DİSK-AR: Her 100 işçiden 87’si sendikasız, grevler dibe vurdu
Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Merkezi (DİSK-AR), işçilerin örgütlenme, toplu iş sözleşmesi ve grev haklarından yararlanma düzeyini ele alan Sendikal Haklar Raporu’nu yayımladı.
31 Temmuz’da kamuoyuna sunulan rapora göre, kayıt dışı çalışanlar da hesaba katıldığında Türkiye’deki 18 milyon 689 bin işçinin yalnızca 2 milyon 432 bini sendikalı. Fiili sendikalaşma oranı yüzde 13 olurken, 16 milyon 256 bin işçi herhangi bir sendikaya üye değil. Başka bir ifadeyle her 100 işçiden 87’si sendikasız çalışıyor.
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın yalnızca sigortalı çalışanları esas alan resmi sendikalaşma oranı ise yüzde 13,8. DİSK-AR, kayıt dışı işçileri dışarıda bırakan bu hesaplama yönteminin çalışma hayatındaki gerçek tabloyu yansıtmadığını belirtti.
17,6 milyon işçiden 15,2 milyonunun sendika üyeliği yok
Özel sektörde sendikalaşma yüzde 5,7
Rapora göre kamu işçilerindeki yüksek örgütlenme düzeyi, genel sendikalaşma oranını yükseltiyor. Kayıt dışı çalışanlar da hesaba katıldığında özel sektördeki yaklaşık 17,4 milyon işçinin yalnızca yüzde 5,7’si sendikalı.
Sendikalaşmanın en düşük olduğu işkolu yüzde 2,8 ile inşaat oldu. İnşaatı yüzde 3,6 ile konaklama ve eğlence işleri, yüzde 7 ile ticaret, büro, eğitim ve güzel sanatlar izledi.
Sendikalaşma oranının en yüksek olduğu işkolu ise yüzde 56,6 ile genel işler oldu. Sağlık ve sosyal hizmetlerde oran yüzde 33,8, enerji işkolunda yüzde 32,2 olarak hesaplandı. DİSK-AR, örgütlenmenin yüksek olduğu bu işkollarında kamu istihdamının ağırlığına dikkat çekti.
Her 100 kadın işçiden yaklaşık 90’ı sendikasız
Raporda kadınların sendikal örgütlenmenin önündeki engellerden erkeklere kıyasla daha fazla etkilendiği belirtildi.
Kayıtlı 5 milyon 344 bin kadın işçinin 598 bini sendika üyesi. Kadınlarda resmi sendikalaşma oranı yüzde 11,2 olurken, kayıt dışı çalışanlar da dahil edildiğinde oran yüzde 9,6’ya düşüyor.
Erkeklerde ise fiili sendikalaşma oranı yüzde 14,2. Sendika üyelerinin yüzde 75,2’sini erkekler, yüzde 24,8’ini kadınlar oluşturuyor.
DİSK-AR; bakım yükünün kadınların üzerinde olması, kadınların kayıt dışı ve güvencesiz işlerde yoğunlaşması, ücret eşitsizliği, işyerinde ayrımcılık, şiddet ve tacizi sendikal örgütlenmeyi zorlaştıran yapısal nedenler arasında sıraladı.
Gençlerde sendikalaşma yüzde 6,3
Sendikalaşma oranının en düşük olduğu yaş grubu 15-24 yaş aralığı oldu.
Yaklaşık 1 milyon 954 bin kayıtlı genç işçinin yalnızca 124 bini sendikalı. Genç işçilerde sendikalaşma oranı yüzde 6,3’te kalırken, her 100 genç işçiden yaklaşık 94’ü sendikal korumadan yoksun.
Rapora göre gençlerin sendikalaşma oranı incelenen 21 işkolunun tamamında işkolu ortalamasının altında kaldı. Konaklama ve eğlence işlerinde gençlerin yalnızca yüzde 1’i, inşaatta yüzde 1,1’i, iletişimde ise yüzde 2,8’i sendikalı.
DİSK-AR, geçici sözleşmeler, taşeron çalışma, düşük ücretler, yüksek işgücü devri ve işsizlik tehdidinin gençlerin örgütlenmesini zorlaştırdığını kaydetti.
Her dört sendikadan üçü barajın altında
Türkiye’deki işçi sendikalarının sayısı 2013’te 92 iken Temmuz 2026’da 246’ya yükseldi. Ancak bunların yalnızca 60’ı yüzde 1’lik işkolu barajını aşabildi.
Toplam 186 sendika, başka bir ifadeyle her dört sendikadan yaklaşık üçü, işkolu barajının altında kaldı.
DİSK-AR, barajı aşamayan sendikaların toplu pazarlık yapamadığını, bunun da özellikle yeni kurulan ve bağımsız sendikaların örgütlenmesini güçleştirdiğini belirtti.
Özel sektör işçilerinin yüzde 96’sı TİS dışında
Rapora göre Türkiye’de toplu iş sözleşmesi (TİS) kapsamındaki işçilerin oranı yüzde 9,7.
Temmuz 2026 itibarıyla 2 milyon 433 bin işçi sendika üyesi olmasına rağmen, yalnızca 1 milyon 804 bini toplu iş sözleşmesi kapsamında. Yaklaşık 629 bin sendikalı işçi, yani her dört sendika üyesinden biri TİS’ten yararlanamıyor.
Kamu ve özel sektör arasındaki fark ise belirgin. Sendika üyeliği esas alınarak hesaplanan TİS kapsamı kamuda yüzde 83,4 iken özel sektörde yüzde 4,2’de kalıyor.
Özel sektörde çalışan 17 milyon 399 bin işçinin yalnızca 727 bin 545’i toplu iş sözleşmesi kapsamında. Böylece her 100 özel sektör işçisinden 96’sı toplu sözleşmenin sağladığı ücret, çalışma koşulu ve sosyal hak güvencelerinden yararlanamıyor.
Türkiye, yüzde 9,7’lik TİS kapsamıyla raporda karşılaştırılan 27 ülke arasında Meksika’nın ardından sondan ikinci sırada yer aldı. Avusturya, Fransa, Belçika ve İtalya’da toplu pazarlık kapsamının yüzde 98 ila yüzde 100 arasında olduğu belirtildi.
AKP döneminde yıllık ortalama 4 bin 669 işçi greve çıktı
Raporda grev sayısı, greve katılan işçi sayısı ve grevde geçen işgünü sayısının tarihsel olarak en düşük seviyelere gerilediği belirtildi.
1980’in ilk dokuz ayında 70 bin 332 işçi greve çıkarken, grevlerde 5 milyon 408 bin işgünü geçti. ANAP döneminde yılda ortalama 55 bin, koalisyon hükümetleri döneminde ise 30 bin işçi grevlere katıldı.
2003-2025 arasındaki AKP döneminde greve katılanların sayısı yıllık ortalama 4 bin 669’a, grevde geçen işgünü sayısı ise 197 bine düştü. Bin sigortalı işçi başına grevde geçen işgününü ifade eden grev yoğunluğu da 1980’de 2 bin 453 iken AKP döneminde 13’e geriledi.
DİSK-AR, bu düşüşte grev ertelemeleri ve yasakları, sendikal örgütlenmenin zayıflatılması, kamu istihdamının daralması ve güvencesiz çalışmanın yaygınlaşmasının etkili olduğunu belirtti. Rapora göre AKP iktidarı döneminde yaklaşık 202 bin işçiyi kapsayan grevler “milli güvenlik” veya “genel sağlık” gerekçeleriyle ertelendi.
"Tarihsel bir kuşatma"
DİSK Yönetim Kurulu, raporun sunuşunda işçilerin sendikal haklar bakımından “tarihsel bir kuşatma altında” olduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:
“Bu tablo tesadüf değil, işçinin kolektif gücünü kırmayı hedefleyen bilinçli bir siyasi tercihin sonucudur. Sendikalaşmanın önündeki barajlar, toplu iş sözleşmesi hakkının fiilen ulaşılamaz hale getirilmesi ve grev hakkının ‘erteleme’ adı altında yasaklanması, işçileri örgütsüz bırakmayı amaçlayan aynı politikanın birbirine bağlı halkalarıdır.”
Türkiye’nin Uluslararası Sendikalar Konfederasyonu’nun Küresel Haklar Endeksi’nde işçiler açısından dünyanın en kötü 10 ülkesi arasında yer aldığı hatırlatılan raporda, 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun yeniden düzenlenmesi istendi.
DİSK; işkolu, işyeri ve işletme barajlarının kaldırılmasını, yıllarca sürebilen yetki tespit süreçlerinin kısaltılmasını ve grev hakkına yönelik erteleme ve yasakların sonlandırılmasını talep etti:
“Örgütlenme özgürlüğünün, toplu pazarlık hakkının ve grev hakkının savunulması yalnızca çalışma yaşamına ilişkin bir mücadele değil, aynı zamanda demokrasi, sosyal adalet ve eşitlik mücadelesinin ayrılmaz bir parçasıdır.”
(HA)