Avukat Dr. Dilek Ekmekçi, hakkında açılan davalardan açtığı tazminat ve ceza davalarına, geçmişte yaşadığı tutukluluk sürecinden halen devam eden dosyalara kadar uzanan hukuk mücadelesine ilişkin bianet’e konuştu.
Ekmekçi, bazı dosyalarda beraat ve tazminat kararları çıktığını, bazı dosyalarda ise kendisine yönelik sistematik bir baskı kurulduğunu söyledi.
Ekmekçi, bugüne kadar MHP’li İzzet Ulvi Yönter ile MHP’li Olcay Kılavuz’un şikayetçi olduğu dosyalarda beraat aldığını söyledi. Cumhurbaşkanına hakaret davasında da beraat kararı çıktığını belirten Ekmekçi, Mansur Yavaş’ın mağdur-müşteki olarak yer aldığı iki ayrı davadan da beraatle çıktığını anlattı.
Show TV’ye karşı açtığı manevi tazminat davasını kazandığını kaydeden Ekmekçi, kendisini itibarsızlaştırma amacı taşıdığını düşündüğü sözde haberlere karşı hukuk yoluna gittiğini açıkladı.
Ekmekçi şöyle dedi:
“Babalık davam sebebiyle yasa dışı mezar açmakla suçlandığım davada ise tüm sanıklar beraat ettirildi, bana ise “sen babalık davası açmışsın o zaman bu suçu tek başına işlemişsindir” denilerek gerekçesiz 3 yıl hapis cezası verildi. Savcılık bile böyle bir suç tek başına işlenemez diyerek davayı diğer sanıkların da cezalandırılması yönünde istinaf etti. Kameraların ben babalık davamın davalısı M. Talat Ertürk tarafından sözlü ve fiili saldırıya uğrarken çalışmadığı, benim suçlandığım konuda ise çalıştığı ancak eşkal tespiti yapılamadığı bir süreç yaşandı o davada da. Ankara Büyükşehir Belediyesi benden şikayetçi değil, bense belediyenin hizmet kusuru var diyorum, buna rağmen bana ceza veriliyor. Ancak bu dava bile uğraştığım kumpaslar içinde en kötüsü değil.”
Babalık davası
En dikkat çekici dosyalardan birinin babalık davası nedeniyle açılan “yasa dışı mezar açma” davası olduğunu belirten Ekmekçi, bu dosyada tüm sanıkların beraat ettiğini, buna karşın kendisine “babalık davası açtığı” gerekçesiyle tek başına bu suçu işlemiş olabileceği yönünde bir değerlendirmeyle 3 yıl hapis cezası verildiğini söyledi.
Savcılığın dahi böyle bir suçun tek başına işlenemeyeceği görüşüyle diğer sanıklar yönünden de ceza verilmesi talebiyle istinafa başvurduğunu aktaran Ekmekçi, olay anına ilişkin kamera kayıtlarında saldırıya uğradığı sırada sistemin çalışmadığını, kendisinin suçlandığı bölümde ise kayıt bulunduğunu ancak eşkal tespiti yapılamadığını anlattı.
Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin kendisinden şikayetçi olmadığını, buna rağmen belediyenin hizmet kusuru bulunduğunu söylediği bir dosyada ceza aldığını vurguladı. Ekmekçi, yine de bu davanın yaşadıkları arasında en ağır örnek olmadığını söyledi.
Ekmekçi’ye göre en ağır süreç, “FETÖ” suçlamasıyla 5 ay tutuklu kaldığı dosya da dahil olmak üzere, 2022 yılında açılan “sarkıntılık yaparak cinsel saldırı” davası oldu. Resmi kayıtlara göre ablası görünen ve geçmişte avukat vekaletini de aldığı G.Ç.’ye yönelik cinsel saldırıda bulunduğu yönündeki suçlamayı “iftira” olarak niteleyen Ekmekçi, yurt ortamında yetişen çok sayıda kadının fuhşa sürüklendiğini, kendisinin bu yapıya karşı çıkmasının ardından hedef haline geldiğini öne sürdü. İddianamenin, resmi kayıtlardaki akrabalık ilişkisini yok sayacak biçimde hazırlandığını savunan Ekmekçi, bu süreçte hem ablasının hem de kendisiyle husumet yaşayan bazı kadınların kullanıldığını ileri sürdü.
“Başvurum sonuçsuz bırakıldı”
Bu dosyaya ilişkin ayrıntılı ve belgeli bir haberi gazeteci Banu Barlas’ın yayımladığını belirten Ekmekçi, söz konusu iddianameyi hazırlayan savcı ile bu süreçte yer aldığını düşündüğü kişiler hakkında cinsel taciz ve adli mobbing yoluyla işkence suçlamasıyla suç duyurusunda bulunduğunu söyledi. Bu başvurunun da Artı Gerçek’te Yağmur Kaya’nın haberine konu olduğunu aktaran Ekmekçi, buna rağmen başvurusunun sonuçsuz bırakıldığını savundu.
Ekmekçi, Banu Barlas’ın özel haberini kendi haber sitesinde alıntılayıp yayımladığı için bu kez ilgili savcının kendisinden şikayetçi olduğunu, Ankara’da kamu görevlisine hakaret suçlamasıyla dava açıldığını anlattı. Daha sonra aynı savcının, bir X paylaşımı nedeniyle de şikayetçi olduğunu belirten Ekmekçi, bu kez İstanbul Anadolu’da yine kamu görevlisine hakaret davasıyla karşı karşıya kaldığını söyledi.
Ankara’daki dosyada daha önce görev yapan hakimin K.B.D. olduğunu belirten Ekmekçi, bu hakimin birkaç yıl boyunca hakkında yakalama kararı çıkarmadığını, çünkü dosyanın beraatle sonuçlanması gerektiğini düşündüğünü savundu.
Ekmekçi’ye göre, Banu Barlas’ın haberinde yer alan ve kendisinin kullanmadığı açık olan bazı ifadeler, sanki kendisi söylemiş gibi dava konusu yapıldı. Ancak Mart 2025’te hakim K.B.D.’nin görev yerinin değiştirildiğini, önce İş Mahkemesi’ne, Haziran ayında ise Urfa’ya gönderildiğini belirten Ekmekçi, daha sonra öğrendiği bazı gelişmeler nedeniyle sürecin farklı bir boyut kazandığını söyledi.
Ekmekçi, gazeteci Alican Uludağ’ın haberinden öğrendiğine göre, hakim K.B.D.’nin Kobani kumpas davası iddianame savcısı A.A. ile Haziran 2025’te başsavcı vekili yapılan ve 2020 sonunda kendisine karşı ilk ana kumpas davayı açtığını söylediği P.A.’yı, belli yönde karar verilmesi için kendisine baskı yaptıkları gerekçesiyle HSK’ye şikayet ettiğini anlattı. Şikayetlerin sonuçsuz bırakıldığı, şikayet edenlerin cezalandırıldığı, şikayet edilenlerin ise ödüllendirildiği bir döngü içinde sıkışmış hissettiğini söyleyen Ekmekçi, K.B.D.’nin dosyadan uzaklaştırılmasının ardından yerine atanan hakim E.U.Ö.’nün kendisine ceza verme eğiliminde olduğu izlenimini edindiğini dile getirdi. Ekmekçi, 8 Nisan’daki karar duruşmasında ceza çıkabileceğini düşündüğünü söyledi ve yaşadıklarını “kurumsallaşmış bir kadına karşı şiddet örneği” olarak tanımladı.
Kendisine karşı “sarkıntılık” davasını açan, ardından da iki ayrı kamu görevlisine hakaret dosyasında mağdur sıfatıyla yer aldığını söylediği savcının İ.N.A. olduğunu belirten Ekmekçi, bu ismin son günlerde kamuoyuna yansıyan başka bir soruşturma nedeniyle de gündeme geldiğini anlattı. Ekmekçi’nin aktardığına göre, İstanbul BAM 23. Ceza Dairesi hakimi A.K.’ye savcı M.Ç.K. tarafından gerçekleştirilen silahlı saldırıya ilişkin iddianamede de İ.N.A.’nın adı yer aldı. Ekmekçi, kamuoyuna yansıyan dosyadaki beyanlara dayanarak, M.Ç.K.’nin A.K.’ye tehdit amacıyla gönderdiği silahın İ.N.A.’ya ait olduğunun öne sürüldüğünü söyledi.
Ekmekçi ayrıca, İ.N.A.’nın eşi olan ve aynı BAM dairesinde üye olarak görev yaptığını söylediği R.S.Ş.A.’nın daha önce Ankara Asliye Ceza Mahkemesi hakimi olarak görev yaptığını ve Selahattin Demirtaş’a ceza verdiğini hatırlattı. Demirtaş’ın avukatlarının bu hakimi reddettiğini de sözlerine ekledi. Ekmekçi, İ.N.A.’nın aile ve çevre bağlantılarına ilişkin de dikkat çekici değerlendirmeler yaptı.
Baldızının hakim, bacanağının kaymakam olduğunu, kayınpederinin ise öğrencilere dini ant okutması ve görev vedasında elinde kılıçla yaptığı açıklamalar nedeniyle kamuoyunda tartışılan eski Yozgat ve Kırşehir Valisi Necati Şentürk olduğunu söyledi. M.Ç.K.’nin de Yozgatlı olduğunu kaydeden Ekmekçi, eski Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın oğluyla çocukluk arkadaşı olduğu yönünde duyum aldığını öne sürdü. Bu nedenle İ.N.A.’yı “güçlü bağlantıları olan bir isim” olarak gördüğünü söyledi.
"Distopik ve trajikomik”
İstanbul Anadolu’daki dosyaya ilişkin de konuşan Ekmekçi, tutuklu bulunduğu dönemde hem mevcutlu olarak adliyeye götürüldüğünü hem de SEGBİS üzerinden cezaevinden bağlanarak ayrı ayrı beyan verdiğini, buna rağmen hakkındaki yakalama kararının kaldırılmadığını anlattı. Kaldırılmayan bu yakalama kararının, yaptığı itiraz sonrasında yeniden tutuklanmasına gerekçe yapıldığını öne sürdü. Ekmekçi, bu dosyada da Haziran ayında ceza verilmek istendiğini düşündüğünü söyledi. Kendi anlatımına göre, “ırzına ve namusuna saldırı niteliği taşıyan kumpas bir davayı” eleştirme hakkını kullandığında, bunu yapan savcıya hakaret etmiş sayıldığı bir düzen oluştu.
Adliye içinde kurumsal bir şiddet ortamı kurulduğunu savunan Ekmekçi, ceza hukuku doktoru bir avukat olarak bu süreci doğrudan yaşadığını söyledi. Son 6 ay içinde biri A.K. olmak üzere toplam 4 kadın hakim ve savcının da benzer biçimde şiddet sarmalının içine girdiğini, bu bilgilerin açık kaynaklara ve medya haberlerine yansıdığını belirtti. Ekmekçi, “Bizlerin gücü bu şiddet sarmalına yetmiyorsa sıradan vatandaş kadınlar ne yapacak?” dedi.
Bir dönem cinsel suçlar ve ayrımcılık bürosunda görev yaptığını söylediği İ.N.A. ile Kadına Karşı ve Aile İçi Şiddet Suçları Soruşturma Bürosu savcısı olduğunu belirttiği M.Ç.K. üzerinden ortaya çıkan tabloyu “distopik ve trajikomik” sözleriyle değerlendirdi. Bu röportaj nedeniyle de yeni şikayetlerle karşılaşabileceğini düşündüğünü ancak susmayacağını söyledi. Eskisine göre medyada ve sosyal medyada daha az, adliyede ise daha fazla konuştuğunu belirten Ekmekçi, “Adliyeler bizim, ne yaşarsak yaşayalım küsecek, çekinecek değiliz” dedi.
"Manevi tazminat davasını kazandım"
Ekmekçi, biyolojik annesi Pamuk Deniz’in ölümüne ilişkin dosyada da önemli gelişmeler yaşandığını anlattı. Biyolojik dayısı Abamüslüm Deniz ve eşinin, ihmali davranışla kasten öldürme suçundan delil yetersizliği gerekçesiyle beraat ettiğini belirten Ekmekçi, karara sert tepki gösterdi. CHP’nin belediye başkan adaylığından çekmediği dayısının, MHP’ye yakın hakimler tarafından aklandığını öne sürdü. Ekmekçi’ye göre burada suçlama icrai davranışla, yani doğrudan fiziksel eylemle öldürme değil; ihmali davranışla kasten öldürme olduğu için dosyada yeterli delil bulunmasına rağmen beraat kararı verildi. Kendi taleplerine rağmen toplanmasını istedikleri hiçbir delilin dosyaya kazandırılmadığını da savundu.
Bu kararın istinafta da çok kısa sürede onandığını belirten Ekmekçi, dosyanın şu anda Yargıtay aşamasında bulunduğunu söyledi. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın da kendisi gibi davaya katılan taraf olduğunu, bakanlık avukatının etkili istinaf ve temyiz dilekçeleri hazırladığını anlattı. Ekmekçi, Yargıtay’ın bu beraat kararını bozmasını umduğunu, aksi halde dosyayı Anayasa Mahkemesi’ne taşıyacağını söyledi.
Ekmekçi, biyolojik dayısına karşı annesinin ölümünü nüfusa gerçeğe aykırı bildirdiği gerekçesiyle açtığı manevi tazminat davasını da kazandığını belirtti.
Hukuk mücadelesini her alanda sürdüreceğini söyleyen Ekmekçi, yaşadıklarını yalnızca bireysel bir mağduriyet olarak değil, kadınlara yönelen ve kurumlar içinde kökleştiğini düşündüğü daha geniş bir şiddet biçimi olarak gördüğünü anlattı.

Dilek Ekmekçi tahliye edildi
(EMK)















