10 ilden gelen kadınlar Dersim'den seslendi: Gerçek bir barış için erkek-devlet şiddeti son bulsun
Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi’nin çağrısı ile Ankara, İstanbul, Eskişehir, Urfa, Batman ve Amed’den gelen kadınlar, Gülistan Doku, Rojwelat Kızmaz ve Rojin Kabaiş için Dersm’de bir araya geldi.
Dün ilk olarak Dersim’deki kadın üniversite öğrencileri, sivil toplum örgütleri, sendikalar, Kadın Zamanı Derneği ve Dersim Kadın Platformu üyesi kadınlarla bir araya gelindi ve Dersim’deki kadınların sorunları konuşuldu.
Bugün Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi ve Dersim Kadın Platformu, Gülistan Doku, Rojwelat Kızmaz ve Rojin Kabaiş için Seyit Rıza Meydanı’nda basın açıklaması yaptı.
“Failler hak ettikleri cezayı alsın”

On ilden kadınların katıldığı açıklamada konuşan İHD Dersim Şube Eş Başkanı Nurşad Yeşil, “7 yıldır ‘Gülistan Doku nerede?’ diye sorduk ve sormaya devam ettik. Çünkü Gülistan Doku’nun bedeni bulunmadı. Biliyoruz ki o dönem kamu kurumlarının başında ve içinde olanlar bu cinayetin içinde. Umuyoruz failler hak ettikleri cezayı alırlar” dedi.
“Doku’ya yaşatılanlar münferit değil”
Barışa İhtiyacım Var Kadın İnisiyatifi adına konuşan Newroz Ünverdi ise, dün Amed, Batman, İstanbul, Ankara, Eskişehir ve Malatya’dan 50’nin üzerinde kadınla Dersim’e geldiklerini belirterek, altı yıl boyunca üzeri örtülen Gülistan Doku dosyasının açığa çıkardığı suç ilişkilerine, sistematik erkek-devlet şiddetine ve bunun savaş politikalarıyla bağlantısına dikkat çekmek için bir araya geldiklerini söyledi. Ünverdi, amaçlarının birbirlerini duymak, ortak bir ses çıkarmak ve kadınlara karşı işlenen suçlarla gerçek bir yüzleşmenin barışın temel koşullarından biri olduğunu vurgulamak olduğunu ifade etti.
Dün Dersim Kadın Platformu, kentteki sendikalar, kurum temsilcileri ve öğrencilerle buluştuklarını aktaran Ünverdi, son on yılda barış sürecinin sona ermesiyle birlikte artan baskıların kadınların yaşamında yarattığı etkileri dinlediklerini belirtti. Gülistan Doku’nun kaybolmasının ardından yaşanan süreçlerin, kadınların gündelik yaşamlarının sürekli şiddet ve şiddet tehdidi altında sürdüğünü bir kez daha ortaya koyduğunu ifade eden Ünverdi, “Bir kez daha net şekilde gördük ki Gülistan Doku’ya yaşatılanlar münferit değil” dedi.
“Suç ağlar varlığını sürdürüyor”
Dersim’e geldikleri gün benzer bir olaya daha tanıklık ettiklerini söyleyen Ünverdi, öğrencilere yönelik sistematik şiddetin Gülistan Doku dosyasında yürütülen soruşturmalar ve bazı tutuklamalara rağmen devam ettiğini belirtti. Adalet Bakanlığı’nın kadınlara yönelik faili meçhul suçların aydınlatılacağı yönündeki açıklamalarını hatırlatan Ünverdi, buna rağmen kamuoyunca bilinen ve basına yansıyan suç ağlarının varlığını sürdürdüğünü söyledi.
Bu durumun kamu kurumları ve görevlilerinin sorumluluğunun bulunduğu yeni kadın cinayetlerine zemin hazırladığını belirten Ünverdi, kadınların gündelik yaşamlarının erkek egemen baskı altında sürdüğünü ve kadın cinayetlerinin önlenmesine yönelik etkili politikaların geliştirilmediğini söyledi.
AKP Milletvekili Salim Ensarioğlu’nun geçtiğimiz günlerde taşra üniversitelerinde öğrencileri hedef alan organize cinsel istismar ağlarının bulunduğunu ve bu ağların içinde polislerle askerlerin de yer aldığını söylediğini hatırlatan Ünverdi, Munzur Üniversitesi’nin de bu üniversiteler arasında anıldığını belirtti. Dersim’de görüştükleri bir kadının, “Gülistan zamanı olan eski rektörle şimdiki arasında hiçbir fark yok. Yine öyle bir olay olsa yine görüntüler silinir” sözlerini aktaran Ünverdi, organize cinsel istismar ağlarının kimlerden oluştuğu ve kimler tarafından korunduğu sorusunun yanıt beklediğini söyledi.
“Hakkında taciz iddiası olan akademisyenler görevine devam ediyor”
Ünverdi, Munzur Üniversitesi’nde Bilgi İşlem Daire Başkanlığı yaptığı dönemde kadın öğrencileri tehdit ederek üst düzey kamu görevlileriyle cinsel ilişkiye zorladığı iddialarıyla gündeme gelen Cem Tekinoğlu hakkındaki iddiaların üzerinin örtüldüğünü, buna rağmen siyasi görevlerle ödüllendirildiğini öne sürdü. Benzer şekilde hakkında taciz iddiaları bulunan bazı akademisyenlerin görevlerine devam ettiğini, kadın öğrenciyi yurda bırakma bahanesiyle taciz ettiği gerekçesiyle yargılanan ve ceza alan kişilerin üniversite yönetimi tarafından aklandığının basına yansıdığını belirtti. Çok sayıda öğrenci tarafından hakkında şikâyet bulunan bazı isimlerin ise akademik unvanlarla ödüllendirildiğini ifade eden Ünverdi, bu isimler hakkında işlem yapılmadığı sürece kadınlara yönelik yeni suçların önünün açıldığını söyledi.
“Kadınlar şikayet ettiklerinde baskı görüyor”

Dersim’de görüştükleri kadınların hemen hepsinden taciz, cinsel saldırı ve şikâyetlerin üzerinin örtülmesine ilişkin anlatımlar dinlediklerini belirten Ünverdi, kadınların iş vaadiyle ya da çeşitli bahanelerle istismar ağlarının içine çekilmeye çalışıldığını anlattı. Bazı durumlarda kadınların eğitim hayatlarının yarıda kaldığını, ailelerin kız çocuklarını okuldan almak zorunda bırakıldığını ifade eden Ünverdi, anlatılan hikâyelerde faillerin çoğunlukla askerler, uzman çavuşlar, güvenlik görevlileri ve üniversite içinde güç sahibi kişiler olarak öne çıktığını söyledi.
Kadınların şikâyet mekanizmalarına başvurduklarında da baskı ve tehditlerle karşılaştığını belirten Ünverdi, devlet kurumlarındaki süreçlerin kadınlar açısından yıpratıcı hale geldiğini, toplumsal yargılamanın da yine kadınları hedef aldığını dile getirdi. Bunun ülkedeki patriyarkal düzenin güncel görünümü olduğunu ifade eden Ünverdi, aynı zamanda savaş politikalarının bir sonucu olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
“0 bin öğrenci, 10 bin güvenlik görevlisi”
Dersim’de köylerle birlikte yaklaşık 85 bin, kent merkezinde ise yaklaşık 40 bin kişinin yaşadığını belirten Ünverdi, buna karşılık kentte 9 bin öğrenci ve 10 bine yakın resmi güvenlik görevlisinin bulunduğunu söyledi.
Kentin çok yoğun bir güvenlik ağıyla çevrelendiğini ifade eden Ünverdi, köprüden girişten itibaren her birkaç yüz metrede bir güvenlik kamerası bulunduğunu, köy girişlerinin dahi kameralarla izlendiğini belirtti.
Deprem gerekçesiyle bazı kamu kurumlarının üniversite kampüsü içine taşındığını hatırlatan Ünverdi, Dersim Kadın Platformu’nun giremediği kampüs alanlarında kolluk güçlerinin rahatlıkla dolaşabildiğini söyledi.
Üniversitenin erkek egemen bir kamusal alana dönüştürüldüğünü savunan Ünverdi, Dersim’in güvenlikçi politikaların kadınlar açısından nasıl bir güvensizlik ürettiğinin en açık örneklerinden biri olduğunu ifade etti.
Kentte yoğun asker ve polis varlığına rağmen sokakların, yurtların ve üniversitenin kadınlar için güvenli olmadığını belirten Ünverdi, barıştan söz ediliyorsa kadınlara yönelik suçların etkin biçimde soruşturulmasının yanı sıra kentteki olağanüstü güvenlik yoğunluğunun da sona erdirilmesi gerektiğini söyledi. Bir şehirde her dört kişiye bir askerin düşmesinin, öğrenci sayısından fazla kolluk gücünün bulunmasının ve üniversite ile güvenlik birimlerinin bu denli iç içe olmasının normal olmadığını belirten Ünverdi, bunun bir barış hali değil savaş hali olduğunu ifade etti.
“Kadın öğrencilerin iletişim bilgileri askeri personele veriliyor"
Munzur Üniversitesi’nde genç kadınlara yönelik olduğu öne sürülen ve gücünü devletten alan cinsel istismar ağlarının yalnızca Dersim’e özgü olmadığını söyleyen Ünverdi, Karabük’te Afrikalı öğrencilere yönelik olayları ve İstanbul’da Ayşe Tokyaz davasını hatırlattı. Erkek şiddeti ağlarının ve suç örgütlerinin cezasızlık politikalarıyla meşrulaştırıldığını belirten Ünverdi, bunun ülkenin birçok yerinde benzer sonuçlar doğurduğunu söyledi.
Üniversitede öğrenci örgütlenmelerinin alanlarının daraltıldığını, buna karşılık çeşitli cemaat ve vakıf yapılanmalarına geniş alan açıldığını ifade eden Ünverdi, kadın kulüplerinin faaliyet yürütmekte zorlanırken bazı vakıf ve derneklerin rahatlıkla örgütlenebildiğini belirtti. Kentte öğrencilerin sosyal alanlardan mahrum bırakılmasının kayyum politikalarıyla da bağlantılı olduğunu söyleyen Ünverdi, yeni gelen kadın öğrencilerin dahil edildiği bir WhatsApp grubunun yöneticisinin erkek bir vakıf temsilcisi olduğunu öğrendiklerini aktardı.
Bu gruplar üzerinden kadın öğrencilerin iletişim bilgilerinin askerî personelle paylaşıldığı, kent gezileri bahanesiyle istismar ağlarına çekilmeye çalışıldıkları ve kadınların yaşadıklarını anlattıklarında üzerinin örtüldüğü yönünde iddialar dinlediklerini belirten Ünverdi, tüm bu iddiaların araştırılması gerektiğini söyledi.
Gülistan Doku soruşturmasında adı geçen bazı isimlerle söz konusu yapıların ilişkili olduğuna dair bilgilerin kamuoyuna yansıdığını ifade eden Ünverdi, iddiaların yalnızca bir tanesinin bile ciddi soruşturmaları gerektirecek nitelikte olduğunu kaydetti.
Açıklamanın sonunda Ünverdi, Dersim’de yaşayan kadınların ve öğrencilerin yanında olmaya devam edeceklerini belirterek, duydukları tüm iddiaların takipçisi olacaklarını söyledi. Kadınlara yönelik suç ağlarının açığa çıkarılması için mücadeleyi sürdüreceklerini vurgulayan Ünverdi, “Gerçek bir barış için, kadınların özgürlüğü için erkek-devlet şiddetine son diyoruz” dedi.
(EMK)
KADINLARIN GÜNDEMİ
Sevgili devletimiz, siz himpathy yapıyor olabilir misiniz?
Ya “Çınlayanlar"ı duyacağız, ya şarkılar söyleyeceğiz
Harbiye’de Nâzım Hikmet gecesi: “Faşizme karşı omuz omuza” yankılandı
ERKEK ŞİDDETİ ÇETELESİ MAYIS 2026
Erkekler Mayıs’ta 14 kadını öldürdü
Kadınlar mücadele ediyor, erkek şiddeti yargılanıyor