin kötüye gittiği yönünde kasıtlı bir algı oluşturduğunu savunarak “Eleştiri elbette demokrasinin vazgeçilmez unsurudur; ancak yapıcı eleştiriler ile toplumun moralini ve geleceğe inancını yok etmeyi amaçlayan sistematik karamsarlık dili aynı şey değildir. RTÜK olarak daha önce de açıkça uyardığımız bu tür yayınların, toplumda umutsuzluk ve ayrışma oluşturmasına asla izin vermeyeceğiz” dedi (17 Ekim).
RTÜK’ten üç kanala ağır ceza: RTÜK; “Türkiye’nin Yönü” programında ekrana getirilen KJ’deki “RTE’nin Netanyahu’dan farkı ne?” ifadesi nedeniyle “insan onuruna aykırılıktan” TELE 1’e yüzde 3 idari para cezası verdi. Kanaldaki 4 Soru 4 Yanıt isimli programda Merdan Yanardağ’ın “Alevilerin haini çoktur” sözleri ile MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’ye yönelik kullandığı “faşizan kodlarına dönmüş durumda” değerlendirmesi nedeniyle de TELE 1’e “kişi ve kuruluşları eleştiri sınırlarını aşarak küçük düşürmekten” yüzde 3 idari para cezasına hükmedildi. SZC TV’de “Sözün Aslı” programında CHP Grup Başkanvekili Ali Mahir Başarır’ın “80 darbesinde iki araba asker gelip İstanbul İl Binasına ziyarette bulunmuştu, şimdi binlerce polis geliyor, aradaki farkı görün” değerlendirmesi ile Cemal Enginyurt’un da “Erdoğan iktidarı demokrasiye darbe indirdi, bu bir 12 Eylül darbesidir” sözleri nedeniyle kanala “kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürme” savıyla yüzde 3 idari para cezasına oy çokluğuyla karar verildi. Halk TV’ye “Açıkça” programında konuk Dr. Murat Kubilay’ın AKP ve MHP’ye yönelik “İki parti de hiçbir zaman Atatürk’le gerçek anlamda uzlaşamamıştır. Devlet Bahçeli de MHP de hiçbir zaman devleti, devletin bekasını düşünen kurum ve kişiler değillerdi” sözleri nedeniyle “insan onuruna saygılı olma ilkesine aykırılık” gerekçesiyle de yüzde 3 idari para cezası kararı çıktı (3 Ekim).
2025’te 52 cezanın 44’ü üç haber kanalına: RTÜK’ün CHP kontenjanından seçilen üyesi Tuncay Keser, “Haber ve yorum programlarına, RTÜK’ün 2025 yılında verdiği 52 cezanın 44’ü, eleştirel yayınları ile öne çıkan üç haber kanalına; Sözcü TV: 15 yaptırım (14 İPC+13 program durdurma + 10 gün yayın durdurma); Tele 1: 15 yaptırım (14 İPC + 5 program durdurma + 5 gün yayın durdurma); Halk TV: 14 yaptırım (13 İPC + 8 program durdurma + 10 gün yayın durdurma) şeklinde uygulandı. Keser’e göre, üç kanala uygulanan toplamda; 25 gün yayın durdurma, 26 kez program durdurma ve 22 milyon TL’yi aşan idari para cezası verildi. Keser, cezalar için, “demokratik toplum düzeninde hayati öneme sahip çok seslilik ilkesine ağır bir darbe niteliğindedir” dedi (3 Ekim).
RTÜK cezaları
Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Ekim, Kasım, Aralık döneminde haber ve program yayınlarından dolayı TV kuruluşlarına toplam altı kez idari para cezası cezası verdi. Kurul, TV kuruluşlarına toplam 1 milyon 848 bin 907 TL idari para cezası verdi. RTÜK, rapor döneminde radyo kuruluşlarına ceza vermedi.
RTÜK, TV kanallarına “insan onuru” ilkesini ihlalden dört kez; “hukukun üstünlüğüne” dair ilkenin ihlalinden ve “tarafsızlık” ilkesinin ihlalinden birer kez idari para cezası verdi.
(Reklam, diziler ve ticari yayınların değerlendirme dışı bırakıldığı “RTÜK cezaları” bölümü, RTÜK’ün 4 Eylül - 14 Kasım 2025 tarihleri arasında gerçekleştirdiği dokuz toplantının kayıtları incelenerek hazırlandı).
İnsan onuru ve özel hayatın gizliliği: RTÜK, yayınların 6112 sayılı Kanun’un 8’inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendinde yer alan “insan onuruna ve özel hayatın gizliliğine saygılı olma ilkesine aykırı olamaz, kişi ya da kuruluşları eleştiri sınırları ötesinde küçük düşürücü, aşağılayıcı veya iftira niteliğinde ifadeler içeremez” ilkesinin ihlali nedeniyle TELE 1 TV’ye iki kez (Türkiye’nin Yüzü; 4 soru 4 yanıt - 2 kez ); toplam 391.086 TL; SZC TV’ye (Sözün Aslı) 531.065,00 TL ve Halk TV’ye (Açıkça) 535.670,00 TL üzere toplam 1.457.821,00 TL idari para cezası verdi.
Hukukun üstünlüğü: RTÜK, 6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının © bendinde yer alan; "Hukukun üstünlüğü, adalet ve tarafsızlık esasına aykırı olamaz." ilkesinin ihlali nedeniyle SUN RTV’ye (İçel Gündemi) 195.543,00 TL idari para cezası verdi.
Tarafsızlık: RTÜK, 6112 sayılı Kanun’un 8'inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde yer alan, "Tarafsızlık, gerçeklik ve doğruluk ilkelerini esas almak ve toplumda özgürce kanaat oluşumuna engel olmamak zorundadır; soruşturulması basın meslek ilkeleri çerçevesinde mümkün olan haberler, soruşturulmaksızın veya doğruluğundan emin olunmaksızın yayınlanamaz" ilkesine aykırılıktan Meltem TV'ye (Eylül Han ile Gündem Özel) 195.543,00 TL idari para cezası verdi.
(EÖ/HA)







