bianet'in yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlediği haberlere göre; erkekler, Türkiye’nin birçok ilinde, 1 Ocak 2019- 20 Kasım 2019 dönemindeki 324 günde, en az 302 kadını öldürdü.
Öldürülen kadınlardan, en az 10’u Türkiye vatandaşı değildi ( Bir Azerbaycan, iki Suriye, İki Afganistan, bir Irak, bir Çin, Bir Ukrayna, bir Fas, Bir Özbekistan).
Kadınların yüzde 64'ünü koca/eski koca, sevgili/eski sevgilisi öldürdü.
Kadınların 198'ini kocaları, eski kocaları, sevgili ve eski sevgilisi öldürdü, 31 kadını abi, baba, oğul gibi aile üyeleri, 20 kadını komşusu ya da arkadaşı, sekiz kadını da akrabaları öldürdü. 19 kadını damadı/eski damadı öldürdü. Bir trans kadını polis, bir kadını müşterisi, bir kadını çocuğu ile aynı okula giden veli, bir kadını patronu öldürdü. En az 23 kadını öldüren erkeğin yakınlık durumu basına yansımadı.
Erkekler, kadınların yüzde 49'nu ateşli silahlarla öldürdü.
Erkekler, 149 kadını ateşli silahlarla, 74 kadını bıçakla öldürdü. Erkekler, 25 kadını boğarak, 20 kadını döverek öldürdü. Erkekler dört kadını yaktı, bir kadını asitli su ile öldürdü. Erkekler, en az iki kadının kafasını taşla ezdi, bir kadına da araçla çarparak öldürdü. Erkekler iki kadını da balkondan attı. Erkeklerin 24 kadını öldürme şekli basına yansımadı.
bianet'in yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlediği haberlere göre; erkekler, 1 Ocak 2019- 20 Kasım 2019 dönemindeki 324 günde en azdört trans kadını öldürdü.
Öldürülen trans kadınların isimleri
Hande Kader Şeker, Esra A., Gökçe S., Defne K.
Ayrıca erkekler, trans kadın Didem A.'yı da intihara sürükledi.
Erkekler, bir trans kadını yaraladı, en az yedi transa şiddet uyguladı. Cezaevi görevlileri farklı cezaevlerindeki tutuklu translara da homofobik söylemlerde bulundu ve taciz etti.
bianet’in hazırladığı çeteleye göre 1 Ocak-20 Kasım 2019 arasındaki erkek şiddeti sonucu gerçekleşen cinayetlere dair öne çıkan detaylar
İki kadının ölümü (Ankara - Aydın) “şüpheli” olarak basına yansıdı. Erkekler iki kadını kendilerinden ayrılmaları halinde “öldürmekle” tehdit etti.
Öldürülen üç kadın “faili belirlenemeyen cinayet” olarak basına yansırken, Konya’da 27 2019’da öldürülen Afganistanlı Afganistanlı Shakila Q. (38), çocukları Navid (8) ve Maryam'ın (3) cinayet şüphelisinin kadının kocası A.Q. (28) olduğu Şubat 2019’da ortaya çıktı.
Erkekler, iki kadını öldürmeye teşebbüs etti ( Adana-Ankara). İstanbul ve Ankara’da iki kadın "şüpheli" bir şekilde yaşamını kaybetti.
Erkekler, Samsun ve İstanbul’da iki kadını öldürmekle tehdit etti.
Antalya’da 14 yıl önce gerçekleşen kadın cinayetinin faili, Mart 2019’da tespit edildi. Antalya’da bir kadın intihar girişiminde bulundu (İntihardan vazgeçirilen M.U. üç ay önce kendisine tecavüz eden erkeğin serbest bırakılması sebebiyle intihar girişiminde bulunduğunu söyledi).
Nisan’da dokuz kadın (Batman (2) Çorum, Kocaeli, Aydın, İstanbul, İzmir, Adana, Erzurum) şüpheli bir şekilde yaşamını kaybetti.
Ayrıca, 30 Mart’ta İstanbul’da öldürülen Najıa Arabzai’nin haberi de, katil zanlısının Nisan’da yakalanmasıyla basına yansıdı. Zonguldak’ta Ağustos 2018’de öldürülen Dudu Çeştepe’nin vakası da, katil zanlısının yakalanmasıyla Nisan’da basına yansıdı.
Ayrıca, Aksaray'da bir erkek bir kadını intihara sürükledi. Batman’da bir erkek bir kadını öldürmeye teşebbüs etti. Konya’da bir ve Dersim'de de bir kadın cenazesi (failimeçhul cinayet olarak basına yansıyan bu cinayetlerde Konya'daki kadının adı tespit edilemedi, Dersim'deki kadının adı Gülsüm Taş) bulundu.
Mayıs’ta en az altı kadın (Ankara, Rize, Konya, Ordu, Tekirdağ, Denizli) şüpheli bir şekilde yaşamını yitirdi.
Erkekler, iki kadını (Sakarya, Denizli) intihara sürükledi. En az dört (Diyarbakır, Niğde, İzmir, Elazığ) kadının intiharı da basına “şüpheli” olarak yansıdı.
İstanbul'da bir ve Şırnak’ta bir kadın cenazesi (faili meçhul cinayet olarak basına yansıyan bu cinayetlerde; İstanbul’dakinde bir kadın aracı içinde yanmış şekilde bulundu. Şırnak’ta öldürülen kadının adı ise Aslıhan U. idi) bulundu.
Mayıs’ta öldürülen kadınlardan biri transtı (Antalya), en az üç kadın da koruma kararına rağmen öldürüldü.
Haziran’da en az 12 kadın (Hakkari 2, Antep, Sivas, Tekirdağ, Erzincan, Çorum, Kütahya, Malatya, Burdur, Manisa 2) şüpheli bir şekilde yaşamını kaybetti.
En az dört kadının intiharı da (İstanbul 2, Urfa, İzmir) basına “şüpheli” olarak yansıdı.
İki kadın cinayeti de basına “şüpheli cinayet” (Tekirdağ) olarak yansıdı.
Temmuz
Temmuz’da en az 12 kadın (Van, Manisa'da 2, Tekirdağ, Balıkesir, Antalya, Samsun'da 2, Muğla, İstanbul, Adana, Ankara) şüpheli bir şekilde yaşamını kaybetti.
En az beş kadının intiharı (Bodrum, Urfa, Antalya, Van, İstanbul) basına “şüpheli” olarak yansıdı.
Erkekler bir kadını da (İstanbul) öldürmeye teşebbüs etti.
Temmuz’da bir kadın ve çocuğun ölümü basına “faili meçhul” olarak yansıdı (Hakkari).
En az iki kadın koruma kararına rağmen öldürüldü. En az üç kadına öldürülmeden önce sistematik olarak işkence edilmişti. Bir kadını öldüren fail, uzman çavuştu.
Ağustos’ta en az 12 kadın (İstanbul -2-, Çorum, Kütahya, Mardin, Adana, Uşak, Edirne, Ardahan, Siirt, Niğde, Bayburt) şüpheli bir şekilde yaşamını kaybetti.
Çanakkale’de bir kadın intihara sürüklendi. İzmir ve Aydın’daki iki kadının ölümü de basına “şüpheli intihar” olarak yansıdı.
Ağustos’ta, erkeklerin öldürdüğü kadınlardan birinde erkeğin uzaklaştırma kararı vardı. Bir kadın da öldürülmeden önce, en az iki defa koruma talebinde bulunmuştu ancak talepleri, kabul edilmemişti.
Öldürülen kadınlardan biri sığınma evinde kalıyordu. Öldürülen kadınlardan ikisinin zihinsel engeli vardı. İki kadını öldüren iki erkek, kadınlara sistematik olarak işkence ediyordu.
Erkekler, Eylül’de en az dört kadını (Aydın, Karaman, Konya, İzmir) öldürmeye teşebbüs etti.
Eylül’de yedi kadının (Ankara, Samsun, Kayseri, Aydın, Van, Samsun, İzmir) ölümü basına “şüpheli intihar” olarak yansıdı. Şüpheli intiharlardan biri, Özbekistan'lı ev işçisiydi. Ev işçisinin sigortasız çalıştırıldığı açığa çıktı.
Erkekler Eylül'de en az beş kadını da (İstanbul -2-, Ankara, Samsun, Düzce) öldürmekle tehdit etti.
Eylül’de bir kadının (Adana) intihar girişimi basına şüpheli olarak yansıdı.
Eylül’de erkekler iki kadını da (Bursa, Kocaeli) intihara sürükledi.
Ekim’de en az 17 kadının ölümü (İstanbul ve Antalya'da 3'er, Konya ve Aydın'da 2'şer, Rize, Bursa, Kocaeli, Ankara, Denizli, Hatay ve Adana 1'er) basına şüpheli olarak yansıdı.
Bir erkek, Samsun ve Adıyaman’da üç kadını intihara sürükledi. Almanya’da yaşayan bir erkek, Türkiye’de yaşayan karısını öldürmek için “kiralık tetikçi” tuttu. Aydın’da bir erkek karısını öldürmeye teşebbüs etti.
İstanbul ve Erzurum’da iki kadının ölümü basına “faili belirlenmemiş cinayet” olarak yansıdı. Bursa’da bir erkek, karısını öldürmekle tehdit etti. Erkek, hakkındaki uzaklaştırma kararını dört kez ihlal etti.
İstanbul’da bir kadının metrobüs durağındaki intiharı basına “şüpheli” olarak yansıdı.
Manisa’da bir kadın kendisine cinsel saldırıda bulunan eniştesini öldürdü. Meşru müdafaa hakkını kullanan jandarmaya teslim oldu.
Ekim’de erkeklerin öldürdüğü kadınlardan ikisinin koruma ve uzaklaştırma kararı vardı. Bir kadının öldürülmeden bir hafta önce koruma kararı sona ermişti. Öldürülen kadınlardan ikisi kocasından sistematik olarak şiddet görüyordu.
Kasım
1-20 Kasım arasında en az 18 kadın öldürüldü.
Kasım’da en az 10 kadının ölümü basına “şüpheli” olarak yansıdı.
Erkekler, iki kadını öldürmeye teşebbüs etti.
Antep’te bir kadın intihara sürüklendi.
Şiddet/ Yaralama
bianet'in yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlediği haberlere göre; erkekler, 1 Ocak 2019- 20 Kasım 2019 dönemindeki 324 günde en az 532 kadına şiddet uyguladı. Erkeklerin şiddet uyguladığı kadınların en az 12’sinin sağlık durumu basına “ağır” olarak yansıdı.
285 kadına eski sevgilisi, kocası, sevgilisi şiddet uyguladı. 45 kadına akrabaları, 15 kadına komşusu,17 kadına işveren ve arkadaşları şiddet uyguladı. En az 42 kadına şiddet uygulayan erkeğin yakınlık durumu “tanımadığı”, 43’ü de “tanıdığı” şeklinde yansıdı.
85 kadına şiddet uygulayan kişinin yakınlık durumu basına yansımadı.
Şiddet ve yaralamada dikkat çeken detaylar
Fotoğraf: Gazeteci Zeynep Kuray
*Ocak'ta erkeklerden biri uzaklaştırma kararı olmasına rağmen kadına şiddet uyguladı.
*Erkeklerin, Ocak'ta şiddet uyguladığı kadınlardan birden fazlası transtı.
*Şubat'ta erkeklerin şiddet gösterdiği kadınlardan biri trans idi.
*Şubat'ta erkeklerin şiddet uyguladığı kadınlardan üçü Türkiye vatandaşı değildi. Birinin hangi ülkeden geldiği belirlenemedi, biri İngiltere biri de Ukrayna vatandaşıydı. Yaralanan en az üç kadının durumu ağırdı.
*Mart'ta üç kadını eğlenmeye gittikleri mekânın görevlileri, bir kadını çalıştığı mağazaya gelen müşteri yaraladı.
*Nisan'da erkeklerin şiddet uyguladığı kadınlardan biri trans idi. Transfobik söylemde bulunan fail erkeğe değil, trans kadına, "görevli memura direnme"den dava açıldı.
*Mayıs'ta erkekler kadınların yanlarında bulunan en az iki çocuğa da şiddet uyguladı.
*Mayıs'ta en az üç çocuğu öldürdü. Bu çocuklardan üçü de erkekler annelerine şiddet uygularken, annelerinin yanlarında bulunuyordu. Ayrıca, Adana'da D.A. (22) evde kardeşi B.A.'yı (7) darp etti. İstanbul'da bir erkek, bir çocuğun üzerine araba sürdü ve çocuğu darp etti.
*Haziran'da Erkekler, Haziran'da en az bir çocuğu öldürdü. İzmir'de de bir baba iki kız çocuğunu yaraladı. Mardin'de bir baba 11 aylık bebeğini kaçırdı.
*Haziran'da Adana'da bir abi, kız kardeşini "evlenmek istemediği" bahanesiyle, öldürdü.
*Temmuz'da Kayseri'de bir erkek karısını darp ederken karnındaki bebeğini öldürdü. Diyarbakır'da iki erkek sokakta tartıştığı kadınların yanındaki bir kız çocuğunu sopa ile darp etti.
*Temmuz'da Ankara'da H.Y. (14) ailelerin birlikte yaşamaya zorladığı ve 4 aylık hamile olan R.H.'yi (14) darp etti. (Akran şiddeti)
*Temmuz 2019'da erkeklerin şiddet uyguladığı kadınlardan biri zihinsel engelleydi. Erkeklerin, en az iki kadına uyguladığı şiddet de sistematik hale gelmişti. Erkekler, en az üç kadını da tehdit etti.
*Temmuz'da bir vakada bir erkek, araç kullanan kadına "Kadın kadınlığını bilecek" dedi.
*Ağustos'ta bianet'in yerel ve ulusal gazetelerden, haber sitelerinden ve ajanslardan derlediği haberlere göre; Kayseri, Antalya ve İstanbul'da üç baba, çocuklarına şiddet uyguladı. Denizli ve Çanakkale'de bir erkek sokakta oynayan bir kız çocuklarını kaçırmaya çalıştı.
*Ağustos'ta Samsun'da ise bir kız çocuğu kaçırıldı. Ankara'da boşanma aşamasındaki baba, iki kızını kaçırdı. Bursa'da bir baba, kızını darp etti. Eskişehir'de de bir baba iki çocuğunu darp etti. Diyarbakır'da bir çocuk intihara sürüklendi. Bursa'da bir çocuk ölümü basına "şüpheli" olarak yansıdı. Kayseri'de de iki çocuğun inşaattan atlaması basına "şüpheli intihar girişimi" olarak yansıdı.
*Ağustos'ta Denizli'de 17 yaşındaki bir genç 15 yaşındaki kız çocuğunu öldürdü. Öldüren çocuk gözaltına alındı. (Akran şiddeti). Denizli'de iki kız çocuğundan haber alınamıyor.
*Eylül 2019'da erkeklerin şiddet uyguladığı kadınlardan en az dördünün koruma kararı vardı. Erkekler, şiddet uyguladıkları en az üç kadına sistematik olarak işkence ediyordu.
*Eylül'de en az üç şiddet vakasında erkekler kadınların evlerini de yaktı. Erkeklerden biri daha önce bir kadını öldürmekten cezaevinde 10 yıl yatmış ve afla tahliye olmuştu. En az iki şiddet vakasında erkekler, kadınları gasp etti.
*Ekim'de erkeklerin şiddet uyguladığı en az altı kadının hayati tehlikesi devam ediyor. Erkeklerin şiddet uyguladığı en az üç kadının koruma kararı vardı. En az beş kadın da sistematik olarak şiddet görüyordu.
*Ekim'de kadınlara şiddet uygulayan erkeklerden biri hakim, biri de tuğgeneraldi.
*Ekim'de erkeklerin şiddet uyguladığı kadınlardan biri Suriye, biri de Ürdün vatandaşıydı.
Açıklama
Bu haberdeki sayılar, 1 Ocak ve 20 Kasım 2019 arasındaki dönemi kapsıyor. Aralık'ta Kasım 2019'a dair erkek şiddeti çetelemizi güncel hali ile yayımlayacağız.
bianet'in erkek şiddeti çetelesinde sadece erkek şiddeti sonucu hayatını kaybeden kadınlara yer veriyoruz. Toplumsal cinsiyet temelli olmayan şiddet vakalarını ve cinayetleri çeteleye almıyoruz.
Faili henüz belirlenememiş kadın cinayetleri ve şüpheli kadın ölümlerini sene boyunca aylık çetelelere not ediyoruz ancak başlıktaki sayıya eklemiyoruz.
Ruhsal bozuklukları olan kişilerin işledikleri cinayetleri de çeteleye almıyoruz (Şizofreni hastalarının işlediği cinayetler gibi).
İntihar ve intihara teşebbüs vakalarını sadece kadın geçmişinde şiddet/sistematik şiddete maruz kaldıysa çeteleye dahil ediyoruz. Bu intihar vakalarına ayrı bir kategoride yer veriyoruz ve başlığa taşıdığımız sayıya dahil etmiyoruz.
Ayrıca kadının doğrudan hedef olmadığı toplu cinayet haberlerini de, eğer tartışmaya sebep olan konu toplumsal cinsiyet temelli değilse çeteleye dahil etmiyoruz.
[Örneğin 11 Haziran 2017'de medya taramamıza düşen şu vakayı çeteleye dahil etmedik:
* Konya'da hayvancılık yapan A.K. (27), akrabaları Bekir Kıran (80), Mustafa Tokat (80), Meryem Tokat (79), Hamit Tokat (51) ve Mehmet Tokat'ı (64) pompalı tüfekle öldürdü. Erkek cinayetlerden sonra evine dönerken yakalandı. A.K.'nin şizofren olduğu, kalp krizinden hayatını kaybeden babasının ölümünden köydekileri sorumlu tuttuğu belirtildi.]
**
Çetelelerde yer alan meslek grupları, sadece şiddet olayının meslekle bağlantılı olduğu durumları kapsamaktadır. Örneğin "tecavüzcülerden biri şofördü" cümlesi, kadınların ulaşım için bindikleri aracın şoförü tarafından tecavüze uğradığını anlatmaktadır.
bianet kadın ve LGBTİ+ haberleri editörü (Ekim 2018- Şubat 2025). bianet stajyerlerinden (2000-2001). Cumhuriyet, BirGün, DİHA, Jinha, Jin News, İMC TV için muhabirlik yaptı. Rize'de...
bianet kadın ve LGBTİ+ haberleri editörü (Ekim 2018- Şubat 2025). bianet stajyerlerinden (2000-2001). Cumhuriyet, BirGün, DİHA, Jinha, Jin News, İMC TV için muhabirlik yaptı. Rize'de yerel gazetelerde çalıştı. Sivil Sayfalar, Yeşil Gazete, Journo ve sektör dergileri için yazılar yazdı, haberleri yayınlandı. Hemşin kültür dergisi GOR’un kurucu yazarlarından. Yeşilden Maviye Karadenizden Kadın Portreleri, Sırtında Sepeti, Medya ve Yalanlar isimli kitaplara katkı sundu. Musa Anter Gazetecilik (2011) ve Türkiye Psikiyatri Derneği (2024) en iyi haber ödülü sahibi. Türkiye Gazeteciler Sendikası Kadın ve LGBTİ+ Komisyonu kurucularından. Sendikanın İstanbul Şubesi yöneticilerinden (2023-2027). İstanbul Üniversitesi Avrupa Birliği ve Bilgi Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümlerinden mezun. Toplumsal cinsiyet odaklı habercilik ve cinsiyet temelli şiddet haberciliği alanında atölyeler düzenliyor. Şubat 2025'den bu yana kadın haberleri editörü olarak çalışıyor.
bianet Erkek Şiddeti Çetelesi raportörü (Ekim 2019). bianet stajyeri (2015 Ağustos - Eylül). İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu, aynı bölümde İletişim sosyolojisi dalında...
bianet Erkek Şiddeti Çetelesi raportörü (Ekim 2019). bianet stajyeri (2015 Ağustos - Eylül). İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu, aynı bölümde İletişim sosyolojisi dalında yüksek lisans yaptı.
Güneş Fadime Akşahin, Tarih Öncesi Arkeoloji bölümü üçüncü sınıf öğrencisi. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Kadın Meclis faaliyetlerinin içinde yer alıyor. Aynı zamanda genç kadın örgütü olan Genç Feministler Federasyonu’nun temsilciliğini yapıyor.
Genç kadın üyelerinin kurucusu olduğu Genç Feministler Federasyonu Girişimi, federasyonun 19 Mart’ta dernekleşmek üzere başvuru yapacak.
Böylece, bugüne kadar Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’nda mücadele eden genç kadınlar, 2023 yılında tarihi bir sorumluluğu omuzlarında hissederek “Patriyarka mezara, Yaşasın kadınlar, Yaşasın genç feministler” şiarıyla Genç Feministler Federasyonu'nu kurmak üzere yola çıkmış olacak.
19 Mart Çarşamba günü saat 13.30’da Şişhane Meydanı’nda buluşacak Genç Feministler, Dernekler Müdürlüğü’nün önüne hep beraber geçerek federasyonun ilk derneğini kurmak için başvuruda bulunacak.
“Genç feministler hareketi yaratacağız”
Dernekleşme sürecini bianet’e anlatan Akşahin, “tam anlamıyla bir federasyon olacağız” diyor:
“Derneği kurma fikri federasyon kurma fikrinden ortaya çıktı. Bir buçuk sene önce seçimlerden sonra Türkiye'de bir Genç Feministler Federasyonu'nu kurmaya karar verdik.
Genç Feministler Federasyonu’muzda girişim olarak hareket ediyorduk. Federasyon olmak için de en az beş derneğin bir araya gelmesi gerekiyor, biz de bu yüzden ilk derneğimizin merkezi İstanbul olacak şekilde İstanbul'da açıyoruz.
İlerleyen zamanlarda diğer illerdeki arkadaşlarımız da derneklerini açacaklar. İstanbul başta olmak üzere Ankara'da, İzmir'de, Eskişehir'de açılacak daha sonrasında federasyon başvurusunda bulunup tam anlamıyla bir federasyon olacağız.
Tüm üniversitelere ulaşabileceğimiz, tüm illerde faaliyet yürüyebileceğimiz geniş bir genç kadın hareketi, genç feminist hareketi yaratabilmek için federasyona ülke olarak ihtiyacımız olduğunu düşündük.
Bizim kuşağımızın kadın mücadelesine hareket kazandırma ve yeni bir soluk getirmeye gibi görevi var, biz bu görevi yerine getirmek istedik. Bu yüzden böyle bir karar aldık. Yarın ilk derneğimizi açıyoruz.”
Kampanyalarına dair de bilgi veren Akşahin, detayları şöyle anlatıyor:
“Aile bizi hayatta bağlamaz diye bir politika politikamız var, sloganı da bu. Bununla ilgili çalışmaları hızlandıracağız, kampanya süreçlerimiz olacak.
Aynı zamanda genç kadınların en çok yaşadığı şiddet türü olan ısrarlı takip ve dijital şiddetle ilgili çalışmalarımız ve planlarımız var, onlarla ilgili yakında yeni çalışmalara başlayacağız, onları planlıyoruz şu an bazı şeyler net değil.
Liseli arkadaşlarımızın eğitim içerisinde toplumsal cinsiyet eşitliğinin yer alması konusuyla ilgili gönüllü çalışmalar yürütüyorlar. Bu konuyla da ilgili çalışmalar olacak.”
“Ortak hareket edeceğiz”
Türkiye genelinde üniversitelerdeki ve liselerdeki genç kadınları bir araya getirmeyi hedeflediklerini söyleyen Akşahin, asıl hedefin erkek şiddetine dikkat çekmek ve şiddetin azalmasına katkında bulunmak olduğunu söylüyor:
“Bizim açacağımız ilk dernekte federasyona bağlı çalışacak olan bir kurum olmuş olacak. Girişim ifadesini kaldırarak federasyon ismiyle çalışmalarımızı sürdüreceğiz.
Hedeflerimiz öncelikli olarak Türkiye’de kadın cinayetleri bu kadar yüksek oranda yaşanırken hükümetin aile odaklı politikalarla ve aile yılı ifadeleriyle genç kadınları daha fazla ailenin içine hapsediyor, aile ile tanımlamaya çalışıyorlar.
Bizim kuşağımız hükümetin hayat görüşüne sahip olan ve onun gibi yaşayan bir kuşak değil. Genç kadınların özgürlük bayrağını en yukarıya kaldırmasında eğitimde kamu desteğinin olmaması,aile politikası yoksulluk ve ekonomik krizin etkisiyle ket vuruluyor. Bütün bunlar genç kadınları özgürlükten uzaklaştırıp aileye daha fazla bağımlı bir hayat yaşamak zorunda bıraktırıyor. Bu mücadelemizi güçlü bir şekilde bulunduğumuz her alanda üniversite içinde, üniversite kulüpleriyle ve başka çalışmalarla büyütmeyi, yükseltmeyi hedefliyoruz.
Bir diğer hedefimiz ve bizim için kritik noktalardan biri olan üniversitelerde genç kadınların yaşadıkları sorunlar olan; cinsel şiddet, taciz ve üniversiteler içerisindeki özgürlük düşmanı ortama karşı mücadelemizi devam ettirmek.
Bizim kuşağımızı apolitik gibi göstermeye çalışılan durumlar oluyor, bunun altını çizmek isterim bizim kuşağımız hükümetin hayat tarzına, kültürel yaşantısına kendini ait hissetmiyor.
Genç kadınlar olarak feminist harekete yeni bir soluk getirerek ileriye taşımayı hedefliyoruz. Hep birlikte hareket ederek tüm çözüm önerilerini beraber konuşup geliştiriyor olacağız.”
“Kurucu üye olmak isteyen herkes kurucu üye olabilecek”
Herkesi derneğe üye olmaya çağıran Akşahin, şöyle sesleniyor:
“Derneği kurmaya karar verenler olarak geçici yönetim kurulu ve denetleme kurulumuz hali hazırda vardı. Fiili gönüllü olarak çalışmalarımızda yer alan üyelerimize kurucu üye olma çaresini yaptık. Kurucu üye olmak isteyen herkes kurucu üye olabilecek. Yarın çağrı yapacağız ve üye olmak isteyenler yarından itibaren, üye olmaya başlayacak."
“Umut biziz genç feministiz”
Dernek kurulacağı için mutlu ve heyecanlı Akşahin. “2023 genel seçimlerinden sonra Türkiye'nin böyle bir şeye ihtiyacı olduğunu, umutsuzluğun ve karamsarlığın çok hızlıca yayılabilme riski olduğunu fark ettik” diyor ve son olarak şöyle diyor:
Genç kadınların sahneye çıktığı ve patriyarka'yla kıran kırana savaştığı, ana hedefi her daim küçük hedefler değil patriyarka'yı alaşağı etmek isteyen bir yapı kurmalıyız demiştik. Genç Feministler derneği böyle ortaya çıktı. Fikirlerimizin artık somutlaştığı bir aşamaya gittiğimiz için mutluyum.
Bizim sloganlarımızdan biri “Umut biziz, genç feministleriz” biz bunu doğru buluyoruz. Genç kuşaklar her daim yaşadığı sorunlara çözüm arayışında olacaklar. Elimizden geleni yapacağız. Yarın çok güzel bir gün olacak."
Seyhan’ın görünmeyen yüzü: Yoksulluk, eğitim engeli ve kadınların mücadelesi
Kadınların en büyük sorunlarından biri de güvenlik. Fiziksel, psikolojik ve ekonomik şiddete maruz kalan kadınlar, koruma kararlarının uygulanmamasından şikayetçi.
Adana’nın en büyük ilçesi olan Seyhan, Türkiye’nin 8. büyük ilçesi olarak biliniyor. Ancak ilçenin bazı mahalleleri, özellikle doğudan yoğun göç alan bölgeleri, sosyo-ekonomik olarak ciddi sıkıntılarla karşı karşıya. Yoksulluğun derinleştiği bu mahallelerde en çok mağdur olan kesim ise kadınlar.
Eğitimden sağlığa, güvenlikten ekonomik özgürlüğe kadar pek çok alanda ciddi engellerle karşılaşan kadınlar, yaşam mücadelesini sürdürebilmek için çare arıyor.
Okuma yazma bilmeyen kadınlar eğitimden uzaklaştırılıyor
Seyhan’daki dezavantajlı mahallelerde kadınların yaklaşık %80’i okuma yazma bilmiyor. Halk eğitim merkezlerinde açılan kurslar, kadınlar için umut ışığı olmuşken, devletin bu merkezlere öğretmen göndermeyi bırakması, onların eğitim hakkından mahrum kalmasına neden oldu.
Okuma yazma öğrenmek isteyen kadınlar, kursların devam etmesini talep ediyor ancak yetkililerden bekledikleri desteği alamıyorlar. Eğitim, kadınların ekonomik bağımsızlıklarını kazanabilmeleri için temel bir ihtiyaçken, bu fırsat ellerinden alınmış durumda.
Ekonomik şiddet ve işsizlik kıskacı
Bu mahallelerde erkeklerin büyük bir kısmı çalışmıyor ya da çalışsa bile evin ekonomik sorumluluğunu paylaşmıyor. Kadınlar, eşlerinden ya da ailelerindeki erkek bireylerden maddi destek alamadıklarını, ekonomik şiddete maruz kaldıklarını dile getiriyorlar.
Ev içinde emeği görünmeyen kadınlar, çocuklarını doyurabilmek ve geçimlerini sağlamak için yemek yapma, örgü örme, reçel satma gibi küçük ölçekli işlerle para kazanmaya çalışıyor. Ancak bu işler düzenli bir gelir sağlamadığı için kadınlar, belediye ve devlet destekli istihdam projelerinin hayata geçirilmesini istiyor.
Güvenlik endişesi ve kadınların korumasızlığı
Kadınların en büyük sorunlarından biri de güvenlik. Fiziksel, psikolojik ve ekonomik şiddete maruz kalan kadınlar, koruma kararlarının uygulanmamasından şikayetçi.
Uzaklaştırma kararlarının ihlal edilmesine rağmen hiçbir yaptırım uygulanmadığını belirten kadınlar, hukuki süreçlerde yeterli destek göremediklerini dile getiriyor. Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için devletin ve yerel yönetimlerin daha etkin tedbirler alması gerektiğini vurguluyorlar.
Uyuşturucu bataklığına sürüklene gençler ve kadınların çaresizliği
Kadınların en büyük ikinci problemi ise uyuşturucu. Mahallelerde uyuşturucu kullanımı ve satışı ciddi bir sorun haline gelmiş durumda. Neredeyse her evde bir bağımlı olduğunu söyleyen kadınlar, çocuklarının da bu batağa sürüklenmesinden endişe ediyor.
Uyuşturucu bağımlısı bireyler, ailelerini hem psikolojik hem de maddi olarak yıpratıyor. Kadınlar, bağımlı bireylerin tedavi edilmesi için ücretsiz ve erişilebilir rehabilitasyon merkezlerinin arttırılmasını ve bağımlıların bu merkezlerde tedavi altına alınmalarını istiyor. Aynı zamanda uyuşturucu satıcılarının mahallelerinde rahatça dolaşabilmesini büyük bir tehlike olarak görüyor ve kolluk kuvvetlerinin daha etkin önlemler almasını talep ediyorlar.
Belediyenin ve devletin sorumlulukları büyük
Seyhan’daki kadınların yaşadığı bu sorunlar, bireysel çabalarla çözülebilecek meseleler değil. Eğitim hakkının sağlanması, ekonomik şiddetin önlenmesi, güvenlik tedbirlerinin artırılması ve uyuşturucuyla mücadelede etkili adımlar atılması için belediyeye, devlet kurumlarına ve kolluk kuvvetlerine büyük sorumluluk düşüyor. Kadınlar, sosyal yardım projelerinin artırılmasını, kadın istihdamına yönelik destekleyici politikaların geliştirilmesini ve şiddet mağdurlarına hukuki destek sağlanmasını istiyor.
Ancak artık söz değil, icraat bekliyorlar. Onlar, yaşam mücadelesini tek başlarına omuzlamaktan yoruldu. Yalnız bırakılmak değil, seslerinin duyulmasını ve gerçek çözümler üretilmesini istiyorlar. Eğitim, güvenlik ve ekonomik bağımsızlık hakları için verilen bu mücadele, sadece onların değil, toplumun ortak sorumluluğu.
Yetkililerin sessizliği sürdükçe bu karanlık döngü devam edecek. Ancak unutulmamalı ki, güçlü bir toplum, güçlü kadınlarla mümkündür. Şimdi, bu sesi duymanın ve harekete geçmenin tam zamanı.
Bu haber, Uçan Süpürge Vakfı'nın Yerel Kadın Muhabirler Ağı projesi kapsamında yayınlandı.
Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, Adana'da 2018 yılından beridir serbest avukatlık yapıyor. Kadına Yönelik Şiddet davalarında gönüllü çalışan Aktivist Avukat pek çok ulusal ve uluslararası...
Erciyes Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu, Adana'da 2018 yılından beridir serbest avukatlık yapıyor. Kadına Yönelik Şiddet davalarında gönüllü çalışan Aktivist Avukat pek çok ulusal ve uluslararası derneklerin, yerel yönetim meclislerinin yönetim kurulu üyesi olduğu gibi Adana AKDAM Derneği'nin de başkanı.